Miraç Kandili

Miraç Kandili

Miraç Kandili

Günün Hadis-i Şerif’i…

Peygamber Efendimiz (SAV.) efendimiz  şöyle buyurdu:

“Kolaylaştırın, zorlaştırmayın.

Müjdeleyin, nefret ettirmeyin.

Uyuşun, ihtilafa düşmeyin. İnsanlara yumuşak davranın, şiddet göstermeyin.”

(Müslim, 3263)

Mesele burada : Dünya malı er geç burada kalacaktır.. Kimse öbür tarafa bir metre kara yer götüremeyecektir.. her şey burada kalacaktır.. onun için Miraç yaşayacaksanız önce Müslüman kardeşlerinizin işlerini kolaylaştırıp yardımcı olun….

25 Mayıs ‘ı 26 Mayıs 2014 bağlayan gece Miraç kandili, yani Pazar günü akşamı Miraç kandili..

Sevgili Peygamberimiz (SAV) efendimiz: Miraç hadisesini yaşayıp yakınlarına anlatmaları üzerine kimse inanmamıştı.. sonra müşrikler Hz. Ebu Bekir’e gelerek ,”senin efendin böyle böyle diyorlar.. dediklerinde Ebu Bekir “ O söylediyse doğrudur” diyerek ilk tasdik eden olarak “SIDDIK” unvanını almıştır.. bundan sonra adı Hz. Ebu Bekir Sıddık olmuştur..

Beş vakit namaz bu gece fark kılındığını hocalarımız sizlere Pazar günü akşam camilerimizde anlatacaklar..

Bir rivâyet, bir vazife ile gönderilen herkese, suhûletli davranması için Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın tenbihte bulunduğunu açıkca ifade etmektedir. Yine Müslim’in rivayetine göre Ebu Musa’ya ve Hz. Muâz’ı Ebu Bürde ile Yemen’e gönderirken onlara da aynı tenbihi yapmış ilâveten “geçimli olun, ihtilâflı, geçimsiz olmayın” demiştir.

Nevevî der ki: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu kelimelerde bir şeyle onun zıddını cemedip birleştirmiştir. Zira bu iki zıd ayrı ayrı vakitlerde yapılır. Şayet sâdece birini söyleyip mesela: “Kolaylık gösterin” demiş olsaydı, bir veya bir kaç kere kolaylıkta bulunup, çoğu işlerinde zorluk çıkaran kimse bu söze uyduğunu söyleyebilirdi. “Zorlaştırmayın” da demiş olunca, her çeşit durumda bütün çeşitleriyle zorlaştırmayı nefyetmiş olmaktadır. Asıl istenen de budur.”

Hadiste şu hükümler de görülmektedir:

1. Allah’ın fazlından, sevâbının büyüklüğünden, ihsanının bolluğundan, rahmetinin genişliğinden bahsederek hep müjdeleyici olmalı, tebşir edici şeyleri hiç zikretmeden sadece korkutucu ve tehdid edici şeylerden bahsederek ürkütmemeli, nefret ettirmemeli.

2. Yeni Müslüman olanların gönlünü kazanmaya gayret edip, onlara karşı sertlikten kaçınmalıdır

3. Keza çocuklardan bülûğa erme çağına yaklaşanlara, büluğa yeni erenlere, herhangi bir günahtan tövbe edip rücû edenlere mülayim ve mültefit olmalı, bunları ibadet ve mükellefiyetlere tedricî olarak yavaş yavaş, azar azar alıştırmalıdır. Nitekim teklife giren bütün İslâmî emirler tedricen gelmiştir. Buna dâhil edilmek istenen gence veya girmek arzu eden yabancıya kolaylık gösterilirse, bu ona hafif gelir ve kendiliğinden yavaş yavaş artırır. Ama aksine işin başında zorluk çıkarılır veya yapabileceği hususunda tereddüde düşürülürse, bu vaziyette girse bile, korkulur ki şevkle devam edemez, amellerinden zevk alamaz ve tamamen bırakır.

4. Valilere, memurlara, halka rıfkla, merhametle davranmaları emredilmelidir.

5. Bir işte, idârede, hizmette vs. de müşterek vazife almış olanlar iyi geçinmeli, ihtilâftan kaçınmalıdırlar. Çünkü mühim, gayr-ı mühim bütün işler ittifak olursa başarılır ve netice alınır. İhtilâfın girdiği yerde maksad elden kaçar.

6. İmam (devlet reisi), tâyin ettiği memurları -Hz. Muaz ve Ebu Musa (radıyallahu anhümâ) gibi- fevkalâde fâzıl ve sâlih kişiler bile olsalar, hayır tavsiyede bulunmalıdır. Zira “Öğüt, mü’minlere fayda verir.” (Zâriyât, 51/55).

Bu hadis, Resûlullah (aleyhissalâtü vesselâm)’ın cevâmiulkelîm denen özlü sözlerindendir. “Sevindirin” emriyle, Allah’ın fazlını, sevâbının büyüklüğünü, ihsânının bolluğunu, rahmetinin genişliğini, af ve mağfiretinin şümûlünü hatırlatmak emredilmiştir.

Arapça’da tebşîr (müjdeleme) sevindiren bir haber getirilmesidir. Öyle ise “sevindirin” emriyle, Allah’ın ibâdetleri kabul edeceğini, ibâdetlere mukabil sevab vereceğini, günahlardan tövbe etmeye yardım edeceğini bildirmek; affını, mağfiretini çokca zikrederek insanları sevindirmek, müjdelemek emredilmiştir. Keza “nefret ettirmeyin” emriyle de:

“İnsanları inzâr ederken, mübalağa ederek onları korkutmayın, öyle ki, onlar günahlarının affedilemeyeceği düşüncesiyle Allah’ın rahmetinden ümidlerini kesmesinler.” demektedir.

“Zorlaştırmayın” emri, kendilerine terettüp edenden fazlasını veya daha iyisini almak veya kusurlarını araştırmak sûretiyle insanlara çıkarılacak zorluklardan yasaklanmış olmaktadır.

Resûlullah (aleyhissalâtü vesselâm)’ın bu tembihleri, bir işin görülmesi için gönderdiği memurlarına yaptığı düşünülecek olursa, halka hizmet sunan, insanlarla münâsebeti olan herkesin bu tembihte yer alan sevindirme, nefret ettirmeme, kolaylaştırma zorlaştırmama prensiplerini kendisine Peygamberinin (asm) bir emri olarak rehber etmesi gerekir.

Bu tembihlerin irşadda bulunanlara da rehber olması gerekir. Dînimizin üst üste hep emir ve nehiylerini bütün teferruâtıyla söyleyerek, İslâm’ı tatbik edilemez, yaşanamaz gösterip nefret verinceye kadar, mühimlerden, zarûrilerden başlayıp az az, teker teker söyleyerek, Allah’ın mağfiretini, cennetin güzelliklerini, nimetlerini hatırlatarak tebliğde bulunup dîni sevdirmesi gerekir. İslâm’a yeni girenlere, ibâdete alıştırılacak çocuklara hep bu minval üzere gitmeli, yavaş yavaş az az alıştırarak yol almak, güler yüz, tatlı söz ve mülâyemetle muamele etmek, sertlikten, kırıcılıktan kaçınmak gerekir.

Münâvî der ki: “İnsanların ülfet edip ısınacağı şeyleri söylemek sûretiyle onlara karşı kolaylık gösterin, çünkü insanlar öyle olan mev’izeleri kabul ederler.

Aksi takdirde nefislerine ağır gelen şeyden nefret ederler. şurası bilinmeli ki ta’limde yani öğretme işlerinde kolaylaştırmak, taati kabûl etmeye sebep olur ve ibâdeti merğub (arzu edilen) kılar, netîcede öğrenmeyi de, amel etmeyi de kolaylaştırmış olur.”

Kirmânî, “kolaylaştırın!” emrinden sonra “zorlaştırmayın!” neyhinin gelmesinde şu inceliğe dikkat çeker: “Aslında bir şeyi emredince zıddının da yasaklanması zımnen emredilmiş olur. Burada, kolaylaştırmak emrini te’kid için, bunda zımnen mevcut olan zorlaştırmamak emrini sarih olarak da söylemiştir.”

Bazıları da: “Burada maksad, zorlaştırmayı da ayrıca yasaklamaktır. Zîra, sadece kolaylığın emri ile yetinilseydi bir kere kolaylık gösterip birçok defalar zorluk çıkaranlar da hadisin emrine muvafık hareket etmiş olurdu, bunun önlenmesi için her ikisi de ayrı ayrı zikredilmiştir.”

Münâvî der ki: “Bu hadiste Mustafa (aleyhissalâtü vesselâm) dünyayı ilgilendiren meselelerde kolaylaştırmayı, âhireti ilgilendiren meselelerde va’adedilen husûsları en güzel şekilde, sürûrla haber vermek gerektiğini ifâde etmektedir. Tâ ki, Resûlullah’ın her iki dünyada da rahmeten li’l-âlemin (âlemlere rahmet) olduğu anlaşılsın. Hadiste Allah’ın rahmetini zikrederek kolaylaştırma sırasında, korkutucu şeyleri zikrederek nefret ettirmekten, yani tebşîre nefret ettirici şeyleri ilâve etmekten nehiy vardır.”

“Hadis ayrıca, yeni Müslüman olanları, -onlara karşı şiddetli davranmayı terkederek, en kolay olandan başlayarak, Allah hakkında hüsnü zannı telkin ederek- kazanmak da emredilmektedir. Ancak vaaz ve nasihatının tamamını ümit üzerine de bina etmemelidir. Korkuyu da katmalıdır, korku ve ümidi sağ ve sol eller gibi yan yana, ilim ve ameli de bir kuşun iki kanadı gibi berâber zikretmelidir.”

Bu hadisin, zamanımızda temelde İslâm’a karşı olan sû-i niyet sahiplerinin telkiniyle birçok safdiller tarafından, İslâm’ın ruhuna uygun olmayan bir te’vile büründürüldüğüne şâhid olmaktayız. Böyleleri: “Allah korkulacak bir şey değildir, ben Allah’ı severim, O’ndan korkmam. Peygamberimiz de ‘müjdeleyin, korkutmayın’ dememiş midir?.. vs.” demektedir. Bu çeşit sözler demegoji ve mugâlatadan başka bir şey değildir.





Bu yazı için bir yorum yazın

Bir Cevap Yazın

74978e3b3f6e01292b82b4c8b5fff9db
Adres: Trabzon Bulvarı Borsa Caddesi Ticaret Borsası İşhanı altı no: 9/3 Merkez Kahramanmaraş Telefon: 03442212035 Faks: 0344 225 00 50 Cep Telefonu: 0542 233 89 31
Portal Teması : Wptr.Co