SON DAKİKA

NARKOZ-2(SAVAŞ-PARA-DEVLET)

Bu haber 12 Ağustos 2018 - 15:33 'de eklendi ve 68 kez görüntülendi.

Narkoz kitabının yazarı Prof. Dr. Metin Gündoğan’ın kaleminden çıkan Narkoz kitabını dün sizlerle tanıtmıştım. Bugün de, kitaptan okuduğum bölümlerde ki altını çizdiğim kısımları siz değerli okurlarımla paylaşıp, hadiselerin günümüze bakan bölümlerini yorumlamaya çalışayım inşallah!
Yazarımız, devletin üst kesimlerinde görev almış, akademik çalışmalarının yanı sıra TÜBİTAK, DPT, Başbakanlık, TBMM, Akıncı F-16 Uçak Fabrikası(TAI) çalışmış. Yöneticilik ve danışmanlık yapmış..
1996 yılı Ağustos ayı itibarı ile gördüklerini,yaşadıklarını ve okuduklarını dile getirmiş. Kitabın hemen başında “ Yeşiller İçinde “Doğunun Kızı” diye isimlendirdiği bölümde. Rahmetli Başbakanlarımızdan Erbakan’ın Pakistan ziyaretinde Benazir Bhutto ile başlayan ve sonunda İslam Ülkelerini bir araya getirecek D8’in nasıl kurulduğu ve ardından Büyük Şeytan’ın oyunları anlatılmış.
Gündoğan, D8 kurulur ama ardı ardına bu kuruluşun içinde yer alan ülkelerin liderlerinin başına gelenlere uzun uzun anlattığı bölümde, sadece Malezya Başbakanının iktidarını koruyabildiğinden bahseder.
Necmettin Erbakan’ın önce İran Cumhurbaşkanı Safsancani ile de konuştuğunu, kurucu ülkelere İslam dünyasının nüfusunun yaklaşık bir buçuk milyar olduğunu 50 ülkenin Müslüman olduğunu, bunların devlet ve hükümet başkanlarının bir araya getirmenin zor olduğunu ama 8 büyük İslam ülkesinin bir araya gelmesinin daha kolay olacağını, bu ülkeler arasında ortak para birimi(İslam Dinarı) ile ticaret yapılabileceğini söyleyip, karşılarındakilerini ikna ettiğini, kuruluşun tamamlanmasının ardından ise, bu yapıya imza atan siyasetçilerin ABD merkezli güçlerce iktidardan uzaklaştırıldığını uzun uzun yazmış. Türkiye’de de Erbakan’ın 28 Şubat’da ABD’e tarafından iktidardan uzaklaştırma senaryosu olduğunun altı çizilmiş(s. 27)
28 Şubat günü Erbakan’ın önüne 18 maddelik bir MGK kararı konulduğunu, bu maddelerin uygulanabilirliğini bakanlara sorulduğunu ve uygulanmasının mümkün olmadığı cevabının geldiğini ancak hükümet yıkıldıktan sonra Ecevit hükümetine Kemal Derviş döneminde Türk finans sisteminin altyapısını, süresel finas sistemi ile tamamen uyumlu hale getirildiğini belirtilmiş…(s.30) Zaten sizlerde bunları biliyorsunuz.

NEDEN?
Yazar bizi 1907 yılına götürerek görünmez bir para imparatorluğunun nasıl kurulduğunu, bu 100 yıllık görünmeyen imparatorluğununun ismininde “Uluslar üstü rantiyecilerin küresel finans imparatorluğu” olduğunu belirtirken. Bu gücün önce ABD sistemini ele geçirdiğini, sonra İngiltere kralına da boyun eğdirdiklerini anlatarak şöyle devam eder. Yani ahtabotun gerçek yüzü net olarak ortaya konmakta.
İsterseniz bu aşamada ABD’de yasayı imzalamak zorunda kalan ABD Başkanı Woodrow Wilson’a kulak verilim. “ Ben dünyanın en talihsiz insanıyım. Ülkemi, farkında olmadan harap ettim. Bu büyük sanayi ülkesi, para-kredi sistemi sayesinde bir avuç elitin eline geçti. Bundansonra hiçbir hükümet bunların sözünün dışına çıkarak bağımsız hareket edemez….”
Şimdi tam da bu aşamada gelin, bu güne dönelim. ABD’nin içinde bulunduğu durum ve konumu bir düşünün!
İşte bu tarihi bir itiraftı. Artık Yenidünya Amerika, 1913 Noel’inde , bir avuç bankerin kontrolüne geçmişti. Bundan sonra bu çok özel bankerlerin yapacağı en önemli iş, kendilerini çok açık bir şekilde gizlemek olacaktı! Bunu başardılarla, ki yarın Osmanlı Bankasının kuruluşunu da sizlere aktaracağım.
Gerçi günümüze geldiğimizde artık onlar kendilerini saklamıyorlar. O güç, SAVAŞ, PARA, DEVLET diyor. Nathan Rothschild ne demişti: “ İmparatorluğu yönetmik için kimin kral olduğu hiç umurumda değil. Çünkü Britanya’nın para arzını kim kontrol ediyorsa, imparatorluğu da o kontrol eder. İngilterenin imparatoru benim.” Şunu söylemek istiyorum, İngiltere ve ABD bizim bildiğimiz gibi özgür bir ülke değil, kontrolleri bankerlerde…
Bu adamlar, önce ülkede çok ağır ekonomik koşullar oluşturuyor. Sonra koordinasyon ihtiyacı olduğu kamuoyunu işleniyor. Ve ustaca hemleler yapılıyor olay bu!(Bizdeki darbeleri düşünün!) Görünürde ABD ve İngiltere de bağımsız devlet bu işi yapıyormuş gibi ancak, arkada bankerler var. Bunlar büyük savaşları organize ediyor. Ülkeleri batırıyor, ardından finans ihtiyacı olduğu için para veriliyor ve devleti idare ediyorlar. Şimdi taktik ve oyun belli, oyuncular belli, peki bize düşen ne?
Bu sorunun cevabını da yarın aktarayım isterseniz, şimdilik kalın sağlıcakla.

Mehmet Doboğludoboglu@kahramanmarasgazetesi.com.tr