Köyler Sessiz, Şehirler Yorgun…

Ve o sessizlik bazen en gürültülü alarmdır. Bakanımız İbrahim Yumaklı, Sevgili hısımım Abdulkadir Polat inşallah bu yazımızı okur diye düşünüyorum.

Köyler Sessiz, Şehirler Yorgun…

Türkiye’de uzun yıllar boyunca köy, kasaba ve şehir üçgeni bir denge içinde yaşadı. Toprağın bereketi köyden çıktı, ticaret kasabada can buldu, şehir ise idare merkezi oldu. Bu düzenin içinde herkesin bir yeri, bir işi, bir hayatı vardı.

Ancak 2012 yılında çıkarılan ve 2014 yerel seçimlerinden sonra yürürlüğe giren 6360 sayılı Büyükşehir Yasası ile birlikte Türkiye’de yerel yönetim yapısı köklü biçimde değişti. Çok sayıda belde belediyesi kapatıldı, köyler mahalle statüsüne dönüştürüldü. Ama bu değişimin en ağır etkisini, belki de kimsenin yeterince konuşmadığı köyler yaşadı.

Bugün Anadolu’nun pek çok köyüne gidin…
Kapısı açık ama içi boş evler görürsünüz.

Türkiye bilmem ama Kahramanmaraş'ta 6 Şubat Depremleri ile boş olan köy evleri yıkıldı, Devletimiz yerine köy evi yaptı kim gidip oturacak onu da merak etmiyorum değil ! .

Bir zamanlar çocuk sesleriyle çınlayan köy okulları, camileri , sokaklar artık sessizdir.
Avlularda tavuklar gezmez.
Ahırlarda inek yoktur.
Dağlarda koyun sürüleri görünmez.
Bahçelerde köpek havlamaz, damlarda kedi dolaşmaz.

Sadece birkaç yaşlı çift…
Birbirine yaslanmış iki insan…
Ve sessizlik…

Eskiden kasabada belediye vardı. Kasabanın kendi bütçesi, kendi çalışanı, kendi hayatı vardı. Belediye çalışanı kasabada yaşar, çocuğu kasabada okula gider, esnaf kasabada kazanırdı.

Büyükşehir yasasıyla belde belediyeleri kapatılınca o çalışanların önemli bir bölümü il ve ilçe merkezlerine gönderildi. Köylerde yaşayan kamu görevlileri de aynı şekilde şehir merkezlerinde görev yapmaya başladı.

Sonuç ne oldu?

İnsanlar işlerinin olduğu yere taşındı.
Kasabalar küçüldü.
Köyler ise adeta boşaldı. Bu köy bizim köye benzemiyor ede !

Bugün Anadolu’da yüzlerce köyde aynı manzarayı görmek mümkün.
Köy kahvesinde dört sandalye…
O sandalyede üç yaşlı adam…
Bir de sessiz bir soba. 30 Büyükşehrin kaderi aynı ! " Biz Osmanlı Bankasıyız bir birimizden farkımız yok" (Reklam)

Çocuk yok…
Okul yok…
Hayvancılık yok…
Tarım yok…

Bu sadece sosyal bir mesele değil, aynı zamanda ekonomik ve stratejik bir meseledir.

Çünkü köy boşalırsa üretim azalır.
Üretim azalırsa şehir pahalanır.
Şehir pahalanırsa hayat zorlaşır.

Bugün şehirlerde sebzenin, etin, sütün pahalı olmasının arkasında sadece ekonomik sebepler yok. Aynı zamanda köylerin boşalması gerçeği de var. 30 Büyükşehrin dışında kalan 51 ilimiz bunun farkında değil.

Bir zamanlar her köy kendi kendine yeten küçük bir üretim merkeziydi.
Bugün ise birçok köy, sadece yazın kapısı açılan anı evlerine dönüştü.

Elbette şehirleşme kaçınılmaz bir süreçtir. Ama mesele şehir büyürken köyün ölmemesidir.

Bugün yeniden düşünmemiz gereken soru şudur:

Köyleri nasıl yeniden yaşatacağız?
Gençleri toprağa nasıl döndüreceğiz?
Hayvancılığı ve üretimi nasıl canlandıracağız?

Çünkü köy sadece bir yerleşim yeri değildir.
Köy, bu ülkenin gıdasıdır, kültürüdür, hafızasıdır.

Köy boşalırsa sadece evler değil…
Bir medeniyet sessizce çekip gider.

Ve o sessizlik bazen en gürültülü alarmdır. Bakanımız İbrahim Yumaklı, Sevgili hısımım Abdulkadir Polat inşallah bu yazımızı okur diye düşünüyorum.

Hayırlı Ramazanlar Diliyorum

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri