AZERBAYCAN TEMSİLCİLİKLERİ ÖNÜNDEKİ PROTESTOLAR: DİKKAT VE DEVLET AKLI!

AZERBAYCAN TEMSİLCİLİKLERİ ÖNÜNDEKİ PROTESTOLAR: DİKKAT VE DEVLET AKLI!

AZERBAYCAN TEMSİLCİLİKLERİ ÖNÜNDEKİ PROTESTOLAR: DİKKAT VE DEVLET AKLI!

Dr. İmbat MUĞLU

İstanbul’daki Azerbaycan Başkonsolosluğu ve Ankara’daki Azerbaycan Büyükelçiliği önünde düzenlenen protestolar, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki stratejik ilişkiler açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken gelişmelerdir.

Mesele yalnızca diplomatik temsilciliklerin önünde toplanan kalabalıklar değildir. Asıl mesele; bu gösterilerin hangi şartlarda ortaya çıktığı, kimler tarafından organize edildiği ve iki kardeş ülke arasındaki ilişkilere zarar vermek amacıyla kullanılıp kullanılmadığıdır.

Ancak burada önemli bir ayrım yapılmalıdır: Her protesto provokasyon değildir, her eylemin arkasında yabancı bir istihbarat servisi aranamaz. Buna karşılık, diplomatik temsilciliklere yönelik güvenlik tehditleri de görmezden gelinemez.

PROVOKASYON İDDİALARI DELİLLERLE ARAŞTIRILMALI

Bu noktada cevaplandırılması gereken bazı önemli sorular bulunmaktadır:

  • Gösterilerin organizasyonunda hangi kişi ve kuruluşlar rol almıştır?

  • Eylemler arasında koordinasyon var mıdır?

  • Organizasyonların finansmanında hukuka aykırı veya gizlenmiş dış kaynaklar bulunmakta mıdır?

  • Sosyal medyada Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini hedef alan koordineli bir dezenformasyon faaliyeti yürütülmüş müdür?

Bu soruların cevabı varsayımlarla değil; hukuka uygun incelemeler, mali kayıtlar, açık kaynak araştırmaları ve gerektiğinde adli delillerle ortaya konulmalıdır.

Çünkü güvenlik politikalarında en büyük hatalardan biri, önceden oluşturulmuş bir kanaati doğrulamak için delil aramaktır. Gerçek tehditleri tespit etmek kadar, tehdit oluşturmayan unsurları doğru değerlendirmek de devlet ciddiyetinin gereğidir.

TÜRKİYE-AZERBAYCAN İLİŞKİLERİ STRATEJİK ÖNEME SAHİP

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler, tarihî kardeşlik bağlarının çok ötesinde bir anlam taşımaktadır. İki ülkenin iş birliği; Güney Kafkasya'nın güvenliğini, enerji koridorlarını, ulaştırma bağlantılarını ve Türk dünyasının geleceğini doğrudan ilgilendirmektedir.

Şuşa Beyannamesi ile müttefiklik düzeyine yükselen ilişkiler, iki ülke arasındaki savunma ve güvenlik iş birliğine de kurumsal bir temel kazandırmıştır.

Bu nedenle iki ülke arasında yaşanabilecek toplumsal veya diplomatik gerilimler, bölgesel rekabet ortamında farklı aktörler tarafından siyasi amaçlarla kullanılabilir.

Bir diplomatik temsilciliğin önünde düzenlenen protesto, tek başına devletler arası kriz anlamına gelmez. Ancak yanlış yönetilen, dezenformasyonla büyütülen veya siyasi gerilime dönüştürülen bir olay, iki ülkenin kamuoyları arasında gereksiz bir güven bunalımına yol açabilir.

HUKUK VE GÜVENLİK BİRLİKTE KORUNMALI

Günümüzün güvenlik tehditleri yalnızca silahlı saldırılardan ibaret değildir. Dezenformasyon, dijital manipülasyon, toplumsal kutuplaşma ve diplomatik gerilimlerin kasıtlı biçimde büyütülmesi de güvenlik politikalarının dikkate alması gereken unsurlardır.

Bununla birlikte, barışçıl protesto hakkı ve düşünce özgürlüğü de hukuk devletinin temel güvenceleri arasındadır. Vatandaşların siyasi veya dinî taleplerini dile getirmeleri, tek başına yabancı güçlerle bağlantılı oldukları anlamına gelmez.

Türkiye'nin görevi, diplomatik temsilcilikleri kararlılıkla korurken hukuku ve temel hakları da güvence altında tutmaktır.

Varsa dış müdahale girişimleri somut delillerle ortaya çıkarılmalı, sorumlular hukuk çerçevesinde tespit edilmelidir. İddialar kanıtlanmadan kişi veya kuruluşları suçlamak ise toplumsal gerilimi artırmaktan başka bir sonuç doğurmayacaktır.

KARDEŞLİĞİ KORUMAK, SOĞUKKANLILIKTAN GEÇER

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağlar; ortak tarih, kültür, savunma iş birliği, enerji projeleri ve karşılıklı güven üzerine kuruludur. Bu ilişkinin korunması, yalnızca güvenlik tedbirleriyle değil, diplomatik iletişimin güçlendirilmesi ve kamuoylarının doğru bilgilendirilmesiyle mümkündür.

Ankara ile Bakü arasında kesintisiz iletişim sağlanmalı, gelişmeler ortak bir anlayışla değerlendirilmeli ve olası provokasyonların iki ülke arasındaki stratejik güvene zarar vermesi önlenmelidir.

Unutulmamalıdır ki güçlü ittifaklar yalnızca ortak zaferlerle değil, hassas dönemlerde gösterilen soğukkanlılık, hukuk ve devlet aklıyla da ayakta kalır.

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşliği korumanın yolu, her eleştiriyi düşmanlık olarak görmekten değil; gerçek tehditleri doğru tanımlamaktan, provokasyonları önlemekten ve karşılıklı güveni güçlendirmekten geçmektedir.

Bir millet, iki devlet!

Merhum Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in hafızalara kazınan bu sözü, Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin en güçlü ifadesidir.

Kalın Sağlıcakla

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri