Abdulhakim Eren

Abdulhakim Eren

GEÇMİŞİ BAĞENMEYENLER

                GEÇMİŞİ BAĞENMEYENLER

                                                CEVDET ALPEREN

      Zaman zaman  sosyal medyada paylaşımlarda, geçmişte çok kötü olduğumuz vurgulanmaktadır. Eski Türkiye diye başlayan eleştirilerde  “ camiye ve okula bir parça odun veya tezek alıp gider sobayı da biz yakar, temizlerdik”  diye başlıyor bazı  arkadaşlar..

    Yokluk ve sefalet diz boyu imiş. Millet fakirmiş. Yani, her şeyi biz yaptık , bu gün yaptık, biz olmasak bunlar olmazdı anlayışına getirenler var.

   Peygamber de fakirdi. Bir hurma ile oruç tutardı. Fakirlik her dönemde ve her zamanda vardır.  Bizim ecdadımız hayvan pisliklerinden çıkan arpayı  temizleyip yiyerek savaş yapmış. Bizim dedelerimiz kuru ekmek ile savaşmış.

    Osmanlı döneminde de fakir vardı. Kendi  çalıştığı ile elde ettikleri ile geçiniyordu.

    Bugün dünyanın geldiği noktada her toplumun bir geçim ve yaşama biçimi oluşmuştur. Senden aşağı da yaşayanlar da var. Senden yüksekler de yaşayanlarda var.

    Herkes çalıştığı kadarı iledir. Bundan 40 sene önceki bir kısım bölgelerde tezek yakılıyorsa bu imkanların o  kadar olduğunun göstergesidir. Sen elinde bir odun ile okula gelip kendi sobanı yakarken bir başka yerlerde zevk sefa süren birçok insan toplulukları da vardı.

    Bugün de öyle. Sen şimdi benim durumum iyi diyorsun ama, perişan birçok insan var.

    Herkes bir çile çekerek bu günlere geldi. Kimse kimseye babasının tarlasını satıp da dağıtmadı. Çalışıp , kazandık bugünlere geldik.

   Beğenmediğin dünkü Türkiye’nin insanları bu gün Türkiye’yi idare etmiyor mu ? Dün zor şartlarda, sokak lambalarının altında ders çalışarak okuyanlar, simit satarak, çıraklık yaparak tahsil yapanlar Türkiye’yi idare etmiyor mu. Savcı oldu. Doktor oldu avukat ve  hakim oldu. Bunlar da okullarına tezek getirdi. Odun getirdi. Kendi sobasını yaktı.

    Eski Türkiye de şu yok, bu yok diye algı oluşturmaya gerek yok. Olanlar havadan gelmedi. Gelişen dünya şartlarında herkesin çalışması ile elde edilen imkanlar bize de geldi.

    Elin adamları teknoloji ile dünyaya hakim oldu. Peki bugün  neyimiz var ? Bilgisayarımız mı var ? Telefonumuz mu var? Tıbbı teknolojimiz mi var ? İlaç sanayimiz mi var mı  ? Ne yapıyoruz da  eski Türkiye’yi ayaklar altına alıyoruz. 

   Yapmayın, sırf siyasi algı oluşturmak uğruna geçmiş Türkiye’yi ayaklar altına almayın. Bugünkü Türkiye eğer bir yere geldi ise bu enerjisini eski Türkiye’nin cefakar, fedakar ve bu toprağa şehit  düşen yiğit  insanlarına borçludur.

     Geçmişi olmayanın geleceği yoktur. Bizimde bir geçmişimiz var. Çalışmalarımız var. Dünya konjonktüründe olmasa da elde ettiğimiz ve koruduğumuz değerlerimiz var.  Bitmiş  ve yıkılmış bir devleti ayağa kaldırmak büyük bedeller ile oldu. Yıkılan Osmanlının enkazı altından bugün beğenmediğiniz bir devlet doğmuştur. Küçümsemek doğru değildir.

    Geçmişimiz ile birlikte değerlendirelim bu günleri. Yapılan hizmetleri ve çalışmaları inkar ederseniz yarında bugünleri eski diye yok sayarlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdulhakim Eren Arşivi