Zihin Kontrolü « Kahramanmaraş Gazetesi

", "url" : "https://kahramanmarasgazetesi.com.tr/zihin-kontrolu/", "publisher" : { "@type" : "Organization", "name" : "Kahramanmaraş Gazetesi", "logo": { "@type": "ImageObject", "name": "Kahramanmaraş Gazetesi", "width": "150", "height": "52", "url": "https://kahramanmarasgazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2018/09/logo.jpg" } } }
SON DAKİKA

Zihin Kontrolü

Bu haber 28 Haziran 2018 - 11:18 'de eklendi ve 631 kez görüntülendi.

ZİHİN KONTROLÜ VE BEYİN YIKAMA

“Bana rastgele bir bebek verin, soyu-sopu, yetenekleri, eğilimleri, becerileri, vs. ne olursa olsun, ondan istediğim şeyi ‘yaratayım’(yetiştireyim): bir doktor, avukat, tüccar, hatta bir hırsız, bir katil…”(Spoiler)
Bu söz çok iddialı ve büyük oranda gerçek payı vardır. Her yönü ile eğitimin önemine işaret eder…
Yani açıkca diyor ki Spoiller” İistendik davranışlar sergileyen nesiller istiyorsanız, insanı merkeze almanız gerek!”
Kimi zaman eğitime önem vermeyen milletler nesillerini başkalarına kaptırabilir, buna halk arasında beyin göçüde deniyor ki bu ülkemiz de etkileyen önemli bir durumdur.
Tabi ki binbir emekle yetiştirdiğiniz insanı başkalarına kaptırmamak gerekiyor. Bazen de, sizi ülkenizde vurabiliyorlar. Zihinleri kontrol ederek….
Gelin Pelin Dimdik Emeksiz’in bu konudaki bir araştırmasından bir bölüm alalım. “İnsanoğlunun topluluk halinde yaşamaya başladığı dönemden itibaren toplumsal hafızalar ve bireylerin düşünceleri kesintisiz olarak kontrol altına alınmak istenmiştir. (Acaba kimler bunlar?)
Bireyleri topluluk halinde beyin kontrolüne tabi kılan egemenler, kitlesel kontrolün de ötesinde
bireysel kontrole yönelirler. Bunun için egemenlerin çıkarlarına en iyi hizmet edecek ve onlara itaat eden hedef kişiler belirlenir ve her birine farklı formatlarda beyin kontrolü uygulaması yapılır. Ve bu kişiler, belirli bir süre sonra tamamen kontrol altına girip istenilen amaçlar doğrultusunda sanatsal, akademik ortamlarda, güvenlik teşkilatlarında ve daha pek çok yerde faaliyet göstermeye başlarlar.
ZORGİBİ GÖRÜNSEDE
Emeksiz şöyle devam ediyor: “Beyin yıkama yöntemi başlangıçta uygulama olarak zor gibi görünse de aslında metodun devam ettirilebilirliği aynı oranda kolaydır. Beyin yıkama teknikleri oldukça basit ve fazla enerji gerektirmeyen yöntemlerdir.
Hedef sistemi kuranlar tarafından beyni kontrol edilen birey bir süre sonra genetik davranışları ile şiddetli bir çatışma içine girer. Genetik bir davranışın unutulabilmesi için üzerinden 200 yıl geçmesi gerekmektedir. Ancak toplumsal bağlamda bu davranışların unutulması mümkün görülmemektedir. Çünkü biyo-psiko-sosyal bir varlık olan insanın tutum ve davranışları nesilden nesile miras yolu ile aktarılmaktadır. Genetik davranışları ile şiddetli çatışma yaşayan beyni yıkanmış birey, içsel tatmini sağlamak adına bir arayış içine girer. Bu durum kişiyi eğlenmek için çeşitli faaliyetlere, “sosyal çevre veya sınıf değiştirmeye, dine yönelmeye, dinden veya toplumdan kaçışa sürükler”.(Şimşek, 2005: 10-11”
Konu detaylı ve uzun, bu araştırmanın içerisinde beyin yıkama yöntemlerine de yer verilmiş, zamam zaman bu yöntemleri de sizlerle paylaşacağım…
Bu yazıyı okurken, birkaç ülke ve derin güçler aklıma geldi. ABD, İngiltere, İsrail ve bunların kontrolündeki güçleri bir düşünün. Açalım biraz daha…
KİŞİ İZLEDİĞİNDEN ETKİLENİYOR
İnsanları kontrol etmenin ya da yönlendirmenin yöntemlerini bilenler, insanların izlediklerinden, okuduklarından etkilendiğini tespit etmişler.
Bir örnek verelim. Albert Bandura adlı psikolog 1961 yılında çığır açan bir deney yapar. Bir grup çocuğa bir yetişkinin bir şişme bebeği dövüşünü izlettirdikten sonra, ne yapacaklarını izlemek üzere çocukları tek tek bebekle baş başa bırakır. Çocuklar da bebeği yumruklamaya başlar. Bandura bu deneme ile , şiddet davranışlarını kopyalama eğiliminde olduğumuz sonucuna varır. Doğrudur.
Şunu söylemek istiyorum, insan davranışlarını kontrol edenler insanların hangi yollarla nasıl etki altına alınabileceğini belirlemişler. Bunun için insanların kimilerini eğiterek, kimilerini yedikleri içtikleri ile kimileri izledikleri ve okuduklarıyla etkilemek ve kontrol altına almak için film ve gıda şirketleri kurmuşlar. Toplumları da belirli bir fikre kanalize edebilmişler… Bizim bölünmüşlüğümüz biraz da buna bağlı olsa gerek. Bu konuyu ilerde açacağım.
Şimdilik sağlıcakla kalın.


Mehmet Doboğlu
Mehmet Doboğludoboglu@kahramanmarasgazetesi.com.tr