15 Temmuz 2016...

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bağımsızlığına, milletin iradesine, demokrasisine ve geleceğine yöneltilmiş organize bir işgal teşebbüsüydü.O gece televizyon ekranlarından "Yurtta Sulh" bildirisi okunurken, aslında he

15 Temmuz 2016...

Türk siyasi tarihinin en karanlık gecelerinden biri...

Sadece bir darbe girişimi değildi.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bağımsızlığına, milletin iradesine, demokrasisine ve geleceğine yöneltilmiş organize bir işgal teşebbüsüydü.

O gece televizyon ekranlarından "Yurtta Sulh" bildirisi okunurken, aslında hedef milletin egemenliğini yok etmekti.

Ancak hesap edemedikleri bir gerçek vardı...

Bu millet...

Çanakkale'de teslim olmayan,

Kurtuluş Savaşı'nda diz çökmeyen,

15 Temmuz gecesi de tankın önünden çekilmeyen aynı milletti.

Darbeler, Türkiye'nin tarihinde hep derin yaralar açtı.

1960...

1971...

1980...

28 Şubat...

Her biri ülkeye yıllar kaybettirdi.

Ancak 15 Temmuz'u diğerlerinden ayıran en önemli özellik, bu kez darbeyi milletin durdurmuş olmasıdır.

Silahsız insanlar...

Elinde sadece Türk bayrağı olan vatandaşlar...

Kurşunların üzerine yürüyen gençler...

Tankların önüne yatan insanlar...

Bu görüntüler yalnızca Türkiye'nin değil, dünyanın hafızasına kazındı.

Demokrasi bazen sandıkta kazanılır.

Bazen de meydanlarda korunur.

15 Temmuz bunun en açık örneğidir.

O gece 251 vatandaşımız şehit oldu.

Binlerce insan yaralandı.

Her biri demokrasi uğruna canını ortaya koydu.

Onlar sadece bir siyasi görüşün değil...

85 milyonun ortak değeridir.

Şehitlerin emaneti; güçlü devlet, sağlam demokrasi ve birlik içinde yaşayan bir Türkiye'dir.

15 Temmuz'dan çıkarılması gereken ders sadece "darbe kötüydü" demek değildir.

Asıl ders;

Devlet kurumlarının liyakatten uzaklaşmaması,

Hukukun üstünlüğünün tavizsiz uygulanması,

Şeffaf yönetimin güçlendirilmesi,

Eğitim sisteminin milli bilinç oluşturacak şekilde geliştirilmesi,

Gençlerin sorgulayan, düşünen ve demokratik değerlere sahip bireyler olarak yetiştirilmesidir.

Çünkü demokrasiler yalnızca seçimlerle değil, güçlü kurumlarla ayakta kalır.

Aradan yıllar geçti.

Acılar hafiflese de unutulmamalıdır.

Unutulan her acı, benzer hataların yeniden yaşanmasına zemin hazırlar.

15 Temmuz'u anmak, yalnızca geçmişi hatırlamak değildir.

Geleceği koruma iradesidir.

Bu nedenle o geceyi ne romantikleştirmek ne de sıradanlaştırmak gerekir.

Tarih, belgeleriyle, tanıklarıyla ve bütün yönleriyle gelecek nesillere aktarılmalıdır.

Çünkü güçlü milletler, hafızasını canlı tutan milletlerdir.

Bugün Türkiye'nin ihtiyacı; kutuplaşmayı değil, ortak değerleri büyütmektir.

Bayrağın altında birleşebilmektir.

Milli iradeyi her şartta savunabilmektir.

Demokrasiye sahip çıkabilmektir.

15 Temmuz'un bize bıraktığı en önemli miras da budur.

Tanklar, uçaklar ve silahlar geçicidir.

Millet iradesi ise kalıcıdır.

Ve tarih bir kez daha göstermiştir ki;

Hiçbir güç, kendi devletine sahip çıkan bir milleti yenemez.

15 Temmuz'u unutmak, yalnızca bir tarihi unutmak değildir.

Bağımsızlığın bedelini unutmaktır.

Bu nedenle...

Unutmayacağız...

Unutturmayacağız...

Çünkü demokrasi, ancak ona sahip çıkan milletlerle yaşayabilir.

Kalın Sağlıcakla Dostlar

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarlar Haberleri