BOP ve İsrail: Demokrasi Vaadi mi, Jeopolitik Hesap mı?
Dr. İmbat MUĞLU
Ortadoğu denildiğinde akla gelen en tartışmalı kavramlardan biri hiç kuşkusuz Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)'dur. Yaklaşık yirmi yıldır bu proje üzerine sayısız değerlendirme yapıldı. Kimi çevreler BOP'u demokrasi, insan hakları ve ekonomik kalkınmayı hedefleyen bir reform projesi olarak tanımlarken, kimileri ise bölgeyi yeniden dizayn etmeye yönelik küresel bir jeopolitik strateji olarak değerlendirdi.
ABD tarafından 2000'li yılların başında gündeme getirilen BOP, resmî söylemlerde demokrasi, özgürlük, ekonomik gelişme ve istikrar vaatleriyle sunuldu. Ancak Irak'ın işgaliyle başlayan süreç, ardından Suriye, Libya ve diğer bölge ülkelerinde yaşanan gelişmeler, bu vaatlerle sahadaki gerçekler arasında büyük bir uçurum bulunduğunu ortaya koydu.
Bugün geriye dönüp baktığımızda karşımıza çıkan tablo düşündürücüdür. Milyonlarca insan yerinden edildi, yüz binlerce kişi hayatını kaybetti, devlet yapıları zayıfladı, terör örgütleri güç kazandı ve bölge uzun yıllar sürecek istikrarsızlık sarmalına sürüklendi. Elbette bütün bu gelişmeleri yalnızca tek bir projeye bağlamak doğru değildir. Bölgesel aktörlerin tercihleri, küresel güç rekabeti, mezhep çatışmaları ve ülkelerin kendi iç dinamikleri de bu sürecin önemli belirleyicileri olmuştur.
BOP tartışmalarının merkezinde ise çoğu zaman İsrail yer almaktadır. Bir görüşe göre, bölgedeki bazı rejimlerin zayıflaması ve güç dengelerinin değişmesi İsrail'in güvenlik ortamını güçlendirmiştir. Buna karşılık birçok akademisyen, "BOP tamamen İsrail için hazırlanmış bir projedir" iddiasının kesin belgelerle ispatlanmış bir gerçek değil, farklı siyasi yorumlardan biri olduğunu ifade etmektedir.
Tam da bu noktada siyasi söylemler ile akademik değerlendirmeleri birbirinden ayırmak gerekir. Dış politika ve uluslararası ilişkiler, yalnızca sloganlarla değil; tarihî belgeler, diplomatik kayıtlar, uluslararası hukuk ve bilimsel çalışmalar ışığında değerlendirilmelidir.
Ancak şu soruyu da sormadan geçemeyiz:
BOP, gerçekten vaat ettiği demokrasiyi Ortadoğu'ya getirebildi mi?
Irak'a bakıyoruz...
Suriye'ye bakıyoruz...
Libya'ya bakıyoruz...
Ortaya çıkan tablo; huzurun değil, istikrarsızlığın, refahın değil yıkımın, demokrasinin değil çatışmaların hâkim olduğu bir coğrafyayı göstermektedir.
Ortadoğu'nun geleceğini tek bir ülkenin çıkarlarıyla ya da tek bir projenin hedefleriyle açıklamak mümkün değildir. İsrail'in güvenlik kaygıları, Filistin meselesi, İran'ın bölgesel politikaları, Türkiye'nin güvenlik stratejileri ve küresel güçlerin rekabeti aynı denklemin birbirini etkileyen parçalarıdır.
Bu nedenle BOP üzerine yapılacak değerlendirmelerde duygusal yaklaşımlardan uzak durmak, farklı kaynakları karşılaştırmak ve olaylara çok boyutlu bakabilmek büyük önem taşımaktadır.
Bununla birlikte, yaşanan gelişmeler ışığında birçok insanın zihninde oluşan kanaat da göz ardı edilemez. Çünkü Irak'tan Suriye'ye, Libya'dan Gazze'ye kadar uzanan süreçte bölgede barışın değil savaşın, huzurun değil gözyaşının hâkim olduğu acı bir gerçektir.
Sonuç olarak; BOP ile İsrail arasındaki ilişki konusunda farklı görüşler ve farklı değerlendirmeler bulunmaktadır. Ancak tartışmasız olan bir gerçek vardır ki, aradan geçen yıllar sonunda Ortadoğu'ya vaat edilen demokrasi ve istikrar gerçekleşmemiş; aksine bölge, tarihinin en ağır insani krizlerinden biriyle karşı karşıya kalmıştır.
Bugün milyonlarca insanın aklındaki soru hâlâ cevabını beklemektedir:
Eğer amaç gerçekten demokrasi ve huzur idiyse, neden geriye yıkılmış şehirler, parçalanmış devletler, milyonlarca mülteci ve dinmeyen gözyaşları kaldı?
Belki de BOP tartışmalarında sorulması gereken en önemli soru budur.
Bu metin gazete köşesi üslubunda hazırlanmış olup, tartışmalı konularda farklı görüşlerin bulunduğunu belirtirken, yazarın eleştirel bakışını da koruyacak şekilde akıcı ve etkili bir dille düzenlenmiştir.