Zaman zaman kamuoyuna yansıyan “Büyük İsrail” haritaları ya da bölgesel genişleme iddiaları, bölgedeki güvensizliği artırmaktadır. Bu tür haritalar doğru olsun ya da olmasın, Türkiye açısından önemli olan şudur:
Devletler niyet okumayla değil, kapasiteyle caydırılır.
Bir ülke güçlü değilse, haritalar masada çizilir. Güçlü ise kimse o haritaları yüksek sesle konuşamaz.
Türkiye son yıllarda savunma sanayinde önemli adımlar attı. Ancak bu bir tercih değil, zorunluluktur.
![]()
Hava savunma sistemleri, balistik füze kapasitesi, yerli ve millî savaş uçağı projeleri, akıllı mühimmat ve özgün yazılımlar artık birer lüks değil; caydırıcılığın temel unsurlarıdır.
Caydırıcılık şu demektir:
Savaşı kazanmak değil, savaşı başlatmayı düşmana pahalı hâle getirmek.
Bu nedenle savunma sanayine ayrılan kaynak bir gider kalemi değil, ulusal güvenlik sigortasıdır. Üretimin seri kapasiteye ulaşması, insan kaynağının artırılması ve teknolojik bağımsızlığın güçlendirilmesi stratejik zorunluluktur.
Bölgesel Gerçeklik
Irak, Suriye ve Lübnan yıllardır istikrarsızlık içinde. İran’a yönelik baskı artıyor. Doğu Akdeniz’de enerji gerilimi sürüyor. Ege’de Yunanistan ile sorunlar devam ediyor. Güney Kafkasya hassas.
Türkiye, jeopolitik olarak dünyanın en kritik kavşaklarından birinde duruyor. Böyle bir coğrafyada “tarafsız ve zayıf” kalma lüksü yoktur.
Duygusal Tepki Değil, Stratejik Akıl
Ramazan ayında ya da başka bir zamanda sivillerin ölmesi insanın vicdanını yaralar. Ancak devlet yönetimi duyguyla değil stratejiyle yapılır.
Türkiye’nin yapması gereken;
• Savunma kapasitesini artırmak,
• Enerji ve su güvenliğini korumak,
• Ekonomik dayanıklılığı güçlendirmek,
• Diplomatik manevra alanını genişletmek.
Çünkü güçlü ekonomi olmadan güçlü savunma olmaz. Güçlü savunma olmadan da bağımsız politika yürütülemez.
Son Söz
Ortadoğu’da haritalar değişebilir. İttifaklar değişebilir. Rejimler değişebilir.
Ama değişmeyen tek şey şudur: Güç dengesi.
Türkiye, kendi uçağını, füzesini, hava savunma sistemini üretmek zorundadır. Gerektiği kadar stok yapmak zorundadır. Savunma sanayiinde insan kaynağını büyütmek zorundadır.
Bu bir savaş çağrısı değil; caydırıcılık çağrısıdır.
Bu bir korku siyaseti değil; hazırlıklı olma mecburiyetidir.
Güçlü Türkiye, barışın teminatıdır.
Hayırlı haftalar diliyorum.