ÇAKAL KENDİNİ, KRAL SANARSA « Kahramanmaraş Gazetesi

SON DAKİKA

ÇAKAL KENDİNİ, KRAL SANARSA

Bu haber 19 Haziran 2021 - 8:49 'de eklendi ve kez görüntülendi.

ÇAKAL KENDİNİ, KRAL SANARSA

Mesnevî’de geçen hikâye ve metaforların kendine göre özellikleri vardır, Mevlânâ her bir hikâye ve motifte telkin etmek istediği fikre göre, maksadına en uygun olan hayvanı seçmiş. Hikâyelerini ne sadece kupkuru bir tasavvuf ve ahlak dersi vermek, ne de sadece şiir söylemek ihtiyacını tatmin etmek için anlatmıştır. Bu hikâyelerde tasavvufî, dinî, ahlakî, terbiyevî, felsefî birçok meseleleri ele almış, bu meseleler üzerinde ısrarla durmuş, sade dili, akıcı üslubu, büyük telkin kabiliyeti ve sanat kudreti ile düşüncelerini en mükemmel ve veciz bir şekilde ifade etmiş ve öğretmiştir. Bu hikayelerde kimi zaman tilki, kurt, çakal, aslan, karınca gibi hayvanlar üzerinde, nükteli bir şekilde anlattığı hikayelerle bizlere öğretmen olmuştur…

Ali Aydın kardeşimiz de geçtiğimiz günlerde bu hikayelerden birini sosyal medya da paylaşmıştı, kendisini ziyaret ederek, o Çakal ile Aslan hikayesini bir de kendi ağzından dinleyeyim istedim. Kendisi aynı zaman iyi okuyucularımızdan bir tanesi, sözünü de eğip bükmeden konuşur. Neyse dinleyelim bakalım ne demiş: “Çakalın biri boya küpüne düşmüş, biraz uğraştıktan sonra küpten çıkmayı başarmış. Bakmış ki üzeri rengarenk. Önceki halinden çok farklı. Eee, çakallık var ya kanında; hemen fırsat bu fırsat deyip ormana koşmuş.

Orman sakinleri onu görünce çekinip uzak durmuşlar. Bakmışlar ki; rengarenk, garip, daha önce görmedikleri bir yaratık. Çakal bunu fark edince çakallığını göstermiş. Çekine çekine “Sen de kimsin?” diye sorulunca “Ben ormanın yeni kralıyım!” demiş.

Oradakiler şaşırmış ama karşı çıkamamışlar, çünkü korkmuşlar haliyle. Bu şekilde etrafındaki herkesi yanına toplamış çakal ve beraberce aslanın karşısına dikilmişler.

Çakal: “Bundan sonra kral benim burada!” demiş. Aslan bakmış manzaraya, bütün orman ahalisi yeni kralın çevresinde; “Tamam! Haklısın, yeni kral sensin! Müsaadenle ben de senin vezirin olayım. İşlerini yaparım, getir götür işlerine bakarım, sana yardımcı olurum!” demiş.

Çakal ya bu, hoşuna gitmiş; kralı bu duruma düşürmenin doyumsuz zevkini yaşamak istemiş. “Tamam! Vezirim ol!” demiş.

Yeni kral tahtına kurulmuş, günler günleri kovalamış, aslan her şeyin farkında fakat sabırla bekliyormuş. Bir gece uzaktan çakal ulumaları duyulmaya başlamış. Bizim yeni kralın içi içini yemeye başlamış. Ulumamak için sabretmiş ama nafile!

Ne de olsa kanında çakallık var. Dayanamamış, başlamış uzaktan uluyan çakallara karşılık vermeye, yani ulumaya. İşte tam o sırada uyuyor sandığı aslan yerinden fırlamış ve basmış pençeyi çakalın boğazına. Demiş ki: “Ben senin ne halt olduğunu en başından biliyordum, fakat etrafımdakileri inandıramıyordum!” Hikaye böyle uzar gider.

Ali kardeşimiz hikayenin sonunda: “Unutmamak lazım ki bazı hadiseler kimin çakal kimin kral olduğunu gösterir. Hiçbir çakallık, hiçbir gizli hesap gizli kalmaz. Gerçek krallar uyuyor gibi gözükseler de hep uyanıktırlar.”

SÖZ, DAVRANIŞ VE ASALET

Bu hikâyede ki çakal rolündekini anlamışsınızdır, hak etmediği makamlara göz dikenler, haddini ve hakkını bilmeyenler veya oynak, allek, kişileri temsil etse gerek diye düşündüm. Aslan ise asil hayvandır, makamı bellidir kral… Asil azmaz! Sütü ve fıtratı bozuk ise hilekardır. Diyeceğim herkes hakkını, haddini ve hukuku bilmeli.  Hani Mevlâna der ya: “…“Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol!” Çakal, Aslan olamaz, olamayacağını bildiği içinde de boşluktan yararlanıp, Aslan’ın makamına göz dikmiştir ama o makamın hakkını verememiştir, veremez de.  

Hikayelerin bu yönünü araştıran: Prof. İsmail Hakkı Nur der ki: “İnsan, seçen, davranışı belirleyen, iyiye doğru, değere doğru yönelen bilinçtir. Bu yönü ile ahlâkî değerler, genel bir ifadeyle insan davranışlarını iyi veya kötü olarak tanımlamamızı sağlayan değerlerdir.

Benim gözlemler ile izah edecek olursak, insanın sözü ve davranışı bir bütün olmalı ve kendi değerini en çok kendisi bilmeli. Çünkü insanı en iyi bilen önce Allah, sonra kendisidir…

Altın çamura düşse bile değeri düşmez derler, herkes değerini bilmeli, hak etmediği yerlere göz dikmemeli; keza çakallar da ne kadar aslan olmak isteseler de olamazlar!

Tüm okuyucularıma teşekkürler.

Kalın sağlıcakla.

Mehmet Doboğlu
Mehmet Doboğlum.dobaoglu@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.