Biz Partiyiz, Aslında Birbirimizden Farkımız Yok!
Sevgili Okurlarım,
Bugün 29 Eylül 2026…
Kahramanmaraş siyasetinde yine hareketli bir gün yaşıyoruz.
Milletvekilinin parti değiştirmesi…
Belediye başkanının parti değiştirmesi…
Meclis üyelerinin parti değiştirmesi…
Peki, bütün bunlar bize ne anlatıyor?
Asıl mesele, insanların hangi partiye geçtiğinden çok, siyasetin halka nasıl baktığı ve halkın beklentilerine nasıl cevap verdiğidir.
Ben bu konuyu biraz daha farklı bir açıdan değerlendirmek istiyorum.
5 Nisan: Madalya ve Kardeşlik Günü
5 Nisan 1925…
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Maraş şehrine İstiklal Madalyası verdi.
Biz de 5 Nisan 2024 tarihinde, “Madem bu şehir kardeşlik ve birlik şehri, o zaman siyasette de kardeşlik ve birlik olmalı” diyerek bir değerlendirme yapmıştık.
O gün, Mehmet Akpınar, Mehmet Karaca, Selim Cüce, Yemliha Göktaş ve Milletvekili İrfan Karadutlu’nun AK Parti’ye katılmasının doğru olacağını yazmıştık.
Bazı dostlarımız da,
“Harun Vicdan ve Erkan Gürbüz de bu listede olmalı” demişlerdi.
Aradan zaman geçti.
Belediye başkanları bekledi, düşündü, değerlendirdi.
Ve bugün…
Türkoğlu Belediye Başkanı Mehmet Karaca ile Dulkadiroğlu Belediye Başkanı Mehmet Akpınar AK Parti’ye katılıyor.
Hayırlı olsun.
Ancak ben meseleyi yalnızca “kim hangi partiye geçti?” şeklinde değerlendirmiyorum.
Hizmette Parti Ayrımı Olur mu?
Şunu açıkça ifade etmek isterim:
Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un hizmet anlayışında parti ayrımı yapılmaması gerektiğini savunuyorum.
Bugüne kadar AK Parti, CHP, MHP, Yeniden Refah Partisi ayrımı yapılmadan ilçelere ve kırsal mahallelere hizmet götürüldüğünü görüyoruz.
Pazarcık ve Elbistan’da CHP’li belediyeler görev yapıyor.
Ama Büyükşehir Belediyesi’nin bu ilçelere hizmet götürmediğini kimse söyleyemez.
Hatta bazı hizmetlerin bu ilçelerde daha yoğun şekilde yapıldığına da şahit oluyoruz.
İşte olması gereken de budur.
Çünkü belediye başkanı sadece kendisine oy verenlerin değil, o şehirde yaşayan herkesin belediye başkanıdır.
Milletvekili de sadece kendi partisinin milletvekili değildir.
Devletin görevi de siyasi parti ayrımı yapmak değildir.
Mesele Parti Değiştirmek Değil
Bugün belediye başkanları parti değiştiriyor.
Milletvekilleri parti değiştiriyor.
Meclis üyeleri parti değiştiriyor.
Peki, vatandaş ne düşünüyor?
Bence asıl soru budur.
Çünkü vatandaş artık sadece “Hangi parti?” diye bakmıyor.
“Kim hizmet edecek?”
“Kim beni dinleyecek?”
“Kim benim sorunuma çözüm bulacak?”
diye soruyor.
Dolayısıyla belediye başkanlarının veya milletvekillerinin parti değiştirmesini sadece siyasi transfer olarak görmek yerine, partilerin halkı kucaklama anlayışını da sorgulamak gerekiyor.
Peki, Etik mi?
Elbette burada bir başka soru daha var:
Parti değiştirmek etik mi?
Bu sorunun cevabını herkes kendi vicdanında verecektir.
Ama ben bir başka etik sorunun daha önemli olduğunu düşünüyorum:
Adayları kim seçiyor ve nasıl seçiyor?
Bugüne kadar çoğu zaman parti yönetimleri adayını belirledi.
Sonra da vatandaşa,
“Biz bunu aday yaptık, siz de buna oy vereceksiniz.”
denildi.
Ama vatandaş son seçimlerde önemli bir mesaj verdi:
“Dayatma aday istemiyorum.”
Ve sandıkta bunun örneklerini gördük.
Demek ki vatandaşın söyleyecek sözü var.
Demek ki vatandaş artık kendisine gösterilen her adayı kabul etmiyor.
Demek ki seçmen, parti yönetimlerine de mesaj veriyor.
AK Parti de Muhasebesini Yapmalı
AK Parti bugün belediye başkanlarının katılımıyla elbette sevinebilir.
Ancak sadece “Kaç belediye başkanı bize geldi?” hesabı yapmak yeterli değildir.
Bence AK Parti’nin yapması gereken daha önemli bir muhasebe var:
“Biz 8 belediyeyi muhalefete nasıl verdik?”
Bunun cevabı aranmalıdır.
Hangi adaylarla hata yapıldı?
Vatandaş hangi adayları neden istemedi?
Teşkilat ile vatandaş arasında nerede kopukluk oluştu?
Parti yönetimleri sahadaki gerçekleri ne kadar görebildi?
Bunların hepsi masaya yatırılmalıdır.
Çünkü seçim kazanmak kadar, neden kaybedildiğini anlamak da önemlidir.
Bugün başka partiden AK Parti’ye geçen bir belediye başkanı yarın başka bir siyasi gelişmenin konusu olabilir.
Siyaset değişir.
İnsanlar değişir.
Partiler değişir.
Ama vatandaşın beklentisi değişmez: Adalet, hizmet, samimiyet ve kendisini dinleyen bir yönetim.
Biz Partiyiz, Aslında Birbirimizden Farkımız Yok!
Benim yıllardır söylediğim bir söz var:
Biz partiyiz… Aslında birbirimizden farkımız yok!
Hepimiz bu şehrin insanıyız.
Hepimiz aynı sokaklarda yaşıyoruz.
Aynı pazardan alışveriş yapıyoruz.
Çocuklarımız aynı okullara gidiyor.
Aynı şehirde yaşıyor, aynı depremi yaşadık, aynı acıları paylaştık.
Öyleyse neden siyaset bizi birbirimize düşürsün?
Partiler farklı olabilir.
Fikirler farklı olabilir.
Siyasi tercihler farklı olabilir.
Ama Kahramanmaraş hepimizin şehridir.
Bugün AK Parti'ye geçen belediye başkanlarına da, başka partilerde görev yapan belediye başkanlarına da aynı şeyi söylemek isterim:
Hangi partide olduğunuzdan önce, bu şehre ne kattığınız önemlidir.
Vatandaşın gönlünde yer edinmenin yolu da parti tabelasından değil, hizmetten geçer.
Gerisi siyasetin kendi hesabıdır.
Kalın sağlıcakla…