Yeni bir eğitim sistemi kurulmalı

Yeni bir eğitim sistemi kurulmalı

YENİ BİR EĞİTİM SİSTEMİ KURULMALI

Osho’nun geçtiğimiz günlerde Sezgi isimli kitabından alıntı yaparak, kadere bakış açısını ele almış, yorumlamıştım.

Yazarın, yeni bir yaşam biçimini kavramak ‘sezgi’ isimli kitabını okurken yıllardır hemen hemen her yazımda bahsettiğim, hayalimdeki eğitim sistemini tarif etmesi dikkatimi çekti.

Eğitim severler ile bu düşünürün bakış açısını paylaşım istedim. Kitabın 136 sayfasında şöyle diyor Osho” İnsanlar ödünç hayatlar yaşıyor. O yüzden hayatları felç olmuş durumda. Bu felç yüzünden, aptal görünüyorlar.

Dünyada yeni bir eğitim sistemine ihtiyaç var. Şair olarak doğmuş bir kişi, matematikle kendini aptallaştırır. Büyük bir matematikçi olabilecek bir insan, beynine tarih sokuştururken kaybolur. Eğitim, senin doğanla uyumlu olmadığı için her şey karman çorman olur. Bireye saygı duymaz, herkesi belirli kategorilere sokar. Tesadüf eseri, bu kategorileri birkaç insana uyar ama çoğunluk kendini kaybolmuş hisseder ve mutsuz olur.

Hayatın en büyük mutsuzluğu, birinin kendini aptal ve değersiz hissetmesidir. Kimse aptal doğmamıştır. Kimse aptal doğamaz. Çünkü biz bur varoluştan geliyoruz. Varoluş, saf zekadır. Dünyaya geldiğimiz zaman, bu varlıktan bir çeşni, bir tat taşırız. Ama toplum anında üzerine atlar. Manipülasyon başlar. Öğretir, değiştirir, keser, biçer ve bu süre sonra kendi formuna kaybedersin. Toplum senin itaatkâr, sıradan ve tekdüze olmanı ister. Zekân işte böyle yok olur.”

Yazar aptallığı şöyle tanımlıyor “ Başkalarını takip etme, başlarını taklit etmek, başkalarına itaat etmek, onların gözleriyle görmek, onların bilgisini kendi bilgin gibi görmek. İşte aptallık budur! Diyor.

Zekayı ise tanımlarken, zeka hayatın anlık değişikliklerine uyum sağlama kapasitesidir, bir programa bağlanamaz, der.

KASETÇALARLAR YETİŞTİRMEK

Dikkat edelim okullarımızda ders programlar vardır ve bizler müfredatı uygularız. Kitaplara kalıp halinde konmuş, yıllarca değişmeyen konuların da dışına çıkılmaz, yasaktır. Oysa bize baskın zekalardan bahsediyorlar, her çocuğun farklı zekası, ilgisi, istidadı olduğunu öğretmişlerdi. Biz tek bir program da farklı ilgi, istidat, kabiliyeti, baskın zekası, karakteri olan çocukları bu programlarla aynı kalıba sokarız? Yani biz bir nevi okullarda kasetçalar ya da eski adı ile plak tipli insanlar yetiştiririz…( Bu söylediğim bütün dünyada uygulanıyor, sadece bizde değil)

Şimdi soruyorum. Öğrenmek eski kalıp bilgileri belleğe yazmak mıdır? Yoksa kendi zeka ve yeteneklerini kullanarak ortaya yeni bir bilgi, öğreti çıkartmak mıdır?

Madem bir çocuğun baskın zekası sayısal veya matematiksel zekaya yatkın o halde o çocuğu ısrarla başka zeka gurupları için yazılmış, yıllar önce kitaplara kaydı yapılmış bilgileri niye koyarız? Gerçi ülkemizde bir dönüş çalışması var ama bana göre yeterli değil.

Tam bu bölümü yazarken, yıllar önce bir öğretmenimizin söyledikleri aklıma geldi, ders matematik çocuk sınıfta düzeni bozuyor, neden böyle yaptığı sorulduğumda, vallahi, billahi anlattıklarınızı anlayamıyorum, ben matematik dersi geldiğinde bunalıyorum demiş, bu çocuk 8. Sınıf öğrencisiydi ve neleri sevdiğini sorduğumda, şiir yazarken ancak mutlu olduğunu ifade etmişti…

Bir başka çarpıcı örnek, kendim Ticaret Meslek Lisesini bitirdim, çok da başarılı bir öğrenciydim. Muhasebeyi, daktiloyu, Ticaret aritmetiğini, Ticaret Hukukunu ve diğer derslerde çok başarılıydım, çünkü pratikte de bir muhasebeci de kalfalık yapıyordum. Sonra üniversite sınavlarına girdim, okulda öğrendiğim konulardan edebiyat, coğrafya dışında kendi alanımla ilgili hiçbir soruya muhatap olmadım. Böyle olunca da iyi bir puan alamadım. Peki beni haftada şu kadar matematik dersi alan liseli öğrenci ile meslek lisesi dersleri almış bizleri aynı sınavda yarıştırmak adil miydi? Hayır. Sonuç mutsuzluk.

Hep düşünmüşümdür, kendim icatçı bir kafaya sahibim ama hiç bu alana katkım olmadı, şartlarım oluşturulmadı çünkü. İlkokuldan beri yazıyorum, çok mutluyum. Yine güzel sesimin olduğunu söylerler ama bir müzik gurubu içinde olamadım ah çekiyorum.

İnsanın kendinden örnekler vermesi çok hoş olmuyor yazıda bunu da biliyorum ancak yukarda yazdığım konulardan ben de muzdarip olduğum için, en iyi örnek kendimdir diye düşündüğüm için bunları yazmak zorunda kalıyorum.

Sonuç dünya da insanların mutlu olacağı yeni bir eğitim sistemine ihtiyaç var. Belki de böyle yapılmadığından çatışmalar, savaşlar çıkıyor, boşanıyoruz, hapishanelerimiz ve hastanelerimiz dolu!





Bu yazı için bir yorum yazın

Bir Cevap Yazın

74978e3b3f6e01292b82b4c8b5fff9db
Adres: Trabzon Bulvarı Borsa Caddesi Ticaret Borsası İşhanı altı no: 9/3 Merkez Kahramanmaraş Telefon: 03442212035 Faks: 0344 225 00 50 Cep Telefonu: 0542 233 89 31
Portal Teması : Wptr.Co