Türkiye’de Ehl-i Sünneti Saran Tehlikeler « Kahramanmaraş Gazetesi

SON DAKİKA

Türkiye’de Ehl-i Sünneti Saran Tehlikeler

Bu haber 24 Aralık 2020 - 10:34 'de eklendi ve 859 kez görüntülendi.

Rahmetli Mehmed Şevket Eygi

BU yazımda, olanca gayretimi sarf ederek düşmanlığa, kine, nefrete, fitne ve fesada sebep olacak kelimeler kullanmaktan kaçındım.

Objektif olarak birtakım realitelere dikkat çekmek istiyorum. Konu şudur:

Türkiye’de türeyen İslami hizipler, fırkalar kamplaşmalar Şimdi madde madde

konuya giriyorum:

  1. YOĞUN ŞİİLİK PROPAGANDALARI, ŞİİLEŞTİRME FAALİYETLERİ:

Şiileştirme propaganda ve faaliyetleri sadece bizde yapılmıyor, çoğunluğu

Müslümanlardan oluşan, hatta Müslümanların azınlıkta olduğu ülkelerde de yapılıyor. İslamcı iktidarın engin hoşgörüsü sayesinde yakın zamanda Türkiye de beş yüze yakın Şiî camii yapılmıştır. Komşu bir devlet Türkiye Alevilerini

Caferi mezhebine sokmak istemektedir. Alevilerin daha dindar Müslümanlar

olmalarını istiyorsak, onların fıkıh konusunda Ehl-i Sünnete yaklaşmaları için çalışmamız gerekir. Şiileştikleri takdirde, Pakistan da olduğu gibi kutuplaşmalar ve çatışmalar olmasından korkulur. Şu hususu da belirtmek isterimki, Sünnilik ile Şiilik arasında usule dair büyük ihtilaflar ve uçurumlar bulunmaktadır. Safevi zihniyetli ve meşrepli Şiiler, Sünnilere iyi gözle bakmazlar. Onlarda takiyye ve kitman namaz gibi farz olduğu, takiyye ve kitman

yapmayanın dinden çıkmış olacağına inandıkları için dini konuları, bilhassa

ihtilaflı meseleleri onlarla açık, samimi, şeffaf bir şekilde tartışmak mümkün değildir. Şu hususun da altını çizmek gerekir: İran’da en az yirmi milyon Sünni Müslüman yaşamaktadır ve onlar din konusunda büyük baskılar altındadır.

Tahran da 500 bin Sünni yaşamasına rağmen onlara Cuma namazını kılacakları

Sünni camii yapmak izni verilmemektedir. Şii makamlar onların cami isteklerini şu gerekçeyle reddediyorlar: Cami mi yok .. Buyurun gelin, ibadetinizi mevcut

(Şiî) camiler(in)de yapın Peki o zaman Türkiye de niçin Şii camileri yapılıyor? Cami mi yok, buyursunlar onlar da Sünnî camiler(in)de namaz kılsınlar.

  1. SELEFİ VEHHABİ PROPAGANDA VE FAALİYETLERİ: Vehhabiler

Vehhabi kelimesinden hoşlanmazlar. Kendilerine Selefi ismini verirler. Bütün

İslam dünyasında olduğu gibi Türkiye de de çok yoğun bir Selefilik propaganda

ve faaliyeti vardır. Ehl-i Sünnete göre, Selefilik diye ne bir itikat ne de

fıkıh mezhebi bulunmaktadır. Selefilik faaliyetlerini Orta Doğu daki çok zengin

bir Arap ülkesi manen ve maddeten desteklemektedir. Osmanlı Devleti nin ve

İslam Hilafeti nin yıkılışında Vehhabi isyanlarının büyük rolü olduğunu kimse

inkâr edemez. Ehl-i Sünnet Müslümanlığı ile Selefilik arasında derin ve temel

uyuşmazlıklar bulunmaktadır. Arap Baharı isyanlarından sonra Selefiler

Libya da, Tunus ta, Mali de evliya türbelerini ve bitişiklerindeki camileri buldozerlerle

yıktılar. Onlar tasavvuf konusunda İbn Teymiye den de aşırıdırlar. İbn Teymiye

Abdülkadir Geylani Hazretleri ne hürmet ettiği, ona seyyidimiz dediği halde

Vehhabi-Selefiler bütün tasavvufu, tasavvuf evliyasını red ve tekfir ederler.

  1. NEO-HARİCİLİK: Hariciler dindar insanlardır.

Namazlarını kılarlar, oruçlarını tutarlar. Lakin Ehl-i Sünnet açısından

itikatlarında ve zihniyetlerinde büyük ve vahim bozukluklar vardır. Hazret-i

Ali Efendimizi sabah namazında Kûfe Camii nde şehit ettiklerini düşünürsek

onlar hakkında fazla bir şey söylemeye lüzum kalmaz. Haricilik aşırılıktır,

sertliktir, vurup kırmadır, dediğim dediktir Selefiler ile Hariciler arasında

paralellikler vardır. Nice Harici, Harici olduğunu bilmeden Haricilik yapar.

  1. FAZLURRAHMAN IN TARİHSELLİK MEZHEBİ: Pakistan dan bin

civarında icazetli din âliminin, fakihin, müftünün, şeyhin mahkum edici

fetvaları sonunda kaçan, Kur anın 300 küsur muhkem=kesin hükümlü ayetinin bu

devirde geçerli olmadığını iddia eden bu zatın maalesef ilahiyat fakültelerimizde

hayli taraftarı bulunmaktadır. Bu mezhebin yayınevleri vardır Onlar da Şia

gibi takiyye ve kitman yaparak Ehl-i Sünnet Müslümanlarını aldatırlar. İsrail,

Siyonizm, Vatikan, Evangelistler, kapitalist ve liberal derin güçler, velhasıl

Ortodoks=Sünni İslam ı değiştirmek isteyen bütün mihraklar doğrudan doğruya

veya dolaylı olarak Fazlurrahmancılığı desteklemekte ve teşvik etmektedir.

  1. BOP un LIGHT/ILIMLI İSLAMCILIĞI: Bu cereyan oldukça

yenidir. Fıkıhsız, şeriatsız, cihatsız, suya sabuna dokunmaz, sulandırılmış bir

İslam ister. Bunun arkasında Avrupa Birliği, ABD ve Ortodoks İslam dan korkan

bütün derin güçler bulunmaktadır.

  1. MEZHEPSİZLİK CEREYANI: Bu camianın içinde fıkıh

mezheplerini put olarak gören aşırılar bile bulunmaktadır. Bunlar Sünni, Şii,

Vehhabi, Fazlurrahmancı, Mutezile, Harici, Afganici, Mürcie, kaderi inkar

edenler, tesettürü inkar edenler velhasıl yetmiş üç mezhebin Kur an etrafında

birleşmesini isterler. Peygamberin Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır,

biri dışında diğerleri cehennemliktir. Kurtulacak olan fırka benim ve ashabımın

yolundan gidenlerdir sahih hadisini dikkate almazlar.

  1. SÜNNET DÜŞMANI REFORMCULAR ve MODERNİSTLER: Bu camia

içinde sünneti bütünüyle inkâr edenler olduğu gibi, İslam ın bu ikinci

kaynağını hafife alanlar da vardır. Bu zümre Peygamberimizin (Salât ve selam

olsun ona) sahih ve mütevatir hadislerinin AB ve Batı medeniyeti normlarına ve

Feminizm ideolojisine göre ayıklanmasına taraftardır. Bunlar hakkında dünyaca

maruf ve güvenilir BBC Radyosu çok önemli bir röportaj/makale yayınlamıştır.

(BBC, Robert Pigott, TURKEY IN RADİCAL REVİSİON OF ISLAMIC TEXTS.) Duyduğuma

göre bu camia altı veya yedi ciltlik bir yeni hadis külliyatı hazırlamış,

yayınlamış lakin her isteyene satmıyorlarmış.

  1. İSLAM PROTESTANLIĞI FETRETİ: Türkiye nin dominant

unsuru Ehl-i Sünnet Müslümanlarıydı. Maalesef günümüzde ehl-i sünnetin Ümmet

birliği parçalanmış, ortaya birbirinden kopuk irili ufaklı sayısız cemaat,

fırka, hizip, grup, klik, sekt çıkmıştır. Bunların hepsi kendi başına

buyruktur, her hangi konfederasyon veya federasyon çatısı altında yer almış

değildirler. Dünyadaki bütün dinlerin, mezheplerin, sektlerin, cemaatlerin,

grupların hepsinin başında bir reis veya lider bulunmaktadır ama Türkiye ve

dünya Ehl-i Sünnet Müslümanlarının müşterek bir İmamı, Emîri yoktur.

  1. AFGANİCİLER MEZHEBİ: Afgani nin ünlü bir şahsiyet

olduğunda hiç şüphe yoktur ama onun Müslümanları selamete ve felaha çıkartacak

bir İslam önderi olduğu iddiası son derece tartışmalı bir konudur. Bu zat

takiyye ve kitman yaparak Şiiliğini gizlemiş, kendisini Afgan olarak

göstermiştir, bu suretle Müslümanları aldatmıştır. Kendisi Farmasondur,

ihtilalci ve aktivist bir çığır açmıştır. İslam ın son gerçek halifesi Sultan

Abdülhamid-i Sanî Hazretleri ni tahtından indirmek için Blunt adlı bir İngiliz

casusuyla işbirliği yapmıştır. Türkiye Farmasonları bu zata hayrandır. Nitekim

Mimar Sinan adlı Mason Dergisi nde Afgani hakkında 29 sayfalık sitayişkâr, çok

övücü bir makale yayınlamıştır.

  1. İSLAM FEMİNİZMİ: Ehl-i sünnet Müslümanlığı ile

Feminist ideolojinin bağdaşması ve uyuşması mümkün değildir. Diyanet

kadrolarına son yıllarda beş bin kadar kadın eleman alındığı bilinmektedir.

Bunların bir kısmı Feministtir. Bundan üç yıl önce bir Ramazan gecesi

Feministler Ankara Hacı Bayram Camii ne yatsı-teravih namazı kılmak için gelen

erkekleri sokmamışlar, otobüs ve minibüslerle taşıdıkları kadınları

doldurmuşlardır. Diyanet hür ve mukim erkekleri namaza, cemaate, camilere

çağıracağına mabetleri kadınlarla doldurmak için yoğun şekilde çalışmaktadır.

Ehl-i Sünnet Müslümanlığında kadınlar elbette camilere gelebilirler lakin

namazlarını evlerinde kılmaları efdaldir=yeğdir.

  1. HAK İBRAHİMÎ DİNLER CEREYANI: İslam ın Allah katında

tek hak, makbul, geçerli din olduğu inancı Kur anla, Sünnetle ve icma ile sabit

zaruri bir hükümdür. Son yıllarda bu hükme aykırı bir cereyan türemiştir.

Bunlar bir tek İbrahimî hak din olduğunu inkâr ediyor ve üç İbrahimî hak din

bulunduğunu iddia ediyorlar. Onlar ehl-i kitap ile Müslümanlar arasında amentü

konusunda birlik bulunduğunu söylüyorlar. Tevhid inancıyla Teslis inancını

bağdaştırıyorlar. Resulullah ı red, inkâr, tekzip eden Yehud ve Nasara ile

aramızda peygamberlere inanç konusunda birlik olduğunu söylüyorlar. Onların

Kur anı inkâr etmelerine rağmen, ilahi kitaplar konusunda onlarla aramızda

birlik vardır diyorlar.

Osmanlı Devleti ve Hilafeti zamanında Türkiye Ehl-i

Sünnetin kalesiydi. Devlet Ehl-i Sünneti destekliyor, ülkeyi ve halkı Ehl-i

Sünnet hükümlerine ve prensiplerine göre idare ediyordu.

  1. Kemal Paşa, İsmet Paşa zamanlarında bile Diyanet (ağır

baskılar altında olmasına rağmen) Sünni bir kurumdu. Son yıllarda Diyanet in

Sünnilik vasfını kaldırıp ona mezhepler üstü bir renk verilmek istenmektedir.

Şiilik, Selefilik ve diğer aykırı cereyanlar konusunda

dışarıdan Türkiye ye maddi yardım gelmekte midir Bu konuda elimde ispat edici

belge yoktur. Lakin insan, bunca propaganda ve faaliyet parasız dönmez demekten

kendini alamamaktadır.

Türkiye de Ehl-i Sünnetin ayakta kalabilmesi için aşağıda

sayacağım şartların, teklif ve temennilerin mutlaka hayata geçirilmesi gerekir:

  1. Ehl-i Sünnet İslam medreselerinin açılması ve laik

devletten bağımsız olarak tedrisat yapması, icazetli ulema, fukaha, müftüler ve

hademe-i hayrat yetiştirmesi.

  1. Şeriat sınırlarını zorlamamak, dinin zahir hükümlerini

hassasiyet ve titizlikle yerine getirmek şartıyla tasavvuf tarikatlerinin,

tekkelerin, dergâh ve zaviyelerin yeniden açılması; bunların başına Meclis-i

Meşayih ten tasdikli icazetleri olan kâmil, fadıl, âlim, muhlis, muttaki ziyalı

zevatın getirilmesi.

  1. Ehl-i Sünnet Müslümanlarının ehliyetli, liyakatli,

dirayetli, kiyasetli, icazetli, son derece derin kültürlü, faziletli bir İmam-ı

Kebir e biat ve itaat etmeleri

Biliyorum İslam da din ve dünya ayrımı yoktur. İmam-ı

Kebir in aynı zamanda dünya işlerini de idare ve tanzim etmesi gerekir ama

bugünkü şartlar altında böyle bir liderin olması çok zordur. Binaenaleyh geçici

olarak ruhani bir lider de olabilir.

Bu yazımdaki konuların Ehl-i Sünnet Müslümanları

tarafından bilinmesinde büyük yararlar vardır. Ehl-i sünnetin âlim, fadıl,

kültürlü, ziyalı şahsiyetleri, muharrirleri, sorumluları bu meseleleri yapıcı

bir şekilde müzakere etmelidir.

Şiiler Şiilik için, Selefiler Selefilik için, Feministler

Feminizm için, Müslüman Protestanlar Protestanlık için, her cemaat kendi

inançları ve emelleri için çalışıyor; Ehl-i Sünnet de Ehl-i Sünnet İslamlığını,

ümmet-i Muhammed i korumak, güçlendirmek, yüceltmek için çalışmalıdır.

Bendeniz Şiilere, Haricilere, BOP çulara, Üç İbrahimî

dincilere niçin bu inançlar ve görüşler için çalışıyorsunuz diye çatmıyorum.

Sadece Ehl-i Sünnet ulemasına, fukahasına, meşayihine, Sünni sorumlulara hitap

ediyor ve beni affetsinler, serzenişte bulunuyorum.

Ehl-i sünneti müdafaa ederken her türlü şiddet

hareketinden, söz ve yazıyla kırıcı ve yıkıcı olmaktan kaçınmalıyız.

Türkiye Sünnileri tek bir İmam-ı Kebir etrafında

birleşmedikçe, Ümmeti hayata geçirmedikçe, en yüksek seviyede İslamî eğitim

yapan mektepler, medreseler ve üniversiteler kurmadıkça, çok güçlü bir İslam

medyası (Cemaat medyası değil!) kurmadıkça, şifahî kültürden yazılı ve medenî

kültüre geçmedikçe krizler içinde bocalamaya, düşmanlarından darbe üstüne darbe

yemeye, zelil ve esir vaziyette sürünmeye mahkumdur. 04.04.2013

Ali Aydın
Ali Aydınaliaydin046@hotmail.com