Şiirin Başkenti Kahramanmaraş
Aziz Okurlarım,
Bir şehri büyük yapan sadece dağları, ovaları, fabrikaları ya da caddeleri değildir. Bir şehri asıl ölümsüz kılan; yetiştirdiği ilim adamları, sanatçıları, şairleri ve yazarlarıdır. İşte bu yönüyle Kahramanmaraş, Anadolu'nun en zengin edebiyat hazinelerinden birine sahiptir.
Boşuna değildir UNESCO tarafından "Edebiyat Şehri" unvanına layık görülmesi... Çünkü bu topraklarda şiir, bir kalemden önce gönülde doğmuştur.
Kahramanmaraş'ın edebiyat yolculuğu, yüzyıllar öncesine uzanır. Halkın diliyle konuşan, sazıyla gönüllere seslenen Kul Ahmet, bu kültürün en önemli yapı taşlarından biridir. Onun söylediği deyişlerde Anadolu'nun acısı, sevgisi ve irfanı vardır.
Ardından Afşinli Derdi Çok gelir... İsmi gibi derdi çoktur ama o derdini şiire dönüştürmüş, halkın sesi olmuştur.
Türk halk müziğinin ve ozan geleneğinin unutulmaz isimlerinden Aşık Mahzuni Şerif, sadece bir saz ustası değil, toplumsal vicdanın da sesi olmuştur. Onun türkülerinde Anadolu'nun çilesi, adalet arayışı ve insan sevgisi yankılanır.
Kahramanmaraş denildiğinde elbette Aşık Yener unutulamaz. Sazıyla, sözüyle ve yetiştirdiği öğrencileriyle halk kültürünün yaşamasına büyük katkılar sağlamıştır.
Şiirin usta kalemlerinden Hayati Vasfi Taşyürek, eserleriyle Maraş'ın kültür hayatına önemli izler bırakmış; edebiyatın zarafetini ve inceliğini okuyucularına taşımıştır.
Ve elbette...
Anadolu'nun yiğit sesi Abdurrahim Karakoç...
"Mihriban" ile milyonların gönlüne giren Karakoç, sadece bir aşk şairi değildir. O, milletin vicdanını, inancını, memleket sevdasını ve haksızlık karşısındaki duruşunu dizelerine nakşeden büyük bir dava adamıdır.
Kahramanmaraş'ın yetiştirdiği en büyük fikir ve edebiyat insanlarından biri ise hiç şüphesiz Necip Fazıl Kısakürek'tir. Türk düşünce hayatına yön veren, genç nesillere fikir ufku kazandıran Üstad, eserleriyle sadece Türkiye'yi değil, bütün Türk-İslam coğrafyasını etkilemiştir. "Sakarya Türküsü", "Çile" ve daha nice eser, bugün hâlâ aynı heyecanla okunmaktadır.
Onun açtığı fikir yolunda yürüyen önemli isimlerden biri de Cahit Zarifoğlu olmuştur. Zarifoğlu; şiiri, hikâyeyi ve çocuk edebiyatını aynı zarafetle kaleme almış, kelimelere ruh üfleyen büyük bir edebiyatçıdır. Onun şiirlerinde yalnızlık da vardır, umut da; aşk da vardır, iman da...
Rasim ve Alaeddin Özdenören kardeşler, Erdem Bayazıt, Nuri Pakdil, Akif İnan... Hepsi aynı iklimin insanlarıdır. Kahramanmaraş'ın sokaklarından çıkan bu kalemler, Türk edebiyatında yeni bir düşünce ve sanat anlayışının temsilcileri olmuşlardır.
Dikkat ediniz...
Türkiye'de birçok şehir şair yetiştirmiştir. Ama aynı dönemde bu kadar çok fikir adamını, şairi, yazarı ve sanatçıyı bir arada yetiştiren şehir sayısı oldukça azdır. Kahramanmaraş işte bu yönüyle farklıdır.
Bu şehirde şiir sadece kitaplarda yazılmaz; türkülerde söylenir, yaylalarda yankılanır, bağlamanın telinde dile gelir, kahvehanelerde anlatılır, aile meclislerinde yaşatılır.
Bugün bize düşen görev; bu büyük mirasa sahip çıkmaktır. Gençlerimize sadece teknolojiyi değil, Necip Fazıl'ı, Cahit Zarifoğlu'nu, Abdurrahim Karakoç'u, Mahzuni'yi, Kul Ahmet'i ve Aşık Yener'i de anlatmalıyız. Çünkü geçmişini bilmeyen bir nesil, geleceğini de sağlam inşa edemez.
Kahramanmaraş; dondurmasıyla, biberiyle, tekstiliyle ve kurtuluş destanıyla ne kadar övünüyorsa, şiiriyle ve edebiyatıyla da o kadar gurur duymalıdır.
Bu kadim şehir, sadece kahramanların değil; aynı zamanda kelimelerin, fikirlerin, gönül erlerinin ve ölümsüz mısraların da şehridir.
Ve inanıyorum ki, Maraş'ta şiir hiçbir zaman susmayacaktır. Çünkü bu şehirde her dağın bir türküsü, her yaylanın bir destanı, her insanın anlatacak bir hikâyesi vardır.
Bugün 7 Ağustos 2026 Cuma
Cumanız Mübarek Olsun