KUTSEL CEPHE VE TEO STRATEJİSİ

KUTSEL CEPHE VE TEO STRATEJİSİ

 

Bu yazı dizime başlarken, hemen başta yazayım, kullar plan ve projeler yapar, hatta stratejisler makalemin başlığında görüldüğü gibi  projelerini kutsallaştırırlar ama hüküm Allah’ın(cc) sonunda onun dediği olur…

 

Önceki akşam( 6 Aralık 2015) Ülke TV’de  Gözcü programının konukları Prof. Dr. Nadim Macit ve Prof. Dr. Hilmi Demir oldu. Programda, devlet politikalarındaki TEO stratejileri konusu konuşuldu. Ömer Özkaya’nı editörlüğünü yaptığı bu program derinliği yüksekti.

 

Programda son yüz yılda yurt ve dünya da meydana gelen olayların büyük resmi çizildi ve dünyayı şekillendirmeye çalışanların projeleri bir bir anlatıldı.

 

Hatırlarsanız, önceki yazımda, terörün gerçek nedeni ile ilgili bir yazıyı kaleme almıştım, yazının devam edeceğini belirtmiştim. Yazımda, Ortadoğu’daki sönmeyen ateşin ve tüm dünyaya etkilerini yazmıştım.

 

Yazımda, terör başta olmak üzere, Suriye’deki savaşın büyümesi ve her şeyin iç içe olduğunu, yangınının gerçek nedeninin genelde medeniyetler çatışması, özelde ise enerjinin kontrolu olduğunu ifade etmiştim.

 

Ömer Özkaya’yı uzun yıllardan beri takip eden biriyim, programlarıda içerik açısından dolu dolu, şahsım adına çok yararlandım, hatta iki defa izledim. Bana göre programda yapılan konuşmaları ülkesini seven herkesin, meseleleri piriniç ayıtlar gibi tek tek not alarak dinlemeleri gerekiyor diye düşünüyorum.

 

TEO STRATEJİSİ

 

Prof. Dr. Nadim Macit,  bu konuyu ilk defa kendisi gündeme getirmiş ve kitaplaştırmış, şöyle bir giriş yapıyor; “11 Eylül’den beri, ABD, dünyanın her yerinde Ilımlı İslami demokrasileri istiyor ve sadece iki tane müslüman ülke var…

 

II. Dünya Savaşı’nın sonundan itibaren ideoloji, dine karşı özerkliğini elde etmişti. Dinin toplumsal alanda etkinliğini yitirmesine bağlı olarak bireylerin ve toplumların hayatını düzenlemede ideolojiler öne geçti. Liberalizm ve Marksizm Soğuk Savaş döneminde ideolojik kamplaşmanın iki kanadı haline geldi. Kamplaşmanın ürettiği rekabet ve rekabeti yayma sürecinden kaynaklanan cepheleşme “iki güç yörüngesinin denge mantığına bağlı olarak sürdürüldü. “Soğuk Savaş dönemini tanımlayan iki ideolojik saf tutma hali; batının malıdır. Bir başka deyişle modern dönemde etkin ve yaygın dünya düzeni teorileri Avrupa merkezci bakışın ürünüdür.”

 

İki kutuplu dünya sisteminin çöküşü akabinde dünya stratejisi değişti. İdeolojik merkezli ayrışma ve cepheleşme yerini “medeniyetler arası çatışma” denilen kültür ve din ağırlıklı tartışmaya ve stratejik modellere terk etti. Soğuk Savaş döneminde tampon kordonuna yerleştirilen İslam, değişen stratejinin kuralları gereğince kontrol altına alınması gereken bir güç olarak görüldü. G. Fuller, bu hususu şöyle dile getirir;

 

Batılılar İslam hakkında ne düşünürse düşünsünler, siyasal ve sosyal anlamda İslamın öteki her hangi bir dinden daha geniş alanda, daha uzun süre ve daha çeşitli kültürler üzerinde egemen olduğu gerçeğini göz ardı edemeyiz. Bu olgu onun aşılması zor kültürel gücünün, farklı tarihsel ve bölgesel koşullar altında uzun dönemler çeşitli toplumların ahlaki, manevi ve sosyal gereksinimlerini karşılayabilme yeteneğinin bir ifadesidir. Kilit önemdeki soru, topyekûn dini geleneğe karşı yavaş yavaş gelişen küresel güçlerin saldırısı karşısında İslamın bu meydan okumaya karşılık vermeye devam edip etmeyeceğidir…” Programı dinlerken aldığım notları da sizlerle paylaşayım.

 

Bu proje başlangıçta Sovyetlere karşı üç dinin güç birliği yapmasını hedeflemiş!(Böyle empoze edilmiş) Kendine göre bir din ağı oluşturmuşlar. Proje kapsamında  Ilımlı İslam ile toplumları dönüştürmeyi hedeflemişler.  Kendine göre dinimizi tahrif etmeye çalışmışlar. Yani pasif bir Müslüman topluluğu oluşturarak, menfatlerini korumaya almışlar v.s.

 

Sayın Macit, diyor ki; batılılara göre bu mücadele aklın akıl ile, kalbin kalp ile mücadelesi olmuş. (Hak ile batıl mücadelesi bilirsiniz)Batılılar, kültürel dönüşümlerle proje kapsamındaki müslüman ülke insanlarını kendilerine benzetmeye çalışmış(kültürel erezyon meselesi). Adı Ahmet ya da Mehmet olsada, batılıların menfatlerinin yanında yer alın insan tipleri hedeflenmiş!

 

Son gelişen olaylar ise şöyle yorumlanıyor; “Mesele Türkiye’nin Ortadoğu’daki etkisini azatmaya yöneliktir, çünkü Türkiye enerji kaynaklarının akımında öncülük yapmaktadır. Batı ve doğu kendi menfaatlerine dur diyecek bir güç istemiyor. Türkiye enerji hatlarını kontrol etsin istemiyorlar. Bir yönü ile kendi medeniyetimize sahip çıkan, kendilerini dünya beşten büyük diyecek bir sorgulamaya razı olmuyorlar.

 

Biz ise bölgesel güç olmak istiyoruz ama onlar 50 yıllık projelerle yola çıkmış, biz ise onlara dur diyecek projeler hazırlayamıyoruz…

 

Hocanın ifadesi ile bölgesel güç olmak istiyorsak, kurumsal projeler hazırlamalıyız. Dinler arası diyalog değil, müslümanlar arası diyalogu canlandırmalıyız. (Devam edecek)





Bu yazı için bir yorum yazın

Bir Cevap Yazın

74978e3b3f6e01292b82b4c8b5fff9db
Adres: Trabzon Bulvarı Borsa Caddesi Ticaret Borsası İşhanı altı no: 9/3 Merkez Kahramanmaraş Telefon: 03442212035 Faks: 0344 225 00 50 Cep Telefonu: 0542 233 89 31
Portal Teması : Wptr.Co