İÇ ZAFER, DIŞ ZAFERİ GETİRİR « Kahramanmaraş Gazetesi

", "url" : "https://kahramanmarasgazetesi.com.tr/ic-zafer-dis-zaferi-getirir/", "publisher" : { "@type" : "Organization", "name" : "Kahramanmaraş Gazetesi", "logo": { "@type": "ImageObject", "name": "Kahramanmaraş Gazetesi", "width": "150", "height": "52", "url": "http://kahramanmarasgazetesi.com.tr/wp-content/uploads/2018/09/logo.jpg" } } }
SON DAKİKA

İÇ ZAFER, DIŞ ZAFERİ GETİRİR

Bu haber 09 Temmuz 2018 - 9:47 'de eklendi ve 375 kez görüntülendi.

Yalancı, aldatan insandır ve en büyük yalancı da kendini aldatandır. Bu nedenle inanmış insan yalan söylemez. En azından kendi kendini aldatmaz. Hakika Müslüman iç alemende sık sık gezinte yaparak, manevi pisliklerini dışarı atmaya çalışır. Nefsi ile yumruk yumruğa girer…
Açayım nedenlerini izah edeyim.
Ülkemiz, geneldede İslam alemi kan, gözyaşı içinde, çünkü Kur’an yolunu bıraktı, basiretsiz kaldı, bu nedenle de başta Ortadoğu olmak üzere yangın yeri.
Gerçi bu hadiseler sadece günümüzde yaşanmamış, biraz gerilere gidelim, hatta çok gerilere gitsek bile insanoğlunun zulüm yaptığını, zulmedenlere karşı direnmediklerini görürsünüz. Bu konuya tekrar dönüp, örnekler vereceğim, şimde esas meseleyi açalım.
Yalancı bir insandan gelen habere inanılmaz diyen Ömer b. Abdulaziz der ki; “ Doğru olan insanlara önem veriniz. Yalancı insanın haberine itibar etmeyiniz. Çünkü yalancı adamın haberi, bazen doğru söylese dahi yarar getirmez. Buraya dikkat buyurun! “ Aldatan insan; lehinde değil, aleyninde çalışan casustur”

EHLİYET VE LİYAKAT
Maraşlıyız, bağı çok severiz, bağ mevsimi de geldi, tatil de yapıyoruz. Bizim de kitap okumak için hasat dönemimiz geldi. Artık arşivimizdeki kitapları birbir bitirme durumundayız…
Elimdeki kitaptardan biri Hz. Ömer’in torununun hayatını anlatan, Ömer b. Abdülaziz Dönemini anlatan İslam İnkılabı, Yazar İmadüddin Halil.(s.145)
Raşid Halife ordu komutanına bir mektup yazar, konu dış zaferdir ama düşmana karşı yapılan dış zaferin iç zaferden geçtiğini belirterek şöyle der: “ Dış zafer kazanmanın ; müslümanın iç alemde barışa kavuşmasına , varlık ve vicdanını feth etmesine bağlıdır. Nefisle yapılan büyük cihad, başarılı olunursa düşmanı yenmek zor olmaz. Katılık ve keyfiliği şahsiz istek ve şehvetini yenen savaşçı, düşmanı daha kolay yener. Müslüman; kendisini alçaltıp yere yaklaştıran bağlardan kopardığı oranda derin inanca kavuşur, yükü hafifler ve aksiyoner haraketlerle daha yükseklere tırmanabilir…
Bu öz zenginliğini, öz hazinesini; inanç ve kararlılığını bırakan müslüman zorunlu olarak yenilecek, büyük düşman gücüne karşı herhangi bir varlık gösteremeyecektir. İslamn savaşçısı bu ruh temizliğini koruduğu, ferdi çıkar ve arzuların ötesindeki büyük hedeflere varılmasında bu derin isteği duyduğu sürece; “ HAK” kendisinden yana olacak, batıl da düşmanından taraf olacaktır. Çünkü; “ haklı davamızla zafere kavuşamazsak, düşmanı kuvvetimizle yenemeyiz. Bana göre günahlar, insan için düşman taktiğinden daha korkunçtur.” İşte bu tespit üzerine de yazımın başlığını; “İç zafer, dış zaferi getirir!” dedim. Diyeceğim şu ki, kendini yenemeyenin başkasına gücü yetmez ve bu da ehliyetli ve liyakatlı insanlarla başarılır…

DİRİLİŞ İSTİYORSAK
Her Türk ve Müslüman çocuğu fetih ister. İsteriz ama çağımız şartlarında düşmanla savaşmak öyle kolay değil. Artık kılıç kalkan dönemi bitti. Şimdi teknolojiler yarışıyor. Hatta bilim kurgu filimlerine doğru gidiyoruz. Yapay zeka v.s.
Kendim yazılarımı önce kendi nefsime hitaben yazarım. Bugünde kendime dönüp diyorum ki, nefsiyle mücadeleye bırakanlar, diriliş beklememeli.
Büyük halife bunun için komutanlarına ve askerlerine iki öğüt veriyor. Namazı vaktinde kılın. Eğitime ve ilme önem verin. (s.146)
Basra Valisene gönderdiği mektuba kulak verelim: “ Aşiret ileri gelenlerin yeri başkadır. Fakat sen, ordudan anlayan komutanlara önem ver. İslam’ave kendi kavmine karşı güvenilir bildiğin kimseleri yerine bırak. Uygun görmediklerini ise görevden uzaklaştır. Yerlerine de hayırlı bildiğin kimseleri tayin et. Emanet ve Allah korkusu konusunda titiz davran…”
Demek ki ordu komutanımızda, emniyet görevlimizde, öğretmenimizi de öğretmenleri de velhasıl bütün meslek sahiplerinin eğitimine önem verip, işini iyi yapan bir toplum oluşturmak gerek.
Konuya yalanla girmiştim dikkat buyurun. Yalancılık bu gün sanat haline getirilmedi mi? Oysa bizi aldatan bizden değildir, hükmü yok mu?
Peki şu tarihi süreçte insanların çektiği sıkıntıları da yarın ki yazımda ele alayım, kalın sağlıcakla.

Mehmet Doboğlu
Mehmet Doboğludoboglu@kahramanmarasgazetesi.com.tr