Şairler Tepesi’nde Dut Muhabbeti, Siyaset ve Hayat
Siyaset bazen kürsüden yapılan uzun konuşmalar değildir.
Bazen bir masanın etrafında, çayın buharında, sisli bir havada yapılan kısa ama anlamlı sohbetlerdir.
İşte Ak Parti İl Başkanı Sayın M. Burak Gül’ün, milletvekillerinin ve ilçe başkanlarının basın mensuplarıyla Şairler Tepesi’nde bir araya geldiği toplantı, tam da böyle bir atmosferde başladı.
Saatler 13.00’ü gösterirken Şairler Tepesi’ne çıkmıştık.
Hava bulutlu, sisli… Kahramanmaraş’a yakışır bir manzara.
Güneş yüzünü saklamış ama sohbetin sıcaklığı havayı ısıtmaya yetmişti.
Toplantı başlamadan önce, her zamanki gibi siyaset dışı bir konu gündeme düştü.
Benim yıllar önce yazdığım “Dut Faydaları” kitabı…
“Hocam kara dut mu daha faydalı, ak dut mu?”
“Mor dut nerede duruyor?”
Sorular ardı ardına gelince, iş siyasetten çıkıp adeta botanik kongresine döndü.
Dedim ki;
“Bizim dünyamızda 95 çeşit dut var. Hangisini merak ediyorsanız açın kitabı okuyun.”
Yanımda bir miktar kitap vardı.
Herkese yetmese de meraklı olanlara birer adet vere bilirim.
Bir bakıma Şairler Tepesi’nde dut üzerinden hayat, sağlık ve tabiat konuşuldu.
Saat 13.40’a kadar bu tatlı tartışma sürdü.
Sonra siyasiler ve il başkanının gelmesiyle toplantı resmen başladı.
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle yapılan bu buluşma, sadece bir tebrik toplantısı değildi.
Ak Parti’nin yereldeki çalışmaları, sahadaki gözlemler, devam eden projeler konuşuldu.
Özellikle TOKİ Basın Evleri konusu, gazeteciler açısından önemli bir başlıktı.
Sorular soruldu, cevaplar alındı.
Yer yer eleştiri oldu, yer yer savunma…
Ama masada kopukluk değil, diyalog vardı.
Sohbet ilerledikçe konu Perde Pilavından açıldı.
Kahramanmaraş’ta siyaset konuşulup da Perde Pilavı anılmadan olur mu?
Derken iş biraz daha renklendi.
Arslan Deveboynu ağabey bastırıyor…
Mehmet Yüzbaşıoğlu kaçıyor…
Kim, neyi, neden istiyor;
Kim hangi pozisyonu zorluyor;
Bunların hepsi kulislerin doğal akışı.
Siyaset dediğiniz şey, sadece açıklamalarla değil;
bazen kaçmalarla, bazen bastırmalarla şekillenir.
Önümüzdeki süreçte bu tablo nereye evrilir,
kim nerede durur,
kim geri adım atar,
kim öne çıkar…
Bunları zaman gösterecek.
Hava hâlâ bulutlu.
Sis dağılır mı, güneş yüzünü gösterir mi bilmiyorum.
Sonra kar mı yağar, yağmur mu…
Onu da kestirmek zor.
Ama şunu biliyorum:
Bu şehir, her sisli havadan sonra bir şekilde yolunu bulmuştur.
Bazen güneşle, bazen yağmurla, bazen de karla.
Şairler Tepesi’nde dut muhabbetiyle başlayan bu gün,
siyasetle devam etti,
hayatla birleşti.
Gazetecilik de zaten tam olarak budur.
Gördüğünü yazmak,
duyduğunu not etmek,
hissettiğini satıra dökmek.
10 Ocak vesilesiyle bir kez daha hatırlatalım:
Basın; sisli havalarda yolu gösteren bir fenerdir.
Fenerin ışığı kısılırsa,
yol karanlık olur.
Biz yazmaya devam edeceğiz, siyaset ne alır bilemiyorum.
Güneş doğana kadar da,
sis dağılana kadar da…
Bugün 18 Ocak 2026 Pazar Hayırlı Günler Diliyorum