Yarabbi; sonsuz şükürler olsun!

Bu haber 17 Nisan 2019 - 8:45 'de eklendi ve 1.001 kez görüntülendi.

Yazı başlığımda da ifade ettiğim gibi Allahü teâlâ’ ya sonsuz şükürler olsun.
Trafik kazası sonrası siz kıymetli okuyucularıma tekrar kavuşturan Rabbimize hamd olsun.
Sizlerden iki hafta gibi kısa bir süre ayrı kalmanın bu denli beni hüzünlendireceğini tasavvur edemezdim. Çok şükür kavuştuk.
Aracımı sattıktan sonra toplu taşımaları kullanıyordum. Tabii işyeri çok uzak olmasa da iki araçla gidiyor, trafik durumuna göre 60-70-80 dakika sürüyordu. Araç olsa 10 dakikalık bir mesafe idi. 10 dakikalık güzergâhta toplu taşıma olmadığı için her gün bu kısa mesafeyi toplu taşıma kullandığım için bahsi geçen dakikalarda gidiyordum. Bir gün Türkiye Gazetemizi okurken, dikkatimi bir haber celp etti B ehliyet ile 50 cc motorlar kullanılabiliyor. Yıllarca motosiklet kullanmış biri olarak ilgimi çekti. Fiyatları da makul buldum. 2018 Ağustos Ayında 50 cc Motosiklet aldım. 8-10 dakikada işyerine gidiyordum. Çok rahat etmiştim, aldığım motosikletten de memnundum. Gidiş güzergâhım genel olarak sakindi. Söz konusu 30 Mart kaza günü tek yönlü gidiş istikametine seyir halindeyken nerden nasıl geldiğini de pek hatırlayamadığım servis minibüsü bize çarparak metrelerce sürüklüyor. Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesinde acılar içinde kıvrandığımı hatırlıyorum. Allahü teâlâ kimseye göstermesin. Bizi beyin kanaması tedbiriyle üç gün yoğun bakımda tuttular. Tabii bu üç gün çok ızdırap çektiğimi iyi hatırlıyorum. Rabbimize hamd olsun beyin kanaması riskini atlatınca servise aldılar. Bu arada yedi kaburgada kırık var. İki gün servis kontrolü ve 4 Nisan da kaburgalardan ameliyat oldum. Çok şükür başarılı geçtiğini belirttiler.
Beni derinden üzen ve içimi acıtan ne biliyor musunuz? Bana çarpan minibüs şoförünün hastaneye dahi gelmeyişi, yoğun bakımdan servise aldıkların da ifademi almak için görevli Polis memurlarına davacı olduğumu bildirmiştim. Akşamına hastaneye iki kişi geldi. Birini de tanıyorum minibüs şoförüne ben demişim ki, iyiyim. Ne diyeyim? Öldüm, bittim, yandım diye ortalığı velveleye mi vereyim? Bu nasıl bir zihniyet ve bakış açısı? Yorum siz kıymetli okuyucularımın…
Kim ne ederse kendine eder. Çok şükür ameliyatın başarılı olması bizi son derece mutlu etmiştir.
Hastaneye yattığım günden beri yardımcı olan eski Baş Hekim Kamil Özdil beyefendiye yeni Baş Hekim Doç. Dr. Necdet Sağlam beyefendiye doktorum Halil Çiftçi ve Bülent Bey’e ve görevlilere çok teşekkür ederim. Bu başarılarının temelinde, mayasında duâ olduğunu hususen belirtmek isterim. Kazanın ilk gününden itibaren dualarıyla yanımızda olan Seyyid ve Seyyidelerden, yürek dokuları ile dularda bulunan gönül dostlarıma kalbi şükranlarımı arz ediyorum. Allahü teala her birinden razı olsun inşallah… Şuan evde istirahat ediyorum tabi geceler zor geçiyor. Şair ne güzel ifade etmiş.
“Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkıt ne bilir,
Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç sâat.”
“Uzun geceleri takvim yapanlar ve yıldız ilmi ile uğraşanlar ne bilsin. Gam, keder müptelasına sorun geceler kaç saat…”
Bunlar da geçecek inşallah…
Dualarınızı istirham ederim.
Muhabbetlerimle…

İbrahim İnalibrahiminal@kahramanmarasgazetesi.com.tr