Nakd-i Ömrüm Oldu Heba

Nakd-i Ömrüm Oldu Heba

“ Bir ticaret yapmadan, nakd-i ömrüm oldu heba,

Yola geldim; lakin göçmüş cümle kervan bihaber…”

Niyazi Mısri böyle diyor, ömrünü Leylek gibi lak lak ya da cırcır böceği gibi boş ötenlere…

Bediüzzaman “ Bir zaman ihtiyarlığa ayak bastığımdan, gafleti idame ettiren sıhhat-ı bedenim de bozulmuştu. İhtiyarlıkta hastalık, müttefiken bana hücum etti. Başıma vura vura uykumu kaçırdılar. Çoluk -çocuk, mal gibi beni dünya ile bağlayacak alakalar da yoktu. Gençlik sersemliğiyle zayi ettiğim sermaye-i ömrümün meyvelerini bütün günahlar, hatiatlar gördüm…”

Üslad yine bir başka hikayesini anlatırken, hapishaneden bir lisedeki genç kızların izlediğini, bu gençlerin bir gün gelip yüzlerinin buruşacağını, saçlarının ağıracağını hayal ettiğini belirtir ve gençliğin büyük bir nimet olduğunu belirterek, ibadetler yaparak değerlendirilmesi gerektiğini söyler.

DİLE SAHİP OLMAK

Hayır İhsan Vakfı Başkanı Saygıdeğer Hocam Ömer Paksu, bir sohbetinde şunları söylemişti. Bir devirde, dilini tutan, ibadetlerini de yerine getiren insanın cennete yakındır…

Günümüz insanı dünyaya çok düşkün, bu konuda iki cihan güneşimiz, sevgili Efendimiz(sav); “ Ben ümmetimin dünyaya düşkünlüğünden korkarım” mealinde bir hadis söylemiş ve bu konuda bizi uyarmıştır.

Neysi gençleri anlıyorum, helal bir rızık için koşuşturuyor, peki ihtiyar ve ihtiyarelere ne denir. Yaşı 70’i geçmiş insanların gıybet etmesini nasıl anlatmak gerek bilmiyorum.

Yüzünü güldüğü insanın arkasından konuşanlar, dedikodu yapanlar, gıybet edenler, hatta fitne çıkartanlar(söz getirip-götürenler) size sesleniyorum.

Yanlış yoldasınız, hatadasınız.

Söz buraya kadar gelmişken, Niyazi Mısri’den bir şiir daha yazalım.

“ Dil bekası, hak fenası istedi mülk-ü tenim,

Bir devasız derde düştüm, ah ki Lokman bi haber”

Yani benim kalbin bütün kuvvetiyle beka istediği halde, hikmet-i ilahiye, cesedimin   harabiyetini iktiza ediyor. Hekim-i Lokman da çaresini bulamadığı dermansız bir derde düştüm” diyor.

Dil yarası, kolay da kapanmaz.

Atalarımız, ya hayır konuş, ya sus derken boşuna konuşmamışlar…

 

ÖLÜMÜ İSTEMEKDE DOĞRU DEĞİL

Bazı yaşlılar ise ölümü arzu ediyor, oysa yeraltında insana kazandığının dışında bir şey vermezler. İnsan bir dakika da olsa yaşamı istemek durumundadır. Çünkü bir ‘La ilahe illallah! Bizi kurtarabilir.

Bunun için bizim gibi ihtiyarlığa merdiven dayamış ya da ihtiyar olanlar. Gündemdeki gereksiz konuları konuşmak yerine. Bol bol Kur’an okuyup, ahreti için dua etmesi gerekir.

Evet, gençlik gecesinin uykusundan, ihtiyarlık sabahıyla uyandığımızda, biz en yakın kapı kabir kapısı da olacaktır.

Gerçi ölüm hem gence hemde ihtiyara yakındır ama ihtiyarlar daha tedbirli olmalıdır.

Her zaman olduğu gibi bu yazıyı da öncelikle nefsim için yazıyorum. Yarabbi nefsimizle bizi baş başa bırakma. İrademizi güçlendir. Çünkü külli irade sahibi sensin. Sen elimizden tutmaz isen, sen bizi şuurlandırmaz isen, sen elimizi bırakırsan bizim bir şeye gücümüz yetmez.

Yarap, son nefeste ismini anarak sana gelmeyi nasip et. Yüzünü bakamayacağımız kesin ama sen affedicisin affetmeyi seversin, bizi affet, bağışla.

Amin.

Kalın sağlıcakla





Bu yazı için bir yorum yazın

Bir Cevap Yazın

74978e3b3f6e01292b82b4c8b5fff9db
Adres: Trabzon Bulvarı Borsa Caddesi Ticaret Borsası İşhanı altı no: 9/3 Merkez Kahramanmaraş Telefon: 03442212035 Faks: 0344 225 00 50 Cep Telefonu: 0542 233 89 31
Portal Teması : Wptr.Co