Yerel Değerler

Yerel Değerler

Yerel Değerler ve Hizmette Değişim
Yazmanın en zor yanı başlamaktır.
Yazacak bir konu bulmak, o konuyu okunan, konuşulan, hatta tartışılan bir ilgi dünyasına taşımak belki de yazmanın en keyifli yanıdır. Yazmak, aynı zamanda bir düşünce paylaşımıdır.
Gelecek kuşakların ödeyeceği harcamaları yapmak istikbal dolandırıcılığıdır. Acaba ne olur bu işin sonu, nereye varır?
Yaşanan krizin dinmek bilmeyen sarsıntılarında ister istemez kabuğuna çekilen vatandaşın da, öfkesini nereye boşaltacağını bilemeyen yurttaşın da sorusu aynı.
Ne olacak bu işin sonu?
Kıyafet değişecektir bu kesin.
Lakin tam olarak ne olduğunu onlar da bilmedikleri gibi, terziyi nereden bulacaklarını da kestirememektedirler.
Endüstrileşme ile birlikte başlayan süreçte ortaya çıkan makine teknolojisi ve sağladığı kolaylıkların yanı sıra, gelişen sanayi ve ulaşım, özellikle kırsal nüfusun topraktan kopmasına yol açmış ve bunun sonucu, kırsaldan kente yönelen nüfus hareketleri, kentleşme olgusunu yaratmıştır. Son nüfus sayımına göre insanların yüzde 68’i kentlerde, Belediye sınırı içinde yaşamaktadır. Bir kentin dengeli ve istikrarlı büyümesi, çağdaş bölge planlaması, halkın katılımının da sağlandığı aktif işbirliği ve ortak karar verme mekanizmasının işletilmesiyle gerçekleşir.
Yerel yönetimlerin temelini oluşturan değerler, hizmet anlayışının özünü oluşturan kurumsal ve ahlaki değerlerle bütünleşerek, yerel yönetim kültürünün temellerini oluşturmaktadır. Küreselleşme ve hızlı şehirleşmenin etkisiyle hızla ön plana çıkan belediyelerden beklenti de dönüşüme uğramıştır. “Devlet baba” anlayışının yerini “Sosyal devlet” anlayışının alması ile kamu yönetimi sistemimize hâkim olan “Devlet ne üretirse vatandaş onu kullanır” mantığı geçerliliğini yitirmiştir. Bugün geçerli olan mantık, “Devletin vatandaşların ihtiyaçlarına göre üretim yapması” seklindedir. Söz konusu mantığın aksamadan işlemesi, kaynakların verimli kullanılmasına bağlıdır.
Kentsel yaşamı, kapsamlı olarak göz önüne alınması gereken, ekonomi, teknoloji, sosyo-kültürel etkenler, hukuksal yapı gibi çok çeşitli unsurlar etkiler. Bu anlamda özgürlükçü, demokratik planlamacı, katılımcı bir yerel yönetim anlayışını geliştirmek ve hayata geçirmek gerekir. Kentsel koşulların olabildiğince çok insan için yaşanabilir düzeye dönüştürülebilmesi, deneyimli uzmanlardan oluşmuş bir ekibin hazırlayacağı kent planlarının, kararlı bir “yerel politik irade” tarafından uygulanması ile mümkündür. Misal, vatandaşı ev sahibi yapma iddia ve misyonuyla hareket ettiği söylenen TOKİ, her bulduğu yere ruhsuz, estetikten uzak ve kullanışsız, heyula misali 8-10 katlı beton yığınlarını dikiyor. Kahramanmaraş’ın Ahır Dağı eteğinde, ulaşımı sorunlu, ruhsuz ve tipsiz binalarla süsleniyor. Elbette ki, bunları yaparken mekana anlam katmak kadar orada yaşayacak olan insanlara da bir fayda sunmak gerekiyor. Düşünün, TOKİ alt gelir guruplarına ev yapıyor mesela. Evi olmayanlar, çok düşük taksitlerle ev sahibi oluyor. Çok güzel, ancak tutup da 5-6 kişilik ailelere 75 metrekare ev yaptığınızda, bunun anlamlı bir şey olduğu söylenebilir mi? Hem şekli olarak çirkin, hem de işlevsel olarak, yani insan ihtiyacını karşılama bakımından ucube. Yerel yönetim hizmetleri kamusal hizmetlerdir. Kamusal hizmetlerde amaç tüm halkın bu hizmetlerden yararlanması olmalıdır. Yerel yönetimlere yurttaş katılımını amaçlayan kent konseyleri, kent meclislerinin desteklenmesi ve güçlendirilmesi yanında bağımsız yapılar olmasına özen gösterilmesi toplumsal çıkarlar açısından önemli görülmektedir. Yerel yönetim anlayışımız günümüz koşullarında aşağıdaki değerler üzerine kurulmaktadır. Bu değerler, elbette değişen koşullarda yeniden oluşturulmalı, yeni değerlerle zenginleştirilmelidir.
Katılımcı demokrasi,
Bilginin toplumsallaşması,
Yöneticilerin denetlenmesi,
Toplumun çıkarları,
Doğaya karşı sorumluluk,
Kente karşı sorumluluk, kentli bilinci.
Sağlıklı bir kent yapısı, yerel yönetimlerin fiziksel planlama ve imar uygulamalarında, doğaya rağmen değil, doğaya uyumu temel alarak gerçekleştirmesine, kapsamlı bir kent ekolojisini ortaya koyan peyzaj planlaması yapmasına, kente yönelik her karar ve projenin bu noktaları dikkate alan planlara dayandırmasına bağlıdır. Bunun yanı sıra, kamuya ait her şeyi piyasaya açarak ve devrederek, halkı mağdur edecek yönetim biçimi, çağdaş, demokratik, bir hizmet yaklaşımını yansıtmamaktadır.
Kent halkına hizmet sadece park açmak, kaldırım yapmak, yol asfaltlamak olmamalıdır. Bu hizmetler zaten belediyelerin asli görevleri içinde sayılmaktadır. Kaldı ki açılan parklarda bir süre sonra, yiyecek-içecek satan büfelere izin verilerek, yerel yönetimlerce kiraya verildiği herkesin malumudur.
Bir kent yönetimi, aynı zamanda modern gelişmeyle tarihi mirasın korunması arasında dengeyi kurmalı, eskiyi tahrip etmeden yeniyle bütünleştirmeli ve sürdürülebilir kalkınma ilkelerini sağlayabilmelidir. Geçmişi olmayan bir kent, hafızasını yitirmiş bir insana benzer. Kent dokuları, yapılar, ağaçlar, ibadethaneler, kütüphaneler, insanların kentlerdeki yaşayış biçimlerini ortaya koyan kişisel tarihlerinin izleridir.
Sonuç olarak yaşanabilir bir kent her şeyden önce insanlarının işsiz, yoksul, aç kalmadığı, kendisine zaman ayırabildiği, iş dışındaki zamanlarını değerlendirebilmesi için uygun mekanların oluşturulduğu çağdaş yaşam standartlarının tesis edildiği, yeşil alanların insanların ve kentin soluk almasına yetecek kadar çoğaltıldığı kenttir. Çağımız insanı artık böyle kentlerde yaşamak istemektedir.





Bu yazı için bir yorum yazın

Bir Cevap Yazın

74978e3b3f6e01292b82b4c8b5fff9db
Adres: Trabzon Bulvarı Borsa Caddesi Ticaret Borsası İşhanı altı no: 9/3 Merkez Kahramanmaraş Telefon: 03442212035 Faks: 0344 225 00 50 Cep Telefonu: 0542 233 89 31
Portal Teması : Wptr.Co