BİR ŞEYLER DOĞRU GİTMİYOR!

BİR ŞEYLER DOĞRU GİTMİYOR!

BİR ŞEYLER DOĞRU GİTMİYOR!

Belediyelerdeki bürokrasi, yapı denetim engeli ve yolsuzluk iddiaları vatandaşı canından bezdiriyor!

Sevgili Okurlarım,

Bu ülkede bir şeyler doğru gitmiyor! Hem de uzun zamandır doğru gitmeyen çok şey var. Devlet, vatandaşın işini kolaylaştırmak, kamu hizmetlerini hızlandırmak, güvenilir ve adil bir düzen kurmak için vardır. Kanunlar da bunun için çıkarılır. Vatandaşın önünü açmak, işlerin zamanında yapılmasını sağlamak gerekirken, karşımıza yeni engeller çıkıyorsa burada oturup düşünmemiz gerekiyor.

Devletin amacı iş yapmak isteyenin önünü kesmek değil, işi doğru ve güvenli biçimde tamamlamasını sağlamaktır.

Bugün Kahramanmaraş'ta yaşananlara bakıyorum da insan ister istemez soruyor: Biz nerede yanlış yapıyoruz?

DEPREM ŞEHRİNDE İNŞAAT NEDEN BU KADAR ZOR?

6 Şubat 2023 depremlerinde büyük yıkım yaşayan Kahramanmaraş'ımızın yeniden ayağa kalkması gerekiyor. Şehrimizin konutlara, iş yerlerine, yeni yatırımlara ve güçlü bir ekonomik hareketliliğe ihtiyacı var. Bunun yolu da güvenli, sağlam ve denetlenebilir yapılar inşa etmekten geçiyor.

Elbette yapı güvenliği tartışılmaz. Deprem gerçeğini yaşamış bir şehirde denetimden taviz verilmesini kimse bekleyemez. Ancak denetim yapmak başka, işi gereksiz yere sürüncemede bırakmak başkadır!

Bugün bakıyorsunuz, inşaat yapmak isteyen vatandaş belediyede imar işlemlerine takılıyor. Bir engeli aşınca başka bir sorunla karşılaşıyor. Bu defa yapı denetim süreci gündeme geliyor. Ruhsat bekleyen müteahhit, işini zamanında bitirmek isteyen esnaf, evine kavuşmayı bekleyen vatandaş mağdur oluyor.

Kahramanmaraş ve ilçelerinde yaklaşık 60 civarında yapı denetim kuruluşu ve bu alanda faaliyet gösteren firma bulunduğu ifade ediliyor. Müteahhitlerle yapı denetim firmaları arasında yaşanan anlaşmazlıklar da zaman zaman gündeme geliyor.

Peki, soruyorum: Yapı denetim sisteminin amacı nedir?

Elbette insan hayatını korumak, binaların mevzuata uygun ve güvenli yapılmasını sağlamaktır. Peki, sistemin işleyişi müteahhitle denetim kuruluşunu sürekli karşı karşıya getiriyorsa, ruhsat süreçleri uzuyor ve işler içinden çıkılmaz hâle geliyorsa burada bir düzenleme ihtiyacı yok mudur?

Denetim şarttır ama denetimin kendisi bir engel hâline gelmemelidir. Kurallar açık, işlemler şeffaf, süreler belli olmalıdır. Anlaşmazlıklar da vatandaşı mağdur etmeden çözülebilmelidir.

Depremde yıkılmış bir şehri yeniden inşa etmeye çalışırken vatandaşın karşısına bir de bürokrasi duvarı çıkarmayalım!

BELEDİYELER VATANDAŞIN İŞİNİ KOLAYLAŞTIRMAK İÇİN VAR!

Belediyeler, vatandaşın en fazla muhatap olduğu kamu kurumlarının başında gelir. İmar işlemlerinden ruhsatlara, yapı kullanma izinlerinden iş yeri açma belgelerine kadar pek çok işlem belediyeler üzerinden yürütülür.

Vatandaş belediyeye gittiğinde işinin zamanında yapılmasını, hangi belgeyi nereden alacağını bilmeyi ve karşısında çözüm üreten bir yönetim bulmayı ister.

Ancak bazı yerlerde vatandaşın işi kolaylaşacağına zorlaşıyor. İşlemler uzadıkça uzuyor, dosyalar bir masadan diğerine gidiyor, vatandaş da işini takip etmek için kapı kapı dolaşmak zorunda kalıyor.

Daha da düşündürücü olan, bazı belediyelerde işlemleri takip etmek amacıyla belediye şirketleri üzerinden hizmetler sunulduğuna ve bu hizmetler karşılığında yüksek bedeller alındığına ilişkin şikâyetlerdir.

Burada açıkça soruyorum: Vatandaş, kanunların öngördüğü harç ve ücretleri ödedikten sonra bir de işini takip ettirmek için neden başka bedeller ödemek zorunda kalsın?

Eğer sunulan hizmetin hukuki dayanağı varsa bunun açıkça ortaya konulması gerekir. Ücretin ne olduğu, hangi hizmet karşılığında alındığı ve nasıl belirlendiği herkes tarafından bilinmelidir.

Kamu hizmeti, vatandaşa ek bir yük getiren karmaşık bir sisteme dönüşmemelidir.

RÜŞVETİN ADI DEĞİŞİRSE SORUN ORTADAN KALKAR MI?

Burada çok hassas bir konuya geliyoruz.

Bir vatandaş, işini yaptırabilmek için tanıdık arıyorsa, torpil bulmaya çalışıyorsa veya işlemlerinin hızlanması için aracıya ihtiyaç duyduğunu düşünüyorsa kamu yönetiminde ciddi bir güven sorunu var demektir.

Elbette her iş takip hizmeti yolsuzluk değildir. Her gecikme de rüşvet anlamına gelmez. Ancak vatandaşın aklında soru işaretleri oluşuyorsa, kamu kurumlarının bu şikâyetleri ciddiyetle incelemesi gerekir.

Bir işin yasal yolu açıkça belli değilse, vatandaş hakkını aramak yerine aracı arıyorsa orada düzeltilmesi gereken bir sistem sorunu vardır.

Rüşvetin, kayırmacılığın ve usulsüzlüğün üzeri isim değiştirilerek örtülemez. İş takip bürosu denilen yapıların nasıl çalıştığı, hangi ücretleri aldığı ve hangi yetkiye dayandığı şeffaf biçimde denetlenmelidir.

Kimsenin emeğiyle kazandığı parasını, kendi hakkı olan bir kamu hizmetine ulaşabilmek için haksız yere harcamasına göz yumulmamalıdır.

DEVLETİN BİR TARAFI İŞİ KOLAYLAŞTIRIRKEN DİĞER TARAFI NEDEN ZORLAŞTIRIYOR?

Devletimizin kurumları, adliyelerimiz, savcılarımız ve polisimiz yolsuzlukla mücadele kapsamında çalışmalar yürütüyor, operasyonlar yapıyor. Kamu kaynaklarını kötüye kullananların ve hukuka aykırı işlere karışanların hesap vermesi hepimizin ortak beklentisidir.

Ancak mesele yalnızca operasyon yapmakla bitmiyor. Asıl mesele, yolsuzluğa zemin hazırlayan düzeni ortadan kaldırmak, denetimi güçlendirmek ve kamu hizmetlerini şeffaf hâle getirmektir.

Bir yerde usulsüzlük varsa üzerine gidilmeli, iddialar tarafsız biçimde araştırılmalı ve suç sabit olduğunda hukuk çerçevesinde gereken yapılmalıdır.

Devletin gücü, yalnızca suç işleyenleri yakalamasında değil, suçun işlenmesini kolaylaştıran boşlukları da kapatmasında ortaya çıkar.

Vatandaş, devlet dairesine girdiğinde işinin hakkıyla yapılacağına inanmalıdır. Bir tanıdığı olmadığı için mağdur olmayacağını, hakkını almak için torpil aramak zorunda kalmayacağını bilmelidir.

HIRSIZLIK, YOLSUZLUK VE KAYIRMACILIK KİMİN YANINDA OLURSA OLSUN YANLIŞTIR!

Benim itirazım tam da buraya!

Haksız kazanç sağlayan kim olursa olsun karşısında durulmalıdır. Devletin parasını, milletin hakkını ve vatandaşın alın terini kendi çıkarı için kullananlara kimse sahip çıkmamalıdır.

İnsan kendi çevresinden birinin yanlışını gördüğünde susuyorsa, başkasının yaptığı yolsuzluğa tepki gösterip kendi yakınının yaptığını görmezden geliyorsa burada da büyük bir ahlak sorunu vardır.

Yanlışın partisi, makamı, unvanı olmaz. Haksızlığın da bahanesi olmaz.

Arkadaşımız yapınca doğru, rakibimiz yapınca yanlış diyemeyiz. Hukuk herkes için aynı işlemeli, hesap verme sorumluluğu herkesi kapsamalıdır.

Bu ülkenin kaynakları bir avuç insanın zenginleşmesi için değil, milletin refahı için kullanılmalıdır.

REİS TEK BAŞINA NE YAPABİLİR?

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a da buradan sesleniyorum: Devletin her kademesinde işlerin kolaylaştırılması, kamu kaynaklarının korunması ve yolsuzluk iddialarının üzerine kararlılıkla gidilmesi gerekiyor.

Ancak hiçbir liderin, hiçbir yöneticinin tek başına her sorunu çözmesini bekleyemeyiz. Bunun için bakanlıklardan belediyelere, kamu kurumlarından denetim mekanizmalarına kadar herkesin görevini hakkıyla yapması gerekir.

Bir kurumda işini düzgün yapan memurun emeğine saygı duymalıyız. Görevini kötüye kullananın da kim olduğuna bakmadan hesap vermesini sağlamalıyız.

Vatandaşın devlete güveni zedelenirse bunu yeniden inşa etmek kolay değildir. Güven, sözle değil; adaletle, şeffaflıkla, dürüstlükle ve sonuç alan bir yönetim anlayışıyla kazanılır.

ARTIK BİR ŞEYLER DEĞİŞMELİ!

Kahramanmaraş deprem yaralarını sarmaya çalışıyor. Esnaf ayakta kalmanın, müteahhit işini tamamlamanın, vatandaş evine kavuşmanın mücadelesini veriyor.

Böyle bir dönemde bürokratik engellerle, gereksiz gecikmelerle ve şeffaf olmayan uygulamalarla insanların önüne yeni sorunlar çıkarılmamalıdır.

Yapı denetim sistemi güvenli yapı üretimini sağlamalı, belediyeler işlemleri hızlandırmalı, kamu kurumları çözüm üretmeli ve vatandaşın hakkını aramak için aracıya ihtiyaç duymadığı bir düzen kurulmalıdır.

Yolsuzluk varsa araştırılsın, hırsızlık varsa ortaya çıkarılsın, kamu zararı oluşmuşsa sorumlular hesap versin. Ama bunlar yapılırken hiçbir kişi veya kurum peşinen suçlu ilan edilmesin; herkes hukuk önünde eşit olsun.

Benim istediğim çok açık: Bu ülkede işini dürüstçe yapan kazansın, vatandaş mağdur olmasın, devletin bir kuruşu bile sahipsiz kalmasın!

Haksız kazanca yuh diyorum!

Yolsuzluğa yuh diyorum!

Torpile, kayırmacılığa ve kamu gücünü kendi çıkarı için kullanmaya yuh diyorum!

Bu millet çok çalıştı, çok bedel ödedi. Artık vatandaşın işini kolaylaştıran, adaleti güçlendiren ve kamu kaynaklarını koruyan bir yönetim anlayışını görmek istiyoruz.

Allah devletimize zeval vermesin. Cumhurbaşkanımıza, milletimize hizmet eden herkese güç ve kuvvet versin. Devletimizin kurumlarıyla birlikte bu sorunların üstesinden gelmesini diliyorum.

Bir kez daha söylüyorum: Bu ülkede bir şeyler doğru gitmiyor. Gelin, hep birlikte yanlış gidenleri düzeltelim!

Kalın sağlıcakla…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri