Eşkıya Amerika, Ölen Uluslararası Hukuk Ve Savunma Sanayi Gerçeği
Bu sabah bir kez daha gördük ki, uluslararası hukuk diye bir şey artık yok.
Varsa yoksa güç…
Varsa yoksa silah…
Varsa yoksa caydırıcılık…
ABD denen haydut devlet, petrolü bol ama kendisine biat etmeyen bir ülkenin devlet başkanını, hem de eşiyle birlikte, iki helikopterle yatağından alıp kaçırabiliyorsa; artık Birleşmiş Milletler yalnızca bir tabela, uluslararası hukuk ise çoktan toprağa verilmiştir.
Bu tabloda hâlâ “hukuk”, “insan hakları”, “demokrasi” masalları anlatanlar ya saftır ya da bilerek kördür.
BÜYÜK DEVLET, HAKKINI SİLAHIYLA KORUR
Devletler bu çağda dilekçe ile değil, güçle ayakta kalır.
Kınama metinleriyle değil, caydırıcılıkla yaşar.
Silahın yoksa, sözün de yoktur.
İşte tam da bu yüzden,
“S-400’ü niye alıyoruz, Sinoplu balıklar korkar” diyerek savunma sanayiini küçümseyenlere değil;
15 yıldır her türlü ambargoya, tehdide, ekonomik saldırıya rağmen Türkiye’ye savunma gücü kazandıran Recep Tayyip Erdoğan’a neden destek verilmesi gerektiğini bugün daha iyi anlıyoruz.
Çünkü ABD’nin hukuku yok.
ABD’nin adaleti yok.
ABD’nin ahlakı yok.
ABD’nin yalnızca çıkarı var.
BAYKAR, TAI, KAAN, KIZILELMA: MESELE TEKNOLOJİ DEĞİL, BAĞIMSIZLIK
Baykar’a karşı çıkmak teknoloji meselesi değildir.
KAAN’a dudak bükmek bir uçak tartışması değildir.
Kızılelma ile alay etmek bir mühendislik eleştirisi değildir.
Bu tavırların tamamı bağımsızlık karşıtlığıdır.
“Motor yerli mi?” diye alay edenler bilmelidir ki;
hiçbir yerli motor, teslim alınmış bir ülkenin zincirlerinden daha ağır değildir.
Bugün Bayraktar TB2’ler olmasaydı,
Akdeniz’de sözümüz olmazdı.
Karabağ’da kader değişmezdi.
Libya’da masada yerimiz olmazdı.
BU ÇAĞDA SİLAHSIZLIK, ESARETTİR
Artık romantik çağlar bitti.
Barış güvercinleriyle devlet yönetilmiyor.
Bu çağda silahsızlık erdem değil, davetiyedir.
Gücü olmayanın hukukunu yazmazlar.
Ordusu olmayanın sınırını korumazlar.
Savunma sanayii olmayanın liderini yatağından alır götürürler.
Venezuela’da olan budur.
Irak’ta olan budur.
Libya’da, Suriye’de olan budur.
SON SÖZ
Bu saatten sonra Türkiye’nin savunma sanayiine karşı çıkan;
ambargolara alkış tutan;
yerli üretimle dalga geçen hiç kimseye “muhalif” denemez.
Bu, fikir ayrılığı değildir.
Bu, eleştiri değildir.
Bu, doğrudan milli çıkar karşıtlığıdır.
Ve artık bu çağda gerçek nettir:
Devletler sadece güçle yaşar.
Silahı olmayanın hukuku olmaz.
Savunma sanayiine karşı çıkan, bağımsızlığa karşı çıkar.
Gerisi laf-ı güzaftır.