Namaz vakitleri ve İmsak

Namaz vakitleri ve İmsak

Namaz Vakitleri Değişmez !..

Ramazan ayı gelmesi ile birlikte yiyen din simsarları ortaya çıktı.. herkes bir fetva vermekte , vatandaşın kafası karışmaktadır..

Farklı Namaz Vakitleri Hakkında

Türkiye Takviminin Türkçe ve muhtelif lisanlardaki baskıları ile Ramezân-ı şerîf imsâkiyelerinde , Osmânlı âlimlerinin en yüksek makamı olan (Meşîhat-i İslâmiyye)nin hazırladığı 1334 [m.1916] senesinin (İlmiyye sâl nâmesi) ismindeki takvim ile İstanbul Üniversitesi Kandilli Rasathanesi’nin 1958 tarih ve 14 sayılı (Türkiye’ye Mahsûs Evkât-ı Şer’iyye) kitabındaki usullere göre hesablanmaktadır.

Yıllar seneler değişsede İmsak , Güneş Öğle, İkindi, Akşam ve Yatsın Namazı vakitleri değişmemektedir..

36 yılda bir yaza yada şöyle diyelim 36 yılda bir Miladi Yıl Başı ile Ramazan ayı aynı gelmekte ama takvim aynı takvimdir..

1974 yılına kadar Türkiye de basılan takvimlerde namaz vakitleri aynı olup, elimizde bizim arşivimiz vardır.. 1974 öncesi tavkimler aynı, osmanlı döneminde tavkimler aynı, Peygamber efendimizden günümüze kadar gelen tavkimler aynı ..

O dönemin siyasi diyanet işleri başkanılığı tarafından oynanan ve temkin vaktini kaldıran takvimler sebebi ile bugün Piyasada çıkan takvimler arasında fark var..

En doğru olan Türkiye Gazetesi takvimidir..

Örnek Kahramanmaraş’ta İmsak.. 03 01 geçe 30 Haziran için

Diyanetin takviminde ise : 03 18 geçe olup, 18 dakika fark vardır..

1930-1940-1950-1960-1970  yıllarında basılan Diyanet takvimlerine baktığımız zaman ise İmsak bugün için 03 01 geçe görülmektedir..

Oruç imsakla başlar.. akşam namazı ile sona erer

Yapılan tartışmaları izliyorum, bilgiden yoksul, laf kalabalığı ile boşu boşuna yapılan tartışmalar olarak görüyorum..

İbâdetlerin vakitlerini tayin ve tesbit etmek, yani anlayıp anlatmak, din bilgisi ile olur. Fıkıh âlimleri, müctehidlerin bildirdiklerini (Fıkıh) kitâblarında yazmışlardır. Bildirilmiş olan vakitleri, hesap etmek câizdir. Hesap ile bulunanların, din âlimleri tarafından tasdik edilmesi şarttır. Bunlardan 1926 senesindeki Takvim-i Ziyâ’da diyor ki: “İşbu takvim, Diyânet İşleri Riyâseti Heyet-i Müşâveresi tarafından tetkik edilip, riyâset-i celîlenin tasdiki ile tab’ edilmiştir.” Din işlerinde İslâm âlimlerinin ve İslam astronomi mütehassıslarının tasdik ettiği namaz vakitlerini kullanmalıdır. Elmalılı Hamdi Yazır, (Sebîl-ür-reşâd) mecmuasının 22. cildinde, bu hususta tafsilat vermiştir.

Türkiye Takvimindeki, sayın müftülerin ve hesap uzmanlarının da bulunduğu ilim heyetinin, en yeni elektronik makinalarla yaptığı hesaplarla da, hep bu vakitler bulunmuştur. Bütün âlimler, velîler, şeyhülislâmlar, müftüler, bütün Müslümanlar, asırlar boyunca namazlarını şer’î vakitlerinde kılmışlar ve oruçlarına şer’î vakitlerinde başlamışlardır. Türkiye gazetesi takviminin hazırladığı ve internette de neşr olunan vakitlerde ve imsâkiyelerde, temkin zamanı ile namaz vakitlerine ait olan Güneşin Şer’i ufukdan, irtifâ’ zâviyeleri yani, ufukdan yükseklik açıları hiç değiştirilmemiş, namaz ve oruç vakitleri, doğru olarak bildirilmiştir. Bir şehirde tek bir temkin vardır. Bu da, herhangi bir namazın hakiki vaktinden (hesapla bulunan vaktinden) şer’i vaktini bulmak için kullanılır. Her namaz vakti için, ayrı ayrı temkinler yoktur. Temkin miktarını bir ihtiyat zamanı zan ederek, imsak vaktini 3-4 dakika geciktirenin orucu ve gurûbu (akşam vaktini) 3-4 dakika öne alanın orucu ve akşam namazının fâsid olacağı (bozulacağı) (Dürr-i yekta) da da yazılıdır.  Şimdi de, her Müslümanın bu İcmâ’-i Müslimîn’den ayrılmaması lâzımdır.

Ahmed Ziya Bey (Rub’-ı dâire) kitâbında diyor ki, “İslâm âlimleri, imsâk vaktinin, beyazlığın ufk-ı zâhiri hattı üzerinde yayıldığı vakit değil, beyazlığın ufuk üzerinde görüldüğü ilk vakit olduğunu bildirdiler.” Yani, İslâm âlimleri asırlardan beri, fecr (imsâk) vaktinde Güneşin üst kenarı irtifâ’ının, ufkun altında -19 derece olduğunu anlamışlar, diğer rakamların doğru olmadığını bildirmişlerdir. Fetvâ böyledir. Müctehid olmayanların bu fetvâyı değiştirmeye hakları yoktur. Fetvâya uymayan ibadetler, sahîh olmaz. Güneş, ufk-ı zâhirî (görünen ufuk) hattının altında -18 derece irtifâ’a gelince, beyazlık ufuk üzerine yayılır. “Sabah” vakti olur. Avrupalılar, bu vakte fecr diyorlar. Müslimanların, din işlerinde hıristiyanlara değil, islâm âlimlerine uyması lazımdır.

Yatsı nemâzının vakti ise, imâmeyne (yani İmâm-ı Ebû Yûsüf ile İmâm-ı Muhammede) ve diğer üç mezhebe göre batıdaki zâhiri ufuk, yani görünen ufuk hattı üzerinde kırmızılığın kaybolduğu, yani Güneşin üst kenârının, ufkun altında -17 derece irtifâ’a (aşağıya) indiği vakittir. Namaz vakitleri hesap edilirken, Güneşin ufuk altındaki, imsâk ve yatsı vakitlerine âit olan irtifâ’ dereceleri de değiştirilmemelidir.

İlmi bir konu çok uzun mesele bizim bilmemiz gereken ise şu : 1450 yıldır ejdadın kıldığı namaz vakitleri bize yeter bunun üzerinde oynamaya kimsenin hakkı yoktur..

Orucunuzu temkinli takvimlere göre tutmanızı tavsiye ederim..

İyi günler..





Bu yazı için bir yorum yazın

Bir Cevap Yazın

74978e3b3f6e01292b82b4c8b5fff9db
Adres: Trabzon Bulvarı Borsa Caddesi Ticaret Borsası İşhanı altı no: 9/3 Merkez Kahramanmaraş Telefon: 03442212035 Faks: 0344 225 00 50 Cep Telefonu: 0542 233 89 31
Portal Teması : Wptr.Co