BU AKIL TUTULMASINA ARTIK SON VERİLMELİDİR
Biz Yörükler olarak bugün sesimizi yükseltmek zorunda kaldığımız bir süreci yaşıyoruz.
Biz bu dağlara dün gelmedik. 1930’lu yıllardan beri bu topraklarda varız. Geçmişte göçebe olarak yaşadık, yaylalarda konakladık. Zaman içerisinde yerleşik hayata geçtik; kendi mülkiyetimizde bulunan, tarımsal niteliği olmayan arazilerimizde başımızı sokacak mütevazı yaşam alanları oluşturduk.
Bugün Yukarıbeyçayırı ve Seviçler Obası’nda bulunan yapıların önemli bir kısmı ise deprem sonrasında insanların mecburen kullandığı konteynerlerden oluşmaktadır.
Şimdi soruyoruz:
Pınarbaşı’nın bütün meselesi bitti de 1900 rakımdaki Yörüklerin çoğunluğu konteynerden oluşan yayla evleri mi kaldı?
Bu akıl tutulmasını anlamakta gerçekten zorlanıyoruz.
Mahkeme süreci devam ederken, 4 çiftçeker araç, bir minibüs dolusu jandarma, belediye ekipleri ve diğer kamu kurumlarının görevlileriyle 1900 rakımdaki yayla evlerine yıkım için gidiliyor.
Biz Yörükler devletimize sadık insanlarız.
Jandarmamız bizim jandarmamızdır. Mehmetçiğimiz bizim Mehmetçiğimizdir. Devletimizin bütün kurumlarını kendi kurumumuz biliriz.
Bir Mehmetçiğimizi gönderseniz bile bize yeter. Biz düşman değiliz!
Öyleyse Mehmetçiğimizi saatlerce yayla yollarında vatandaşın evini yıkmak için bekletmenin, devletin kurumlarını ve kamu imkânlarını böyle bir iş için seferber etmenin anlamı nedir?
Belediyenin araçları vatandaşın vergileriyle alınmıştır. Bu araçların görevi yol yapmak, kanal yapmak, altyapı götürmek ve vatandaşın hayatını kolaylaştırmaktır.
Devletin gücü vatandaşı yaşatmak ve korumak için kullanılmalıdır; vatandaşın başını soktuğu yeri yıkmak için değil.
Biz jandarmamıza karşı değiliz. Tam tersine, jandarmamızın vatandaşla karşı karşıya getirilmesine karşıyız.
BİZ AYRICALIK İSTEMİYORUZ, EŞİTLİK İSTİYORUZ
Madem mesele İmar Kanunu ve ruhsat meselesidir, o zaman aynı hukuk Pınarbaşı’nın tamamında uygulansın.
Sanki Pınarbaşı ilçesinin ve köylerinin bütün yapıları imara uygun, bütün binaları ruhsatlı da yalnızca bizim 1900 rakımdaki yayla evlerimiz mi sorun oldu?
Pınarbaşı Belediye binasının hemen yanındaki yapılardan başlayarak, belediyeye ve diğer kamu kurumlarına ait binaların da ruhsat ve imar mevzuatına uygunlukları incelensin.
Biz “başkasının yapısı da aykırıysa bizimkine dokunmayın” demiyoruz.
Biz diyoruz ki: Kanun herkese aynı uygulansın.
Biz bugüne kadar kimseyi şikâyet ederek bir şey elde etmeye çalışmadık. Fakat bundan sonra bize “kanun” deniliyorsa, biz de hukuki yollar içerisinde kanunun herkese eşit uygulanıp uygulanmadığını soracağız.
Bu bir tehdit değildir.
Bu, vatandaşın en doğal ve demokratik hakkıdır.
IRKIMIZ ÜZERİNDEN AYRIMCILIK İSTEMİYORUZ
Bizim yaşadıklarımız nedeniyle, belediye yönetiminin Yörük vatandaşlara yönelik tutumunun ayrımcılık ve ırkçılık iddialarını gündeme getirecek bir noktaya geldiğini düşünüyoruz.
Biz kimsenin kökenini sorgulamıyoruz.
Biz de kendi kökenimiz nedeniyle farklı muamele görmek istemiyoruz.
Belediye başkanı da yardımcısı da bütün vatandaşların yöneticisidir.
Makamlar siyasi hesapların, kişisel düşüncelerin veya etnik ayrımların yeri değildir.
Biz Türk Yörükler olarak bu uygulamaları kendi kimliğimize ve kültürümüze yönelik bir haksızlık olarak değerlendiriyoruz.
SAYIN KAYMAKAMIM, BU OLAYDAN HABERİNİZ VAR MI?
İlçeye gelenleri hayırlı olsun ziyaretleri nedeniyle ağırlarken, 1900 rakımda vatandaşların yaşam alanlarına yönelik böyle bir operasyon yapıldığından Sayın Kaymakamımızın haberi var mı, doğrusu merak ediyoruz.
Eğer haberiniz yoksa sizi bu olaydan haberdar ediyoruz.
Eğer haberiniz varsa da soruyoruz:
Mahkeme süreci devam ederken, deprem sonrasında konteyner ve çadırlarda yaşamaya çalışan vatandaşların karşısına neden iş makineleri ve bu kadar kamu görevlisiyle çıkılıyor?
Biz devletimizin yöneticilerinden kavga değil, sağduyu bekliyoruz.
ÖNCE MAHKEME KARARINI VERSİN
Bizim talebimiz çok açık:
Mahkeme kararını versin.
Eğer mahkeme sonucunda bu yapıların yıkılması gerektiğine karar verilirse, biz devletimizle kavga etmeyiz. Hukuka saygı duyarız. Gerekli hukuki süreç tamamlandıktan sonra, yıkılması gereken yapıları kendi imkânlarımızla kendimiz de yıkarız.
Ama mahkeme süreci devam ederken vatandaşın yaşam alanına iş makineleriyle gelinmesini istemiyoruz.
Önce hukuk, sonra işlem.
Bundan daha doğal ne olabilir?
DEVLETİMİZİ YÖNETENLERE ÇAĞRIMIZDIR
Buradan devletimizi yönetenleri sağduyuya, adalete ve vicdana davet ediyoruz.
Biz devletimize sadık insanlarız.
Devlet bizim devletimizdir. Bayrak bizim bayrağımızdır. Mehmetçik bizim Mehmetçiğimizdir. Jandarma bizim jandarmamızdır.
Ama biz de bu devletin vatandaşlarıyız.
Bizim de toprağımız, evimiz, yaşamımız ve hukuki haklarımız vardır.
Biz devlete başkaldırmıyoruz; devletimizin adaletine sığınıyoruz.
Artık bu akıl tutulmasına son verilmelidir.
1900 rakımdaki Yörüklerin çoğunluğu konteynerlerden oluşan yayla evleriyle uğraşmak yerine, bu insanların sesini duyun.
Yıkmayın, dinleyin.
Dışlamayın, çözüm üretin.
Baskı değil hukuk uygulayın.
Ayrımcılık değil eşitlik sağlayın.
Biz ayrıcalık istemiyoruz.
Biz sadece adalet istiyoruz.
Kahramanmaraş Yörükler Türkmenler Derneği olarak çağrımızdır:
Devletimizi yönetenleri sağduyuya davet ediyor, mahkeme kararı sonuçlanıncaya kadar yıkım işlemlerinin durdurulmasını ve vatandaşlarımızla birlikte kalıcı, hukuki ve vicdani bir çözüm bulunmasını talep ediyoruz.