BU DÜNYA ÜÇ KURUŞA DEĞMEZ!
Ramazan ayının son günlerine yaklaşırken, gönüllerimizde hem bir huzur hem de derin bir hüzün var…
Bir yanda bayrama kavuşmanın sevinci, diğer yanda ise coğrafyamızda dinmeyen acılar…
İran’da, Gazze’de, Beyrut’ta… Kısacası İslam coğrafyasının dört bir yanında dökülen kan, yükselen feryatlar ve savaşın acımasız yüzü…
Ramazan’ın rahmet ikliminde bile dinmeyen gözyaşları bizlere bir gerçeği bir kez daha hatırlatıyor:
Bu dünya gerçekten üç kuruşa değmez!
Bugün 19 Mart 2026… Kahramanmaraş’ta iki taziye haberiyle daha sarsıldık.
Aslında her gün ortalama 20 insanımızı ebediyete uğurluyoruz…
Bugün ise iki dost ismi yüreğimize düştü:
Fotospor’dan Mehmet Mümtaz Yüzbaşıoğlu’nun kıymetli eşi Şaziye Yüzbaşıoğlu,
Kuyumcular Odası Başkanı Hacı Mustafa Öz’ün muhterem annesi Fındık Öz…
Fındık Öz, öğle namazına müteakip Abdulhamithan Camii’nden,
Şaziye Yüzbaşıoğlu ise Bahçelievler Camii’nden uğurlanarak Şeyhadil Mezarlığı’na defnedilecek…
Her gün biraz daha eksiliyoruz…
Her gün biraz daha faniliği iliklerimize kadar hissediyoruz…
Sevgili okurlarım;
Yarın Cuma… Sabah namazıyla camilere koşacağız…
Ardından bayram namazını eda edip, sevdiklerimizin kapısını çalacağız…
Belki sarılacağız, belki helalleşeceğiz…
Ama bir düşünün…
6 Şubat’ta kaybettiklerimizi…
O günden bugüne eceliyle, kazayla aramızdan ayrılan dostlarımızı…
Daha dün birlikte güldüğümüz insanların bugün bir mezar taşına dönüşmesini…
Bugün hayattayız… nefes alıyoruz…
Ama yarın ne olacağımız meçhul…
Peki soruyorum size:
Kavga etmeye değer mi?
Yalan söylemeye, dedikodu yapmaya, gıybet etmeye, iftira atmaya değer mi?
Maraş senin olsa ne olur?
Üzerine Gaziantep’i verseler ne yazar?
Hepsi seni kurtaracak mı?
Eninde sonunda varacağımız yer belli:
Bir avuç toprak…
1,5 metrekarelik bir kabir…
Ne makam geliyor bizimle…
Ne servet…
Ne de dünya hırsı…
Bugün gelin, geçmişi silelim…
Yeni bir sayfa açalım…
Kırgınlıkları bir kenara bırakalım…
Kalplerimizi temizleyelim…
Birbirimizi sevelim…
Sayalım…
Kucaklaşalım…
Ne kaybederiz ki?
Çocukken ne güzel sevinirdik…
“Şerefe, Arefe… Son iki oruç, yarın bayram!” derdik…
Bayramlıklarımızı başucumuza koyup uyurduk…
Şimdi gelin…
Yine o çocuk kalbimize dönelim…
Bayramın eşiğinde…
Sevginin, kardeşliğin ve merhametin kapısını aralayalım…
Çünkü kimse bu dünyadan bir şey götürmüyor…
Dört metre kefen bile toprakta çürüyüp gidiyor…
Son Ramazan günü…
Bayrama kavuşmaya bir gün kaldı…
Gelin bu son günü bir başlangıç yapalım…
Kalpten kalbe köprü kuralım…
Hayırlı Ramazanlar…