Afşin’de Pehlivanlık Başka, Güreş Başka!
Sevgili Okurlarım,
Bugün size biraz güreşten, biraz pehlivandan, biraz da Afşin’in kadim geleneğinden söz etmek istiyorum.
Çünkü Afşin denildiğinde yalnızca Eshab-ı Kehf, tarihi ve kültürü akla gelmez.
Afşin aynı zamanda bir pehlivanlar diyarıdır.
Bugün Pazar olunca biraz uzun yazıyorum: Sabırla okumanızı diliyorum.
Davulun sesi duyulduğunda, zurnanın nağmesi er meydanına yayıldığında Afşin’de başka bir heyecan başlar.
Çocuklar, gençler, yaşlılar…
Herkesin gözü çim sahaya çevrilir.
Çünkü orada sadece iki insan güreşmez.
Orada bir gelenek güreşir, bir kültür güreşir, bir memleketin hafızası güreşir.
48 yıllık bir gelenek
Afşin Eshab-ı Kehf Kültür ve Karakucak Güreş Festivali’nin 48’incisi bugünlerde yeniden er meydanını şenlendiriyor.
2026 yılında 48’incisi düzenlenen festival, 23 Ağustos Pazar günü Ergün Ertekin Çim Güreş Sahası’nda gerçekleştiriliyor.
Dile kolay…
48 festival!
Türkiye’de geleneksel güreşi bu kadar uzun süre yaşatabilmek kolay değildir.
Çünkü güreş sadece minderden veya çimden ibaret değildir.
Güreş;
ahlaktır, mertliktir, sabırdır, dayanıklılıktır, rakibe saygıdır.
Pehlivan rakibini yener ama onu küçük görmez.
Çünkü er meydanında bugün kazanan, yarın kaybedebilir.
Asıl mesele, mertçe mücadele etmektir.
Afşin’in pehlivanları unutulmaz
Afşin’in güreş tarihine baktığımızda nice pehlivanın adını görmek mümkündür.
Bekir Böke, Bayram Böke, Serdal Böke gibi isimler, Afşin’in güreş hafızasında yer etmiş pehlivanlardan bazılarıdır. Avni Tarhan unutmadım.
Bu isimler yalnızca güreş kazanmadılar.
Bir nesle örnek oldular.
Çocuklara “güçlü olmayı” değil, mücadele etmeyi öğrettiler.
Pehlivanlık zaten yalnızca kuvvet değildir.
Pehlivanlık;
yenildiğinde yeniden ayağa kalkabilmektir.
Koray Kıraç’ın hakkını teslim etmek gerekir
Burada Afşin Belediye Başkanı Koray Kıraç’ın hakkını teslim etmek gerekir.
Başkan Kıraç’ın güreşe özel bir önem verdiği açıkça görülüyor.
Nitekim 2025 yılında 47. Geleneksel Afşin Eshab-ı Kehf Karakucak Güreş Festivali yeniden düzenlenmiş, Türkiye’nin farklı illerinden yüzlerce sporcu Afşin’de buluşmuştu. O organizasyonda Kıraç, karakucak güreşini “mertliğin, yiğitliğin, kardeşliğin ve samimiyetin sembolü” olarak nitelendirmişti.
Bence bu söz çok önemli.
Çünkü belediye başkanlarının görevi yalnızca yol yapmak, kaldırım yapmak, bina yapmak değildir.
Şehrin hafızasını da korumaktır.
Bir şehrin geçmişi yok olursa geleceği de eksik kalır.
Afşin’de güreş geleneğinin yaşatılması işte bu açıdan çok değerlidir.
Başkan Kıraç’ın yalnızca Afşin’deki güreş festivaline sahip çıkması değil, geçtiğimiz günlerde Keçiören’de düzenlenen karakucak güreş organizasyonuna da katılarak ata sporuna destek vermesi, bu konudaki yaklaşımını göstermesi bakımından dikkat çekicidir.
Pehlivan yetiştirmek yetmez, pehlivanı yaşatmak gerekir
Şimdi Afşin’in önünde daha büyük bir görev var.
Festival yapmak güzel.
Pehlivanları getirmek güzel.
Davul-zurna eşliğinde er meydanını doldurmak güzel.
Ama asıl mesele geleceğin pehlivanlarını yetiştirmektir.
Afşin’de çocuklarımızı güreşe kazandırmalıyız.
Mahallelerde, okullarda, spor kulüplerinde güreş yeniden sevdirilmeli.
Bir çocuk güreş minderine çıktığında sadece spor yapmış olmaz.
**Disiplini öğrenir.
Sabretmeyi öğrenir.
Kaybetmeyi öğrenir.
Yeniden mücadele etmeyi öğrenir.
Rakibine saygı duymayı öğrenir.**
Bugün er meydanında güreşen bir çocuğun yarın Türkiye şampiyonu, Avrupa şampiyonu, dünya şampiyonu olması mümkündür.
Belki de Afşin’in bağrından yarının büyük başpehlivanı çıkacaktır.
6 Şubat’ın pehlivanlarını da unutmadık
Bir başka önemli konu daha var.
Afşin’in güreş geleneğini konuşurken 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden güreşçilerimizi de unutmamak gerekir.
- festivalde depremde hayatını kaybeden güreşçiler anılmış, onların isimleri sahada yaşatılmıştı.
Onlar artık er meydanında yoklar.
Ama isimleri orada.
Hatıraları orada.
Pehlivanlık ruhları orada.
Bir memleket, ölülerini unutmadığı sürece güçlüdür.
Afşin’in er meydanı büyümeli
Benim kanaatim şu:
Afşin Karakucak Güreş Festivali sadece bir ilçe festivali olarak görülmemeli.
Bölgesel, hatta ulusal bir güreş markasına dönüştürülmelidir.
Kırkpınar nasıl Edirne’nin adıyla özdeşleşmişse, Afşin Karakucak Güreşleri de Afşin’in adıyla Türkiye çapında anılmalıdır.
Bunun için;
Genç pehlivanlara destek verilmeli.
Güreş altyapısı güçlendirilmeli.
Güreş okulları ve kulüpleri artırılmalı.
Eski pehlivanların hayatları kayıt altına alınmalı.
Afşin’in güreş tarihi kitaplaştırılmalı.
Her festivalde geçmişin büyük pehlivanları anılmalı.
Ve en önemlisi…
Afşin’in çocuklarına “Sen de pehlivan olabilirsin” denilmeli.
Pehlivan dediğin…
Pehlivan dediğin sadece iri yarı adam değildir.
Pehlivan dediğin;
mert olacak,
sözünün eri olacak,
rakibine saygı duyacak,
yenildiğinde bahane aramayacak,
kazandığında kibirlenmeyecek.
İşte bizim Türk güreş geleneğimizin güzelliği burada.
Er meydanında insanın yalnızca bileği değil, karakteri de sınanır.
Afşin’in güreş geleneğini yaşatmak, aslında bu karakteri yaşatmaktır.
Son söz…
Bugün Afşin’de davullar çalacak.
Zurnalar ötecek.
Çimler pehlivanları ağırlayacak.
Anneler-babalar çocuklarını er meydanına götürecek.
Ve bir kez daha görülecek ki:
Afşin’de güreş sadece spor değildir.
Güreş, Afşin’in tarihidir.
Güreş, Afşin’in kültürüdür.
Güreş, Afşin’in yiğitlik hikâyesidir.
Güreş, geçmişle gelecek arasında kurulmuş bir köprüdür.
Bu nedenle 48. Karakucak Güreş Festivali’ni yalnızca bir spor organizasyonu olarak görmeyelim.
Bu festival, Afşin’in hafızasıdır.
Bu hafızaya sahip çıkan Afşin Belediye Başkanı Koray Kıraç’ı, güreş ağalarını, pehlivanları, organizasyonda emeği geçenleri ve bu geleneği yıllardır yaşatan Afşin halkını kutluyorum.
Er meydanınız açık olsun Afşin!
Pehlivanınız bol, bileğiniz güçlü, gönlünüz mert olsun.
Ve davulun sesi hiç susmasın…
Çünkü Afşin’de pehlivanlık başka, güreş başkadır!
Güreş yaza bilen gazeteci de kalmadı kalan sahip çıkmak gerek diyorum
Kalın Sağlıcakla