Birbirimizden Farkımız Yok!

Birbirimizden Farkımız Yok!

Birbirimizden Farkımız Yok!

Sevgili Okurlarım,

Son yıllarda toplum olarak önemli bir alışkanlık edindik. Olaylara bütünüyle bakmak yerine, işimize gelen pencereden bakıyoruz. Gerçekleri görmek yerine görmek istediğimiz kısmı görüyor, duymak istediklerimizi duyuyoruz.

Sonuçta ne oluyor?

Gerçeklerle yüzleşmekten kaçıyoruz.

Bugün Türkiye'nin gündemine baktığımızda, siyaset neredeyse tamamen CHP üzerinden tartışılıyor. Televizyonlarda, gazetelerde, sosyal medyada aynı konu dönüp dolaşıp karşımıza çıkıyor.

Oysa bir konuda suç varsa, bunun kararını meydanlar değil, mahkemeler verir.

Hâkim olmaya, savcı olmaya ya da avukat olmaya gerek yok. Kanunlar ortada. Her suçun bir alt sınırı, bir üst sınırı var. Mahkemeler de bu çerçevede karar veriyor.

Peki, CHP içerisindeki hukukçu milletvekilleri bunları bilmiyor mu?

Elbette biliyorlar.

Hatta bizlerden çok daha iyi biliyorlar.

Ama işte mesele burada başlıyor...

Herkes biliyor, fakat herkes işine gelen kısmını konuşuyor.

Onun için diyorum ki; aslında birbirimizden çok da farkımız yok.

Bir başka gerçeği daha görelim...

Dünya zor bir dönemden geçiyor. Küresel ekonomik kriz birçok ülkeyi etkiliyor. Kimisini az, kimisini daha fazla.

Bunun nedeni ülkelerin coğrafi yapıları, üretim güçleri, doğal kaynakları ve ekonomik şartlarıdır.

Bugün bazı Afrika ülkelerinde kurbanlık fiyatları oldukça düşük olabilir. Başka bir ülkede etin kilosu birkaç dolara satılabilir.

Ama bu fiyatları alıp Türkiye ile doğrudan kıyaslamak doğru değildir.

Çünkü her ülkenin üretim kapasitesi, maliyetleri ve alım gücü farklıdır.

Dünyada her ürünün fiyatı aynı değildir.

Asıl önemli olan, insanların gelirleriyle ihtiyaçlarını karşılayıp karşılayamadıklarıdır.

Bir zamanlar TRT'nin siyah-beyaz yayın yaptığı yıllarda meşhur bir reklam vardı:

"Aslında birbirimizden farkımız yok, biz Osmanlı Bankası'yız."

Bugün dünya ekonomisine baktığımda bu reklamı hatırlıyorum.

Çünkü ülkelerin büyük bölümü benzer ekonomik sorunlarla mücadele ediyor.

Örneğin Mısır'da asgari ücret 100-150 dolar seviyesinde.

Türkmenistan'da memur maaşları yine benzer rakamlarda.

Suriye'de ise birçok kişinin aylık geliri 100 doların altında.

Bu ülkelerde bazı ürünlerin ucuz olması normaldir. Çünkü insanların gelir seviyeleri buna göre şekillenmiştir.

Bu nedenle sadece et fiyatına, ekmek fiyatına veya market raflarına bakarak sağlıklı bir değerlendirme yapamayız.

Bizim bakmamız gereken yer ekonominin genel tablosudur.

Bir ülke 100 dolarlık ithalat yapıp 200 dolarlık ihracat gerçekleştiriyorsa güçlüdür.

İthalatı ile ihracatı dengedeyse yine başarılıdır.

Ancak ithalat ihracattan fazla olduğunda sorun başlar.

Türkiye'nin son yıllardaki en önemli ekonomik meselelerinden biri de budur.

İhracatımız güçlü olsa da ithalatımız daha yüksek seviyelerde seyrediyor. Bu da dış ticaret açığını büyütüyor ve Türk lirası üzerinde baskı oluşturuyor.

Gerçekleri konuşacaksak, hepsini konuşmalıyız.

Sadece hoşumuza giden tarafı değil...

Sadece bizim cepheyi değil...

Sadece bizim doğrularımızı değil...

Çünkü at gözlüğüyle bakılan hiçbir yol, insanı gerçeğe ulaştırmaz.

Gerçekleri görmek bazen hoşumuza gitmeyebilir.

Ama gerçeklerden kaçmak, onları değiştirmez.

Hayırlı pazarlar diliyorum.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri