On para etmez bu dünya!

On para etmez bu dünya!

Bir baba 9 çocuğuna baktı !

9 çocuk bir babaya bakamıyor !

Çok değil belki ama :  bugünün Türkiye gerçekleri bu !…

Hayırlı evlat yok mu ? derseniz çok fazla var, yaşlı anne ve babasına hizmet eden çok güzel helal süt emmiş insan evladı var.. onları görünce imreniyorum..

Direk kötüleri görürsek yanlış yapmış oluruz..

Hayırlı güzel insanlar çok fazla , ama bir kötü çok fazla göze batıyor..

Biraz gerilere gitmek istiyorum:

Benim çocukluğumda : Babam, Annem, Dedem, Nenem, Emmilerim, Emmilerimin hanımları, ablalarımız, çocukları  bir evde otururduk..

Bugünkü gibi herkese bir yatak yoktu, bir yatak da 3-4 çocuk bir yatardık, “ayuşlu baş uşlur “ bir birimize tekme atarak , gıdıklayarak, tepişerek, bir aradaydık, güzel günler geçirmiştik..

Herkesin önüne bir tabak konmazdı, pişen yemek leğene dökülür, çal kaşığı kalmasın bulaşığı yapardık.. herkes bir sofrada otururdu.. yemekte tat vardı..

Birlik ve dayanışma vardı.. aile vardı.. sevgi vardı.. aile olma bilinci vardı..

Huzurlu ve mutlu bir aile idik.. sofra toplamak evin küçük kızlarının işi idi..

Şimdi ki gibi : sabah kahvaltısında, onlarca peynir, reçel , yağ – bal olmazdı.. sabah lepe bulursak sevinirdik, bulamazsak teh dürümü yerdik.. yada yoğurt ekmek.. olsun ama güzeldi.

Akşam yemeğinde : kırk çeşit yemek olmazdı.. patates sulusu yemeklerin şahı idi.. salatayı kim bilirdi ki .. ama olsun yine de mutluyduk.. huzurluyduk..

Yemeğe çorba ile başlanmazdı: Bulgur pilavının yanında bir baş soğan yeterdi !..

Yazın ise : domates salatası yapılırdı.. domates-soğan – maydanoz ile yapılan salata..

Tarlada çalışırken, elbisenin içini dışına cevirlerdi.. Güneş soldurmasın diye…

Çocukların elbisesi soyulur, yatağa yatırılır, üzerindeki elbise  yıkanır, ipe atılır sabah kalktığımızda onu giyerdik, ikinci elbisemiz yoktu.. ama olsun şimdikinden daha mutlu idik..

Sözüme geliyorum:  Bir baba 9 çocuğunu büyütmüş elinden geldiği kadar okutmuş ama bugün o 9 çocuk bir babasına bakmıyor.. kardeşler bir birine düşman arada baba gidiyor..!

İsim vermiyorum: ama acı gerçeği dün görünce vay be ! dedim.. bu dünya 10 para etmezmiş yazık dedim.. çalış çabala çocuk büyüt , o evlatlar: adam ölmeden miras kavgasına düşün sonra da babanıza bakmayın !.. yazık yazık..

Bir iş adamımız : “ Benim para ile işim yok, fabrikamı ve taşınmazlarımı satsam , bana ve çocuklarıma, hatta torunlarıma ömür boyu yeter !, benim derdim, ülkeme bir taş üzerin bir taş daha koymak, birkaç kişiye daha fazla iş vermek ,” diyor..

Bizim derdimizde kimseyi kırmak dökmek değil, uyuyanları uyandırmak !..

9 çocuk yapan bu ağabeyimiz, kendi imkanları ölçüsünde çalışmış, evi, bağı- bahçesi – tarlası olmuş, hayat arkadaşı bu dünyadan ayrılınca evleneyim , demiş ve çocukları ile düşman olmuş..  kanlı bıçaklı olmuşlar..

Düşman olmayı da bırak evlenmesi ile birlikte : ABD ve İran gibi araları açılmış..!

Elin kadınından eş olmayacağı için ağabeyimiz hasta olunca önce kadın evini terk etmiş sonra ise çocukları mirasın yarısı gitti diye onlar babalarına sırtını dönmüşler..

Peki değer mi ? : Miras dediğiniz nedir ki ?

Yazık: bugün bakıyorum, miras yüzünden kardeşler bir biri ile kanlı bıçaklı oluyor, miras yüzünden aileler bir birine selam vermiyor.. aile bağları kopuyor.. hatta çocuklar bu kavgayı devam ettiriyor, emmim şöyleydi , böyleydi diye..

Bizim örnek deki gibi : Böyle olan evlatlara soruyorum: Yarın bir gün sizde yaşlanıp dede olmayacak mısınız ? siz yaşlanmayacak mısınız ?

Peki : sizin çocuklarınızda size aynısını yaparsa ne yapacaksınız ? sizin biriktirdiğiniz dünyalık mallar 10 para edecek mi ? bu dünyanın tümü 10 para edecek mi ?

Bir para hırsı, ben ben hırsı, ben olma hırsı insanlarımızın gözünü kör etmiş gidiyoruz..

Hey insanlar : ölüm var ölüm !

Hey gençler ölüm var ölüm !

Bugün baba mirası için kardeşleri ile kötü olan, babasına bakmayanlar, yarın siz de yaşlanacak aynı konuma geleceksiniz ölüm var ölüm !

On para etmez dünyanın peşinde koşmayın, ben bıraktım, umreye gidiyorum, okurlarımdan helallik diliyorum..

Bilmeyerek, istemeyerek, üzdüğün kırdığım , yazdığım yazılarla incittiğim çok insan olmuş olabilir, ben onlardan özür dileyerek helallik istiyorum..

Hakkınızı helal ediniz.. Bugün öğle yola çıkıyoruz, Allah nasip ederse inşallah 5 Şubat 2018 günü Kahramanmaraş’a döneceğim, buyurun zemzem içmeye diyorum..

On para etmez bu dünyayı ve malını bırakın !

İyi günler..





Bu yazı için bir yorum yazın

“On para etmez bu dünya!” için bir cevap

  1. Ibrahim Inal dedi ki:

    Allah-ü teala hayırlı evladlar ihsan eylesin. Hayırla git gel inşaallah..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

74978e3b3f6e01292b82b4c8b5fff9db
Adres: Trabzon Bulvarı Borsa Caddesi Ticaret Borsası İşhanı altı no: 9/3 Merkez Kahramanmaraş Telefon: 03442212035 Faks: 0344 225 00 50 Cep Telefonu: 0542 233 89 31
Portal Teması : Wptr.Co