Kutuplaşmalar, barış dilini kullanarak çözülür

Kutuplaşmalar, barış dilini kullanarak çözülür

Dürüstlükse hatası olan herkesi ifade etmek gerekmez miydi?

“İnsanlar senin ya dinde kardeşin, ya da hilkatte eşindir.” Hz.Ali (r.a.)

Lisan ne kadar farklı olursa olsun “sevgi”nin dili yok.

İnsanlara dünya ile ilgili beklentileri sorulsa, pek çok kişi dünyaya sevginin, barışın, huzurun gelmesi yönünde iyilik temennilerinde bulunur.

Oysaki herkesin özlediği huzur ve barışa kavuşmanın yolu çok kolaydır. Kutuplaşmalar, kavgalar, çekişmeler ve huzursuzlukların tamamının ortak çözümü, ancak her iki tarafta da görülen inatçılık, öfke, saldırganlık gibi negatif duyguların, yerini saygı, sevgi, şefkat, affedicilik, dostluk ve kardeşlik duyguları gibi üstün ahlaki vasıflara bırakmasıdır. Bu üstün ahlak özelliklerini bize en doğru, en kusursuz ve eksiksiz olarak açıklayan kaynak ise Yüce Kitabımız Kuran-ı Kerim’dir. Rabbimiz Kuran’da kullarını, sözün en güzelini seçerek konuşmaya, itidalli tavırlar sergilemeye çağırarak barış diline davet etmiştir:  “Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.” (İsra Suresi, 53)

Bazen anlamakta güçlük çekersiniz türünden olaylar vardır. İşte öyle bir şeyden söz edeceğim.

Bu gün yaşadığımız şehrimiz Kahramanmaraş ta acı bir haberle uyandık.

O aramızda sıklıkla gördüğümüz, bildiğimiz, üç beş kitap bile okumamış, ezberlediği bir iki kelimeyle, sizi vicdani bir sorumluluk altına alarak yaptığı demagojiyle susturmak ister.

Üç yılı aşkın bölgemizde bir savaş tamtamları çalıyor. Bölgemizde kurgulanan savaş kirli bir savaştır; sadece ölüm, gözyaşı, yıkım ve barbarlıktır. Binlerce yılın komşuluk ilişkisi, kardeşlik ve barış erdemi içinde yaşamış toplulukların, savaşla ilgili hiç bir girişime onay vermesi düşünülemez.

Dünyanın her köşesinde talan yapan emperyalist güçler, ülkelerinde barış içinde yaşayan farklılıkları, yer yer milliyet farklılıklarına, yer yer din ve mezhep kışkırtmalarıyla kardeşkanına sürüklemektedirler. Kaos ve iç savaş sonunda kimsenin kazanmadığı düşman kardeşler arenasında tek zararlı taraf, birbirine kırdırılan kardeşler olacaktır.

Allah rızası maksadıyla Mekke’de herşeyini bırakıp Medine’ye hicret etmiş bulunan, Muhacir Müslümanlara, Medineli Müslümanlar muhabbet ve samimiyetle kucaklarını açmışlar, ellerinden gelen her türlü yardımı onlardan esirgememişler ve bütün insanlığa ibret olacak kardeşlik tablosu sergilemişlerdir. İnsanlık tarihinde birçok göç hadisesi olmuştur ama, böylesine manalı, böylesine ulvî bir hicrete, böylesine can-ı gönülden sarılma, birbiriyle muhabbetle kaynaşma, kucaklaşmaya tanık olunmamıştır. İslam’da kardeşlik denince elbette ilk akla gelen Ensar ve Muhacir kardeşliğidir. Bu kardeşlik bilinmeden, anlaşılmadan gerçek kardeşliği kavramamız zor olacaktır.

Bugün şehrimizde yaşayan mülteciler kalacak yeri olmayan, yiyecek yemek bulamayan, ailesini kaybetmenin yasını bile tutamayan, itilip kakılan, dilenciliğe zorlanan savaş mağdurları. Sınırın yakınlığı ve burada “onlardan” olan insanların da olduğu bilgisi Türkiye’yi can havli ile savaş mağdurlarının kendilerini attığı ilk nokta haline getiriyor.

Suriye’ye komşu ülkeler genel olarak Suriyeli mültecilere kapılarını açık tutmaya çalışmışlardır. Ancak artan mülteci sayısı nedeniyle bu konuda sorunlar yaşandığını eklemek gerekir. Bugüne kadar “açık kapı” ilkesini istisnasız olarak Ülkemiz uygulamıştır. Ülkemiz’deki kayıtlı Suriyeli mültecilerin yaklaşık %70’i kamplarda,%30’u ise serbest olarak şehirlerde yaşamaktadır. Türkiye hükümetinin duyarsızlığı ve planlamanın eksikliği nedeniyle gün geçtikçe hem göçmenler hem de toplum açısından Suriyeli göçmenlerin dramında fatura ağırlaşıyor. Türkiye toplumu bu konuda ikiye ayrılmış bulunuyor. Merkezi hükümet ve yerel yönetimler-belediyeler ise ortak çalışma ve planlama yeteneğinden ve niyetinden yoksun bulunmaktadır.

Hükümet ilkin bazı kamplar ile sorunu denetim altında tutmaya başladı ve bu konuda haklı olarak takdir de topladı. Lakin gün geçtikçe çoğalan mülteci sayısıyla beraber kamplarda yer kalmadı ve gelişi güzel Türkiye’nin değişik illerine dağılan mülteciler hem kendileri hem de bulundukları toplumla sorun yaşamaya başladı. Bu konuda artık bir çözüm bulunmalıdır ve çözüm vardır, lakin niyetin de doğması ve güncel hale gelmesi gerekir. Tüm sığınmacıların tek çatı altında olması, yani kamplara alınması zorunludur. Bu kamplardan çalışmaya gideceklerin tespiti ve sigortalı olarak çalıştırılması, ücretlerinin de ödenmesi gerekir. Bir de kapmlarda hafif ama para getiren imalathanelerin olması da gerekir. Bu konuda Belediyeler ve Valilikler ile Kaymakamlıklar ortak çalışmalıdır.

Kampların bir hapishane gibi değil, kimin nerde olduğu, ne yaptığı, nerede çalıştığı, eğitiminin aksamaması için bir organizasyon olarak nazara alınması gerekir.

Geçmişe takılarak, Suriye meselesini tartışarak veya suçluyu teşhir ederek de çözüm bulamayız. Sorun insani bir sorundur ve öncelikle bu soruna çare bulmalı, ikinci adımda varsa faturayı siyasi olarak birilerine kesmeliyiz.

Maalesef hükümet ve belediyeler bu konuda duyarsızlığını devam ettiriyor ve toplumda tepkiler büyüyor. Haklı veya haksız bu sorunu toplumun insafına terk edersek toplumun çözümü itiraz, tepki, fiili müdahale şeklinde kendini gösterir.

Kahramanmaraş’ımızın sanayisi ve işyerlerinde “sömürü” esasıyla çalışan “mülteci” insanlar vardır!

Önemli olan olumsuzlukları gelecek kuşaklara miras olarak taşımamaktır. Bunun için her ulusun uygar akıllara, insan haklarını özümsemiş kuşaklara ihtiyacı vardır. Artık yıllardır kullanılan, nefret ve katliamlara yol açmak dışında bir sonuç vermeyen öfke dilini bırakıp sevgi üslubunu hakim etmenin zamanı gelmiştir. Artık zaman, barışın dilini kullanan, felaketlere çözüm getiren birey olmanın zamanıdır. Bunun tek suçlusu milliyetçi vebadır. Bu virüsü taşıyanların akılları var oldukça da bu coğrafyaya barışın gelmesin kimse hayal edemeyecektir.

Bir yerlerde insanlığımızı kaybettiğimizden midir, yoksa insanlığını kaybedenleri normalleştirdiğimizden midir bilmem. Saygılarımla…





Bu yazı için bir yorum yazın

Bir Cevap Yazın

74978e3b3f6e01292b82b4c8b5fff9db
Adres: Trabzon Bulvarı Borsa Caddesi Ticaret Borsası İşhanı altı no: 9/3 Merkez Kahramanmaraş Telefon: 03442212035 Faks: 0344 225 00 50 Cep Telefonu: 0542 233 89 31
Portal Teması : Wptr.Co