ÜNİVERSİTE GİRİŞ SINAVI ÜZERİNE-2

ÜNİVERSİTE GİRİŞ SINAVI ÜZERİNE-2

 

Üniversiteye giriş sınavında meydana gelen değişikliğin ardından, eğitimle ilgilenen her kesim, yeni sistemin olumlu ve olumsuz yönlerini tartışmaya açtı.

Üyesi olduğum Eğitim Bir Sen, bu konuda bir basın açıklaması yaptı. Çok kapsamlıydı. Sonra, ulusal ve yerel basında, ve sosyal medyada bir çok kurum ve kuruluş görüşlerini ifade etti. Bu gün bu görüşler çerçevesinde yeni sistemle ilgili eğitimcilerin ve kendi düşüncelerimi yazacağım.

Eğitim Bir Sen genel merkezinin yaptığı basın açıklamasında, yapılacak değişikliklerin; eğitimin ilgili paydaşlarıyla görüş alışverişi yapılmadan, konunun hassas ve sıkıntılı noktaları tecrübeler ışığında değerlendirilmeden, dahası demokratik teamüller yerine getirilmeden yapılmasının bir eksiklik olarak görüldüğü belirtildi ve ardından şu değerlendirme yapıldı.

“YGS’ye ve LYS’ye göre yeni sınavın fiilen tek aşamaya indirilmiş olması ve toplam soru sayısının azaltılmış olması, ölçme ve değerlendirme ilkeleri çerçevesinde değerlendirildiğinde, sınavın geçerliğini azaltmıştır. Soru sayısının azaltılması nedeniyle, aynı sayıdaki nette çok fazla sayıda öğrenci yığılabilecektir. Adayların girecekleri sınavların kapsamlarının daraltılmış olması, ortaöğretimi olumsuz etkileyecektir. (Bana göre bu madde tartışmaya açık)

YGS’de tüm adayların Türkçe ve Matematik testlerine ilaveten Sosyal Bilimler ve Fen Bilimleri alanlarındaki temel bilgi ve becerilere sahip olması beklenmekteydi. Ancak, yeni sistemin ilk oturumunda Sosyal ve Fen Bilimleri alanındaki sorular tümüyle kaldırılmıştır. Bu kapsam daraltması, öğrencilerin daha tek yönlü bir şekilde yetişmesine, temel Sosyal ve Fen Bilimleri alanındaki dersleri ihmal etmelerine; ayrıca, özellikle sayısal ve eşit ağırlık alanında tercihte bulunacak öğrencilerin lise öğrenimlerinde temel Sosyal Bilimler derslerini ihmal etmelerine neden olacaktır. Özetle, öğrenciler sınavda yapmak zorunda olmadıkları ders gruplarını ihmal edeceklerdir. Bu ise lise eğitimini olumsuz etkileyecek bir husustur.(Burada Tarih Şuurunu hatırlatmak isterim. Tarihi bilmemek mi, kabul edemiyorum.)

-İki sınavın aynı gün yapılması ve ilk aşama sınavın sonuçları açıklanmadan ikinci aşama sınava girilmesi, aşamalı sınav mantığına aykırıdır.(Katılıyorum)

YGS Mart-Nisan aylarında, LYS ise Haziran ayında yapılmaktaydı. İlk aşama sınav sonucu belli olduktan sonra LYS’ye girmeye hak kazanan öğrenciler belirlenmekteydi. 1980’li ve 1990’lı yıllar boyunca başarılı bir şekilde uygulanan ÖSS ve ÖYS de aynı şekilde iki aşamalı bir mantığa sahipti. Yeni sistemde iki oturumun aynı günde yapılacak olması, fiilen aşamalı sistemin kaldırılması demektir. Böyle bir müdahale, öğrenciler üzerindeki sınav baskısının azalmasına değil, tam tersine artmasına neden olacaktır.(Sınavların Haziranda yapılması doğru, aynı günde olmasını yanlış buluyorum)

Çünkü farklı günlerdeki oturumlarda yapılan sınavlarda öğrenciler, herhangi bir oturumdaki dezavantajlarını diğer günlerdeki oturumlarda kapatmaya çalışmaktaydılar. Ancak yeni sistemde bunun yapılması mümkün görülmemektedir. Öğrencilerin sabah oturumundaki sınav sonuçları belli olmadan (belki de yeterli puanı almadan) ikinci sınava girmeleri, sınavın kendisini ve sonuçlarını sürekli tartışmalı hâle getirme ihtimalini içinde barındırmaktadır.

 

KALICI OLMAZ DİYORLAR

Eleştiriler devam ediyor; “ Puan sayısının azaltılması iyi oldu ama çok azaltılmış, bu da pek çok sorunu beraberinde getirecek. Örneğin, sağlıkla ilgili meslek yüksekokullarına girişte fen dersleri dikkate alınmayacak!

– Eşit ağırlıklı puanın hesaplanmasında tarih ve felsefe gurubu derslerinin yok sayılması hiçbir şekilde kabul edilemez.

– İlk güne tüm sınavları koyup, ikinci günün adeta boş bırakılması çok yanlış.

– 2 milyon 300 bin adaydan en fazla 100 bini yabancı dil sınavına giriyor, yani adayların yüzde 90’dan fazlası için ikinci günün hiçbir anlamı yok. TYT ve yabancı dil ilk gün, sayısal ve sözel de ikinci gün yapılsaydı, çok daha iyi olurdu.

– TYT’de 150, 180, 200 barajları var. Ve bu sınavın değerlendirmesini sınav anında adayın yapması isteniyor. Bu durum öğrenciler üzerinde yoğun baskı yaratacak! Kaldı ki ortalama ve standart sapmalar yani diğer adayların başarı düzeyleri bilinmeden, kaç soru yaparak barajı aşmanın mümkün olacağını tahmin etmek çok zor..

– Basit bir sınav olursa 80 sorudan 30’unu yapan 180 barajını aşabilir ama zor olursa 10 soru da yetebilir.

-İlk aşama sınavından alınan 200 ve üzeri puanın bir sonraki yıl da kullanabilecek olması önemli bir değişikliktir. Bu durumda, ilk aşama testlerinde mutlaka test eşitlemesinin yapılması ve soruların yeterlilik düzeylerine göre hazırlanması gerekir, dendi.

Eğitim Uzmanı Hatice Yılmaz: Bu sistem öğrenciyi okulda tutacak diye olumlu görüş bildirmiş.

Eğitim Uzmanı Sadık Gültekin: LYS’nin adı, YKS (Yükseköğretim Kurumları Sınavı)’ye dönüştü; ama içerik aynı. 18 puan türünün, 4 puan türüne indirgenmesi bir başarı olacak dile getiriliyor. Şimdi ilgililerin bu eleştirilere cevap vermesini bekliyoruz. Kalın sağlıcakla.





Bu yazı için bir yorum yazın

Bir Cevap Yazın

74978e3b3f6e01292b82b4c8b5fff9db
Adres: Trabzon Bulvarı Borsa Caddesi Ticaret Borsası İşhanı altı no: 9/3 Merkez Kahramanmaraş Telefon: 03442212035 Faks: 0344 225 00 50 Cep Telefonu: 0542 233 89 31
Portal Teması : Wptr.Co