İşte AK Parti’nin seçim beyannamesi

İşte AK Parti’nin seçim beyannamesi

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, partisinin seçim beyannamesini ATO Congresiumda, açıkladı. “Huzur ve İstikrarla Türkiye’nin yol haritası” başlıklı beyannamede, temel hak ve hürriyetler alanında, geçmişte sağlanan kazanımların kararlılıkla korunacağı, topluma kimlik ve yaşam tarzı dayatılmasının karşısında olunacağı belirtildi.

Bütün vatandaşların birinci sınıf muamele gördüğü, özgür fertler olarak yaşadığı bir ortamın tesis edileceği, kapsayıcı ve evrensel değerlere dayalı bir vatandaşlık anlayışı içerisinde, birlik ve bütünlüğün pekiştirileceği vurgulanan beyannamede, şu ifadelere yer verildi:

“Bütün etnik, mezhebi ve dini kesimlere, başörtülü veya başı açık, köylü veya şehirli, kadın veya erkek, yoksul veya zengin, şu veya bu siyasi görüşten tüm vatandaşlarımıza eşit mesafede duruyor, her bir bireyin temel hak ve özgürlüklerden en ileri derecede yararlanacağı bir Türkiye’yi hedefliyoruz.

Etnik, dini ve mezhepsel aidiyetlerden önce, milletimizin temel değerlerinin yoğrulduğu tarihi yolculuktaki birlikteliğimizi ve eşit vatandaşlık anlayışını benimsiyoruz. Bu anlayışla, devletin, bütün toplumsal kesimlerle hakkaniyet ölçüsünde, eşitlik temelinde ve demokratik bir ilişki geliştirmesini sağlayacak; toplumsal zenginliğimizin tüm unsurlarını çoğulcu bir yaklaşımla kucaklamaya devam edeceğiz. Toplumdaki her bireyin yaşam tarzına gösterdiğimiz saygıyı, bundan sonra da özenle devam ettireceğiz.”

Toplumsal uzlaşma hedefi doğrultusunda bütün kimlikler ve yaşam tarzlarını bir zenginlik olarak devam ettirecek politikaların sürdürüleceği ifade edilen beyannamede, şunlar kaydedildi:

“Cemevleri, eğitim sisteminde sağlıklı bilgilendirme, üniversitelerde araştırma ve uygulama merkezleri oluşturma gibi çeşitli konularda Alevi kanaat önderleri ile diyalog içinde demokratik uzlaşı temelinde gerekli adımları atacağız. Bu noktada, geleneksel irfan merkezleri ve cemevlerine hukuki statü tanıyacağız. Aynı şekilde, geleneksel irfan merkezlerinin ve cemevlerinin ihtiyaçlarının karşılanması için 5393 sayılı Belediye Kanunu, 3194 sayılı İmar Kanunu ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nda gerekli değişiklikleri yapacağız.”

“İnsan onuru ve temel haklar merkeze alınacak”

Gelecek dönemde de başta istihdam, iskan ve eğitim olmak üzere Roman vatandaşların sorunlarının çözümüne hız verilerek, her türlü ayrımcılık zemininin ortadan kaldırılacağı vurgulanan beyannamede,  Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan azınlıkların herhangi bir ayrımcılığa maruz bırakılmaksızın onurlu bir hayat sürdürebilmeleri için gereken bütün hukuki ve fiili tedbirlerin alınmaya devam edeceği belirtildi.

Temel hak ve özgürlükler konusunda eksikliklerin giderileceği belirtilen beyannamede, şu vaatlerde bulunuldu:

“Yeni anayasanın temel haklara ilişkin kısmını bu esaslara göre tanzim edeceğiz. Devletin siyasi, idari, yargısal ve ekonomik düzenini, insan onurunu ve temel hakları merkeze alacak şekilde tasarlayacağız.  Bu çerçevede, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Kamu Denetçiliği Kurumu ve Türkiye İnsan Hakları Kurumunu etkinleştireceğiz. Bu kurumların, AİHM ve BM kapsamında Türkiye’nin üstlendiği sorumlulukları hayata geçirmesi için gerekli tedbirleri alacağız.

Ceza ve tutukevlerini etkin bir şekilde denetleyecek, kolluğa yönelik şikayetlerin üzerine kararlı bir şekilde gideceğiz. Siyasi etiğe yönelik kuralları belirleyerek hayata geçireceğiz. AİHM, Venedik Komisyonu ve diğer uluslararası temel hak mekanizmaları ile mevzuat ve uygulama uyum düzeyini yükselteceğiz. Temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelerin iç hukuka dahil edilmesine devam edecek, özgürlükçü demokratik düzen mantığıyla bağdaşmayan şerhleri kaldıracağız.”

 

Gelecek dönemde çerçeve bir mevzuat hazırlanarak, bütüncül ve demokratik bir yaklaşımla; sivil toplum kurumlarının hukuki statüleri, kurumsal yapıları, faaliyetleri, kamu kurumları ile ilişkileri, mali kaynakları gibi alanların düzenleneceğine vurgu yapılan beyannamede, “Sivil toplum kurumlarının hukuki statüleri, kurumsal yapıları, faaliyetleri, kamu kurumları ile ilişkileri, mali kaynakları gibi alanları düzenleyen ‘Sivil Toplumun Geliştirilmesi ve Güçlendirilmesi’ne dair çerçeve yasa çıkaracağız. Kar amacı gütmeyen kuruluşlar için ayrı finansal raporlama standartları getireceğiz” taahhüdünde bulunuldu.

“Silah gündemden çıkacak”

Çözüm Süreci’nin, Türkiye’nin demokratikleşmesinde, milli birlik, kardeşlik ve refahında tarihi bir çabaya karşılık geldiği belirtilen beyannamede, Cumhuriyet tarihinin temel sorunlarından biri olan Kürt sorununun dönüm noktasının Kurucu Genel Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Başbakan olarak, 2005’de Diyarbakır’da yaptığı konuşma olduğu hatırlatıldı.

Gelinen noktada Çözüm Süreci’nin, sadece Türkiye’nin değil, bölgedeki huzur ve barış ortamının da reçetesi haline geldiği belirtilen beyannamede, şunlar kaydedildi:

“AK Parti olarak, 7 Haziran’dan sonra da ülkede birlik ve kardeşliği tesis etmeyi amaçlayan ve dönemsel bir mesele olarak bakmadığımız Çözüm Sürecini kararlıkla sürdüreceğiz. Demokratik hak ve özgürlüklerin korunmasını yeni anayasa ile güvence altına alacağız. Özgürlükleri geliştirmeye ve genişletmeye devam edeceğiz. Demokratikleşme ile eş zamanlı olarak yatırım, üretim ve istihdam imkanlarının geliştirilmesi başta olmak üzere, terörden etkilenen yörelerimizin ekonomik ve sosyal rehabilitasyonuna dönük çalışmaları hızlandırarak devam ettireceğiz.

Çözüm Süreci’ni güvence altına almak ve nihayete erdirmek, kalıcı huzuru tesis etmek amacıyla çıkardığımız ‘6551 Sayılı Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’ ile silahın tamamen gündemden çıktığı bir noktaya ulaşmak için gereken tüm tedbirleri alacağız. AK Parti olarak, kamu düzenini, birlik ve kardeşliği tesis etmeyi amaçlayan ve dönemsel bir mesele olarak bakmadığımız Çözüm Süreci perspektifimizi koruyacağız. Çözüm Süreci’nin muhatabı ve sahibi millet, taşıyıcısı ise başta AK Parti olmak üzere, ülkemizde huzur, istikrar ve barışı isteyen herkestir.”

“Örgüt, Çözüm Süreci’ne savaş ilan etti”

Daha önceki süreçler gibi Çözüm Süreci’ni de de sabote etmeye, akamete uğratmaya çalışan terör örgütünün, kamu düzenini ortadan kaldırarak silahlı çatışmaya geri döndüğü hatırlatılan beyannamede, terör örgütünün illegaliteye, şiddete ve baskıya yönelerek Çözüm Süreci’ne savaş ilan ettiği kaydedildi.

2013’de verdiği sözleri tutmayan, tam anlamıyla bir eylemsizlik yerine her türlü baskı, şiddet ve illegaliteye başvuran örgütün, Türkiye’yi terk etmediği, “silah bırakma” taahhüdüne direnç gösterdiği anımsatılan beyannamede, Çözüm Süreci’ni varlığına tehdit gören örgütün, yeniden terör eylemlerine başladığı belirtildi.

AK Parti iktidarının, ilk günkü ilkesel duruşunu ve siyasi pozisyonunu koruduğu vurgulanan beyannamede, şu ifadeler yer aldı:

“Ancak terör örgütünün eylem ve sabotajları süreci sürdürülebilir olmaktan çıkarmıştır. Halkın hakkını-hukukunu koruyabilmek için kamu düzenini tahkim ederek özgürlük-güvenlik dengesini kurmak mutlak gerekliliktir. Hükümet hukuk içinde yürüttüğü terörle mücadelede vatandaşın mağduriyet yaşamamasını, aksine vatandaşların temel haklarını garanti altına alacak bir kamu düzeninin tesis edilmesini amaçlamaktadır.

AK Parti reformlardan, hizmetlerden, yatırımlardan asla vazgeçmeyecek, geri adım atmayacaktır. Süreçte farklı sebeplerle oluşan güvenlik risklerini gidermek, bölge insanını ceberrut ve zalim örgütün baskısından korumak devletin öncelikli görevidir. Çözüm Süreci’nin mimarı, yürütücüsü ve lokomotifi AK Parti’dir. AK Parti’nin güçlü olması sürecin neticeye ulaşması açısından önem taşımaktadır. Bu süreci sonuca ulaştırmak bizim için ahlaki, insani ve vicdani bir görevdir. Süreci bozan, zehirleyen, sabote eden yapılara rağmen özgürlük-güvenlik dengesini koruyarak hedeflerimize ulaşacağımıza inancımız tamdır. Kamu düzeni tesis edilinceye kadar terörle mücadelemize; hukuk ve kardeşlik tam anlamıyla tesis edilinceye kadar da Çözüm Süreci anlayışımızı korumaya devam edeceğiz.”

Beyannamede, AK Parti’nin ikinci atılım dönemini, halkın uzun zamandır beklediği yeni anayasa ile taçlandırmaya kararlı olduğu vurgulanarak, yeni anayasanın, Cumhuriyetin insan hakları ve demokrasi konularındaki kazanımlarını geleceğe taşıyacağı, vesayetin izlerini tamamen sileceği belirtildi.

Yeni anayasanın, insan onurunu, bireysel hak ve özgürlükler ile toplumsal meşruiyeti, sistemin ahlaki ve demokratik temeli kabul edeceği, bireyin ve toplumun geleceğe dair beklentilerini karşılamak üzere tasarlanacağı ifade edilen beyannamede, “Yeni anayasa özgürlük, eşitlik ve adalet üzerine inşa edilecek, insan onuru yeni anayasanın temel ahlaki referansı olacaktır. Yeni anayasa, vatandaş ve toplum odaklı olacak, sivil bir anlayışla insanımızın mutluluk ve refahını artmayı hedefleyecektir. Yeni yapısıyla anayasamız, değişen dünya ve ülke şartlarında akılcı siyasi programların oluşmasını ve etkin bir şekilde hayata geçmesini mümkün kılacaktır” denildi.

“Kendisini milli iradenin üzerinde gören her türlü odakla mücadele”

Demokratikleşme yürüyüşünün bu dönemde de hızlı adımlarla devam ettirme kararlılığında olunduğu belirtilen beyannamede, yeni anayasa ile ilgili şu, tespitlere yer verildi:

“İkinci atılım döneminde, kendisini milli iradenin üzerinde gören her türlü odakla mücadele ederken, toplumsal eğilimlerin demokratik süreçlerle siyasete yansımasını garanti altına alacağız. Katılımcı demokrasinin gereği olan sivil toplum kuruluşlarının yönetime daha aktif katılımını sağlayacağız. Yeni anayasada, siyasi partilerin çalışmalarını etkin olarak koruyacak ve parti kapatmalarını uluslararası standartlarda düzenleyeceğiz. Yeni dönemde de verdiğimiz demokrasi mücadelesinde elde edilen kazanımları kurumsallaştırarak, demokrasimizi sağlam, öngörülebilir ve kalıcı kılmayı hedefliyoruz. İkinci atılım döneminde Yeni Türkiye’nin katılımcı, çoğulcu, özgürlükçü, demokratik ve sivil bir anayasa ile yönetilmesini sağlayacağız.

Yeni Türkiye’nin yeni anayasasında temel hak ve hürriyetlerin, demokrasinin, hukukun üstünlüğü ilkesinin, düşünce ve inanç özgürlüğünün dayanağı toplumsal meşruiyet olacaktır. Yeni anayasamız, bireysel hak ve özgürlükleri esas alırken, Türkiye’nin birikimi üzerine inşa edilecek, taraf olduğumuz uluslararası normları gözeterek demokratik bir anlayışla hazırlanacaktır. Yeni anayasa, milletimizin kültürel ve toplumsal çeşitliliğini tanıyan, herhangi bir etnik veya dini kimliğe referans yapmayan bir vatandaşlık tanımını esas alacaktır. Yeni anayasa, toplumun herhangi bir kesiminin dışlanmasına yol açacak değer yargıları ve siyasal tercihler barındırmayacaktır. Anayasamız tüm toplumu kucaklayan, kader birliğimizi yansıtan, demokratik denge ve denetim ilişkisini esas alan bir mahiyette hazırlanacaktır. Yeni anayasa, ortak değerleri ve çeşitlilik içinde birlik anlayışını esas alacaktır. Toplumsal hayatın ve siyasetin her alanını ayrıntılı bir biçimde düzenlemeyecek, her bir alanın kendi dinamiğinin ortaya çıkmasına imkan sağlayacaktır. Yeni anayasa, sorunların çözümünün imkan ve araçlarını barındıracaktır. Sorunları, demokratik bir ortamda bireyler, toplum ve siyaset kurumu çözecektir.”

AK Parti’nin, sadece anayasa metni ile anayasal sistemin tesis edilmediğinin bilincinde olduğu vurgulanan beyannamede, doğrudan anayasal sistemle bağlantılı seçim kanunları, siyasi partiler kanunu ve sair temel kanunların, yeni anayasa metniyle bir bütün olarak yenileneceğe işaret edildi.

Beyannamede, temsilde adalet ile yönetimde istikrar arasında denge sağlayacak şekilde seçim barajı yeniden düzenleneceği aktarıldı.

 

Yönetim Modeli ve Başkanlık Sistemi

Beyannamede, Türkiye’nin katılımcılığı ve çoğulculuğu esas alan ve etkili işleyen bir hükümet modeline kavuşmasının arzulandığına dikkati çekilerek, “AK Parti olarak seçimlerden sadece temsilin değil hükümetin de çıkmasını garanti eden, istikrarsızlığa geçit vermeyen, vesayet odaklarının önünü tamamen kapatan çağdaş ve etkin bir hükümet sisteminin ülkemizde hayata geçmesini arzu ediyoruz” denildi.

Cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesinin oluşturduğu yeni durumun yol açabileceği muhtemel yönetim sorunlarının başkanlık sistemiyle aşılacağına inanıldığı belirtilen beyannamede şu, ifadelere yer verildi:

“AK Parti olarak, demokratik bir perspektifle yapılandırıldığında, parlamenter sistemle başkanlık sistemi arasında demokrasiye uyum açısından bir fark bulunmadığı kanaatindeyiz. Nitekim her iki sistemin de olumlu örneklerine rastlanabileceği gibi olumsuz örneklerine de rastlanabilir. Ancak bir yandan vesayetçi bir şekilde kurgulanarak demokratik doğasından koparılmış parlamenter sistemin yol açtığı siyasal istikrarsızlıklar, öte yandan Yeni Türkiye vizyonumuzun ihtiyaç duyduğu etkin ve dinamik yönetim dolayısıyla, başkanlık sisteminin daha uygun bir yönetim modeli olduğuna inanıyoruz. Yeni sistemde meşru siyasi otoriteye hesap vermeyen paralel yapılara kesinlikle izin vermeyeceğiz. Milletimizin teveccühüyle hazırlayacağımız özgürlükçü ve insan odaklı yeni Anayasa ile seçimlerin istikrar üretebildiği, yasama ve yürütmenin müstakil olarak etkin olduğu, demokratik denge ve kontrol mekanizmalarının öngörüldüğü, toplumsal farklılıkların siyasal temsilinin sağlandığı, ademi merkeziyetçi bir idare sisteminin güçlendirildiği, karar alma süreçlerinin hızlandığı, her türlü vesayetin engellendiği yeni bir siyasal sisteme geçebiliriz. Bu çerçevede öngördüğümüz başkanlık sistemi, Türkiye’nin AK Parti iktidarında geçirdiği demokratik dönüşümü nihai sonucuna erdirerek, 2023 ve sonrasına yönelik kalkınma hedeflerine ulaşmasını kolaylaştıracak bir çerçeveye sahip olacaktır.”

Adalet sisteminde dönüşüm

Beyannamede, adalet sisteminde köklü düzenlemeler yaparak ileri standartlarda bir yapı oluşturulacağı belirtilerek, yargı sisteminin, iyi hazırlanmış bir strateji çerçevesinde yeniden yapılandırılacağı vurgulandı.

 

Yeni Yargı Reform Stratejisi Belgesinin etkin bir biçimde uygulayarak hayata geçirileceği aktarılan beyannamede, yargıda etkinlik, hızlılık, hesap verebilirlik, ekonomiklik ve şeffaflığın sağlanacağı bildirildi.

 

Anayasal değişikliklere bağlı olarak yüksek yargıda içtihat düzeyinde dağınıklığın giderileceği, bu çerçevede, askeri yargının disiplin mahkemeleri çerçevesinde faaliyet göstereceği aktarılan beyannamede, şu vaatlerde bulunuldu:

 

“Temyiz mahkemelerinin, alt derece mahkemeleri üzerindeki hukukilik denetiminin ötesine taşan etkilerini azaltacağız ve temyizi, hukuki denetim ile sınırlandıracağız. Yargı üst yönetimi ile temyiz mahkemelerinin oluşumunda TBMM’nin rolünü güçlendireceğiz, böylece yargının toplumsal meşruiyetini artıracağız. Yüksek mahkeme üyeliğini Avrupa örneklerine benzer şekilde makul sürelerle sınırlayacağız. İhtisas mahkemelerinin sayısını artıracağız. Ticaret ve iş mahkemesi gibi bazı ihtisas mahkemelerinde meslekten olmayan hakimlerin de yer almasını sağlayacağız.

 

HSYK’yı yeniden yapılandırarak Hakimler Yüksek Kurulu ve Savcılar Yüksek Kurulunu kuracağız. Yargı mensuplarının mesleki ahlak ve davranış kurallarını uluslararası ölçütlere göre belirleyeceğiz. Toplum yararına hukuk hizmetlerinin belirli kurallar çerçevesinde uygulanmasına yönelik düzenlemeler yapacağız. Hukuk eğitimini güçlendireceğiz. Bilirkişilik müessesesini yeniden yapılandıracağız. Hukukun tüm dallarında alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına ağırlık verecek, yargıya ulaşılabilirliği kolaylaştırmak amacıyla savunma hakkı ve adli yardımı güçlendireceğiz. Koruyucu ve önleyici hukuk yaklaşımını yaygınlaştıracağız.”

 

“Bireysel başvuruyu gözden geçireceğiz”

 

Beyannamede, Bireysel Başvuru hakkının Anayasa Mahkemesine getirdiği aşırı iş yükünün, mahkemenin işlevselliğine zarar verme ihtimali karşısında bu uygulamanın gözden geçirileceği bildirildi.

 

Adalet sisteminde kadınlar, çocuklar ve engellilere yönelik kolaylaştırıcı uygulamaların hayata geçirileceği vurgulanan beyannamede, ülke genelinde ideal yargılama sürelerinin belirlenmesini ve yargıda zaman yönetiminin uygulanmasının sağlanacağını ifade edildi.

 

Noterlik sisteminin yeniden yapılandırılarak, noterliklerden idarenin ve yargı organlarının iş yükünün azaltılması için faydalanılacağı aktarılan beyannamede, adli ve idari yargıda istinaf mahkemelerinin faaliyete geçmesinin sağlanacağı kaydedildi.

 

Nitelikli eğitim

 

AK Parti’nin seçim beyannamesinde, “nitelikli eğitim” başlığında, AK Parti iktidarları döneminde eğitim alanında yapılanlar anlatıldı.

 

Bu dönemde eğitimin fiziki ve teknolojik altyapısının geçmişle mukayese edilemeyecek oranda iyileştirilip geliştirildiğinin altının çizildiği beyannamede, tüm bireylerin eğitime erişiminin sağlanması, fırsat eşitliğinin yakalanması, ders müfredatlarının çağdaş hale getirilmesi ve eğitimdeki insan kaynaklarının nitelik, nicelik ve bölgesel dağılımında büyük adımlar atıldığı ve önemli sonuçlar elde edildiği vurgulandı.

 

Eğitim sisteminde özgürlükler yönünde atılan adımların yanı sıra fiziki altyapı açısından da önemli gelişmeler sağlandığına işaret edilerek, ortalama eğitim görme süresinın yetişkinler için 2000’li yılların başında 5,5 yıl iken 2013 yılında 7,6 yıla çıktığı ifade edildi. Yeni gelen neslin beklenen okullaşma oranının ise 14,4 yıla kadar yükseldiğinin bildirildiği beyannamede, “Böylece mevcut okullaşma oranını yeni gelen nesilde iki katına çıkarmış olacağız” denildi.

 

Okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim kademelerinde artan öğrenci sayısına vurgu yapılarak, okullaşma oranının da 80’den yüzde 107,3’e yükseldiği ifade edildi.

 

Milli Eğitim Bakanlığının toplam bütçesinin 8’e katlandığı 2002 yılında 7,4 milyar liradan 2015 yılında 62 milyar liraya çıkarıldığı belirtildi.

 

2002-2003 öğretim yılında yükseköğretimde örgün öğrenci sayısı 1,2 milyon iken 2013-2014 öğretim yılında bu sayının 2,6 milyona yükseldiğine işaret edilerek, yükseköğretimde brüt örgün okullaşma oranının yüzde 19’dan yüzde 50’ye ulaştığı kaydedildi. 2002 yılında üniversitelere aktarılan toplam ödeneğin 2,5 milyar lira iken 2015’de 18,3 milyar liraya ulaştığı vurgulandı.

 

İkinci atılım dönemide de eğitim en öncelikli gündem olacak

 

AK Parti’nin seçim beyannamesinde, ikinci atılım döneminde de eğitimin, her zaman olduğu gibi yine AK Parti iktidarının en öncelikli gündemi olacağına vurgu yapıldı.

 

AK Parti iktidarları döneminde eğitim alanındaki temel altyapı ve erişim sorunlarını önemli ölçüde çözüldüğüne işaret edilerek, “Önümüzdeki dönemde başta eğitimin kalitesini yükseltmek olmak üzere çok daha büyük atılımlar hedefliyoruz” ifadesine yer verildi.

 

Milli Eğitim Bakanlığının kurumsal örgütlenmesini, eğitim sisteminin ulusal düzeyde politika belirleme, koordinasyon ve denetiminden sorumlu olacak şekilde geliştirileceği anlatılan beyannamede şunlar yer aldı:

 

“Öğrenciyle ilgili sorunların okul düzeyinde çözülmesi ilkesini esas alarak merkezden yerele doğru yetki devrini gerçekleştireceğiz. Önümüzdeki dönemde eğitimde kalite, en öncelik verdiğimiz alanlardan biri olacaktır. Bu kapsamda ‘Eğitimde Kalite Seferberliği’ni başlatacağız.

 

Bu amaç doğrultusunda ilk olarak ‘Eğitim Kalite Endeksi’ hazırlayacağız. Bu endeks aracılığıyla sınıf, okul türü, ilçe, il ve bölgeler düzeyinde Türkiye’nin eğitim kalitesi haritasını ortaya çıkaracağız. Okul türleri ve bölgeler arası başarı farklılıklarını azaltarak eğitimde fırsat eşitliğine bütün boyutlarıyla hayatiyet kazandıracağız. Bu süreçle uyumlu bir şekilde öğretmen yetiştirme ve eğitim yönetimi alanlarında da önemli dönüşümler hayata geçireceğiz.

 

Öğretmen Genel ve Alan Yeterliliklerini belirleyerek bu yeterliliklerle ilişkilendirilmiş Ulusal Öğretmen Strateji Belgesini hazırlayıp yürürlüğe koyacağız. Öğretmenlerimizin bilgi ve becerilerini güncellemelerini sağlayacak ‘Öğretmen Akademisi’ sistemini başlatacağız. Eğitim fakültelerini, milli eğitim sistemindeki yeni yapılanmaya göre bölüm, anabilim dalı ve öğretmenlik genel ve alan yeterlilikleri ile ilişkilendirilmiş bir şekilde yeniden yapılandıracağız.

 

Eğitim fakültelerinin müfredatını yenileyeceğiz. Eğitim fakültesi öğrenci veya mezunları için eğitim fakültesi dışındaki fakültelerde çift ana dal veya yan dal yapma imkanı sağlayacağız.

 

Eğitim fakülteleri ile diğer öğretmen adayı yetiştirilen yükseköğretim kurumlarının ve formasyon programlarının öğrenci kontenjanlarını, öğretmen ihtiyaç analiz ve projeksiyonlarını dikkate alarak belirleyeceğiz. Kamu Personeli Seçme Sınavında bütün alanlardaki öğretmen adayları için alan sınavı yapacağız. Şubat döneminde öğretmen alımı yapacak şekilde gerekli düzenlemeleri yapacağız.”

 

Müfredat çalışmaları sürecek

 

Müfredatın düzenli aralıklarla gözden geçirilmesini, eğitim kalitesi üzerindeki etkisinin izlenmesi ve nihai hedef olan bilgiyi üreten ve katma değere dönüştüren insan niteliğine ulaşmadaki katkısının ölçülmesinin sağlanacağının altının çizildiği beyannamede, “Müfredatın eğitimin her kademesinde bilgi yüklemekten ziyade öğrenciyi hayata hazırlayan, öğrenmeyi öğreten, istidatlarını ortaya çıkaran, temel becerileri veren, özgüveni pekiştiren, evrensel değerleri aktaran bir içeriğe sahip hale getirilmesi yönündeki çalışmalarımıza devam edeceğiz” denildi.

 

Müfredatın, bilgi teknolojileri destekli öğretime uygun hale getirerek eğitsel e-içeriklerin genişletilmesi ve daha da geliştirilmesinin sağlanacağı, her alanda dijital içerikle zenginleştirilmiş etkileşimli bir eğitim-öğretim sisteminin ve derslerin müfredat ve kazanımlarına yönelik görsel, işitsel, hareketli, etkileşimli ve dinamik öğeler bir arada kullanılarak zenginleştirilmiş eğitim içeriklerinin yaygınlaştırılacağı kaydedildi.

 

Kazanımlara yönelik hazırlanmış video çekimlerinden oluşan, öğretmenler için bir uygulama örneği teşkil edecek öğrenciler için de öğrenmelerini destekleyecek öğretim materyallerinin yaygınlaştırılacağı aktarıldı.

 

Oyun tabanlı öğrenme etkin hale getirilecek

 

Oyun tabanlı öğrenmenin etkin hale getirileceğinin bildirildiği beyannamede şöyle denildi:

 

“Mobil öğrenme sistemlerini geliştirecek, sosyal medyanın öğrenme aracı olarak daha etkin biçimde kullanılmasını sağlayacağız. Konular ve kazanımlar bazında durum tespiti yapan bilişim sistemlerini yaygınlaştırarak eğitim sisteminin niteliğini artıracağız. Öğrencilerimize yazılı ve sözlü iletişim kurabilecek düzeyde yabancı dil öğretimine öncelik vereceğiz. Bu amaca yönelik olarak öğretme sistematiğini ve müfredatı gözden geçirecek, dil öğrenimini etkin hale getireceğiz. Birlikte, problem çözmeye dayalı ve proje tabanlı öğrenmeyi teşvik eden eğitim teknolojilerini yaygınlaştıracağız. FATİH projesi aracılığıyla tüm öğrencilere eğitimde fırsat eşitliğini sağlayacağız.

 

Uzaktan eğitim yöntemlerinin dezavantajlı kesimler ile eğitim çağı dışında kalanların kaliteli eğitim imkanlarına erişmesinde etkin bir araç olarak kullanılmasını sağlayacağız. Öğrencileri çeşitli alanlarda doğru bir şekilde yönlendirme, etkili öğrenmelerini sağlama ve becerilerini geliştirme ve geleceğe hazırlama hususlarında gerekli rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin etkin bir şekilde verilmesi sağlayacağız.”

 

Eğitim sisteminin ihtiyaç duyduğu ortamları ve imkanları kalite standartlarını da dikkate alarak geliştirilmeye devam edileceği ifade edilerek, eğitim mekanlarının yenilikçiliği teşvik edecek, erişilebilir, fonksiyonel ve yerel mimariye uygun bir yapıda ve yeterli oyun, spor ve kültürel alanlara sahip fonksiyonel mekanlar olarak tasarlanacağı belirtildi.

 

İlk ve ortaöğretimde okul bazlı bütçe yönetimine geçilmesine yönelik çalışmaların yapılacağı kaydedilen beyannamede, “Okulları akademik, sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif performansa göre değerlendirerek, sonuçlarını kamuoyu ile paylaşılmasını sağlayacağız. İş dünyasının ihtiyaç duyduğu meslek ve alanlarda kaliteli elaman yetiştirilmesini sağlayacak şekilde mesleki eğitimin kalitesini artıracak tedbirleri almaya devam edeceğiz” ifadeleri kullanıldı.

 

İkili öğretime son verilecek

 

AK Parti’nin seçim beyannamesinde, okul öncesi eğitimi dahil ilkokul, ortaokul ve liselerde her bir vatandaşın fırsat eşitliği içinde adil ve kaliteli bir eğitim almasını sağlamak için kısa ve orta vadeli hedefler çerçevesinde, okullarda ikili öğretime son verme hedefi doğrultusunda tüm okullarda tam gün eğitim-öğretime geçilmesi için yeter sayıda derslik inşasına devam edileceği duyuruldu.

 

Okul öncesi eğitimde, erişim imkanına sahip olmayan ailelerin çocuklarının okul öncesi eğitim almasını destekleyecek teşvikler oluşturulacağı, okul öncesi eğitimi yaygınlaştırma yoluyla eğitimde fırsat eşitliğini artıracak ve her bir çocuğun zihinsel ve duygusal gelişiminin toplumsal eşitlik ve adalet ilkelerini gözeterek, temel insan hak ve hürriyetleri çerçevesinde teminat altına alınmasının sağlanacağı bildirildi.

 

Eğitim ortamlarının, öğretim materyalleri ve eğitim-öğretim uygulamalarının bireysel farklılıkları dikkate alan ve öğrenciyi merkeze alan bir anlayışla düzenleneceğine işaret edilerek, öğrenme ve gelişim düzeyi akranlarından geride olan öğrencilerin öğrenmesini desteklemek amacıyla tedbirlerin alınacağı ve telafi edici programların uygulanacağı kaydedildi.

 

Ortaokul seviyesinde başlatılan program güncelleme çalışmalarının devam edeceği, ortaokullarda hayata geçirilen seçmeli ders uygulamasının geliştirileceği anlatıldı.

 

“En iyi okul eve en yakın okuldur” ilkesi hayata geçirilecek

 

Ortaokul sekizinci sınıfta uygulanan merkezi ortak sınavların geliştirilmesinin sağlanarak eğitim sisteminin performansının izlenmesi ve değerlendirilmesinde de kullanılacağının altının çizildiği beyannamede, şu ifadeler yer aldı:

 

“Her türdeki liseleri, 9’uncu ve 10’uncu sınıfları temel yetkinliklerin kazandırılmasına yönelik ortak programlar olarak düzenleyeceğiz. 11’inci ve 12’inci sınıfları, öğrencinin devam etmek istediği yükseköğretim programına geçiş için hazırlık yapmasını sağlayacak veya bir mesleğe hazırlayacak derslerden oluşan modüller halinde düzenleyeceğiz. Ortaöğretimde okullar arasında kalite farklılıklarını asgari seviyeye indirecek tedbirler alacağız. Okullar arasındaki farklılıkların azaltılmasıyla eş zamanlı olarak, ortaöğretimde öğrencilerin ikametlerine en yakın okullardan birinde öğrenim görmesinin alt yapısını oluşturacağız. Ortaöğretimi bitiren her öğrencimizin bir spor dalından lisans alabilecek düzeyde veya bir müzik enstrümanını belirli bir yeterlilikte kullanabilecek düzeyde eğitim alması sağlanacaktır.”

 

“En iyi okul eve en yakın okuldur” ilkesinin hayata geçirileceği ve aileler üzerinden önemli bir külfetin kaldırılacağı ifade edildi.

 

Özel yetenekli öğrencilerin gelişimlerinin desteklenmesi amacıyla özel programlar ve yeni uygulamaların geliştirileceği bu konuda gerekli düzenlemelerin yapılacağı aktarıldı.

 

Özel yetenekli öğrencilerin eğitim kalitesinin geliştirilmesi için resmi okullar yanında özel teşebbüsün de alternatif okul ve öğretim modelleri uygulaması ile fen bilimleri, sosyal bilimler, işletme, teknoloji, spor ve sanat gibi alanlarda özgün öğretim modellerinin geliştirilmesinin teşvik edileceği kaydedildi.

 

Mesleki ve teknik liselere devam eden öğrencilere verilen eğitim kalitesinin artırılacağı, mesleki ve teknik lise mezunlarının istihdamının özendirileceği, meslek yüksek okulları mezunlarının diplomalarında yer alan program adları ile meslek tanımlamalarındaki farklılıkların giderilerek bu öğrencilerin kamu ve özel sektörde iş bulmalarının kolaylaştırılacağı vurgulandı. Organize Sanayi Bölgelerinde meslek lisesi kurulmasına yönelik başlatılan uygulamanın yaygınlaştırılacağı açıklandı.

 

”Yükseköğretim reformunu hayata geçireceğiz”

 

Yükseköğretim reformunun hayata geçireleceğinin duyurulduğu beyannamede, “Bu çerçevede, üniversite özerkliğini odağına alan yeni bir Yükseköğretim Çerçeve Yasası hazırlayacağız. Üniversite yönetiminin, özerklik ve hesap verebilirlik temelinde yeniden örgütlendirilmesini sağlayacağız. Üniversiteleri öğretim üyesi yetiştirme ve araştırma altyapılarını dikkate alarak kategorilere ayıracağız. Kategoriler, özerklik düzeyleri bakımından farklılaşacak ve bu düzeylerin üniversitelerin ihtisaslaşmasına ve kamu kaynağının transferine esas teşkil etmesini sağlayacağız” bilgisi paylaşıldı.

 

Üniversite giriş sisteminin gözden geçirileceğinin bildirildiği beyannamede şu ifadelere yer verildi:

 

“Öğrencilerimizin gerçek performansını dikkate alan ve sınav stresini en aza indirecek bir yaklaşımla tekrar formüle edeceğiz. Öğrencilerimiz üzerindeki sınav baskısını azaltmak amacıyla yükseköğretime geçişteki sınavların yılda birden çok yapılmasını temin edeceğiz. Mevcut üniversitelere ilave olarak bundan sonra kurulacak yeni üniversite ve fakülteler için öğrenci ve öğretim elemanı sayısı ile kurulmuş bulunan fakültelerin doluluk oranlarını gibi objektif kuralları baz alan bir mekanizma geliştireceğiz. Bölgesel ihtiyaçlar, kapasiteleri ile gelişim ve yetkinlik düzeyleri dikkate alarak üniversitelerin ihtisaslaşmasını destekleyeceğiz.”

 

Beyannamede yükseköğretime ilişkin şöyle denildi:

 

“Özel üniversitelerin kurulmasına ve yurtdışındaki üniversitelerin Türkiye’de, Türkiye’deki üniversitelerin yurtdışında faaliyet göstermelerine imkan vereceğiz. Yükseköğretim kurumları bünyesinde veya yükseköğretim kurumlarıyla işbirliği içinde bağımsız ileri araştırma merkezlerinin kurulması için yeni destek mekanizmaları oluşturacağız. Üniversitelerin uluslararası rekabet gücünü artırmak amacıyla daha fazla yabancı öğrenci kabul etmeleri ve öğretim elemanı istihdam edebilmelerini sağlayacağız.

 

Yükseköğretim kurumlarımızın dünyanın farklı coğrafyalarında yer alan gelişmiş üniversitelerle işbirliği yapmalarını destekleyeceğiz. Hem öğretim elemanı hem de öğrenciler için özel tasarlanmış yeni bölgesel değişim programlarını özendireceğiz. Yükseköğretim öğrencilerinin yanı sıra mezunlara da yan dal ve çift anadal yapma imkanı getireceğiz.”

 

YÖK bünyesinde lisansüstü burs programları oluşturulacak

 

AK Parti Seçim Beyannamesi’nde, sayıları artan üniversitelerin öğretim elemanı ihtiyacının karşılamak için Milli Eğitim Bakanlığı ve TÜBİTAK’ın verdiği lisansüstü eğitim burslarının sayıları artırılacağı ve YÖK bünyesinde tema odaklı yeni lisansüstü burs programlarının oluşturulacağı bildirildi.

 

Devlet üniversitelerine ayrılan öğretim elemanı kadro sayılarının ihtiyaçlar çerçevesinde artırılacağı, yükseköğretim öğrencilerinin ihtiyacını karşılayacak kapasitede yurt yapımına devam edileceği, özel sektörün bu alana yatırım yapmasının teşvik edileceği, mevcut yurtların kalitesinin artırılacağı kaydedildi.

 

Beyannamede, öncelikle üniversitelerde veya araştırma ve geliştirme merkezlerinde olmak üzere, yurtdışındaki yetişmiş insan gücünün Türkiye’ye dönüşünü hızlandıracak yeni politikaların geliştirileceği belirtildi.

 

Milli Eğitim Bakanlığı ve TÜBİTAK’ın verdiği lisansüstü eğitim burslarının sayılarının arttırılacağı, sosyal bilimlerin de bu burslardan yeterli düzeyde faydalanmasının temin edileceği kaydedildi.

 

Mevcut devlet ve vakıf üniversitelerinin yanı sıra özel üniversitelerin de kurulması için gerekli düzenlemelerin yapılacağı aktarılarak, “Eğitimin finansman kaynaklarını çeşitlendirip artıracağız. Bu kapsamda, eğitimin finansmanında özel sektörün payının artırılması yönünde kamu-özel ortaklığı gibi yeni arz ve işletim modellerinin kullanılmasını sağlayacağız” denildi.

 

Üniversitelerde 1 dönem uygulamalı, 2 dönem akademik eğitim

 

Eğitim istihdam bağının güçlendirileceğinin anlatıldığı beyannamede, şunlar kaydedildi:

 

“Bu çerçevede hazırladığımız Temel ve Mesleki Becerileri Geliştirme Öncelikli Dönüşüm Programı’mız kapsamında, iş piyasasındaki insan gücüne olan talep ile yükseköğretimin de dahil olduğu eğitim sistemimizin o alanlarda sağlayabileceği arz arasındaki uyumu sağlayacağız. İşgücü piyasasında ve ekonomide hızlı değişmeye cevap verebilecek esnek bir planlama yapacağız. Yeni alanlarda beceri ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için örgün eğitim kurumları bünyesinde ve yaygın eğitim çerçevesinde istihdam edilebilirlik oranı yüksek programlar geliştireceğiz. Öncelikli alanlar belirleyerek bu alanlarda yeterli kapasite artırımı için gerekli teşvik ve desteği vereceğiz. Girişimcilik ve yenilik ekosistemi güçlendirilerek girişimci bireylerin yetiştirilmesini sağlayacağız. İşgücü piyasasının ihtiyaç duyduğu temel becerileri tespit edeceğiz.

 

Uygulamalı eğitimleri yaygınlaştırarak, okul ve iş dünyası arasındaki işbirliğini güçlendireceğiz. Özellikle mesleki eğitimde özel sektörün rolünü güçlendirecek, odalar ve borsalara daha fazla sorumluluk vereceğiz. İşgücü piyasası ihtiyaç analizlerini etkinleştirerek, mesleki eğitimleri işgücü piyasasının ihtiyaçlarına göre planlayacağız. Üniversitelerde 1 dönem uygulamalı, 2 dönem akademik eğitimi içeren üç dönem uygulamalarını yaygınlaştıracağız. Fabrikaların sektörlerine yönelik özel mesleki ve teknik eğitim okulu açabilmeleri için düzenleme yapacağız. Mesleki ve teknik okul ve kurumlarında atölye ortamlarını sektörel bazlı olarak iyileştireceğiz. Mesleki ve teknik eğitim okul yönetim modelini geliştirecek, yerel yönetimlerin ve sektör temsilcilerinin katılımını sağlayacağız.”

 

Müfredat yenilenecek

 

AK Parti’nin seçim beyannamesinde, eğitimin tüm kademelerindeki müfredatın temel becerileri içerecek şekilde güncelleneceği bildirilerek, temel eğitimden ortaöğretime geçiş sınavlarında ve üniversiteye giriş sınavlarında temel becerileri ölçeceğiz. Ortaokul ve liselerde bireysel yeteneklere göre öğrencileri yönlendirebilecek bir rehberlik sistemi oluşturacağız” denildi.

 

“İstikrarlı ve Güçlü Ekonomi”

 

Beyannamenin “İstikrarlı ve Güçlü Ekonomi” bölümünde, büyüme stratejisi 5 temel eksen üzerine kuruldu. Bu eksenler, makroekonomik istikrarın güçlendirilmesi, beşeri sermayenin geliştirilmesi ve işgücü piyasasının etkinleştirilmesi, teknoloji ve yenilik geliştirme kapasitesinin artırılması, fiziki altyapının güçlendirilmesi, kurumsal kalitenin iyileştirilmesi olarak belirlendi.

 

Beyannameye göre, finansal istikrar gözetilerek, fiyat istikrarını sağlama amacı ile çelişmemek kaydıyla uygulanacak büyüme ve istihdam politikaları desteklenecek. Enflasyon hedeflemesi, temel para politikası rejimi olmaya devam edecek. Enflasyon hedefleri, hükümet ve Merkez Bankası tarafından 3’er yıllık vadeler için belirlenecek.

 

Dalgalı döviz kuru rejimi sürdürülecek, Merkez Bankasının fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisinin belirlemesi esas olmaya devam edecek.

 

Finansal piyasalarda derinliğinin artırılmasına önem verilecek, halka açık şirketler desteklenecek, özkaynak kullanımına vergi kolaylığı sağlanacak.

 

Nakdi sermaye artırımı yapan şirketler için artırılan sermayenin belli bir kısmının her yıl kurum kazancından indirilebilmesi sağlanacak, Kredi Garanti Fonu aracılığıyla 20 milyar lira tutarına kadar Hazine kefaleti verilebilmesinin önü açılacak.

 

“İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Öncelikli Dönüşüm Programı” ile 2013 yılında yüzde 3,4 olan finansal hizmetler sektörünün GSYH içindeki payının, program dönemi sonunda yüzde 6’ya yükseltmeyi hedefleniyor. Programla, gayrimenkullerin elden çıkarılmasında değer artış kazançlarının vergilendirilmesine yönelik uygulamalar gözden geçirilecek. Farklı finans kurumları arasında haksız rekabete yol açan vergi uygulamaları ortadan kaldıracak. Finans alanında ihtisas mahkemeleri kurulacak, finans piyasalarında gereksinim duyulan bilişim teknolojileri ürünlerini geliştirmek üzere “Teknoloji Geliştirme Merkezi” kurulacak.

 

Faizsiz finans alanında koordinasyonu sağlayacak bir mekanizma oluşturulacak, bu alana uygun etik ilkeleri ve kurumsal yönetim ilkeleri belirlenecek.

Borsa İstanbul Ortak Veri Merkezi kurumsallaştırılacak. Borsa İstanbul bünyesinde Özel Sermaye Platformu kurulacak.

 

“Yeni Vergi Usul Kanunu” çıkarılacak

 

AB’nin kamu alımları direktiflerine uygun olarak kamu ihale sistemi reforme edilecek. Ekonomik ve sosyal politikalara uyum sağlamak, sade ve daha kolay uygulanabilir bir hale getirmek amacıyla Yeni Vergi Usul Kanunu çıkarılacak.

 

Vergi tahsilatı ve hizmet kalitesini artırmak amacıyla belirli yerlere ödeme terminalleri kurulacak.

 

Petrol ve LPG lisans sahipleriyle ilgili düzenlemeler yapılacak. Akaryakıt satış bilgilerini anlık olarak takip edebilecek merkezi bir sistem hayata geçirilecek. Akaryakıt ve LPG taşımacılığında kullanılan kara ve deniz araçlarıyla ilgili bir takip sistemi kurulacak. Gümrük kapıları ve gümrükleri modernize ederek yenilenecek.

 

Sosyal yardım alanların gelirleri, kayıtlı işe başlar başlamaz kesilmeyecek ve belirli bir süre veya geliri yeterli bir noktaya erişinceye kadar devam ettirilecek.

 

Elektrikli araçlar için prototip batarya üretimi

 

Kamu altyapı yatırımları, ekonomide üretimin sağlıklı olarak gelişmesini destekleyecek, ancak kaynak israfına yol açmayacak biçimde planlanacak.

 

Türkiye’nin 2023 hedefleri doğrultusunda girdi tedarik ihtiyacı envanteri dikkate alınarak Girdi Tedarik Stratejisi (GİTES) güncellenecek.

 

Türkiye Sanayi Stratejisi ve sektörel stratejiler hazırlanacak. Orta ve yüksek teknolojili ürünlere yönelik yeni yatırım destek programları oluşturulacak. İthalat bağımlılığını azaltmayı esas alan büyük ölçekli yatırımlar ve stratejik sektör boyutlarını içeren yeni teşvik sistemi hayata geçirilecek.

 

MTA’nın yurtdışında da madencilik faaliyeti yapabilmesi sağlanacak. Demir çelik sektörünün hurda girdiye olan bağımlılığı azaltılacak, inorganik kimya, biyoyakıt, alternatif kompozit malzemeler gibi alanlarda Ar-Ge faaliyetleri teşvik edilecek. Elektrikli araçlar için prototip batarya üretimi gerçekleştirilecek.

 

Lüks ürünlerin ithalatında caydırıcı vergilendirme

 

Kamu döner sermaye kuruluşlarının açık, şeffaf vehesap verebilir bir idari ve mali yapıda çalışmalarını sağlayacak döner sermaye reformu gerçekleştirilecek.

 

Gayrimenkullerin elden çıkarılmasında değer artış kazançlarının vergilendirilmesine yönelik uygulamalar gözden geçirilecek, imalat sanayi makine-teçhizat yatırımlarının finansmanında Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) istisnası getirilecek.

 

Lüks veya ithalat yoğunluğu yüksek tüketim mallarına yönelik caydırıcı vergilendirme yapılacak.

 

Bireysel emeklilik sisteminde “otomatik katılım sistemi” pilot çalışması yapılacak.

 

Anahtar teslim fabrika binası

 

Kamu yatırımları, bölgeler arası gelişmişlik farklarını azaltmada ve bölgesel gelişme potansiyelini değerlendirmede etkili bir araç olarak kullanılacak, İstanbul Boğazı Karayolu Tüp Geçidi, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Marmara Otoyolu, İstanbul Yeni Havalimanı, Gebze-İzmir Otoyolu (Körfez Geçişi Dahil), şehir hastaneleri, limanlar gibi büyük projeler tamamlanacak, yeni otoyollar, yüksek hızlı tren hatları dahil olmak üzere birçok alanda yeni projeleri kamu-özel iş birliği yöntemiyle hayata geçirilecek.

 

Kamu ve özel kesim iş birliği alanında halen dağınık bir yapıda olan mevzuat, tek bir çerçeve kanunla düzenlenecek.

 

Yatırımcıların 2015 ve 2016 yıllarında gerçekleştirecekleri yatırım harcamaları için, yatırım döneminde mevcut diğer tüm faaliyetlerinden elde edecekleri tüm kazançlarına daha yüksek miktarda vergi indirimi uygulanacak.

 

Emek yoğun sektörlerde yatırımcıların talebi halinde, sembolik bir kira bedeliyle, anahtar teslimi, karşılıksız fabrika binası yapılacak

 

Özel sektör yatırımlarının GSYH’ya oranı 2018 yılı sonunda yüzde 19,3’e çıkarılması ve Dünya Bankası İş Yapma Kolaylığı Endeksi sıralamasında

ilk 40 ülke arasına girmeyi hedefleniyor. Bunun için yatırımların izin ve yatırım yeri temini süreçlerinin hızlı ve etkin bir biçimde yürütülmesine ve sonuçlandırılmasına yönelik mekanizma oluşturulacak.

 

Türkiye’de yatırıma uygun arazi envanterinin yatırımcıya elektronik ortamda sunulması amacıyla coğrafi bilgi sistemleri altyapısı geliştirilecek.

 

İşgücü piyasalarında esnek çalışma

 

Ulusal İstihdam Stratejisi kapsamında 2023 yılı itibarıyla işsizlik oranının yüzde 5 düzeylerine indirmek, istihdam oranını yüzde 50’ye yükseltmek, kadınların işgücüne katılım oranını yüzde 38 düzeyine çıkarmak, tarım dışı sektörde kayıtdışı istihdam oranını yüzde 15’e indirmek hedefleniyor.

 

Bunun için özel sektör iş yerlerinde 6 ay süreyle İşbaşı Eğitim Programında (İEP) çalışacak kursiyerlere net asgari ücret ödenecek. İşbaşı Eğitim Programı sonrası kursiyerler aynı iş kolunda işe alınırsa, imalat sektöründe 42 ay, diğer sektörlerde ise 30 ay boyunca SGK işveren primi devlet tarafından ödenecek. İşverenin kursiyerler için yaptığı harcamaların vergi matrahından düşürülebilmesi sağlanacak.

 

İşgücü piyasalarına esneklik sağlayan çalışma biçimleri iş ve sosyal güvenlik mevzuatına eklenecek.

 

Meslek kurslarına katılan kadınlar için çocuk oyun odaları uygulaması başlatılacak.

 

Kıdem tazminatı sisteminde yaşanan sorunların çözümü amacıyla ilgili sosyal taraflarla istişare içinde gerekli mevzuat düzenlemeleri yapılacak. İşsizlik sigortasından yararlanma koşullarının esnetilmesi ve yararlanma sürelerinin artırılması yönünde mevzuat çalışması yapılacak.

 

Fazla çalışma sınırına uyulmaması halinde idari para cezası tatbik edilmesi yönünde mevzuat çalışması yapılacak.

 

AK Parti’nin 1 Kasım’da düzenlenecek genel seçime ilişkin açıkladığı seçim beyannamesinde “Sağlıklı Nesiller” başlığında, AK Parti hükümetleri döneminde sağlık alanında yapılanlar anlatıldı.

 

Bu dönemde sağlık sektörünün çile olmaktan çıktığı vurgulanarak yoksulları gözeten bir sağlık devrimi yapıldığı belirtildi.

 

Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın hayata geçirilmesinden bu yana temel sağlık göstergelerinde, sağlık hizmet sunum altyapısı ve insan kaynağında önemli gelişmeler kaydedildiğinin altı çizilerek 18 yaşın altındaki bireylerin tamamının sağlık güvencesi altında olduğu “Genel Sağlık Sigortası” sisteminin hayata geçirildiği anımsatıldı.

 

Yeşil Kart sahiplerinin “ayakta tedavi” kapsamında gördükleri sağlık hizmetleri ile ilaç giderlerinin devlet tarafından karşılanmaya başlandığı hatırlatılan beyannamede, başlatılan Aile Hekimliği uygulamasıyla aile hekimi sayısının 2014 yılında 21 bin 384’e ulaştığı kaydedildi.

 

Koruyucu sağlık hizmetlerinin bütçesinde yaklaşık 9 kat artış sağlandığı aktarılan beyannameye göre, SSK hastaneleri başta olmak üzere diğer kamu kurumlarının hastaneleri Sağlık Bakanlığına devredildi, hastaneler tek çatı altında toplandı. Özel hastaneler, sisteme entegre edildi, vatandaşlar özel muayenehanelerdeki yüksek ücretlere mahkum olmaktan kurtarılarak özel sağlık tesislerinde hizmet alabilir duruma geldi.

 

Tam Gün Yasası ile vatandaşların özel muayenehanelere gitme mecburiyeti büyük ölçüde azaltıldı. Merkezi Hastane Randevu Sistemi (MHRS) uygulaması başlatıldı.

 

2010 yılında başlatılan evde sağlık bakımı hizmetleriyle yatağa bağımlı hastaların evlerinde kaliteli, etkin, ulaşılabilir ve güvenli sağlık hizmeti alması sağlandı.

 

2015 yılında Sosyal Güvenlik Kurumunun yapacağı harcamalar da dahil olmak üzere toplam kamu sağlık harcamaları için 81 milyar lira kaynak tahsis edildi. 2002 yılında 31,5 olan bebek ölüm hızı (bin canlı doğumda) 2014 yılında 7,8’e, 40 olan beş yaş altı ölüm hızı (bin canlı doğumda) 10,3’e, 64 olan anne ölüm oranı (yüz bin canlı doğumda) 15,9’a düşürüldü.

 

Doğumda beklenen yaşam süresi 71,8’den 76,9’a ulaştı. 2002 yılında 138 olan 100 bin kişiye düşen hekim sayısı 174’e; 171 olan hemşire ve ebe sayısı da 252’ye yükseldi. 2013 yılı itibarıyla toplam hekim sayısı 133 bin 775’e ve hemşire sayısı 139 bin 544’e ulaştı. Kişi başı hekime müracaat sayısı 2002 yılında 3,2 iken 2013 yılında 8,2’ye yükseldi.

 

İlacı, geçtiği her aşamada izleyen İlaç Takip Sistemi (İTS) kuruldu. Ürün Takip Sistemi’nin (ÜTS) kurulması çalışmalarına başlandı. Bu gelişmeler neticesinde 2003 yılında yüzde 39,5 olan sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranı yüzde 70’in üzerine çıktı.

 

Aile hekimi başına düşen nüfus sayısı 3 binin altına düşürülecek

 

AK Parti’nin, yeni dönemdeki tüm vizyoner projelerinin merkezine sağlıkta tüketen ülke olduğu kadar üreten ülke olma hedefini koyduğuna işaret edilen beyannamede, “Tıbbi teknolojide, ilaç endüstrisinde ve sağlık turizminde kapasitemizi artırmak, yeni projelerin temel motivasyonunu oluşturacaktır. Hedefimiz ülkemizi sağlık alanında bölgemizin öncü ülkesi yapmaktır” denildi.

 

Gelecek dönemde hastanelerdeki nitelikli yatak oranının yüzde 90’ın üzerine çıkarılacağının bildirildiği beyannamede, şunlar yer aldı:

 

“Aile hekimi başına düşen nüfus sayısını 3 binin altına düşüreceğiz. Fedakar sağlık personelimizin şartlarını iyileştirmeye dönük çalışmalarımıza devam edeceğiz. Koruyucu Hekimliği yaygınlaştıracağız ve sağlıklı yaşam kültürünü teşvik edeceğiz. BİT destekli entegre uzaktan sağlık ve bakım uygulamalarını yaygınlaştırılacağız. Evde sağlık hizmetlerini, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve belediyeler ile entegre ederek evde öz bakım hizmetlerini geliştireceğiz.

 

Ağız ve diş sağlığının düzenli kontrollerle takip edilmesini sağlayacağız. Biyoteknolojik ürünlerde yerli üretimi artıracağız. Böylece sağlıkta üreten ülke olacağız. Plazma fraksinasyonu ile yerli plazma ürünleri üreteceğiz. Bu kapsamda, yerli plazmayı kullanacak ve ülkemizi bu teknolojiyi üretebilen ve kullanabilen sayılı ülkelerden biri haline getireceğiz.”

 

Biyoeşdeğer ilaçlar geliştirilecek

 

“Kişiye özel kanser tedavisini öngören ONCOGEN projemizi hayata geçireceğiz” bilgisinin paylaşıldığı beyannamede, “Projeyle kişiye özel ilaç ve kanser türüne özgü tedavi mümkün olacak ve ülkemiz sağlıkta biyoteknolojik ürün rekabetinde dünyanın sayılı ülkeleri arasına girerek, sağlıkta lider ülke olma hedefine bir adım daha yaklaşacaktır” denildi.

 

“Milli aşı projemiz ile kendi aşımızı üreteceğiz” ifadesinin yer aldğı beyannameye şöyle devam edildi:

 

“Kamu-Özel Ortaklığı modeli ile inşa edeceğimiz şehir hastanelerini yaygınlaştıracağız. Yurt genelinde oluşturulacak toplam 56 bin yatak kapasiteli hastanelerimizi hizmete sokarak daha gelişmiş bir hizmet altyapısı kuracağız. Türkiye’nin son dönemlerde sağlık hizmetleri alanında gerçekleştirdiği başarıları Ar-Ge alanında da sürdürebilmesi için Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) ile Kanser Enstitüsü ve Kalite ve Akreditasyon Enstitülerini kuracağız. Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü ile dünya standartlarında sağlık hizmeti sunarken sağlık turizminde hedeflerimize istikrarlı ve kalıcı olarak yürüyeceğiz.”

 

Türkiye Biyoteknoloji Enstitüsü ile Türkiye’de sağlık alanında biyoeşdeğer ilaçların geliştirilmesinin sağlanacağı kaydedilerek Sağlık Bilimleri Üniversitesi projesi kapsamında da sağlık sisteminde rol model uygulamaları hedefleyen bir ülke olarak çalışmaların bir üniversite çatısı altında yapılanmasına önem verildiği ifade edildi.

 

Sağlıklı Yaşam ve Hareketlilik Öncelikli Dönüşüm Programı’yla tütün kullanımı, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı ile etkin mücadeleyi, sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, gıda güvenilirliğinin ve ruh sağlığının geliştirilmesinin hedeflendiği vurgulandı. Program kapsamında, tarımsal işletmelerle gıda ve yem işletmelerinde yapılan kontrollerin sayı ve nitelik bakımından arttırılacağı belirtildi.

 

Gıda kontrol laboratuvarlarının bilgi ve iletişim altyapısının güçlendirileceği, veteriner sınır kontrol noktalarının iyileştirileceği ve geliştirileceği anlatıldı.

 

Başta çocuklara yönelik olmak üzere sağlığa zararlı gıda ürünlerinin yanıltıcı, yanlış yönlendirici tanıtım faaliyetlerine yönelik tedbirler alınacağı bildirilerek etiket ve ambalajların da tüketicileri daha doğru bilgilendirecek şekilde düzenleneceği kaydedildi.

 

Çocukluk ve ergenlik dönemindeki bireylere yönelik sağlıklı beslenme programlarının yürütüleceği, obezite ile mücadele edileceği, diyabetin erken dönemde teşhis edilme oranının artırılacağı ve diyabetli bireylere yönelik bakım hizmetlerinin geliştirileceği bildirildi.

 

Tütün ve alkol bağımlılığından kurtulmak isteyen vatandaşların hizmete erişimlerini kolaylaştırılacağı, uyuşturucu madde bağımlılarına yönelik tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinin güçlendirileceği, uygulama koyulan eylem planının titizlikle yürütüleceği vurgulandı.

 

“1 Milyon Bisikletle Sağlıklı Yaşam” programı başlatılacak

 

Yaşamı tehdit eden hastalıklardan kaynaklanan problemlerle karşılaşan hastaların ve hasta yakınlarının, başta ağrı olmak üzere tüm fiziksel, psikososyal ve ruhsal problemlerin önlenmesi veya giderilmesi amacıyla verilen hizmet anlamına gelen palyatif bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılacağının aktarıldığı beyannamede, şunlar kaydedildi:

 

“Bazı kanser türleri başta olmak üzere erken teşhise yönelik taramalarını yaygınlaştırılacağız. Asbest ve radon gibi kanser hastalığının önemli risk faktörlerine yönelik haritalandırma yapacağız. Bütün illeri kapsayan aktif bir kanser kayıt sistemi oluşturacağız. Ülke genelindeki Toplum Ruh Sağlığı Merkezi sayısı ve kapasitesini artıracağız. Ülke genelinde psikiyatri yataklarının sayısı artıracağız. Yaşam alanlarına yakın uygun yerlerde çok amaçlı, uygun maliyetli spor tesisi projeleri hayata geçireceğiz. Yerel yönetimlerin yürüyüş ve koşu yolu gibi alanlara ilişkin farkındalığını artıracağız. Kamuya ait spor tesislerinin kullanım ilkelerini belirleyecek ve tamamını vatandaşların kullanımına açacağız.

 

Spor dostu okul programı geliştireceğiz ve okul spor kulüplerinin kurulmasını teşvik edeceğiz. Beden eğitimi ve spor derslerini daha aktif hale gelmesini sağlayacağız. ‘1 Milyon Bisikletle Sağlıklı Yaşam’ programını başlatacağız.”

 

Beyannamede, kadınların tüm dünyada olduğu gibi ülkede de geçmişten gelen dezavantajlı konumlarının avantaja çeviren birçok düzenlemenin, ilk kez AK Parti hükümetleri döneminde gerçekleştiği kaydedildi.

 

Beyannamede, AK Parti iktidarları süresince öncelikle kadınlar için pozitif ayrımcılık sağlanmasının anayasal güvenceye kavuşturulduğu belirtilerek, kadın-erkek fırsat eşitliği ilkesinin, Anayasanın özellikle 10. maddesinde yapılan değişikliklerle güçlendirildiği ifade edildi.

 

Kadınların parlamentoda daha güçlü temsil edildiği aktarılan beyannamede, 2002’de 24 olan parlamentodaki kadın sayısının, 2015 seçimleriyle 98’e yükseldiği, TBMM bünyesinde Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonunun kurulmasına öncülük edildiği belirtildi.

 

Beyannamede, dini inançları yüzünden ayrımcılığa uğrayan, başörtüsü yüzünden eğitim özgürlüğü kısıtlanmış, ayrımcılığa uğramış kadınların eğitim ve çalışma haklarını kullanabilmelerinin mümkün hale getirildiğinin altı çizildi.

 

Kadınlara ilişkin yapılacak düzenlemelere yer verilen beyannameye göre, kadının bireysel ve toplumsal olarak daha da güçlenmesi için hayata geçirilen politikalar ve başlatılan çalışmalar kararlılıkla uygulanmaya devam edilecek. Kadınların karar alma mekanizmalarındaki etkinliğini daha da artırılacak. Siyasetten bürokrasiye kültürel ve sanatsal hayattan sivil toplum faaliyetlerine kadar kadının katılımı ve rolü güçlendirilecek.

 

Kadınların konumunu daha da güçlendirmek ve uygulamaların etkinliğini artırmak üzere, kadına ilişkin mevzuat ilgili tarafların görüşlerini alınarak gözden geçirilecek. Başta erken çocukluk dönemi eğitiminin geliştirilmesi olmak üzere, kız çocuklarının eğitime devam etmelerinin sağlanması için tedbirler alınacak ve ilave teşvik mekanizmaları hayata geçirilecek.

 

Mobil eğitim ve öğretim ekiplerinin mevsimlik tarım işçileri ile göçer ve yarı göçerlere yönelik sunduğu temel eğitim, yaygın eğitim ve yayım hizmetlerini yaygınlaştırılacak. Özellikle kız çocukları ve kadınların bu hizmetlerden etkili bir biçimde yararlandırılmalarının zorunlu kılınmasını sağlanacak. Erken evliliklerin önlenmesi için aileye yönelik eğitim hizmetlerinin yaygınlığı ve etkinliği artırılacak. Kadınların sağlık hizmetine daha kolay erişimi için yaşadıkları ortamda hizmet almalarını sağlayacak ev ziyareti sistemini yaygın ve işlevsel hale getirilecek. Kadın istihdamının artırılmasına yönelik işgücü piyasasına girişlerini kolaylaştıracak çalışma modelleri oluşturulacak. Mevsimlik tarım işçisi kadınlar ile ev eksenli çalışan kadınların sosyal güvenceden daha kolay faydalanmaları sağlanacak. Kadın istihdamına yönelik getirilen istihdam teşviklerinin devamını sağlanacak. Kadın girişimciliğini daha fazla teşvik etmek için piyasa eğilimleri, mevzuat, ihracat ve benzeri konularda danışmanlık hizmeti verecek kurumsal mekanizmalar oluşturulacak. Kadın Girişimciliği Programı hazırlanarak uygulamaya konulacak ve kadınların iş hayatına atılmaları kolaylaştırılacak.

 

Kadın girişimcilerin finansmana erişimlerinin kolaylaştırılması ve böylelikle kadın istihdamının artırılması amacıyla yapılan düzenlemeyle kadın girişimcilerin 100 bin liraya kadar ve 5 yıl vadeli kullanacakları krediler için Kredi Garanti Fonu aracılığıyla yüzde 85 kefalet imkanı getirilecek. Çalışanların ve işverenlerin kadın-erkek fırsat eşitliği bilincini güçlendirmeye yönelik farkındalık oluşturucu programları artırılacak.

 

Kadınlar için iş ve aile yaşamını uzlaştırma politikaları hayata geçirilecek. Kadınların iş hayatında tutunmalarını kolaylaştırmak amacıyla kaliteli ve hesaplı kreş imkanlarını yaygınlaştırılacak. Meslek kurslarına katılan kadınlar için çocuk oyun odaları uygulaması başlatılacak. Doğum nedeniyle ücretsiz izinde geçen sürelerin memuriyet kıdeminde değerlendirilmesi sağlanacak. İşçi ve memur tüm çalışan kadınların doğuma bağlı olarak ilk çocukta 2 ay, ikinci çocukta 4 ay üçüncü ve üzeri çocukta 6 ay yarı zamanlı, tam ücretli çalışma hakkı ve çocuğun okula başlama yaşına kadar kısmi süreli çalışma hakkı tanınacak.

 

Genel olarak şiddete, özel olarak da kadınlara ve çocuklara yönelik şiddete karşı hertürlü yasal korunma sağlanması ve yasaların etkin şekilde uygulanması sağlanacak. Ayrıca, kadın ve çocukların şiddete uğradıklarında başvurabilecekleri, bilgi ve destek alabilecekleri merkezleri daha işlevsel ve erişilebilir hale getirilecek Kadına ve çocuğa yönelik şiddete ilişkin adalet, kolluk kuvvetleri, acil servis gibi kamu hizmetlerinin kayıt verilerine dayanan, düzenli istatistiki bilgi üretilmesine yönelik bir veri tabanı kurulacak.

 

Gençlere ilişkin yapılacaklar

 

Beyannamede, AK Parti iktidarları döneminde, Gençlik ve Spor Bakanlığının kurulduğu, Ulusal Gençlik ve Spor Politika Belgesinin hayata geçirildiği belirtildi. AK Parti iktidarları döneminde üniversite harçlarını kamu olarak üstlenildiği, öğrencilerin büyük bir yükten kurtarıldığı ve eğitimde fırsat eşitliğinin sağlamanın AK Parti’nin öncelikleri arasında yer aldığı ifade edilen beyannamede, üniversiteye girişte uygulanan katsayı adaletsizliğine son verildiği, üniversitelerden ilişiği kesilen yaklaşık 800 bin öğrencinin genel af düzenlemesiyle eğitimine devamının sağlandığı, seçilme yaşının 25’e düşürüldüğü, zorunlu askerlik süresini 18 aydan 12 aya, yedek subay askerlik süresini 15 aydan 12 aya, kısa dönem askerlik süresini 8 aydan 6 aya indirdiği kaydedildi.

 

Gençliğe ilişkin yapılacaklar da sıralandı. Buna göre, önümüzdeki dönemde de gençler eğitimden istihdama, karar alma süreçlerinden sosyal politikalara, kültürel faaliyetlerden yenilikçiliğe varıncaya kadar her alanda öncelikli hedef grup olmaya devam edecek. Eğitimin her kademesinde ve üniversitelerde gençlerin demokratik ve bilimsel eğitim zeminlerini daha da güçlendirecek, özgürlükleri geliştirmeye devam edilecek.

 

Cumhuriyet tarihinde en çok üniversite kuran iktidar olan AK Parti, eğitim almamış genç bırakmayacak. Yükseköğretim kurumlarının kalitesi ve bilimsel teknolojik olanakları artırılarak nitelikli bir öğrenim ve araştırma-geliştirme süreci gerçekleştirilecek. Genç bilim insanları, sanatçılar ve sporcular gibi nitelikli gençler açısından Türkiye bir cazibe merkezi haline getirilecek. Yüksek lisans ve doktora programları için yurtdışına gönderilen öğrenci sayısı yükseltilecek.

 

“AK Parti iktidarları döneminde önemli seviyeye ulaştırılan” üniversite yurtlarının kapasitesi daha da artırılacak, standartları geliştirilmeye devam edilecek. Nihai olarak yükseköğrenimde müracaat eden tüm öğrencilere barınma imkanı sağlanacak. Müracaat eden ihtiyaç sahibi ve başarılı öğrencilere burs, talep eden diğer tüm öğrencilere de kredi verilecek. Çocuk, halk ve üniversite kütüphaneleri koleksiyon bakımından çeşitlendirecek, içerik bakımından zenginleştirilecek. Gençlerin sosyal hayatta ve karar alma mekanizmalarında daha aktif rol almalarını sağlanacak.

 

Seçilme yaşı 18’e indirilecek

 

Hareketlilik programları özellikle dezavantajlı gençlerin katılımını artıracak biçimde genişletilip çeşitlendirilecek. Seçilme yaşı 18’e indirilecek. Gençlerin şiddete ve zararlı alışkanlıklara yönelmelerini önlemek üzere spor, kültür, sanat gibi alanlarda gelişimlerini destekleyici programların uygulanmasına devam edilecek. Gençlerin spor ve sanatsal aktivitelerden daha yaygın bir biçimde yararlanması için gerekli koşulları oluşturacak ve bütün illerde gençlik ve kültür merkezlerinin sayısını yeterli hale getirilecek. Gençlerin kültür ve sanatla beslenmelerini, sanat icra etmelerini sağlayacak “Sanat Evleri” kurulacak. Gençlik enerjisinin yansıtalabileceği uluslararası seviyede kültüre katkı yapan modern sanat kurumları oluşturulacak. Gençlerin modern sanat dallarıyla tanışabileceği “Gençlik Stüdyoları” kurulacak.

 

Engelli gençlerin yaşamlarını kolaylaştırmak, toplumla bütünleşmelerini sağlamak amacıyla gerekli fiziksel ve sosyal altyapıları güçlendirmeye devam edilecek. Toplumsal alan ve hizmetleri, engelli genç bireylerin katılımına olanak verecek şekilde düzenlenecek. Gençlik kamplarının fiziki şartlarını iyileştirecek, faaliyetleri gençlerin tercihleri doğrultusunda çeşitlendirilecek.

 

Genç işsizliğinin önüne geçmek için “ulusal genç istihdamı strateji belgesi” hazırlanacak. Gençlerin ortaöğretimden yükseköğretime geçişte eğitim ve kariyer planlamasına yardım edecek “Kariyer Merkezleri” kurulacak. Lise veya üniversiteden mezun olmuş gençlere iş ve kariyer konusunda yol gösterici destekler sunulacak. Lise ve üniversite mezunu gençlerin iş bulmalarını kolaylaştırmak için mezuniyet sonrası ücretsiz beceri ve kişisel gelişim programları uygulanacak. Öğrencilerin yurtdışı eğitim, bilgi ve beceri artırma programlarına yaygın olarak katılımı sağlanacak. Genç girişimciliği güçlendirmeye yönelik finansman, teknoloji, işletme ve pazarlama gibi konularda programlar düzenlenecek.

 

İşini kurmak isteyene 50 bin liraya kadar destek

 

Kendi işini kurmak isteyen gençlere proje karşılığı 50 bin liraya kadar karşılıksız nakdi destek verilecek. Kendi işini kurmak veya geliştirmek isteyen gençlerimize 100 bin liraya kadar faizsiz kredi verilecek. Gençlerin kullanacakları 100 bin lira kredi için Kredi Garanti Fonu aracılığıyla yüzde 85 kefalet imkanı sağlanacak. Yeni iş kuran gençlere üç yıl boyunca gelir vergisi muafiyeti sağlanacak. İlk kez iş bulan her gencin maaşının bir yıl boyunca devlet tarafından karşılanması sağlanacak. Bu dönemde gençlerin iş başında eğitimi de temin edilerek beceri kazanmaları sağlanacak, işverenin de personel maliyeti düşürülecek.

 

Üniversite öğrencilerinin kredi ve bursları kesilmeden kısmi süreli çalışma yoluyla istihdama katılımlarını sağlayacak düzenlemeler yapılacak. Hayat boyu öğrenme programlarını yaygınlaştırarak gençlere, temel ve mesleki beceriler kazandırılacak. Esnek çalışma biçimlerini geliştirerek özellikle gençlerin istihdama katılımının önü açılacak. Meslek lisesi ve üniversite öğrencilerinin staj yapmalarını özendirici tedbirler alarak okul-sanayi işbirliğine katkıda bulunulacak.

 

GENÇDES programı hayata geçirilecek. Gençlerin kısa film, ilk film, kitap, dergi gibi sanatsal faaliyetleri ile sportif faaliyetlerine proje bazlı karşılıksız destek verilecek. Sivil toplumla işbirliği halinde; kültür, sanat, spor gibi aktivitelerin yapılabileceği çok amaçlı entegre gençlik merkezleri ve Gençlik Akademi kurulacak. Lise veya üniversite mezunu gençlerin Genel Sağlık Sigortası (GSS) giderlerinin iki yıl süreyle gelir testi yapmaksızın ve prim alınmaksızın devlet tarafından karşılanması sağlanacak. Böylece gençlere ücretsiz sağlık hizmeti sunulacak. Gençlere ücretsiz internet erişimi imkanı getirilecek. Öğrenim gören gençlerin pasaport harcını kaldırılacak.

 

Türk Hava Yolları’nın, öğrenciler için iç hatlarda yüzde 20, dış hatlarda 25 indirim uygulamasına devam edilecek. Gençlerde evliliğin teşvik edilmesi amacıyla çeyiz hesabı uygulamasını başlatılacak. Çeyiz hesabında biriktirilen paranın yüzde 20’si oranında destek sağlanacak. Gençlik alanında yapılan inceleme ve araştırmaların sayı ve kalitesini artırılacak.

 

AK Parti’nin “1 Kasım 2015 Genel Seçim Beyannamesi”nde, kültür ve sanat alanında yapılan çalışmalara yer verildi.

 

AK Parti iktidarları döneminde sinema alanında çok önemli gelişmeler yaşandığı ifade edilen beyannamede, 2002’de 1,9 milyon yerli film seyirci sayısının 13 yılda 18 kat artarak 35,5 milyona ulaştığı, 2002’de 23,5 milyon olan sinema seyirci sayısının da  2014’te 61,4 milyona ulaştığı aktarıldı.

 

2002’de yüzde 8’lerde olan yerli film izlenme oranının ise bu yıl yüzde 58’e ulaştığı bildirilen beyannamede, Türk Sineması’nın son yıllarda gişe ve uluslararası arenada elde ettiği başarılarda devletin sektöre belli standartlar konularak yaptığı desteklerin rolünün yadsınamayacağı belirtildi.

 

AK Parti iktidara geldiğinde özel tiyatrolara verilen destek 850 bin lira iken, 2013- 2014 sezonunda bu meblağın 4,3 milyon liraya ulaştırıldığı vurgulanan beyannamede, destek verilen özel tiyatro sayısının da 59’dan 221’e çıktığı bildirildi.

 

Kültür ve sanat alanında yapılacaklara da yer verilen beyannamede, önümüzdeki dönemde kültür ve sanat alanının idari örgütlenmesi yeniden ele alınacak. Genel bütçeden kültür ve sanata ayrılan pay artırılacak. Kültürün esas olarak sivil toplum inisiyatifinden beslendiğinin ve yeniden üretildiğinin bilincinde olarak, sivil toplumun kültür ve sanat faaliyetlerine aktif olarak katılabileceği mekanizmaları çoğaltılacak.

 

Türkiye’nin medeniyet birikiminin sunduğu imkanların uluslararası camiaya tanıtılması ve evrensel kültüre, düşünce ve sanat üretimine aktif olarak katkıda bulunması sağlanacak.

 

Bu kapsamda, kültürel etkinliklerin miktar ve kalitesi artırılacak. 2023 ve ötesini hedeflerken dünyayı tanımış, Türkiye’nin meselelerine vakıf, kendi toplumu ve tarihiyle barışık kültür ve sanat insanlarının yetişmesine imkan verilecek.

 

Bu çerçevede, sahne sanatları, müzik, sinema, resim, animasyon, reklam, tasarım, estetik alanlarında kültürel birikimin yanı sıra evrensel birikimden de istifade edilecek.

 

Kültür ve sanat eserlerinin özgürce üretilmelerinin önünü açacak hukuki altyapı geliştirilecek. Fikri mülkiyet haklarının kurumsallaşması çalışmaları sürdürülecek. Kültür ve sanat insanlarının yurt içinde ve dışında tanıtımına önem verilecek, bu insanları teşvik edici her türlü tedbir alınacak. Toplumda simgesel değer ve kutsallık atfedilen kültürel varlıkların korunmasına özen gösterilecek. Medeniyet değerlerinin kurumsal taşıyıcısı olan vakıf geleneği  geliştirerek yaşatmaya ve yaygınlaştırılmaya devam edilecek.

 

Dilin medeniyetle uyumlu bir şekilde geliştirilmesi sağlanacak. Türkçe’nin Birleşmiş Milletler’in resmi dilleri arasına girmesi için girişimler artarak devam edecek. Farklı kültürlerin temel düşünce ve bilim eserlerinin Türkçe’ye çevirisi ve uzaktan eğitim yolu ile yabancılara Türkçe öğretimi sağlanacak.

 

Osmanlıca etkin bir şekilde öğretilecek

 

Osmanlıcanın etkin bir şekilde öğretilmesi, tarihle ve kültürle olan bağlantının güçlendirilmesi sağlanacak. Yunus Emre Enstitüsünün yurt dışındaki merkezlerinde yürüttüğü Türk dilinin eğitim ve öğretiminin yanı sıra kültürel ve sanatsal faaliyetleri aktif bir biçimde sürdürülecek ve bilimsel araştırmalara verilen destek artırılacak. Tarihin önemli şahsiyetleri ve olayları ile masal kahramanlarının belgesel, dizi ve çizgi filmlere dönüştürülerek tanıtımının yapılması desteklenecek. Çocukların sevebilecekleri ve sorumlu birer birey olarak yetişmelerini sağlayacak içeriğe sahip bilgisayar oyunlarının ve animasyonların üretilmesi teşvik edilecek. Tiyatro, sinema, opera, bale ve müzik alanlarında yerli üretimi evrensel standartlarda teşvik edilmesi sürdürülecek. Bir yandan bu alanlara canlılık kazandırmak için kurumsal düzenlemeler yapılırken, diğer yandan da destek ve teşviklerle sivil katkıyı artırılacak.

 

İhtiyaç duyulan şehirlerde belediye, STK ve özel girişimcilerin kurduğu tiyatro ve sinemalara destek verilecek. Türk film endüstrisinin dünyada sayılı endüstriler arasına girmesi sağlanarak, tedbirler alınacak. Kültürün temel öğeleri olan milli, dini, ahlaki ve folklorik değerlerin işlenmesine yönelik etkin çalışan bir teşvik mekanizması oluşturulacak.

 

Yabancı filmler desteklenecek

 

Yapımı Türkiye’de gerçekleştirilecek yabancı filmler desteklenecek. Tarihi kent bölgelerindeki dokunun bütüncül olarak ortaya çıkarılması ve korunması sağlanacak. Başta kamu binaları olmak üzere kültüre uygun mimari sentezin yapılması vebir kentsel mimarlık stratejisi ile tasarım ve uygulama esasları oluşturulacak. Şehirlerin kültür ekonomisine yönelik strateji ve projeleri desteklenecek.

 

AVM’ler teşvik edilecek

 

Şehirlerde, AVM benzeri ticari faaliyet alanlarında kültürel faaliyet alanlarının oluşturulması teşvik edilecek. Kitap merkezleri, kitapçılar çarşısı ve sahaflara mekan desteği verilecek. Şehirlerin, kültür ve sanat varlıklarının ve toplum kesimlerinin zaman içindeki değişimlerini izleyecek şekilde Dijital Fotoğraf Arşivleri oluşturulacak.

 

Gençlerin ilgisini çekecek, rol model olacak, değerlerin hatırlatılmasına ve anlatılmasına katkı sağlayacak “Şehir-İnsan” projesi  değerleri ve gençler arasında bir köprü oluşturmaya, medeniyetin kilit taşlarını yerlerine yerleştirmeye imkan verilecek. Ebru, hat, tezhip, minyatür, ahşap oymacılığı, çini, halıcılık, bakırcılık, telkari gibi bize özgü veya en iyi örneklerinin ülkemizde üretildiği süsleme ve el sanatlarının farklı sunum ve kompozisyonlarda birer ticari ürüne dönüştürülmesi sağlanacak. Yerel yönetimlerin kültür sanat alanındaki hareket kabiliyetlerini geliştirecek ve mevcut kültür merkezlerinin yerel yönetimlere devredilmesine imkan verilecek.

 

Kütüphane ve müzeler yerel yönetimlere devredilecek

 

Kütüphane, kültür merkezi ve müze gibi kültürel tesisler yerel yönetimlere devredilecek. Belediye, STK ve özel girişimcilerin kurduğu tiyatroların artırılmasını desteklenecek. Toplumsal bütünlüğü, kimlik ve aidiyet duygusunu güçlendirmek amacıyla kültürel ve sanatsal değerlerin eğitim kurumlarında ağırlıkla ele alınmasına önem verilecek.

 

Okuma oranları yükseltilecek

 

İlk, orta ve yükseköğretimde sanat ve estetik duygusunu geliştirici müfredat oluşturulacak ve uygulanması sağlanacak. Ülkede okuma oranının yükseltilmesi özendirilecek.  Bu doğrultuda özellikle halk kütüphanelerinin ve okul kütüphanelerinin sayı ve niteliğini artırılacak.

 

Milli Kütüphane’nin kitap, süreli yayın ve dijital görsel malzeme ve arşivler açısından dünyanın önde gelen kütüphaneleri arasına girmesi hedefleniyor. Çağdaş kütüphanecilik anlayışı çerçevesinde kullanıcı odaklı, nitelikli kütüphanecilik hizmetlerinin verilebileceği özelliklere sahip yeni kütüphaneleri hizmete açılmaya devam edilecek.

 

Kütüphane ve arşiv materyalleri sayısallaştırılacak. Tüm halk kütüphanelerinin internet erişimi ve bilgisayar konusundaki altyapı eksikliğini giderilecek, kitap ve doküman varlıklarını artırılacak. Kültür merkezlerinin sayısı ve niteliği ihtiyaç duyulan mekanlarda çoğaltılacak. İnşa edilecek kültür merkezleri için yerelin ihtiyaçlarını daha fazla yansıtan, çok fonksiyonlu, çağın gereklerine cevap veren tarzda yeni modeller geliştirilecek.

 

Kültür merkezlerinin drama, tiyatro, resim ve müzik atölyeleri olarak amatör ve profesyonel sanatçıların sürekli eğitim gördüğü ve eğitim verdiği yerler olması sağlanacak. Kültür merkezlerinde edebiyatın her alanına yönelik okuma yazma ve edebiyat zevkini geliştirici kurslar düzenlenecek, çocuk ve gençler Türk ve dünya edebiyatının klasikleriyle tanıştırılacak.

 

Eğitimin her kademesinde geleneksel kültür ve dünya klasiklerinin okutulması, çocuk ve gençlerin kültür birikimi daha fazla desteklenecek. Cami, kütüphane, medrese, saray, tarihi kamu binaları gibi bütün kültür varlıkların mimari çizimleri ve projelerin oluşturulması  ve eserlerin hasar görmesi durumunda tekrar inşa edilecek şekilde bu tasarım ve projelerin arşivlenmesi sağlanacak.

 

Restorasyon Teknikleri Araştırma ve Uygulama Merkezi kurularak, bu alanda uluslararası standartlarda altyapı  geliştirilecek, yurt içi ve yurt dışı çalışmalarda kalite artırılacak. Restorasyonlarının yapılması ya da fiziki varlıklarının korunmasının yanı sıra, mekanların mimari kimliğine ve orijinal işlevine uygun kullanılmasına yönelik azami hassasiyet gösterilecek.

 

Özel şahıs müzelerini teşvik edilecek, vatandaşların birikimlerinin değerlendirilmesi ve kullanıma açılması sağlanacak. Tüm illerde şehir müzelerinin kurulumunu tamamlanacak, illerin kültür ve sanat varlıkları koruma altına alınarak, gelecek nesillere aktarılacak.

 

Seçilecek şehirlerde ulusal düzeyde doğa tarihi, modern sanatlar, İslam sanatları, mimari, tarihi halk kahramanları gibi tematik müzelerin kurulmasını sağlanacak. Başta özel müzeler ve kültür merkezleri olmak üzere iş dünyasının kültür ve sanata daha fazla bütçe ayırmaları özendirilecek. Bu sayede yerli sanat yönetmenleri, küratörler ve editörlerin yetişmesinin hızlanması hedefleniyor. Ülkede en çok ziyaret edilen müze olan Topkapı Sarayı’nda, medeniyet tarihinin mimari, sanat tarihi, eğitim, devlet ve yaşam biçiminin belirli bir bütünlük içerisinde sunulmasını sağlanacak.

 

Ücretsiz müze kartı verilecek

 

Ücretsiz müze kartı vermek suretiyle, okullarda müfredatın bir parçası olarak öğrencilerin müze ve kütüphanelere daha sık gitmelerini sağlanacak.

 

Geleneksel ve çağdaş sanatçıların envanterinin çıkarılması, eserlerinin bir program dahilinde toplanması ve bu eserlerin sergilendiği müzeler oluşturulacak. Ankara ve İstanbul’da ulusal müze kompleksler kurularak, depolarda kalan bütün değerli eserler sergilenecek.

 

Milli arşiv bütün belgeleriyle düzenlenerek elektronik ortamda araştırmacıların hizmetine sunulacak. Kültür kaynakları tıpkı basım, sadeleştirme ve dijitalleştirme çalışmaları sonucunda modern teknolojinin imkanlarıyla gelecek kuşaklara ulaştırılmasına yönelik çalışmalar  hızlandırılacak. Tiyatro, film gibi kültür eserlerinin senaryo ve görüntülerine ilişkin derleme arşivlerini oluşturacak ve geliştirilecek. Arkeoloji eğitimine önem verilip, Anadolu’nun kadim medeniyetlerini de kapsayan, Selçuklu, Osmanlı ve Orta Asya arkeoloji ana bilim dallarını geliştirilecek. Arkeoloji ve sanat tarihi bölümlerini birbirlerini besleyen ve destekleyen bölümler olarak düzenlenecek.

 

Sporcu sayısı ve sportif nitelikler artırılacak

 

Beyannamede,  AK Parti iktidarları döneminde, 2002’de 278 bin olan lisanslı sporcu sayısının 2015’te 5,9 milyona ulaştırıldığı belirtildi.

 

Beyannameye göre, spor alanında insan kaynağına ve alt yapıya yatırım yapmaya devam edilecek, yeni dönemde bugüne kadar oluşturulan birikimin üzerine katma eğeri yüksek daha nitelikli organizasyonlar ile mevcut alt yapıların etkin kullanımı sağlanacak. Geliştirilecek spor alt yapısı ve spor yapma kültürü ile uluslararası etkinliklerde daha başarılı sonuçlara imza atılması hedefleniyor. Yeni dönemde sporcu sayısı ve sportif niteliklerinin artırılması birinci öncelik olacak.

 

Eğitimin her kademesinde spor eğitimi çeşitlendirilecek, okullarda modüler bir anlayış içerisinde farklı spor branşlarının icrasına imkan verilecek, fiziki ve beşeri alt yapı güçlendirilecek. Eğitim kurumlarının sportif alt yapısından halkın da azami düzeyde istifade etmesi için çalışmalar  sürdürülecek. Yaşam alanlarına yakın uygun yerlerde çok amaçlı, uygun maliyetli spor tesisi projelerini hayata geçirilecek.

 

Sportif yeteneklerin erken yaşta tespitine yönelik çalışmalar yapılacak. Sporcu öğrencilere destek artırılacak.

 

Uluslararası düzeyde başarılı sporcular yetiştirebilmek için sporcu seçme ve yönlendirme sistemleri geliştirilecek, uygun fiziksel altyapıyı oluşturacak ve yeterli donanıma sahip antrenör desteği sağlanacak. Sporun aynı zamanda önemli bir istihdam alanı olduğunun bilinciyle geleneksel ve yeni spor meslekleri tanımlanarak  sertifikalandırma ve bu alanlarda nitelikli eğitim imkanlarını artırma konusunda gerekli programlar oluşturulacak.

 

Ülkedeki 40’ın üzerindeki Sporcu Kamp Eğitim Merkezleri’nde, ulusal ve uluslararası müsabakalarda Türkiye’yi temsil edebilecek sporcuların yetişmesi sağlanacak. 19 ilde, 17 branşta 17-21 yaş aralığındaki yetenekli ve başarılı sporcuların yetiştirilmesini sağlanan Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezlerinin (TOHM) sayısı artırılacak. Bu merkezler yoluyla akademik koordinatörler ve tecrübeli antrenörler nezaretinde bilimsel temellere dayanan antrenman programları oluşturulacak.

 

2016 Rio Yaz Olimpiyat ve Paralimpik Oyunlarına daha fazla sporcuyla katılım ve daha başarılı sonuçlar elde edilmesi hedefleniyor.

 

Halkın spor yapma alışkanlığı edinebilmesine olanak sağlanacak

 

Halkın spor yapma alışkanlığı edinebilmesine olanak sağlayacak şehir alt yapıları geliştirilecek. Yaşam mekanları spor yapmayı ve hareketliliği sağlayacak şekilde tasarlanacak, kültür ve spor aktivitelerinin gerçekleştirilebileceği mekanlar iyileştirilecek. 2015’te 2,3 milyar lira büyüklüğe sahip 178 spor tesisinin yapımı tamamlanarak hizmete sokulacak. Başta spor alt yapısı görece zayıf olmak üzere, ihtiyaç duyulan yerlerde yeni spor tesislerine yatırım yapılmaya devam edilecek. Mevcut tesislerin fiziki durumları iyileştirilecek, hem profesyonel sporcuların hem de halkımızın erişimi ile etkin kullanımı sağlanacak.

 

Uluslararası organizasyonlar vesilesiyle önemli miktarlarda yatırım yapılan iller başta olmak üzere, mevcut spor tesislerinin tanıtım faaliyetlerine ağırlık verilecek ve bu tesislerin ulusal ve uluslararası düzeyde daha etkin kullanımına imkan verilecek.

 

Büyük yatırımlar ile oluşan tesislerin atıl kalmaması ve verimli bir şekilde çalıştırılarak istihdam ve katma değer üretmesi için özel sektörün öncülük edeceği yeni işletme modelleri hayata geçirilecek. Bölgesel kalkınma perspektifi de dikkate alınarak spor turizmi geliştirme konusunda yeni adımlar atılacak, bu yörelerde tesis ve insan altyapısını gelir getirici bir anlayış içerisinde geliştirilecek.

 

Yerel yönetimlerin spor alanındaki sorumlulukları artırılacak, spor alanında kamu, özel, üniversite gibi farklı kesimler arasında işbirliğinin geliştirilmesi desteklenecek. Spordaki şiddet ve doping olaylarının önlenmesine yönelik başta spor etiği olmak üzere bilinçlendirme ve bilgilendirme faaliyetlerine daha fazla ağırlık verilecek. Merkezi idare, yerel yönetimler, üniversiteler, özel sektör gibi farklı kesimler tarafından yapılmış bulunan spor tesislerinin sayısal ve niteliksel olarak envanterini çıkarmaya dönük çalışmalar  tamamlanacak, geleceğe ilişkin planlamalarda bu envanter esas alınacak.

 

AK Parti’nin seçim beyannamesinde, güvenlik ve asayiş ortamını bozarak vatandaşların anayasal hakkı olan özgürlüklerini yaşaması açısından baskı ve tehdit oluşturabilecek bütün yapıların üzerine kararlılıkla ve ödün vermeden gidilmeye devam edileceği belirtildi.

 

Uluslararası ve bölgesel teröre destek veren çevre ve odaklarla bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kararlılıkla mücadele edileceği vurgulanan beyannamede, şunlar kaydedildi:

 

“Coğrafyamızda hangi nedene dayanırsa dayansın ve kimden gelirse gelsin terörün karşısındaki ilkeli duruşumuzu sürdüreceğiz. Bu duruş ve mücadelemizde hukukun üstünlüğünü temel alacak; güvenlik hizmetlerini şeffaflık, katılımcılık ve hesap verebilirliği artıracak mekanizmalarla daha fazla destekleyecek, vatandaşlarımızın güvenlik birimlerine olan güvenini daha da pekiştireceğiz. Bu bağlamda, toplumun bütün kesimlerini kucaklayan, özellikle kadın, çocuk, engelli ve yaşlı vatandaşlarımızın güvenlik hizmetlerine erişimini kolaylaştıran politikalarımızı uygulamaya devam edeceğiz. Önümüzdeki dönemde de terörizm, örgütlü suçlar, siber suçlar, narkotik suçlar ve kaçakçılıkla mücadelede ulusal ve uluslararası kuruluşlar arasındaki işbirliğini güçlendirecek, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu suçlarla ilgili kararlı mücadelemizi devam ettireceğiz.”

 

Beyannamede, uyuşturucuyla mücadeleye yönelik güvenlik önlemlerinin artırılacağına, bu alandaki suç örgütlerinin üzerine kararlılıkla gidilmeye devam edileceğine, bu kapsamda, uyuşturucu maddelerin yasa dışı imal, ticaret ve kullanımıyla mücadelede personel ve teknik kapasitenin güçlendirileceğine dikkat çekildi.

 

Uyuşturucu ile mücadelede faaliyet gösteren kuruluşlar arasındaki koordinasyonun geliştirileceği, çevre ülkelerle uluslararası alandaki işbirliğinin artırılacağı ifade edilen beyannamede, önleyici ve koruyucu güvenlik hizmetlerine öncelik verileceği, gelecek dönemde, vatandaşla kolluk güçleri arasındaki ilişkinin güven esasına dayalı olacağı, toplum destekli kolluk yaklaşımının güçlendirileceği belirtildi.

 

“Kolluk teşkilatlarının fonksiyonlarını gözden geçirecek, sivil bir anlayışla yeniden yapılandıracağız. Bu kapsamda, Jandarma Teşkilatının İçişleri Bakanlığı ile bağını güçlendirerek kolluk hizmetlerinin bütüncül bir anlayış içerisinde yürütülmesini temin edeceğiz” vaadinde bulunulan beyannameye şöyle devam edildi:

 

“Güvenliğin bir kamu hizmeti olduğu bilinciyle, güvenlik personelimizin vatandaşlarımıza karşı iyi muamelede bulunması amacıyla gerekli ortamı oluşturacak, bu amaca dönük olarak hizmet içi eğitime ağırlık vereceğiz. Sınırlarımızın korunmasından sorumlu olacak yeni, profesyonel bir sınır kolluğu teşkilatının kurulmasını sağlayacağız. Güvenlik hizmetleri alanındaki personelimizin nitelik ve nicelik bakımından geliştirilmesi ve profesyonelleşmesini sağlayacak her türlü tedbiri almaya kararlıyız. Emniyet teşkilatına personel yetiştiren kurumları yapılandıracak ve eğitim yöntemini yeniden düzenleyeceğiz. Özel güvenlik personelinin eğitimini geliştirerek niteliğini yükseltecek, görev ve yetkilerini gözden geçirecek ve denetimine daha da ağırlık vereceğiz. Kayıp çocuk bulma konusundaki Kayıp Alarmı, Uluslararası Polis Eğitim Merkezi (UPEM), Türkiye’nin Doğu Sınırlarında Mayın Temizlenmesi Projesi ve Geri Gönderme Merkezleri Yapımı projelerini gerçekleştireceğiz. Acil Çağrı Merkezlerini ülke geneline yaygınlaştıracağız.”

 

Yerel yönetimler güçlendirilecek

 

Beyannamede, gelecek dönemde de kamu hizmetlerinin adil, etkili ve verimli, süratli ve kaliteli sunumunu sağlayacak şekilde merkezi birimlerin daha küçük ama daha etkin bir yapıya dönüştürüleceği, performanslarının artırılacağı kaydedildi.

 

Kamu yönetimi reformunu etkili bir şekilde hayata geçirmeye ve koordinasyonu güçlendirmeye yönelik Başbakan Yardımcısı koordinatörlüğünde “reform görev gücü” oluşturulacağı belirtilen beyannamede, AB müktesebatı ve uluslararası normlar esas alınmak suretiyle Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Sisteminde yeni düzenlemeler yapılacağı ifade edildi.

 

Kamu kurumlarında stratejik düşünme boyutunun daha da güçlendirileceğine, kaynak kullanımında stratejik planları esas alan yaklaşımın öne çıkarılacağına işaret edilen beyannamede, Avrupa Yerel Yönetimler Şartı’yla uyumlu olarak merkezi idare ve yerel yönetimler arasındaki ilişkilerin yeniden düzenleneceği belirtildi.

 

Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve suistimallerin önüne geçmek üzere etkin bir denetimi esas alan bir yasal düzenlemenin hayata geçirileceği vurgulanan beyannamede, şu ifadelere yer verildi:

 

“Merkezi Yönetim ve mahalli idarelerin sundukları hizmetler için ülke çapında asgari hizmet standartları belirleyerek standartlara uygunluk denetimini merkezi idare eliyle yapacağız. Devlet personel rejimimizi etkinleştirecek, kamuda insan gücü planlaması yapacağız. Nispeten geri kalmış yörelerimizde yeterli ve nitelikli personel istihdamına yönelik tedbirler geliştireceğiz. Mevcut ve geliştireceğimiz yeni mekanizmalarla vatandaş denetimini güçlendireceğiz. Kamu idarelerindeki iç denetim ve performans esaslı dış denetimi güçlendireceğiz. Kamuda Düzenleyici Etki Analizi uygulamasını güçlü bir biçimde devreye sokacak ve takipçisi olacağız. Stratejik yönetim konusunda bakanlıklar arasında koordinasyonu güçlendireceğiz.

 

Dijital Türkiye Projesini hayata geçirerek vatandaşlarımızın kamu kurum ve kuruluşlarına gitmeden tüm iş ve işlemlerini sanal ortamda sonuçlandırılmasını sağlayacağız. 2015 yılı başında uygulamaya giren Bilgi Toplumu Stratejimiz çerçevesinde, e-Devlet Stratejisi ve Eylem Planını hazırlayarak, uygulamanın izlenmesi ve değerlendirilmesi için gerekli mekanizmayı oluşturacağız. Yerel yönetim hizmetlerinin elektronik ortamda, ortak norm ve standartlarda sunulmasını sağlayacak ve e-Devlet Kapısına entegre edilen yerel yönetim hizmetlerinin sayısını artıracağız. Vatandaşlarımızın kamu kurum ve kuruluşlarına başvurmalarını mümkün olduğunca e-devlet üzerinden gerçekleştirmelerini sağlayacağız. Türkiye Coğrafi Bilgi Stratejisi ve Eylem Planını hazırlayacağız.”

 

Akıllı kentlerin oluşturulacağı vurgulanan beyannamede, elektronik kamu hizmetlerini, kullanıcılara farklı platformlardan, birlikte işler ve bütünleşik bir yapıda sunulmasını ve vatandaşlardan mükerrer bilgi talep edilmemesinin sağlanacağı ifade edildi.

 

Beyannamede, kamu veri merkezlerinin bütünleştirilmesi ve etkin hizmet verilmesi amacıyla Kamu Bulutu Projesinin hayata geçirileceği, kamu yönetiminde BİT destekli katılımcılık uygulamalarının geliştireceği belirtildi.

 

Başbakanlık BİMER’i katılımcı yönetim mekanizmasının bir unsuru olacak şekilde yeniden yapılandıracağı anlatılan beyannamede, “Öncelikli dönüşüm programı olarak hazırladığımız ‘İstatistiki Bilgi Altyapısını Geliştirme Programımız’la paylaşımcı, güvenilir istatistiklerin kalitesinin ve sayısının artırılması, ulusal ve uluslararası ihtiyaçlar doğrultusunda üretilmesi gereken istatistik yelpazesinin genişletilmesi ve idari kayıtların sağlıklı bir şekilde tutulmasını amaçlamaktayız. Programla ulusal ve uluslararası kullanıcıların ihtiyaç ve önceliklerini dikkate alarak uluslararası standartlara uygun şekilde üretilebilecek istatistikleri belirleyeceğiz. TÜİK ve diğer kurum ve kuruluşlarca yayınlanan tüm istatistikleri tek bir çatı altında toplayan bir internet portalı kurarak işlerliği sağlayacağız. Uluslararası veri gönderim sistemini kuracak; veri gönderiminin bu sistem üzerinden yapılmasını sağlayacağız. Kurumların tuttukları idari kayıtların envanterini çıkaracak; Ulusal Kayıt Sistemine (UKS) dahil edilecek idari kayıtları tespit edeceğiz” denildi.

 

Resmi istatistik üretim sürecinde yer alan kurum ve kuruluşların idari kayıtlarının istatistik üretiminde kullanılmak üzere TÜİK’e  açılmasının sağlanacağı vaadinde bulunulan beyannamede, kurumlarda istatistiki analiz yapabilecek birimler kurulacağı kaydedildi.

 

Beyannamede, istatistik üretim sürecinde kullanılan değişkenlerin standart hale getirileceği, ulusal kayıt sistemi standardının kurumların veri altyapılarında kullanılacağı ifade edildi.

 

“Şeffaflık paketini süratle hayata geçireceğiz”

 

Vatandaşlar adına kamuyu yönetirken geçmişte olduğu gibi şeffaf, katılımcı ve hesap verebilir olunacağının yeni dönemde de taahhüt edildiği beyannamede, “Hazırlık aşamasında olduğu kadar uygulama ve uygulama sonrası etkilerin sistematik bir şekilde ölçülmesi ve paylaşılması, şeffaflığın gereği olarak önümüzdeki dönem daha fazla vurgulanacaktır. İkinci atılım döneminde de katılımcı demokrasimizi, şeffaflığı artan ve daha hesap verebilir bir yönetim anlayışıyla güçlendirecek; her türlü yolsuzlukla mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Şeffaflığın yerleştirilmesi ve yolsuzlukla mücadelenin bir zihniyet ve kültürel dönüşüm gerektirdiği bilinciyle, bireyden başlayarak tüm alanlarda daha ileri bir noktayı hedefliyoruz. Yolsuzlukla mücadelenin bütüncül bir yaklaşım gerektirdiği ilkesinden hareketle, hükümet-vatandaş-sivil toplum ve medya diyaloğunun sağlıklı bir biçimde gerçekleşmesini sağlayacağız. Kamuoyuyla paylaştığımız şeffaflık paketini süratle hayata geçireceğiz” sözü verildi.

 

Siyasi partilerin seçimden önce kaynaklarını ilan etme zorunluluğunun getirileceği aktarılan beyannamede, şunlar kaydedildi:

 

“Siyasi partilerin ve seçim kampanyalarının finansmanının şeffaflaştırılmasına yönelik Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Siyasi Partiler Kanununda değişiklikler yapacağız. Milletvekili ve belediye başkan adaylarına yapılacak nakdi yardımların, kendi adlarına açılmış seçim hesaplarına yatırılmasını ve şeffaflığı sağlayacağız. Adaylara ve siyasi partilere yapılacak ayni ve nakdi yardımlara bazı sınırlamalar getireceğiz. Siyasi partilere yapılan bağış miktarının, elektronik ortamda ilan edilmesini ve seçim hesaplarıyla yapılan harcamaların denetiminin yapılmasını ve sonuçlarının elektronik ortamda ilan edilmesini sağlayacağız. Seçim sonuçlarının ilan edilmesinden sonra, siyasi partilerin seçim bilançolarının elektronik ortamda ilan edilmesini sağlayacağız. Partilerin bu konuda aldığı yardımın nerede kullandığının açık ve berrak olmasını sağlayacağız. Mal bildirimlerinin şeffaf olmasını sağlayacağız. Mal bildirimlerinin elektronik ortamda verilmesini ve kıyaslanmasını sağlayacak bilişim alt yapıları kuracağız. Bunlar, elektronik ortamda bildirilecek ve isteyen herkes, kimin hangi gelirle neyi elde ettiğini görebilecek. Mal bildiriminin yenilenme süresini de 5 yıldan 2 yıla indireceğiz, ara bildirimleri kaldıracağız.”

 

Yüksek Mahkeme Başkan ve üyeleri ile daire başkanlarının, TBMM Başkanlığına mal bildiriminde bulunmasının sağlanacağı belirtilen beyannamede, görevinden ayrılan kamu görevlilerinin ve üst düzey bürokratların 2 yıla kadar eski çalıştığı yerle iş yapamamasını ve görevden ayrıldıktan sonra görevleriyle ilgili şirketlerde vazife alamamasının sağlanacağı vurgulandı.

 

İmar planlarında oluşan değer artışlarından doğacak rantın, belediyelere ve bakanlıklara kentsel dönüşümde kullanmaları için aktarılacağı taahhüdünde bulunulan beyannamede, imar uygulamalarının tepeden tırnağa yenileneceği, taşınmazlarının plan değişikliğinden sonraki ilk satışından veya yapı ruhsatı aşamasından önce değer artış payı ödenmesinin sağlanacağı kaydedildi.

 

Beyannameye göre, tarım alanında 8 milyon hektar alanda arazi toplulaştırma çalışmaları tamamlanacak. Tarımsal destekler, 190 tarım alt havzasında, iklim, toprak ve topografyanın yanı sıra mevcut su potansiyeli ve bitkilerin su tüketimini dikkate alarak, alt havzalar düzeyinde, bölgesel ve ürün bazında düzenlenecek.

 

2015 yılında nakit olarak verilen hibe desteklerinin tutarı 10 milyar liraya ulaşacak. Yemde ve gübrede KDV kaldırılacak.

 

Genç çiftçilere projelerine yönelik 30 bin lira karşılıksız destek verilecek. İşletme büyüklüğü 5 dekar altındaki meyve, sebze, süs bitkisi, ıtri-tıbbiaromatik bitki yetiştiriciliği yapan çiftçilere destekleme ödemesi yapılacak.

 

Çiftçilere, seraların modernizasyonu için faizsiz kredi verilecek. Maliyetleri düşürmek amacıyla seralara, ticarethane elektrik fiyatı yerine, sulama suyu elektrik fiyatı uygulanacak.

 

Arazilerini büyütmek isteyen ehil mirasçılara kredi imkanları sağlanacak. Çiftçilerden arazilerini birleştirmek suretiyle büyük ölçekli tarım işletmeleri oluşturanlara özel destekler verilecek.

 

Tarım Sektör Entegre Yönetim Bilgi Sistemi (TARSEY) tamamlanacak. Tarımsal planlamada kullanılan bütün verilerin üretildiği noktada derlenerek sürekli veri akışını sağlayacak Ülkesel Tarım Envanteri Takip Sistemleri (ÜTES) yaygın ve etkin bir şekilde uygulamaya konacak.

 

Türkiye’nin ilk Milli Botanik Bahçesi Ankara’da hizmete açılacak. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü sulamalarında yüzde 62 olan oranın yüzde 68’e, yüzde 42 olan sulama randımanının ise yüzde 50’ye çıkarılması hedefleniyor. Bunun için sulanan arazi varlığının nihai hedef olan 8,5 milyon hektara ulaştırılmasını sağlayacak basınçlı modern sulama yatırımlarına devam edilecek.

 

2019 yılına kadar 10 milyon dekar ilave arazinin sulanabilir hale getirilmesi hedefleniyor. Bunun için GAP’ta büyük oranda tamamlanan ana kanalların ardından şebeke inşaatlarına daha da hız verilecek.

 

Konya Ovası Projesi ile 2019 yılı sonuna kadar hedeflenen 11 milyon dekar arazinin tamamının sulamaya açılması hedefleniyor. Bu doğrultuda gerekli yatırımlar gerçekleştirilecek.

 

Doğu Anadolu Projesiyle 2019 yılı sonuna kadar 2,3 milyon dekar arazi daha sulamaya açılacak. Silvan I. Merhale Projesi ile Silvan Barajı ve bağlı ara depolamaları tamamlanacak ve 200 bin hektar alanın sulanması sağlanacak. Projenin tamamlanmasıyla 2 milyon 454 bin dekar arazi sulanacak. Ayrıca, Ilısu Hidro-Elektrik Santrali Projesi ile Yusufeli Barajı ve HidroElektrik Santrali Projeleri tamamlanacak.

 

“Zeytin ve Zeytinyağı Sektörü Ulusal Kümelenme Stratejisi” oluşturulacak. Başta aspir, kanola, soya olmak üzere bitkisel üretimde sözleşmeli üretim yaygınlaştırılacak. Sertifikalı tohumluk üretimi 880 bin tona çıkarılacak.

 

Tarım alanları içerisinde organik tarımın oranı, yüzde 1,95’den yüzde 4’e çıkarılacak. İlk yerli patates çeşitleri üretime kazandırılacak.

 

Ambalajlı ürünlerin etiketlerinde besleyici değerlere ait bilgiler zorunlu hale getirilecek, gıdalarda tuz ve şeker azaltılmasına teknolojinin imkan verdiği ölçüde devam edilecek. Ürünlerini lisanslı depolarda muhafaza eden üreticilere kira desteği sağlanacak. 2018 yılına kadar 580 bin ton kapasiteli hububat deposu yapılacak.

 

Kafeinsiz siyah çay ve yeşil çay üretimine geçilecek. Koyun ve keçi yetiştiriciliğine yönelik teşvikler artırılacak. Süt ve et üretiminde sözleşmeli model geliştirilecek. “Balıkçı Gemileri İzleme ve Veri Toplama Sistemi” kurulacak. Muhtelif illerde yürütülen toplam 12 balıkçı barınağı balıkçıların hizmetine sunulacak.

 

Elektrik üretim varlıklarının özelleştirilmesine devam edilecek

 

Beyannameye göre, 2017 yılı sonuna kadar tüm illerde konut sektörüne doğalgaz iletiminin tamamlanması planlanıyor. Doğalgaz depolama kapasitesi artırılacak. Bu kapsamda, yapımı devam eden Tuz Gölü Yeraltı Depolama Projesi’nin ilk aşaması 2017 yılında, ikinci aşaması ise 2019 yılında tamamlanacak.

 

Trans Adriatik Doğal Gaz Boru Hattı Projesi’yle (TAP) doğalgazın Yunanistan ve Arnavutluk üzerinden İtalya’ya ulaşması ve Irak Türkiye Doğal Gaz Boru Hattı Projesi’yle Türkiye ve Avrupa için gaz alışı gerçekleşmesi planlanıyor.

 

Karapınar Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi’nde 2016 yılında yatırımcılara yer tahsisi yapılacak. Ilısu Santrali ile yıllık ortalama 3,8 milyar kilovat/saat enerji üretilecek. Artvin Yusufeli Barajı tamamlanacak. 2010 yılında başlatılan elektrik üretim varlıklarının özelleştirilmesine devam edilecek.

 

Yurtiçi ve yurtdışı petrol ve doğalgaz aramaları ve üretimi artırılacak, Türkiye ekonomisi için temel ve kritik olan ham maddelerin güvenli teminine yönelik strateji oluşturulacak.

 

Madencilik sektöründe iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin artırılmasına yönelik, maden kanunu ve diğer ilgili kanunlarda yapılan düzenlemeler etkili bir şekilde uygulanacak. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) ve Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) yeniden yapılandırılacak.

 

Yerli Kaynaklara Dayalı Enerji Üretimi Öncelikli Dönüşüm Programı ile birincil enerji üretiminde yerli kaynakların payının 2013’teki yüzde 28 seviyesinden yüzde 35 seviyesine yükseltmesi, yerli kömürden üretilen elektriğin 57 milyar kilovat saate çıkarılması ve hidroelektrik kapasitesine de 10 bin megavatlık kapasite eklenmesi hedefleniyor.

 

Taşıtlar dahil olmak üzere vergilendirme sisteminde enerji verimliliği lehine farklılaştırmalar yapılacak.

 

“Marmara Ringi” oluşturulacak

 

Demiryollarında yüksek hızlı ve hızlı tren hatları önemli ölçüde tamamlanacak. Başta Marmara Bölgesi olmak üzere yap-işlet-devret (YİD) modeliyle yeni otoyollar inşa edilecek. Bu ağın önemli parçaları olan İstanbul-Bursa-İzmir (Körfez Geçiş Köprüsü dahil) ve Kuzey Marmara Otoyolu tamamlanacak. Bu kuşağın önemli bir bölümü olan ve üzerinde demiryolu da bulunan Çanakkale Boğaz Köprüsü’nün yer aldığı güzergahın  yapımına başlanacak. Böylece otoyollar ve köprülerle çevrilmiş “Marmara Ringi” oluşturulacak.

 

Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Avrasya Tüneli tamamlanacak. Ankara-Niğde Otoyolu ile Ankara-Kırıkkale-Delice, Mersin-Silifke (Taşucu), Çiğli-Aliağa-Çandarlı ve Antalya-Alanya otoyollarının yapımına başlanacak.

 

Doğu Anadolu’yu Karadeniz Bölgesine bağlayan Ovit, Cankurtaran ve Salmankaş Tünelleri, Orta Anadolu’yu Karadeniz’e bağlayan Ilgaz Tüneli, Cizre ile Şırnak’ı birbirine bağlayan Cudi Tüneli, Akdeniz sahilini geçilebilir kılan Mersin-Antalya arasında 6 tünel başta olmak üzere 128 kilometre uzunluğunda 62 tünel tamamlanacak. Kömürhan ve Ağın köprüleri ile çok sayıda viyadük hizmete açılacak.

 

3 katlı Büyük İstanbul Tüneli tasarlandı

 

Mega ulaşım projeleri hayata geçirilecek. İstanbul Boğazı’nın altından iki defa tünel yapmak yerine dünyada bir ilk olmak üzere tek geçişte tek tünel halindeki karayolu ve metro geçişlerini kapsayacak şekilde tasarlanan 3 katlı Büyük İstanbul Tüneli, günde 6,5 milyon vatandaşın kullanacağı toplam 9 farklı raylı sistemi birbirine bağlayacak, Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinin trafiğine nefes aldıracak projenin YİD modeli ile yapımına başlanacak.

 

Kanal İstanbul Projesi ile Avrupa yakasında, Karadeniz ve Marmara Denizi’nin arasına bir kanal inşa edilecek ve İstanbul, içinden iki boğaz geçen bir şehir haline gelecek.

Ankara ve İstanbul arasını 1,5 saate indirecek yüksek hızlı tren projesinin YİD modeliyle, etaplar halinde gerçekleştirilmek üzere proje çalışmaları başlatıldı.

 

Gelecek dönemde Ankara merkezli hızlı tren çekirdek ağı 3 bin 623 kilometreye çıkacak. Bunların en önemlilerinden biri olan Ankara-İzmir Yüksek Hızlı Tren Projesi tamamlanacak.

 

Kars-Tiflis-Bakü, Ankara-Sivas ve Sivas-Erzincan demiryolu projeleri tamamlanacak. Demiryolu ağının yüzde 80’i elektrikli ve sinyalli hale getirilecek.

 

Başta İstanbul olmak üzere raylı sistem yatırımlarına hızla devam edilecek. Ankara’da Tandoğan-Keçiören, AKM-Gar-Kızılay, İstanbul’da Levent-Hisarüstü, Üsküdar-Ümraniye-Dudullu, Kartal-Kaynarca, Kabataş-Mecidiyeköy-Mahmutbey, Bakırköy-Kirazlı, Kaynarca-Sabiha Gökçen, Marmaray Raylı Sistem Projeleri, Antalya havalimanı-expo, projeleri tamamlanacak.

 

Milli demiryolu sanayisi geliştirilecek, hızlı tren dahil demiryolu araçları yerli olarak imal edilecek. İhale hazırlıklarını sürdüren projeyle ilk milli yüksek hızlı tren faaliyete geçecek.

 

İstanbul Yeni Havalimanı hayata geçirilecek. Her 100 kilometrede bir havalimanına ulaşacak şekilde “Hava Ulaşım Ağı” oluşturulacak.

 

Milli Bölgesel Uçak yapımına başlanacak. Yerli uydu Türksat 6A’nın üretimi tamamlanacak, Türksat 4B fırlatılacak, Türksat 5A uydusunun yapımına başlanacak.

 

Türkiye Uzay Ajansı kurulacak.

 

Türkiye’nin dış ticaretinde Türk sahipli filoyu kullanarak navlun açığını azaltmak için gemi işletmeciliğini destekleyen yeni modeller oluşturulacak.

 

Marmara Denizi’nde kuzey-güney aksında en az 2 Ro-Ro terminali inşa edilecek.

 

Türkiye’de ilk defa bir lojistik master planı hazırlanacak, lojistik veri tabanı oluşturulacak. Filyos limanı yapımı tamamlanacak, Çandarlı ve Mersin konteyner liman

yapım projeleri yürütülecek.

 

Beyannamede, AK Parti’nin gelecek dönemde daha dengeli ve topyekun kalkınmış bir Türkiye hedefi çerçevesinde, bölgesel gelişmişlik farklarını azaltacağı, refahın ülke sathına daha dengeli yayılması, ekonomik ve sosyal bütünleşmenin güçlendirilmesi, tüm bölgelerin rekabet güçlerinin artırılmasının sağlanacağı belirtildi.

 

Kalkınma politikalarının, yerleşimlerin niteliklerine ve ihtiyaçlarına göre farklılaştırılmasının sağlanacağı, ülke genelinde çok merkezli ve dengeli bir yerleşim sisteminin oluşturulacağı ifade edilen beyannamede,  “Metropollerin küresel ölçekte rekabet edebilirliğini artıracak, metropol ekonomilerinin ileri teknoloji, ihtisaslaşmış hizmetler ile kültürel sektörlere odaklanmasını sağlayacağız. Kentsel altyapı ve kentsel kültürün geliştirilerek sosyal uyumun güçlendirilmesini sağlayacağız” taahhüdünde bulunuldu.

 

Sanayinin ülke genelinde dengeli gelişimi ve mevcut iç potansiyellerden daha iyi yararlanılması için Anadolu’da büyüme odaklarının geliştirileceği aktarılan beyannamede, şu ifadelere yer verildi:

 

“Dinamik, yatırım ve nitelikli işgücünü kendine çeken rekabetçi şehirler oluşturacağız. Nispeten düşük gelirli yörelerde kalkınmada sürükleyici rol üstlenecek ve ülke genelinde daha dengeli kalkınmayı sağlayacak merkezleri destekleyecek, zamanla bu şehirlerin kaydettikleri gelişmenin çevre yörelere aktarılmasını sağlayacağız. Orta gelişmişlik düzeyindeki illerde girişimciliğin desteklenmesine, kentsel standartlarının geliştirilmesine ve şehir imajının güçlendirilmesine, şehirlerdeki dönüşüm sürecini destekleyecek beşeri ve sosyal sermayenin geliştirilmesine ağırlık vereceğiz.

 

Düşük gelirli illerde asgari yaşam standartlarının iyileştirilmesine, bunların ulusal ekonomik ve sosyal yapısına entegrasyonunun güçlendirilmesine, temel alt yapı ve hizmetlerin kalitesinin ve erişilebilirliğinin artırılmasına, ekonomik kalkınmaya taban oluşturacak sermaye birikiminin sağlanmasına yönelik politikalar uygulayacağız. Nüfusun bölgelerde kalıcılığını sağlamaya destek olmak üzere bölgelere özel istihdam politikaları ve uygulamalarını geliştireceğiz. Üniversitelerin bulundukları bölgelerle bağlantılarının güçlendirilmesi, öncelikle bölgelerindeki işletmeler ve kurumlara hizmet sunan bilgi, yenilik ve teknoloji aktarım merkezleri haline gelmesini sağlayacağız.”

 

“Tabiat ve kültürle iç içe yaşanacak şehirler”

 

Türkiye’nin sınır bölgeleri ile komşu ülkeler arasındaki bölgesel işbirliklerini güçlendirileceği, buralarda kalkınma için yeni bir açılım sağlanacağı vurgulanan beyannamede,  şunlar kaydedildi:

 

“Kalkınma Ajansları tecrübesi değerlendirilerek ajansların daha etkin çalışması yönünde ilave tedbirler uygulayacağız. Ajans desteklerine ilişkin süreçlerde işlemleri azaltılacak ve destek mekanizmalarını yeni araçlarla çeşitlendirileceğiz. Kalkınma ajanslarının analiz ve araştırma çalışmalarına ağırlık vermelerini, bölgelerinin potansiyellerine odaklanarak farklılaşmalarını ve strateji geliştirmelerini destekleyeceğiz.”

 

Avrupa Birliği Uyum Fonu kapsamında ilgili paydaşların kurumsal kapasitelerinin geliştirilmesi amacıyla strateji ve eylem planı hazırlanarak, uygulanacağı belirtilen beyannamede, yapısal fonların kullandırılması amacıyla, gerekli planlama belgeleri hazırlanarak, bu kapsamda proje havuzu oluşturulacağı vurgulandı.

 

Bölgesel desteklerde, Avrupa Birliği gereksinimlerini de karşılayacak kapsamlı bir İzleme Bilgi Sistemi kurulacağı ifade edilen beyannamede, şu ifadeler kullanıldı:

 

“Yatırım ortamının bölgesel ölçekte değerlendirilmesine ve takibine imkan verecek araştırma ve modelleme çalışmaları yapacağız. Yatırım destek ve tanıtım uygulamalarının geliştirilmesi ve kalkınma ajansların bu alandaki faaliyetlerinin etkinleştirilmesine yönelik sistem tasarımı çalışmaları yapacağız. Bölgesel düzeyde iş ve yatırım ortamı analiz edilerek 26 adet bölgesel yatırım ortamı değerlendirme raporu ile bir adet ulusal düzeyde yatırım ortamı değerlendirme raporu hazırlayacağız. AK Parti olarak önümüzdeki dönemde başta kadim şehirlerimiz olmak üzere tüm mekanlarımızda politikamız, dikey değil yatay bir yapılaşma olacaktır. Şehirlerimizi tabiat ve kültür ile iç içe yaşanacak ortamlar olarak korumak ve geliştirmek en önemli önceliklerimiz arasında yer alacaktır.”

 

“Kimlikli ve kişilikli şehirler”

 

Hedefin, insan ve çevre dostu, estetik, katılımcı ve müreffeh marka şehirler olduğu belirtilen beyannamede, şu bilgilere yer verildi:

 

“Bu doğrultuda, imar mevzuatını günün ihtiyaçlarına uygun olarak revize edeceğiz. Kentsel tasarım ilkelerini ve uygulamalarını; engelli, yaşlı, hareket kısıtlılığı olanlar gibi özel ilgi bekleyen kesimlerin hizmetlere erişimini kolaylaştırmak üzere geliştireceğiz. Şehirlerde kamu arazilerinin imarlı yapılaşma, ekonomik kalkınma, ortak sosyo kültürel fayda temelinde daha aktif kullanımını sağlayacağız. Önümüzdeki dönemde tarihi dokusu güçlü şehirlerimiz başta olmak üzere dikey değil yatay bir yapılaşmayı özendireceğiz. İnsan dostu, çevre dostu, estetik, katılımcı ve müreffeh hale gelmiş kimlikli ve kişilikli şehirler oluşturacağız.

 

Şehirlerimizin planlı ve sağlıklı bir yapıya kavuşması için arazi kullanımı, planlama ve yapılaşma konularında temel ilke ve standartlar ile denetim mekanizmasını içerecek şekilde imar ve şehircilik mevzuatını yenileyeceğiz. Yaşlılarımız, engellilerimiz ve çocuklarımız öncelikli olmak üzere toplumun farklı kesimleri için yaşanabilirliği artırmayı hedefleyen ve hakkaniyeti gözeten mekansal planlama ve kentsel tasarım uygulamalarımızı daha da geliştireceğiz. Ortak kullanım alanlarının genişletilmesi ve imar uygulamalarındaki finansal yüklerin azaltılması amacıyla, yapılaşmamış alanlarda imar haklarının transferi gibi yenilikçi araçların belediyeler tarafından kullanımını yaygınlaştıracağız. Mekansal planlama sistemini sadeleştireceğiz.”

 

Beyannamede, coğrafi nitelikli mekansal bilgi üreten ve kullanan kuruluşlar arasında, birlikte çalışabilirlik esaslarının hayata geçirileceği ve ulusal coğrafi bilgi sistemi alt yapısınının kurulacağı belirtildi.

 

“Kültür varlıklarına öncelikli tedbir”

 

Gelecek dönemde kentsel dönüşüm çalışmalarına, kent estetiğini dikkate alınarak hızlı bir biçimde devam edileceği ifade edilen beyannamede, şu bilgilere yer verildi:

 

“Bu kapsamda ‘Rekabetçiliği ve Sosyal Uyumu Gözeten Kentsel Dönüşüm Öncelikli Dönüşüm Programı’mızı hayata geçireceğiz. Program kapsamında, İmar değişiklikleri ile oluşan değer artışından kamunun pay almasını sağlayacak düzenlemeleri yapacağız. Kentsel dönüşüm alanlarında hakların devredilmesine imkan sağlayacak şekilde Gayrimenkul Sertifikası Modeli geliştireceğiz. Kentsel dönüşüm projelerinde SUKUK gibi yeni finansman araçlarının önünü açacak düzenlemeler yapacağız.

 

Alt yapılı arsa geliştirme çalışmalarına yönelik olarak yerel yönetimleri destekleyeceğiz. Şehir merkezinde kalan Küçük Sanayi Sitelerini (KSS) taşıyacak veya iyileştireceğiz. Dönüşüm alanlarında uygulanacak asgari kentsel standartları, şehirlerimizde yüksek yaşanabilirlik düzeyini mümkün kılacak şekilde belirleyeceğiz. Tarihi, kültürel ve estetik değerlerimizle uyumlu kentsel dönüşüm projeleri gerçekleştireceğiz. Kentlerin tarihi ve kültürel kimliğini ortaya çıkarmayı ve güçlendirmeyi hedefleyen çalışmalar yapacağız. Tarihi şehir merkezlerinin canlandırılmasına yönelik projelere destek vereceğiz. Afet riski ile karşı karşıya olan kültür varlıklarına ilişkin öncelikli tedbirler alacağız. Özel mülkiyette olan taşınmaz kültür varlıklarının onarımını ve restorasyonunu destekleyeceğiz.”

 

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde bir Yapı Araştırma Merkezi kurulacağı belirtilen beyannamede, yeni yapım teknikleri ve malzeme, ekipman geliştirilmesine odaklanılacağı kaydedildi.

 

“Güvensiz ithal yapı malzemeleri engellenecek”

 

Yenilikçi ve çevreye duyarlı ürün ve çözümlerin uluslararası standartlarda yerli üretimini sağlamak için Ar-Ge ve yatırım destek mekanizmalarının oluşturulacağı sözü verilen beyannamede, piyasaya arz edilen uygunsuz ya da güvensiz ithal yapı malzemelerinin kullanılmasının engelleneceği kaydedildi.

 

Kentsel dönüşümde yerli ve yenilikçi ürünlerin kullanılmasının sağlanacağı belirtilen beyannamede, “Büyükşehirlerde mahalle bazlı sosyal analizler yapacağız. Dönüşüm alanlarında sosyal uyumun güçlendirilmesi için sosyo-ekonomik ve kültürel etütler gerçekleştirecek ve alt gelir gruplarının ve yoksul kesimin konut ihtiyacının karşılanmasına yönelik düzenlemeler yapacağız. Meslek edindirme ve istihdam programları ile sosyal amaçlı kentsel dönüşüm programları arasında ilişkiyi güçlendireceğiz” taahhüdünde bulunuldu.

 

Kentsel dönüşüm alanlarındaki uygulamaların ülke genelinde önceliklendirilmesi için Kentsel Dönüşüm Alanları Strateji Belgesinin hazırlanacağı aktarılan beyannamede, şu ifadeler kullanıldı:

 

“Afet riski yüksek alanlar, artı değer üretme potansiyeli yüksek alanlar ve projeden yararlanacak kişi sayısı gibi kriterler oluşturmak suretiyle kentsel dönüşüme tabi olacak alanlarda önceliklendirme yapacağız. Kentsel dönüşüm uygulamaları kapsamında 6,5 milyon birimin 2023 yılına kadar dönüştürülmesi hedefi doğrultusunda çalışmalarımıza devam edeceğiz. Kentsel dönüşümde yeşil bina ve yerleşme uygulamalarını teşvik edeceğiz. Yenilikçi ve çevreye duyarlı ürün ve çözümlerin uluslararası standartlarda yerli üretimine yönelik Ar-Ge ve yatırım destekleri vereceğiz. Afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi çalışmalarında alan içerisinde vakıf kültür varlıklarının bulunması halinde, işbirliği ve koordinasyonla yapıların ihyası ve çevrelerinin açılmasını sağlayacağız. Kentsel dönüşüm yapılması şartıyla izinsiz yapılara elektrik ve su bağlanmasını sağlayacağız.”

 

“Kentsel altyapı çalışmaların hız”

 

Konut piyasasında konut açığının bulunduğu yerleşmeler başta olmak üzere arz ve talep dengesinin kurulmasının sağlanacağı belirtilen beyannamede, konuta erişimi artırmak üzere, sosyal ve teknik altyapıları tamamlanmış arsa üretimine ağırlık verileceği kaydedildi.

 

Alt gelir gruplarının konuta erişiminin artırılması için finansman yöntemlerinin çeşitlendirileceği belirtilen beyannamede, şunlar aktarıldı:

 

“İnsanımızın tasarruf eğilimini teşvik ederek ev sahibi olmasını kolaylaştırmak ve inşaat sektörümüzü desteklemek için yeni bir finansman mekanizması geliştiriyoruz. Ev almak için konut hesabı hesap açan ve yüzde 25 peşinat biriktiren vatandaşımıza yüzde 15 kamu katkısı sağlayacağız. Yaşlı, çocuk ve engellilerin ihtiyaçlarına uygun konut ve çevrelerinin tasarlanmasına çalışacağız. Konutlarda enerji verimliliği uygulamalarının yaygınlaştırılması amacıyla yeni finansman modelleri geliştireceğiz.

 

Önümüzdeki dönemde de vatandaşlarımızın yaşam kalitesini artıracak şekilde kentsel altyapı çalışmalarına hız vereceğiz ve yaşanabilir mekanlar vizyonumuz çerçevesinde kentlerimizde temel altyapı gereksinimlerini tamamlamış olacağız. Su yönetimine ilişkin mevzuattaki eksiklik ve belirsizlikler giderilerek kurumların görev, yetki ve sorumlulukları netleştirilecek, su yönetimiyle ilgili tüm kurum ve kuruluşlar arasında işbirliği ve koordinasyonu geliştireceğiz. İklim değişikliğinin ve su havzalarındaki tüm faaliyetlerin su miktarı ve kalitesine etkilerini değerlendirerek havzalarda su tasarrufu sağlama, kuraklıkla mücadele ve kirlilik önleme başta olmak üzere gerekli önlemleri alacağız.”

 

”Ankara’nın içmesuyu problemi 2050’ye kadar çözülecek”

 

İçme suyu ve kanalizasyon yatırım ve hizmetlerinin sağlanmasında mali sürdürülebilirliğin göteliceğine işaret edilen beyannamede, Melen Barajının inşaatının 2016’da tamamlanacağı belirtildi.

 

Gerede Projesi tamamlanarak, Ankara’nın 2050’ye kadar içmesuyu problemininin çözüleceği ifade edilen beyannamede, şunlar kaydedildi:

 

“KKTC’nin uzun vadeli su ihtiyacının karşılanması için, Anamur Dragon Çayından 75 milyon m3/yıl suyun, Akdeniz’e askıda döşenen borular vasıtasıyla KKTC tarafında Girne yakınlarında inşa edilen Geçitköy Barajı’na aktarılarak adaya götürülmesini sağlayacağız.

 

Büyükşehirlerde katı atık yönetimini yeni bir model çerçevesinde ele alacağız. Sokaklarda çöplerden geri dönüştürülebilir maddeleri ayıklayan vatandaşlarımızın insani şartlarda çalışmasını temin etmek üzere kayıt sistemi oluşturacağız.Belge sahibi olmak şartıyla çöp toplayıcılarına ikamet ettikleri belediyeler tarafından çalışma şartlarına uygun yazlık ve kışlık olmak üzere her yıl iş kıyafeti ve ayakkabılarını ücretsiz olarak temin edeceğiz. Belge sahibi bu kişilerin yıllık sağlık taramalarının yine bağlı bulunduğu belediyelerde yer alan sağlık birimleri tarafından ücretsiz olarak yaptırılmasını sağlayacağız.”

 

Beyannamede, yerel yönetimlerin katı atık toplama, taşıma, geri kazanım ve bertaraf tesislerini KAP (Katı Atık Programı) çerçevesinde merkezi bütçeden her yıl ayrılacak kaynakla destekleneceği belirtilerek, Katı Atık Ana Planı esasları dahilinde fizibilite, proje ve uygulama aşamalarında yerel yönetimlerin katı atık tesislerinin finansmanının SUKAP benzeri bir yapı ile gerçekleştirileceği ifade edildi.

 

“Aile, Çocuk ve Dinamik Nüfus” başlığında, “AK Parti olarak, aile kurumunu güçlendirmeyi, çocuklarımızın sayısını artırarak nitelikli bir biçimde yetişmelerini sağlamayı insan merkezli kalkınma politikalarımızın ana ekseni olarak kabul ediyoruz” ifadesine yer verildi.

 

AK Parti’nin iktidara geldiği ilk günden sağlam bir aile yapısına sahip olmak için politikalar ürettiği ifade edilerek, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının 2011’de kurulduğu, aileye yönelik sunulan özel danışmanlık hizmetlerinin etkililiğinin artırılması amacıyla gerekli düzenlemelerin yapıldığı aktarıldı.

 

Aile Eğitim Programının hazırlandığı ve Evlilik Öncesi Eğitim Programının ülke genelinde uygulandığı anlatılarak, sosyal desteklerle aileyi odağa alarak, bütüncül bir perspektifle yeni programlar geliştirildiği belirtildi. Bu kapsamda Aile Sosyal Destek Programının başlatıldığı, Kırıkkale ve Karabük illerinde pilot çalışmaların yapıldığı kaydedildi.

 

Evlat edinme, işçi annenin ölümü ve prematüre doğumlarda izin haklarının genişletilmesinin sağlandığı, eşi doğum yapan işçiye babalık izni verilmesinin düzenlendiği, gençlerde evliliğin teşvik edilmesi amacıyla destek modellerinin geliştirildiği anlatıldı.

 

Yetiştirme yurtlarında kalmış olup 2828 sayılı kanun kapsamında kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen kişi sayısının 2015 yılı Ekim ayı itibarıyla 40 bini geçtiği, 2015 yılında da bin 876 kişinin atamasının gerçekleştirildiği ifade edildi.

 

Kurum bakımından aile bakımına dönen çocuk sayısının ise 2002 yılında 268 iken, 2015 yılı Mayıs ayı sonu itibarıyla 10 bin 762’ye ulaştığı bildirildi. 2002 yılında koruyucu aile yanında bakılan çocuk sayısının 520 iken, 2015 yılı Mayıs ayı itibarıyla bu sayının 4 bini aştığı kaydedildi.

 

Koruyucu ailelere çocuk başına harçlık dahil ortalama aylık 908 lira ödeme yapıldığı belirtildi.

 

14 bin çocuk evlat edindirildi

 

2002 yılına kadar toplam yaklaşık 7 bin çocuk evlat edindirilmişken, 2015 yılı Mayıs ayı itibarıyla toplam yaklaşık 14 bin çocuğun evlat edindirildiği duyuruldu. Hizmet dönüşümü kapsamında, yurt ve yuvalardaki çocukların yüzde 90’ının sevgi evi, çocuk evi gibi ev tipi bakım birimlerine yerleştirildiği açıklandı.

 

2002 yılında 3 sevgi evinde 250 çocuğa hizmet sağlanırken, 2015 yılı Mayıs ayı itibarıyla 77 sevgi evi sitesinde toplam 4 bin 610 çocuğa hizmet sağlandığı, 2005 yılında açılan 4 çocuk evinde hizmet verilen çocuk sayısının 21 iken 2015 yılında çocuk evi sayısının bin 15’e, hizmet verilen çocuk sayısının ise 5 bin 251’e ulaştığı aktarıldı.

 

Beyannamede, “TÜİK’in yaptığı uzun dönem nüfus projeksiyonlarına göre, tedbir alınmaması halinde, doğurganlık hızının 2050 yılına kadar 1,65 çocuk seviyelerine kadar gerileyeceği tahmin edilmektedir” bilgisi paylaşılarak, bu kapsamda nüfus politikasında değişikliğe gidildiği ve 2000’li yıllara kadar uygulanan doğurganlığı azaltmaya yönelik politikalar yerine doğurganlığı artırmaya yönelik politikalara geçişin sağlandığı kaydedildi.

 

ASDEP aşamalı olarak hayata geçirilecek

 

AK Parti’nin seçim beyannamesinde, önümüzdeki dönemde de ailenin bütünlüğünün korunmasına, güçlendirilmesine ve sosyal refahının artırılmasına yönelik aile eğitimi programları çalışmalarının yaygınlaştırılarak devam ettirileceği bildirildi.

 

Aile Sosyal Destek Programının (ASDEP) alt yapısının tamamlanacağı, bir bilişim altyapısının kurulacağı ve yeterli sayıda nitelikli personel istihdam ederek ASDEP’in aşamalı olarak hayata geçirileceği belirtildi.

 

Aile bazında eğitim, sağlık, istihdam, gelir gibi alanları içeren sosyal risk haritasının çıkarılacağı bildirilen beyannamede şunlar yer aldı:

 

“Aile, bebek ve çocuk dostu kültürel ortam ve mekanlar oluşturacağız. Konut, eğitim, sosyal güvenlik ve gelir dağılımı politikaları ile aile bütünlüğünün korunması ve güçlendirilmesi politikalarımızı birbirini tamamlayıcı bir anlayışla uygulayacağız. Genel olarak toplumsal değerlerin, özel olarak aile değerlerinin geliştirilmesi, korunması, sürdürülmesine dönük faaliyetlere öncelik vereceğiz, aile değerlerini öne çıkaran kültür, sanat, eğitim, TV programları gibi çalışmaları teşvik edeceğiz.

 

Aile içi şiddet, ihmal ve istismarın önlenmesi, kötü alışkanlıkların ve bağımlılıkların azaltılmasına yönelik hizmetlerin geliştirilmesini sağlayacağız.

 

Sokakta yaşayan, çalışan, çalıştırılan ve risk altında olduğu tespit edilen çocuklar ile koruma altında olup uyuşturucu bağımlılığı tedavisi tamamlanan çocuklar ve ailelerine yönelik psikolojik ve sosyal destek programları oluşturacağız. Belediyelere kreş açma zorunluluğu getireceğiz.”

 

Çocuk hizmetlerinde toplumun tüm kesimlerinin katıldığı ve sorumluluk üstlendiği toplumsal duyarlılığın ve farkındalığın oluştuğu, çocuğa karşı ihmal, şiddet ve istismarın olmadığı bir ortam oluşturulacağı, çocuk haklarının ulusal bir strateji olarak benimsendiği ve tüm kamu kurum ve kuruluşları ile uygulamaya geçirildiği bir Türkiye’nin hedeflendiği vurgulandı.

 

Suç mağduru çocuklar topluma kazandırılacak

 

Beyannamede, “Önümüzdeki dönemde de koruma ve bakım altındaki çocuklar, uygunsa ailesinin yanına bu mümkün değilse, akrabalarından bir ailenin yanına, bu da mümkün olmuyorsa, koruyucu ailenin yanına yerleştirilmek suretiyle kuruluş bakımının kapsamını en aza indireceğiz. Çocuk hizmetlerinde yapısal dönüşümle, kurum bakımından aile yanına bakıma, koğuş sisteminden ev ortamına geçişi sağlayacağız. Hizmet dönüşümü kapsamında halihazırda hizmet vermekte olan yurt ve yuvalar kapatılacak, çocuk bakım hizmetleri sadece ev tipi kuruluşlar aracılığıyla devam ettirilecektir” bilgileri paylaşıldı.

 

Uyuşturucu bağımlısı çocukların tedavi ve psiko-sosyal rehabilitasyonunu içeren kurumsal yapıların hayata geçirileceği, çocuklar için ihtisaslaştırılmış rehabilitasyon sistemine geçilerek, suçun mağduru ya da suça sürüklenen çocukların en süratli şekilde topluma kazandırılmalarının sağlanacağı kaydedildi.

 

Çocukların insani ve ahlaki değerlere sahip, bilinçli, iyi eğitimli, saygılı ve kendine güvenen fertler olarak yetiştirilmelerinin sağlanacağı, her bir çocuğun fırsat eşitliği çerçevesinde eğitim almalarına imkan verileceği belirtildi.

 

Doğum hediyeleri geliyor

 

Türkiye’nin ekonomik ve sosyal gelişmesini desteklemek üzere dinamik nüfus yapısının korunması, aile kurumunun güçlendirilmesi ve böylece sosyal refah ve sosyal sermayenin artırılması amacıyla, “Ailenin ve Dinamik Nüfus Yapısının Korunması Öncelikli Dönüşüm Programı”nın hazırlandığı bildirilen beyannameye şöyle devam edildi:

 

“Program kapsamında, çalışanların doğuma bağlı izin ve haklarını güçlendirmek üzere Devlet Memurları Kanunu ve İş Kanununda gerekli değişiklikleri yapacağız. Bütün annelerimize ‘Doğum Hediyesi’ programı kapsamında, ilk çocuk için 300 lira, ikinci çocuk için 400 lira, üç ve üzerinde çocuklar için 600 lira ödemenin yapılmasına imkan verecek hukuki ve kurumsal düzenlemeleri yerine getireceğiz.

 

Memurlarımızın sahip olduğu doğuma bağlı izin ve hakların İş Kanununa tabi çalışanlarla uyumlulaştırılmasını sağlayacak düzenlemeler yapacağız. Kaliteli, hesaplı ve kolay erişilebilir kreş imkanlarının yaygınlaştırılmasına yönelik olarak kreşleri teşvik edecek düzenlemeleri hayata geçireceğiz.

 

Gençlerde evliliğin teşvik edilmesi amacıyla destek modelleri (çeyiz hesabı) geliştireceğiz. Mevcut çocukve anne dostu sağlık uygulamalarını geliştireceğiz. Yerel yönetimlerde çocuk dostu şehirler modeli oluşturacak ve yaygınlaştıracağız. Çocuk dostu sosyal ve kültürel bir ortamın oluşturulmasına yönelik destek programları hazırlayacağız. Aile ve iş hayatının uyumunun güçlendirilmesi için farkındalığın artırılmasını sağlayacağız. Okul saatlerinin çalışma saatleriyle uyumunu sağlayacağız. Nüfus kayıt sistemini iyileştireceğiz. Yaşlılarımızın ekonomik ve sosyal hayata daha aktif olarak katılmaları için Yaşlanma Ulusal Uygulama Programımızın daha etkin bir şekilde hayata geçirilmesini sağlayacağız. Göç alanında güvenilir bir veri sistemi oluşturacağız. Göç ve uluslararası koruma alanında hukuki ve kurumsal düzenleme eksikliklerini tamamlayacağız. Uluslararası korumadan faydalananlar için sağlık, barınma ve eğitim sorunlarının giderilmesi için uyum politikaları ve uygulamalarını planlayarak, gönüllü geri dönüşler için özel programlar hazırlayacağız.”

 

Sosyal koruma ve yoksullukla mücadele

 

AK Parti’nin seçim beyannamesinde yer alan “Sosyal Koruma ve Yoksullukla Mücadele” başlığında, yoksulluğun ortadan kaldırılmasını, ihtiyacı olan herkese sosyal destek sunulmasını ve sosyal desteklere duyulan ihtiyacın azaltılmasının temel görevler arasında görüldüğü kaydedildi.

 

AK Parti iktidarları döneminde Türkiye’nin, ekonomisini büyütürken eş zamanlı olarak sosyal dengeleri iyileştirebilen ender ülkelerden biri olduğuna işaret edilerek, şu değerlendirmeler yapıldı:

 

“Küresel kriz ortamında birçok ülkede gelir dağılımı bozulurken ülkemiz istihdam üretmeye ve sosyal politikaları güçlendirmeye devam etti. İzlediğimiz politikaların sonucu olarak, Dünya Bankası verilerine göre, Türkiye’de orta sınıfın payı 2002-2011 döneminde ikiye katlandı. Türkiye, bu dönemde OECD ülkeleri arasında gelir dağılımını iyileştirebilen tek ülke oldu.

 

UNDP tarafından açıklanan İnsani Gelişme Endeksi sıralamasında ise Türkiye 2000 yılında 158 ülke arasında 80. sırada iken, 2014 yılında 187 ülke arasında 69. sıraya ilerlemiştir. Bu sıralamayla Türkiye “yüksek insani gelişmişlik” kategorisinde yer almaktadır. Önümüzdeki dönemde ‘çok yüksek insani gelişmişlik’ grubunda yer almayı hedeflemekteyiz.”

 

AK Parti’nin iktidara geldiği ilk günden itibaren sosyal olarak korunma ihtiyacı olan tüm vatandaşlara el uzattığı ve uzatmaya da devam edeceği kaydedilerek, “İktidarımız döneminde kamu çalışanlarımızı ve emeklilerimizi enflasyona ezdirmedik, bilakis gelirlerini reel bazda artırdık” denildi.

 

2002 yılı sonundan 2015 yılı Ocak ayı sonuna kadar enflasyonun yüzde 185 oranında artarken, aile yardımı ödeneği dahil en düşük memur maaşının yüzde 435 artarak 2 bin 97 TL’ye yükseldiği ve reel olarak yüzde 88 arttığına işaret edildi.

 

Sosyal yardım harcamaları için 2002 yılında 825 milyon lira kaynak aktarılmışken, bu miktarın 2015 yılında 33 milyar liraya ulaştığı bildirilerek, sosyal hizmet uygulamalarına ayrılan kaynaklara ilişkin rakamlara yer verildi.

 

2 milyon kişiye sosyal yardım kartının dağıtıldığı, 2014 yılında 9,4 milyon vatandaşın 6,13 milyar liralık genel sağlık sigortası priminin karşılandığı anlatıldı.

 

Neler taahhüt edildi?

 

AK Parti’nin seçim beyannamesinde, önümüzdeki dönemde de yoksullukla hızlı bir biçimde mücadele ve sosyal koruma politikalarının sürdürüleceği açıklandı.

 

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bünyesinde birleştirilen sosyal hizmet ve yardım kuruluşları arasında koordinasyon ve işbirliğinin arttırılacağı, bu kapsamda Aile Bilgi Sistemi’nin kurulacağı bidirildi.

 

Sosyal transferler ve vergi düzenlemelerinde en yoksul kesimi gözeten anlayışın sürdürüleceğinin bildirildiği beyannamede, şunlar kaydedildi:

 

“Sosyal yardım alanında hak temelli bir anlayış içinde etkinliğin artırılmasına yönelik olarak Sosyal Yardım Kanunu çıkaracağız. Sosyal yardım istihdam bağının kurulması hususunda sosyal yardım yararlanıcılarının istihdama katılımı konusunda geliştirdiğimiz mekanizmaları güçlendireceğiz. Ayrıca İŞKUR’un bu alandaki kurumsal kapasitesini artıracağız. Kurum bakım hizmetlerinde standartları geliştirerek, denetim sistemimizi etkinleştireceğiz. Sosyal yardımlarda aile büyüklüğünü esas alacak, ailenin bütünlüğünü koruyan bir modeli hayata geçireceğiz. Sosyal destek ve hizmetlerin hak temelli olarak bütünleşik bir şekilde sunulduğu bir sosyal destek sistemi kuracağız.

 

Sosyal Hizmet Merkezlerinde yürütülen hizmetlerimizin çeşitliliği ve etkinliğini artıracağız. Erişilebilirlik konusunda uygulamayı güçlendirerek, toplumda farkındalık yaratmaya yönelik kampanyalar düzenleyeceğiz. Evde bakım hizmetlerinin sosyal hizmeti de kapsayacak şekilde yeniden tasarlanmasını sağlayacağız. Engelli genç ve çocukların kısa süreli gündüz ve yatılı bakımı için güvenli bir biçimde bırakılabilecekleri Engelli Yaşam Merkezleri kuracağız.

 

Engelli genç ve çocukların gün içerisinde sosyal faaliyet yapabilmelerine imkan verecek şekilde gençlik merkezlerinde ortam oluşturacağız. Yaşlıların ekonomik ve sosyal hayatta daha fazla yer almalarına ve yaşam kalitelerinin yükseltilmesine yönelik daha güçlü adımlar atmaya devam edeceğiz. Huzurevlerine daha fazla destek sağlayacağız.”

 

Beyannamede, AK Parti iktidarları döneminde çalışma barışının sağlanmasına yönelik düzenlemeler yapıldığı, bu dönemde ücretlerde de önemli iyileşmeler sağlandığı belirtildi.

 

Bu dönemde, net asgari ücretin reel olarak 2002-2014 yılları arasında yüzde 61,6 oranında artış kaydettiği ifade edilen beyannamede, net ele geçen ortalama memur maaşlarının ise aynı dönemde reel olarak yüzde 48,3 oranında artırıldığı kaydedildi.

 

Aktif iş gücü programları kapsamında kurs ve programlardan yararlananların sayısının 2002’de bin 497 kişi iken, 2014’de bu sayının 416 bine 878 kişiye yükseltildiği aktarılan beyannamede, 2002-2014 arasında 2 milyon 71 bin kişinin aktif iş gücü programlarından yararlanmasının sağlandığı, toplam 4,7 milyar lira kaynak kullanıldığı belirtildi.

 

İşsizlik Sigortası Fonunda biriken kaynağın 2014 sonu itibarıyla 81 milyar liraya ulaştığı, 2002’den bugüne 3,7 milyon kişiye yaklaşık 8,5 milyar lira işsizlik sigortası ödemesi yapıldığı bildirilen beyannamede, 2002’den bu yana asgari ücret artış oranın enflasyonun üzerinde gerçekleştiği ifade edildi.

 

1 Mayıs’ın “Emek ve Dayanışma Günü” olarak kabul edilerek resmi tatil ilan edilmesinin de AK Parti iktidarları döneminde gerçekleştirildiği vurgulanan beyannamede, çalışma hayatına ilişkin yapılacaklara da yer verildi.

 

Buna göre, önümüzdeki dönemde de çalışma hayatına ilişkin reformlar devam edecek. Kayıtdışılığın da önemli bir nedeni olan çalışma hayatındaki katılıklar azaltılarak, istihdamın gelişimine sağlıklı bir zemin oluştururken, işletmeleri rekabet gücü artırılacak. Kıdem tazminatı sisteminde yaşanan sorunların çözümü amacıyla sosyal taraflarla diyalog içinde mevcut durum tespiti ve mevzuat çalışması yapılacak. Mevzuat düzenlemesi yaparak fazla çalışma sürelerinin aşılması halinde işverenlere idari para cezası verilmesi sağlanacak.

 

Özel sektör işletmelerinde eğitim birimleri kurulması  teşvik edilecek. Özel sektör, meslek kuruluşları ile işçi ve işveren kuruluşların meslek eğitimi vermeleri özendirilecek. Sektörden gelen talepler doğrultusunda iş ve eğitim dünyası için gerekli olan Ulusal Meslek Standartları hazırlanarak yürürlüğe konulacak, yürürlükteki standartlar en geç 5 yılda bir güncellenecek.

 

Avrupa Birliği ve ILO standartlarında oluşturulan iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının etkili bir şekilde uygulanması, hayati önemde görülen bu alanda tüm ilgili taraflarda zihniyet dönüşümünün sağlanması ve gerekli kapasitelerin geliştirilmesi konularına azami önem ve öncelik verilmeye devam edilecek.

 

Bu kapsamda, kamuoyuyla paylaşılan İş Sağlığı ve Güvenliği Eylem Planını kararlılıkla hayata geçirilecek. Kısmi zamanlı çalışma, staj, prim desteği gibi araçlarla ve bilgi toplum şartlarında gelişen yeni işlerle genç ve kadın istihdamını artıracak bir çalışma ortamı oluşturulacak.

 

Her düzeyde sosyal diyaloğun gelişmesine katkıda bulunmak amacıyla hazırlanan “Çalışma Hayatında Sosyal Diyaloğun Geliştirilmesi Projesi” ile “Dezavantajlı Kişilerin Sosyal Entegrasyonu ve İstihdam Edilebilirliklerinin Geliştirilmesi Operasyonu Projesi”uygulanacak. Çalışma hayatında kadın ve erkekler arasında eşit muameleyi ve eşit fırsatlar sunulmasını sağlayacak şekilde AB standartlarını göz önünde bulundurarak, babalık iznine ilişkin ilgili mevzuatta gerekli değişiklikleri yapılacak.

 

Yabancıların çalışma izinleri ile ilgili kırtasiyecilik tamamen ortadan kaldırılacak, ilgili tüm kurumlarla entegre olan yeni bir otomasyon sistemi kurulacak.

 

Sosyal güvenlik alanında yapılacaklar

 

Beyannamede yer alan sosyal güvenlik alanında da Kasım 2002’de AK Parti olarak söz verilen tüm nüfus ve tüm risklerin güvence altına alan ve sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sistemi oluşturma hedefinin büyük oranda gerçekleştirildiği belirtildi.

 

2006’da yüzde 77,9 olan sigortalı nüfus oranının, 2014 itibarıyla yüzde 81,5’e çıkartıldığına işaret edilen beyannamede, istihdam teşvikleri ve kayıt dışıyla mücadele neticesinde; 2002’de 12 milyon olan aktif sigortalı sayısının 2014’te 19,9 milyon kişiye ulaştığı kaydedildi.

 

Beyannamede, sosyal güvenlik alanında da önümüzdeki dönemde, yapılacaklar sıralandı.

 

Buna göre,  emeklilik hizmetleri etkinleştirilecek. Düşük düzeyde maaş alan emeklilerin gelir seviyesi yükseltilecek. Bu çerçevede, temmuzda emekli maaşlarına rutin olarak yapılan artışın ardından maaşı 1 bin liranın altında kalan SSK ve Bağ-Kur emeklilerine seyyanen 100 lira zam yapıldı. Maaşı bin lira ile bin 100 lira arasında olan emeklilerin maaşı da bin 100 liraya tamamlandı. Bu artıştan emeklilerin yaklaşık yüzde 55’inin istifade etmesi sağlandı.

 

Ticari faaliyette bulunan emeklilerden kesilen ayda yüzde 15 oranında Sosyal Güvenlik Destek Primini yüzde 10’a indirildi. 630 binden fazla emeklinin yararlandığı bu düzenlemeyle emeklilerin aylıklarına ortalama en az 50 liralık ayrıca bir artış sağlandı. Bu kapsamda, tüm işçi ve Bağ-Kur emeklilerine  de önümüzdeki dönemde yıllık ilave bin 200 lira verilecek. İmkanlar dahilinde emeklilere ve diğer sosyal gruplara destek daha da artırılacak.

 

Asgari ücret yükseltilecek

 

Önümüzdeki yıl için asgari ücretin bin 300 liraya yükseltilmesi yönünde Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na teklifte bulunulacak. Ayrıca, yapılan işin tehlike sınıfına göre, asgari ücrette farklılaştırma sağlanacak. 51 ilde uygulanan yüzde 6 oranındaki İşveren Sigorta Primi indiriminde esas alınan 10 işçi çalıştırma zorunluluğu kaldırılacak. Bu imkandan 251 bin küçük işletmenin yararlanmasını sağlanacak.

 

Polislerin ek göstergeleri 3 bin olacak

 

Polislerin 2 bin 200 olan ek göstergeleri 3 bine çıkarılacak. Genel Sağlık Sigortası kapsamında yapılan gelir testi sistemi ve buna bağlı genel sağlık sigortası primi ödemelerini yeniden gözden geçirerek sistemin etkinliği ve verimliliği artırılacak. İstihdam edilmeleri halinde, sosyal destek alan vatandaşların sigorta primi işveren desteği karşılanacak.

 

Toplum yararına çalışma programlarında ailesinde çalışan ferdi olmayanlara öncelik verilecek. Yüzde 15’ten yüzde 10’a indirilerek Bağ-Kur sigortalısı olan esnafın emekli aylıklarından kesilen Sosyal Güvenlik Destek Primi Kesintisi tamamen kaldırılacak.

 

TOKİ eliyle emeklileri uygun koşullarla konut sahibi yapılacak. Bu çerçevede emeklilere 240 taksit şeklinde aylık 250 lira bedel mukabilinde konut sahibi olma imkanı sağlanacak. Evde çocuk bakım hizmetleri yoluyla, kayıtlı kadın istihdamını desteklenecek.

 

Sosyal güvenlik sözleşmelerine göre sağlık yardım hakkı elde etmiş sigortalıların ve bakmakla yükümlü oldukları kişilerin sağlık aktivasyon ve provizyon sistemine dahil edilmesi sağlanacak.

 

Prim tabanı genişletilecek

 

Kayıt dışı istihdam ve kayıt dışı ücretle mücadele edilerek kayıtlı çalışan sayısını artırılacak ve prim tabanı genişletilecek. Prim yapılandırmaları ekonomik kriz ve doğal afet gibi istisnai haller dışında uygulanmayacak. Sağlık hizmetleri ve harcamalarında sürdürülebilirlik dikkate alınarak ilaç ve tedavi harcamaları daha akılcı hale getirilecek. Sağlık bütçesinde kaynak etkinliğinin sağlanması amacına yönelik çalışılacak.

 

Özellikle hasta ve işlemin takibinin yapılması, suistimallerin önlenmesi, gereksiz ve mükerrer tetkiklerin önüne geçilmesine yönelik çalışmalara hız kazandırılacak.

 

Giderek artan yaş ortalaması da dikkate alınarak aktif ve sağlıklı yaşlanma desteklenecek. Yaşam boyu öğrenim programlarına daha iyi erişim sağlanarak uzun çalışma yaşamı  desteklenecek, ileri yaşlarda uygun istihdam olanakları geliştirilecek.

 

Sektörel katkısının yanı sıra ülkedeki tasarruf eğilimini de güçlendirilecek öngörülen tamamlayıcı emeklilik tasarrufları desteklenecek. Sosyal güvenlik ve prim ödeme bilincini artırılacak ve farkındalık oluşturulacak. Cari dönem prim tahakkukunu ve tahsilatını artırılacak.

 

Koruyucu önleyici sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasına katkı sağlanacak. Sağlık hizmetlerinin doğru kullanılması konusunda toplum bilinçlendirilecek ve farkındalık oluşturulacak. Sağlık sigortacılığı geliştirilecek.

 

Sosyal Güvenlik Kurumuna erişim artırılacak. e-Randevu projesiyle randevu sistemini etkin ve daha kolay hale getirilecek.

 

AK Parti’nin “1 Kasım 2015 Genel Seçim Beyannamesi”nde “yerel yönetimler” ilişkin bölümünde, yerel yönetimlerin, idari ve mali kapasitelerinin geliştirileceği, vatandaşa en yakın ve yerel taleplere en duyarlı hizmet birimleri olarak hızlı ve verimli çalışmalarının öngörüldüğü kaydedildi.

 

Yerel yönetimleri daha da güçlendirmeye yönelik yasal ve kurumsal düzenlemelerin devam edeceği aktarılan beyannamede, yerel tercihler dikkate alınarak sağlık, eğitim, kültür, sosyal yardımlaşma, turizm, çevre köy hizmetleri, tarım, hayvancılık, imar ve ulaşım hizmetlerinde yerel yönetimlerin etkinliğinin artırılacağı ifade edildi.

 

Mahalli idarelerin yerel gelirlerini artırmaya yönelik düzenleme yapılacağı, yerel yönetimlerin asgari hizmet standartlarını belirlemeye yönelik mevzuat çalışmasının başlatılacağı vaatlerinin yer aldığı beyannamede, yerel yönetim hizmetlerinin etkinliğini ve sürekliliğini sağlamak üzere personelinin, özellikle teknik kadronun her seçim döneminde değişmesini engelleyecek mevzuat çalışması yapılacağı da aktarıldı.

 

– Kırsal Kalkınma

 

Beyannamenin, kırsal kalkınmayla ilgili bölümünde de kırsal alanda köy bazlı hizmet ve yatırım ihtiyacı analizi yapılacağı, doğal ve kültürel kaynak potansiyeli yüksek yörelerde kırsal turizm altyapısının geliştirileceği, kırsal alanda yürütülen iskan projelerinin yöresel mimari dokuyu gözetecek şekilde uygulanmasının sağlanacağı vaatlerinde bulunuldu.

 

KÖYDES kapsamında derlenen köy altyapısı verilerinin Resmi İstatistik Programı kapsamına kazandırılması ve TÜİK tarafından yıllık köy altyapısı envanterinin yayımlanmasının sağlanacağı aktarılan beyannamede, Kırsal Kalkınma Desteklerinin 81 ile yaygınlaştırılacağı belirtildi.

 

Çevrenin korunması

 

Beyannamenin, çevrenin korunmasına ilişkin bölümünde, şunlar kaydedildi:

 

“Yeşil büyümenin başta istihdam yaratma ve teknoloji gelişimi olmak üzere getireceği bütün fırsatlardan faydalanılmasını benimseyecek, sürdürülebilir üretim tüketimi sağlamak üzere kamu alımlarında çevre dostu ürünlerin tercih edilmesini sağlayacağız. İklim değişikliği başta olmak üzere, artan çevresel sorunlara karşı hassasiyet ve tabii afetler konusunda hazırlıklı olmak, bu dönemde de halkımıza ve yegane yaşam ortamımız dünyaya karşı partimizin en önemli yükümlülükleri arasında yer almaya devam edecektir. Çevreci bir ulaşım anlayışıyla başta kentler olmak üzere yolcu ve yük trafiğinin yoğunlaştığı alanlarda gürültü kirliliği dahil kirliliğin azaltılmasına özel önem vereceğiz. Başta karayolu olmak üzere, tüm ulaşım türlerinde sera gazı emisyonlarına yönelik çalışmalara öncelik verecek ve gerekli takip sistemini kuracağız. Büyükşehirlerde akıllı sistemlerle desteklenen bütünleşik toplu taşıma sistemlerini hayata geçireceğiz. Elektrikli demiryolu hatlarını yaygınlaştırarak sera gazı emisyonlarını azaltacağız. Trafiğin yoğun olduğu tarihi şehir merkezlerinde trafiği yer altına alacağız. Şehirlerde yeni gelişen alanlarda kişi başına 10 metrekare olan yeşil alan şartını, 15 metrekareye çıkaracak ve uygulamayı etkinleştireceğiz. Belediyelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve özel sektörün kuracağı hayvan bakım merkezlerini ve hastaneleri teşvik edeceğiz. Atık yönetimi hizmetlerinin desteklenmesine devam edeceğiz.”

 

Küçük hidroelektrik santrallere (HES) ilişkin çevre duyarlılığının en üst düzeyde hayata geçirileceği belirtilen beyannamede, yer üstü ve yer altı su kaynaklarını kapsayacak şekilde, hukuki ve kurumsal olarak “Bütüncül Su Kaynakları Yönetimi Modeli”ne geçileceği, Su Kanunu çıkarılarak, su yönetimine ilişkin mevzuattaki eksiklik ve belirsizliklerin giderileceği anlatıldı.

 

Beyannamede, 2016 yılına kadar bütün akarsu ve göllerin su kalitesinin, AB normlarına göre izleneceği, evsel, sanayi ve sulamadan dönen suların iyileştirilerek yeniden kullanılmasının sağlanacağı belirtildi.

 

Beyannamede, orman varlığının bu yıl 22 milyon hektara yükseltileceği, 2015-2019 yılları arasında, 12 milyon 700 bin dekar alanda 1 milyar 250 milyon fidanın toprakla buluşturulacağı anlatıldı.

 

Afet Yönetimi

 

Beyannamede, afet ve acil durumlara ilişkin hizmetlerin ve kurumlararası işbirliğinin yerelde tek merkezden etkin şekilde yürütülmesi ihtiyacına yönelik her ilde standart tip ve kalitede afet ve acil durum yönetim merkezleri kurulacağı belirtildi.

 

Türkiye’nin her yerine en geç 1,5 saat içerisinde ulaşabilmek için havadan arama kurtarma kapasitesinin geliştirileceği ifade edilen beyannamede, afet anında kesintisiz iletişimi sağlamak amacıyla kesintisiz ve güvenli haberleşme sisteminin kurulacağı kaydedildi.

 

Afetlere dirençli bir toplum

 

Beyannamede, afete dayanıklı yapı stoğu ile kriz yönetiminden risk azaltmayı önceleyen bir yapıya geçilmesinin planlandığı belirtilerek, şöyle devam edildi:

 

“Amacımız en kötü senaryolarda dahi afetlere dirençli bir toplum yapısı oluşturmaktır. Doğal afet sigorta sisteminin yaygınlaştırılması çalışmalarına devam edeceğiz. Altyapı tesislerinin afetlere daha dayanıklı olarak inşa edilmesini sağlayacak ve inşaatların denetiminin bağımsız, ehil ve yetkili kişi ve kurumlar aracılığıyla güçlendirilmesini temin edeceğiz. Bu çerçevede, yapı denetimi mevzuatını yeniden düzenleyeceğiz. Afet yönetimi konusunda risk yönetimi ve toplumun direncinin artırılmasına yönelik faaliyetlere yer verecek bütüncül bir çerçeve yasa çıkaracağız. Başta mekansal planlama mevzuatı olmak üzere, arazi kullanım kararları içeren çeşitli mevzuatların 7269 sayılı yasa ile uyumlu hale getirilmesini sağlayacağız. Afet ve acil durum hizmetlerinden sorumlu kurum ve kuruluşların sorumluluklarının ve görev dağılımının yeniden tanımlanmasını sağlayacağız.”

 

Bölgesel Afet Eğitim Merkezlerinin ve Gezici Afet Eğitim Merkezlerinin sayısının artırılacağı kaydedilen beyannamede, Bütünleşik Afet Tehlike Haritasının hazırlanmasının hedeflendiği aktarıldı.

 

Her türlü bilimsel çalışmayı kapsayan Türkiye Afet Bilgi Bankasının kurulacağı da ifade edilen beyannamede, “Ülkemizin her yerine en geç 1,5 saatte ulaşabilmek adına Ankara, Bursa, Erzurum ve Samsun’da 4 helikopter ile havadan arama kurtarma kapasitesini geliştiriyoruz” denildi.

 

Beyannameye göre, elektronik ticaretin geliştirilmesi amacıyla mevzuat çalışmaları tamamlanacak. Perakende ticaretin düzenlenmesine ilişkin kanun ile ilgili ikincil düzenlemeler yapılacak.

 

Gürcistan ile “Tek Durakta Kontrol ve Ortak Kapı Projesi” tamamlanacak, Irak ile Derecik ve Üzümlü gümrük kapıları 2015 Haziran ayına kadar, Aktepe Gümrük Kapısı ise 2015 yılı sonuna kadar açılacak, Gülyazı ve Ovaköy gümrük kapılarını açma çalışmaları da hızlandırılacak.

 

Kamunun en kapsamlı dört temel veri tabanından biri olan Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS) ile ticari işletmeler, şirketlerin tüm kuruluş ve değişiklik işlemleri elektronik ortama taşındı, gelecek dönemde Türkiye’deki tüm ekonomik birimler sisteme dahil edilecek.

 

Golf turizmi, yayla turizmi ele alınacak

 

Gelecek dönemde deniz, kum ve güneş turizminin yanı sıra sağlık ve termal turizm, kış turizmi, golf turizmi, deniz turizmi, eko-turizm ve yayla turizmi, kongre ve fuar turizmi gibi turizm türlerini öncelikli olarak ele alınarak geliştirilecek.

 

Turizm Gelişim Bölgeleri, Turizm Koridorları, Turizm Kentleri ve Ekoturizm Bölgelerinin geliştirilmesi yaklaşımıyla 9 turizm gelişim bölgesi, 7 tematik koridor, 10 turizm kenti ve 5 ekoturizm bölgesi gerçekleştirilecek.

 

DOKAP Turizm Master Planı Uygulamaları çerçevesinde “Yeşil Yolculuk” kavramı öne çıkarılacak, Samsun’dan Artvin’e kadar sekiz ili kapsayan alanda yeşil yol çalışmaları sürdürülecek.

 

Kış turizmi açısından rekabet gücü yüksek olan Doğu Anadolu Bölgesi için Kış Turizmi Strateji Belgesi hazırlanacak.

 

Demre, Aydıncık ve İzmir Yeni Foça Yat limanları ile İzmir Turan Yat Limanı tamamlanacak.

 

Türkiye’nin tarihi, kültürel ve turizm değerlerinin tanıtımında yer alan tüm unsurlarının, ülke imajının güçlendirilmesi bakımından bir bütün olarak ele alınacağı küresel bir reklam kampanyası uygulanacak.

 

Termal sağlık turizminde 100 bin yatak kapasitesiyle, 600 bini tedavi amaçlı olmak üzere 1,5 milyon yabancı turiste hizmet sunulması, bu hizmet karşılığında 3 milyar dolar gelir elde edilmesi hedefleniyor. Medikal turizm alanında da 750 bin yabancı hasta tedavi edilecek ve 5,6 milyar dolar gelir sağlanacak.

 

Türkiye’nin bu hizmetler sayesinde dünyanın ilk 5 destinasyonu içerisinde yer alması hedefleniyor.

 

Sağlık turizminde hedef ülke bazlı eylem planları hazırlanarak, uygulamaya konulacak.

 

Yurtdışı müteahhitlik sektöründe finansmana erişimde ilave destekler

 

İnşaat sektöründe de teknik müşavirlik firmalarının uluslararası pazarlarda güçlenmesi ve konumlanmasına yönelik olarak yurtdışında ofis, reklam, tanıtım, pazarlama faaliyetleri, fuar, seminer/konferanslara katılım, yurtdışı eğitim faaliyetleri, pazar araştırması, heyet programları ve sözleşme desteklerinden faydalanan firma sayısı ve toplam destek miktarı artırılacak.

 

Yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinde kaliteyi artıran ve yapı malzemelerinin ihracat potansiyelini yükselten faaliyetler desteklenecek.

 

Yurtdışı müteahhitlik hizmetleri sektörüne finansmana erişim konusunda ilave destekler sağlanacak.

 

Bu kapsamda, yurtdışı müteahhitlik projelerinin finansmanı amacıyla muhatap devletlerin garantisi altında ilgili ülkelerdeki kamu kuruluşlarına kullandırılacak kredilerin yanı sıra özel sektördeki fırsatların değerlendirilmesini teminen yurtdışında yerleşik bankalara kredi açılması uygulaması yaygınlaştırılacak.

 

Yapılarla ilgili politika önerileri ve standart geliştirilmesi, yenilikçi ve sürdürülebilir tasarım, yapım teknikleri ve malzeme-ekipmanların araştırılması, geliştirilmesi ve kentsel dönüşüm de dahil olmak üzere inşaat sektörünün üretim sürecine kanalize edilebilmesi doğrultusunda yönlendirici ve destekleyici bir “Yapı Araştırma Merkezi” kurulmasına yönelik hukuki altyapı hazırlanacak, organizasyonel yapı ve çalışma usulleri belirlenecek.

 

AK Parti’nin 1 Kasım 2015 Milletvekili Genel Seçimleri’ne ilişkin beyannamesinde, patent borsasının kurulacağı belirtilerek, fikri haklara konu ürün ve eserlerin, ülke ekonomisine katkısının tespiti, izlenmesi, değerlendirilmesini sağlayacak bilgi ve veri altyapısının güçlendirileceği bildirildi.

 

Yeni dönemde Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerinin artırılmasına yönelik destek sağlayan kurumlar arasında koordinasyonun güçlendirileceği belirtilen beyannamede, desteklerin etkinliğinin artırılacağı ifade edildi.

 

Beyannamede, 6550 sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun’un ikincil mevzuat çalışmaları tamamlanarak hayata geçirileceği belirtilirken, kanunun hayata geçmesiyle araştırma altyapılarının, özel sektörle çok daha yakın şekilde çalışması sonucunda, araştırmaların ticarileşmesine önemli destek sunulacağına işaret edildi.

 

Dışa bağımlılığın yüksek olduğu sektörlerde, yerli ürün ve teknolojilerin geliştirilmesine yönelik araştırma programlarının desteklenerek etkinleştirileceğinin altı çizilen beyannamede, “Ar-Ge faaliyetlerinin ürün ve hizmete dönüşmesini desteklemek amacıyla üniversite, sanayi ve kamu kurumları arasındaki işbirliklerini güçlendireceğiz, doktora mezunu olanlar başta olmak üzere, araştırmacı insan gücünü nicelik ve nitelik olarak iyileştirilecek ve özel sektörde daha fazla araştırmacı istihdam edilmesini sağlayacağız” denildi.

 

Temel ve sosyal bilimlerde araştırmacıların yetiştirilmesi ve bu alandaki araştırma faaliyetlerinin nitelik ve nicelik olarak artırılmasının teşvik edileceği belirtilen beyannamede, Ar-Ge ve tasarım faaliyetlerine destek ve katkının artırılacağı ifade edildi.

 

Beyannamede, “Tasarım merkezlerini, Ar-Ge merkezleri gibi destekleyecek, Ar-Ge ve tasarım personelinin daha esnek çalışmasına olanak sağlayacağız. Ayrıca, KOBİ’lerin siparişe dayalı Ar-Ge ve tasarım faaliyetlerini destekleyeceğiz. Bilim merkezlerinin sayısını artıracağız. Bilim Merkezleri’nde sergilenen bilimsel materyallerin yerli imkanlarla üretimi için çalışma başlattık, TÜBİTAK’ta bununla ilgili çağrıya çıktık. İlk defa iktidarımız döneminde bilim diplomasisi faaliyetlerini başlattık. Önümüzdeki dönemde yurtdışında yer alan bilimde öncü 10 ayrı merkeze, Bilim Müşaviri ve Ataşesi ataması yapacağız. Sınai mülkiyet ve yönetimi ile ilgili konularda yayın yapacak “Teknoloji Transfer Platformu”nu kuracağız. Böylece lisanslanmak veya devredilmek istenen, ihtiyaç veya ilgi duyulan konular ve teknolojiler ile ilgili bilgileri ortak kullanıma açmış olacağız” taahhüdünde bulunuldu.

 

Yargı, gümrük, kolluk hizmetleri, kamuda fikri hakların korunması ve denetlenmesiyle ilgili birimlerde yeterli beşeri ve kurumsal kapasite oluşturulacağı kaydedilen beyannamede, işletmelerin, fikri haklar sisteminden ve desteklerinden daha etkin yararlanmalarını sağlamak üzere, teknoloji transfer ve yenilik merkezlerinde hizmet kapasitesinin geliştirileceği bildirildi.

 

Beyannamede, “Patent borsasını kuracağız. Fikri haklar sistemi konusunda kamuoyunun her düzeyde bilgilendirilmesine yönelik tanıtım ve eğitim faaliyetleriyle toplumsal bilincin artırılmasını sağlayacağız. Fikri haklara konu ürün ve eserlerin ülke ekonomisine katkısının tespiti, izlenmesi ve değerlendirilmesini sağlayacak, bilgi ve veri altyapısını güçlendireceğiz” ifadeleri yer aldı.

 

Türkiye’deki genetik kaynaklar, geleneksel bilgi, geleneksel, kültürel ve folklorik ifadelerin korunmasına yönelik bir yol haritasının oluşturulacağı taahhüdünde de bulunulan beyannamede, “Öncelikli Teknoloji Alanlarında Ticarileştirme Öncelikli Dönüşüm Programı” ile temel hedeflerin; teknolojik ürün ve marka sayısını artırmak, araştırma ve yenilik merkezlerini güçlendirmek, nitelikli insan sayısını artırmak ve yenilikçi girişimciliği geliştirmek olduğu belirtildi.

 

Beyannamede, “Bu kapsamda; öncelikli sektörlerde teknolojik ürün yatırımlarını ve prototip geliştirme süreçlerini destekleyeceğiz. Enerji, sağlık, havacılık, uzay, otomotiv, raylı sistemler, bilişim ve savunma sektörleri gibi öncelikli sektörlerde teknolojik ürün yatırımlarını ve kümelenme çalışmalarını destekleyeceğiz. Sanal ve gerçek ortamlarda kamu-üniversite-sanayi işbirliği platformları oluşturacağız. Ülkemizdeki akredite test altyapısını geliştireceğiz. Araştırma merkezlerini özel sektörün kullanımına daha fazla açacağız. Yenilikçi girişimcilerin ticarileştirme projelerine yönelik destek sağlayabilecek kredi garanti mekanizması oluşturacağız” denildi.

 

KOBİ’ler başta olmak üzere girişimciler ve yatırımcılar arasındaki ağlarla mentörlük hizmetleri gibi mekanizmaların merkezi ve yerel düzeyde geliştirileceği kaydedilen beyannamede, girişimcileri desteklemek için finansman eksiğinin en çok hissedildiği erken aşamaya yönelik bir fonkurulacağı, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin TSE ve patent belgelerinin maliyetlerinin devlet tarafından karşılanmasının sağlanacağı kaydedildi.

 

Öncelikli sektörlerde yenilikçi girişimciliği desteklemek amacıyla kuluçka merkezleri ve hızlandırıcılar kurulacağı belirtilen beyannamede, fikri ve sınai haklar konusunda ticarileştirmeyi destekleyecek düzenlemeler yapılacağı bildirildi.

 

“Kamu Alımları Yoluyla Teknoloji Geliştirme ve Yerli Üretim Öncelikli Dönüşüm Programı”yla kamu alımlarının kaldıraç gücünü kullanarak, yerli teknoloji ve üretimi geliştirmenin amaçlandığı vurgulanan beyannamede, her yıl 100 milyar lirayı aşan kamu alımlarının, Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerine katkı sağlayacak; yeniliği, yerlileştirmeyi, teknoloji transferini ve yenilikçi girişimciliği teşvik edecek etkili bir politika aracına dönüştürüleceği bildirildi. Bu kapsamda; kamu alımlarında orta-yüksek ve yüksek teknoloji sektörlerindeki yerli firmaların payının artırılacağına dikkat çekilen beyannamede, uluslararası doğrudan yatırımların daha fazla cazip hale getirileceği, Ar-Ge harcamalarının artırılacağı ifade edildi.

 

Kamu kurum ve kuruluşlarında farkındalığın ve kapasitenin artırılacağı, uluslararası yükümlülükler de dikkate alınarak yüksek teknolojili ürünlerde kamu alım garantili tedarik modelinin uygulanabilmesi için Kamu İhale Kanunu ve ilgili diğer mevzuatta gerekli düzenlemelerin yapılacağının yer aldığı beyannamede, şunlar kaydedildi:

 

“Yüksek teknolojili ürünlerde kamu alım garantisine dayalı üretim yapılabilmesi için ürün bazlı yerli tedarik modelleri geliştirecek ve uygulayacağız. Uygulamanın etkinliği için koordinasyon ve izleme mekanizmaları kuracağız. Türkiye’nin bilim ve teknolojiye dayalı yeni ekonomik yapısı, dış dünya ile ilişkileri de farklı bir düzleme taşıyacaktır.

 

Temel amacımız tarihte olduğu gibi ülkemizi geniş coğrafyaların nitelikli beyinleri için bir cazibe merkezine dönüştürmek, dünyadaki konumumuzu üst noktalara taşıma mücadelesinde beyin göçünü engellerken, başlattığımız tersine beyin göçünü hızlandırmaktır. Bu çerçevede hazırladığımız ‘Nitelikli İnsan Gücü İçin Çekim Merkezi Öncelik Dönüşüm Programımız’la, başta yurtdışındaki vatandaşlarımız olmak üzere yerli ve yabancı nitelikli insan gücü için ülkemizi cazibe merkezi haline getireceğiz.”

 

Program kapsamında, iş piyasası, üniversiteler, kamu ve özel Ar-Ge merkezlerinde yurtdışından nitelikli insan gücüne ihtiyaç duyulan alanların belirleneceği kaydedilen beyannamede, iş, yatırım, çalışma, eğitim ve kültür ortamının yurtdışında tanıtımına yönelik faaliyetlerin artırılacağı, yurtdışında bilim ve teknoloji müşavirleri görevlendirileceği bildirildi.

 

“Yurtdışındaki Türk araştırmacılar için bir veri tabanı ve kataloğu oluşturacağız”

 

Beyannamede, Avrupa Birliği Çerçeve Programlarına katılımın artırılmasına yönelik çalışmaların artırılacağı ve Türkiye’nin ekonomik, tarihi, kültürel bağlarının güçlü olduğu ülkelerle AB Çerçeve Programlarına benzer programlar geliştirileceği belirtilerek, öncelikli teknoloji alanlarında, araştırma merkezleri ve yükseköğretim kurumlarının yurtdışındaki muadilleriyle işbirliklerinin geliştirileceğine işaret edildi. Yurtdışındaki lisansüstü eğitimli vatandaşların, ülke ile ilişkilerinin canlı tutulması için bir iletişim ağı oluşturacağı vurgulanan beyannamede, yurtdışındaki Türk araştırmacılar için bir veri tabanı ve kataloğu oluşturulacağı belirtildi.

 

Türkiye’de yatırım yapacaklara yönelik tanıtımların yaygınlaştırılacağı ve Ar-Ge altyapısı alanında yeni firma oluşumları ve girişimcilik faaliyetlerinin destekleneceği kaydedilen beyannamede, üniversitelerde yabancı öğrenci sayısının artırılmasına yönelik yatırımların teşvik edileceği ve yabancı öğrenci sayısının artırılacağı bildirildi.

 

Turkuaz Kart sistemi geliştirilecek

 

Beyannamede, “Nitelikli insan gücü için çalışma izni sürecini hızlandıracak, bu amaçla özel bir Turkuaz Kart sistemi geliştireceğiz. Nitelikli yabancı uyruklu çalışanların ve ailelerinin ikamet iznine ve çalışmalarına ilişkin süreçleri kolaylaştıracak ve iyileştireceğiz. Araştırma projelerinde sözleşmeli yabancı uzman çalıştırılmasını kolaylaştıracağız. Bilim ve araştırma insanlarının ülkemize araştırma, ders verme ve konferans amaçlı ziyaret mekanizmalarını çeşitlendireceğiz” denildi.

 

Yurtdışındaki üniversite öğrencileriyle bilim, sanat ve kültür alanlarında öne çıkan yüksek nitelikli insan gücü için değişim, hareketlilik veya staj programlarının geliştirileceğinin altı çizilen beyannamede, “Yurtdışında lisansüstü eğitim yapmış olan vatandaşlarımızın Türkiye’ye dönmelerini sağlamaya yönelik Ar-Ge desteklerini yaygınlaştıracağız. Tüm bu eylemleri, yurtiçinde insanımızın istihdamını ikame etmeyen, aksine istihdam imkanlarını genişleten bir anlayış içinde hayata geçireceğiz” sözü verildi.

 

AK Parti’nin milletvekili seçimlerine ilişkin seçim beyannamesinde, Türkiye’nin dış politikada elde ettiği kazanımların, ekonomik refahı ileriye taşıyarak, karşılıklı etkileşime dayalı sosyal gelişimi beslediği belirtilerek, “Elde ettiğimiz diplomatik başarılar, artan uluslararası ilişkiler, ülkemiz için ticaret ve finans başta olmak üzere her alanda yeni işbirliği imkanları sağlamakta, bu da ülkemizin kalkınmasına önemli katkı sağlamaktadır” ifadesine yer verildi.

 

AK Parti’nin seçim beyannamesinde, “Vizyoner ve Öncü Ülke” başlığı altında, AK Parti’nin dış politikasını hakkaniyet eksenine oturttuğu belirtildi.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde AK Parti’nin güçlünün değil, haklının yanında olduğu vurgulanan beyannamede, tüm dünya mazlumları ve mağdurları için adalet, özgürlük ve demokrasi ideallerini savunduğu kaydedildi.

 

Beyannamede, “Dış politikada elde ettiğimiz kazanımlar, öncelikli olarak ticareti ve uluslararası doğrudan yatırımları artırarak ekonomik refahımızı ileriye taşımakta ve karşılıklı etkileşime dayalı olarak sosyal gelişimimizi beslemektedir. Elde ettiğimiz diplomatik başarılar, artan uluslararası ilişkiler, ülkemiz için ticaret ve finans başta olmak üzere her alanda yeni işbirliği imkanları sağlamakta, bu da ülkemizin kalkınmasına önemli katkı sağlamaktadır” ifadesi vurgulandı.

 

Küresel ekonomik kriz nedeniyle birçok ülkenin dış misyonlarında küçülmeye giderken Türkiye’nin tam aksine hızla büyüdüğü belirtilen beyannamede, 2003 yılında 166 olan Türkiye Cumhuriyeti’nin yurt dışındaki misyon sayısının, 2015 yılı itibarıyla 259’a çıkarıldığına dikkat çekildi.

 

Dünya ve ülke şartları dikkate alınarak dış politikanın geliştirileceğinin belirtildiği beyannamede, şunlar kaydedildi:

 

“Tarih önünde doğru yerde bulunuyoruz. Bu duruşumuzu daha geniş, etkili ve fazla çaba ile önümüzdeki dönemde de sürdüreceğiz. Kıbrıs Türk halkının uluslararası toplum içerisindeki haklı yerini alabilmesi, temel önceliklerimizden biridir. KKTC’nin ekonomik altyapısının güçlendirilmesi ve refahının arttırılması için bugüne kadar kararlılıkla attığımız adımlara devam edeceğiz. Kıbrıs’ta, her iki halkın asli kurucu iradelerini, siyasi eşitliklerini ve adanın ortak sahibi olmalarını temel alan müzakere edilmiş adil ve kalıcı bir çözüm için garantör ülke olarak yapıcı katkımızı sürdüreceğiz ve Birleşmiş Milletler’in bu yöndeki çabalarını destekleyeceğiz.”

 

Kuzey Afrika ve Orta Doğu coğrafyasında, birleştirici ve yapıcı bir rol oynamaya devam edileceğinin ifade edildiği beyannamede, AK Parti’nin Türkiye’nin temel değerlerinden biri olan halkın iradesine dayanan demokrasinin herkesin hakkı olduğunu savunmaya devam edeceği kaydedildi.

 

Beyannamede, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’da istikrarın tesisine katkıda bulunurken, bölge ülkeleriyle karşılıklı faydaya dayalı çok boyutlu politikalar izlemenin de AK Parti’nin öncelikleri arasında yer alacağı belirtildi. AK Parti’nin, Orta Doğu’da etnik ve mezhebi ayrılıklara dayalı çatışmaların ve dışlayıcı yaklaşımların karşısında olduğu vurgulanarak, Irak’ın karşı karşıya bulunduğu ciddi tehdit ve sınamalar ışığında, kapsayıcı bir siyasi iktidar tesis edilmesine destek vermeye ve bu süreçte üzerine düşen katkıyı yapmaya devam edeceği ifade edildi.

 

Filistin sorununa da dikkat çekilen beyannamede, İsrail’in Mavi Marmara saldırısıyla ilgili olarak Mart 2013’te özür dilemesinin ardından başlayan normalleşme sürecinde ilerleme kaydedilmesinin, Filistin’e yönelik saldırılar ve başta Gazze olmak üzere uyguladığı acımasız ambargo sona ermedikçe mümkün olamayacacağının altı çizildi.

 

“Türkiye, Suriyeli sığınmacıların sesi olacak”

 

Rejimin zulmünden ve DAEŞ teröründen kaçan Suriyeli ve Iraklı vatandaşların yanlarında yer almaya devam edileceğinin bildirildiği beyannamede, Türkiye’nin ilgili tüm uluslarararası platformlarda Suriyelilerin sesi olacağı ifadesine yer verildi.

 

Balkanlarda, barış ve istikrar ortamını tehdit etme potansiyeli barındıran etnik, dini ve siyasi gerginliklerin önlenmesine katkıda bulunmanın temel hedefler arasında yer aldığı kaydedilen beyannamede, Türkiye-Bosna-Hersek-Sırbistan ve Türkiye-Hırvatistan-Sırbistan üçlü mekanizmalarını da kullanarak, Balkan ülkeleriyle ilişkileri güçlendirmeye, barış ve istikrarın kalıcı hale getirilmesi suretiyle toplumsal huzur ortamının tesisine katkı sağlamaya devam edileceği belirtildi.

 

“(AB) Yeni bir süreç başlatacağız”

 

Avrupa Birliği kurumları ve üye ülkeleriyle iyi ilişkilerin geliştirilmeye devam edileceği bildirilen beyannamede, şunlar kaydedildi:

 

“Avrupa Birliği üyeliğimizin ekonomik dinamizm başta olmak üzere birçok alanda birliğe önemli katkılarda bulunacağı gerçeğiyle devletler arası ilişkilerin ötesinde toplumdan topluma ve iş dünyaları arasında ilişkileri geliştirerek yeni bir süreç başlatacağız. Vizelerin kaldırılması, gümrük birliğimizin güncellenmesi, mali işbirliğimizin derinleştirilmesi gibi yeni inisiyatiflerle Türkiye-AB ilişkilerinde pozitif gündemi güçlendirmeyi hedefliyoruz.”

 

“ABD ve Rusya ile ilişkiler geliştirilecek”

 

ABD ile ilişkileri karşılıklı saygı ve güven temelinde geliştirmeye devam edileceği kaydedilen beyannamede, enerji ve ticaret başta olmak üzere, Rusya ile ilişkilerde yakalanan ivmeyi muhafaza etmeye ve daha da güçlendirmeye gayret gösterileceği belirtildi.

 

Ukrayna’nın toprak bütünlüğü ve uluslararası hukuk temelinde diplomatik yöntemlerle çözüm bulunması yönünde yürütülen çabaların desteklenmeye devam edileceği ifade edilen beyannamede, AK Parti’nin, Kırım Tatar Türklerinin güvenlik ve refahının temini, hak ve çıkarlarının genişletilerek güvenceye kavuşturulması bakımından Ukrayna ile Rusya arasındaki diyalog çabalarını desteklemeyi ve gerekli girişimlerde bulunmayı sürdüreceği belirtildi.

 

Beyannamede, Güney Kafkasya’daki anlaşmazlıkların çözümüne ilişkin ise şu ifadelere yer verildi:

 

“Azerbaycan toprakları ile Yukarı Karabağ’daki işgalin sona erdirilmesi ve Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki gerginliklerin sonlanması için çaba göstermeye devam edecektir. Önümüzdeki dönemde, Ermenistan ile ilişkilerin normalleşmesine yönelik adımlarımız da sürecektir. Ermenistan’ın karşılıklı yarar ve işbirliğinin önünü açacak kapsayıcı, adil hafıza arayışı içine giren bir anlayışa yönelmesini ve açılımlarımıza ileri görüşle mukabelede bulunmasını bekliyoruz. Barış, istikrar ve refah ortamının Kafkaslar’a teşmilinin ancak böylelikle mümkün olabileceğini düşünüyoruz. Kafkasya’da oluşturduğumuz Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan, Türkiye-Azerbaycan- İran ve Türkiye-Türkmenistan-Azerbaycan üçlü mekanizmaları da meyvelerini vermeye başlamıştır. Kafkasya ve Orta Asya ülkeleriyle ilişkilerimizin daha da geliştirilmesi ve geçtiğimiz dönemde kurulan Türk Konseyi’nin daha da güçlendirilmesi temel hedeflerimiz arasında yer almaktadır.”

 

“Afrika’da 20 milyar dolarlık ticaret hacmi yukarı taşınacak”

 

Afrika’daki büyükelçilik sayısının beş yıllık dönemde 12’den 39’a yükseldiğine dikkat çekilen beyannamede, Türk firmalarının ve işadamlarının Afrika pazarında etkin hale gelebilmeleri ve pazar payını arttırmaları için sarf edilen gayretler neticesinde 20 milyar dolar seviyesini aşan toplam ticaret hacminin daha da ileri taşınması için gayret edileceği kaydedildi.

 

Asya-Pasifik bölgesiyle ilişkileri derinleştirmeye ve geliştirmeye devam edileceği ifade edilen bayannamede, Çin, Japonya, Kore Cumhuriyeti, Endonezya ve Malezya ile stratejik seviyeye yükseltilen ilişkilerin daha da ileri bir noktaya taşımanın hedeflendiği belirtildi.

 

Afganistan ve Pakistan’ın istikrarı için katkıda bulunmanın sürdürüleceği kaydedilen beyannamede, Hindistan ile ilişkilerin güçleneceği, yeni coğrafyalara erişim sağlama politikası çerçevesinde, Latin Amerika ve Karayipler ile artan ticaret hacminin muhafaza edileceği vurgulandı.

 

Beyannamede, küresel kalkınma gündemine katkı ve insani diplomasi konularına da değinilerek, “Adalet ve Kalkınma Partisi olarak, refah artışını sadece kendi milletimiz için değil, tüm insanlık için istiyoruz. Irk, din, dil, köken ayırt etmeksizin, yakın çevremizden başlayarak, tüm dünyada açlıkla yoksullukla çatışmalarla afetlerle ve diğer küresel sorunlarla mücadeleyi destekliyoruz”  ifadesi kullanıldı.

 

TİKA’nın “Program Koordinasyon Ofisi” sayısını 49’a, faaliyet gösterdiği ülke sayısını da 140’a yükselttiği, kamu sektörü tarafından yapılan yardım faaliyetleri ve özel sektörün dış yatırımları ile sivil toplum kuruluşlarının faaliyetleriyle toplam kalkınma yardımlarının 2014 yılında 6 milyar dolara ulaştığı hatırlatıldı.

 

Hayata geçirilecek “Kalkınma İçin Uluslararası İşbirliğinin Geliştirilmesi Öncelikli Dönüşüm Programı” kapsamında eğitimde uluslararası hareketlilik ve işbirliği desteği sağlanacağı, küresel farkındalığı artırmaya dönük eğitimler verileceği, uluslararası örgütlerdeki Türk uzman personel sayısının artırılacağı ve Türkiye’nin acil ve insani yardım kapasitesininin güçlendiriliceği bildirildi.

 

“Vize muafiyeti süreci tamamlanacak”

 

Bölgesel ve uluslararası işbirliğine ilişkin insani kalkınma ve ekonomik refahı artırma perspektifiyle hareket edileceği belirtilen beyannamede, şu ifadelere yer verildi:

 

“Son dönemde, vize muafiyeti hususunda her iki tarafça kabul edilecek bir çözüm bulunmasına yönelik olarak AB Komisyonuyla karşılıklı yapıcı bir anlayış içinde gerçekleşen yoğun temaslarımız sonucunda 2013 yılında başlatılan Vize Muafiyeti Diyaloğu süreci tamamlanacaktır. AB’nin yanı sıra geçmişte uzak coğrafyalar olarak nitelendirilen bölgelerle kurduğumuz ilişkilerin sağlamlaştırılması ve derinleştirilmesini sürdüreceğiz. Güvenlik ve savunma politikamızın merkezinde olan NATO’nun, gerek askeri gerek siyasi etkinliğinin daha da güçlendirilmesine yönelik çalışmaları bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da destekleyeceğiz. Yakın çevremizde refah ve istikrar kuşağı oluşturmaya yönelik yaklaşımımız temelinde, başta komşularımız olmak üzere, tüm ülkelerle sorunları geride bırakma ve ortak çözümler üretme yönünde adımlar atmaya devam edeceğiz.”

 

“Diplomatik misyon sayısı artacak”

 

Başta Afrika kıtası olmak üzere, dünya genelindeki diplomatik misyon sayısının artırılacağı belirtilerek, “Medeniyetler İttifakı” ve “Barış İçin Arabuluculuk” gibi girişimlere öncülük edileceği, 2016’da İslam İşbirliği Teşkilatı zirvesine ve benzeri birçok uluslararası toplantıya ev sahipliği yapılacağı, ayrıca G-20 Dönem Başkanlığının Türkiye’nin küresel gündemde yer alan konulara katkı sağlaması ve “görünürlüğümüzü artırması” bakımından bir fırsat olarak değerlendirileceği vurgulandı.

 

Dış politikada “En Az Gelişmiş Ülkelere” verilen önemin uluslararası planda görünür kılınmasının sağlanacağı taahhüt edilen beyannamede, şu ifadelere yer verildi:

 

“Önümüzdeki dönemde ayrıca, Avrupa Konseyi bütçesine en çok katkıda bulunan ülkeler grubuna katılarak Avrupa mimarisindeki yerimizi pekiştireceğiz. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’ndeki (AKPM) milletvekili sayımızı 12’den 18’e çıkarmayı, Türkçe’nin AKPM’nin çalışma dilleri arasına girmesini ve Avrupa Konseyi bünyesinde hazırlanan, başta temel hak ve özgürlükleri ilgilendiren sözleşmelere taraf olmayı öngörmekteyiz. İnsan haklarının korunması ve geliştirilmesini öncelikli siyasi hedefleri arasında benimseyen iktidarımız, çeşitli ülkelerdeki insan hakları ihlallerinin de dünya kamuoyunun dikkatine getirilmesi ve bu ihlaller hakkında uluslararası platformlarda, özellikle BM’de kararlar çıkarılmasında aktif rol oynamaya devam edecektir”

 

Beyannamede, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarına “Milletine hizmeti esas alan devlet anlayışıyla” yaklaşıldığı kaydedilerek, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın kurulduğu, 750 bin mavi kartlı vatandaşın mağduriyetinin giderildiği, Yunus Emre Enstitüsü sayesinde 30’dan fazla ülkede yer alan kültür merkezlerinde Türkçe öğretildiği, Kolombiya’dan Cibuti’ye, Zambiya’dan Japonya’ya, Portekiz’den Avustralya’ya, dünyanın hemen her köşesinde, yurt dışı misyonlarınca sanat kültür ve akademik içerikli etkinlikler düzenlendiği, TİKA’nın 2002-2014 döneminde 13 binin üzerinde proje yürüttüğü, 2002-2014 yılları arasında KKTC’ye toplam 8,9 milyar lira yardım ulaştırıldığı hatırlatıldı.

 

“Yurt dışındaki Türk vatandaşlarına seçilme hakkı verilecek”

 

Beyannamede, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarına yönelik yapılacak çalışmalara ilişkin şu ifadelere yer verildi:

 

“Emekli vatandaşlarımız için Türkiye’ye getirdikleri araçlarının kalış süresini 2 yıla çıkarıyoruz. Sandıkları, yurt dışında yaşayan vatandaşımızın ayağına götürdüğümüz gibi, seçilme hakkı da sağlayacağız. Vatan hasreti çeken yurttaşlarımız aileleriyle birlikte Türkiye’ye gelmek istediğinde THY uçuşlarında 1 Kasım’dan sonra yüzde 20 indirim sağlayacağız. Dövizli askerlik bedelinin 6  bin avrodan bin avroya düşürülmesi için çalışmalara başladık. Yurt dışında yaşayan ailelerimize destek olmak üzere, birinci çocuğa 300 lira, ikinciye 400 lira, üçüncü ve sonraki çocuklar için ise 600 lira vereceğiz dedik ve 15 Mayıs 2015’de sizlerin de yararlandığı bu uygulamayı başlattık.

 

Din görevlisi ve öğretmen sayımızı artıracağız. Pasaport harçlarının yetişkinler için 100 avroya düşürülmesi için çalışmalara başladık. Türkiye’de mobil cihazlarınızı harç ücreti ödemeden (4 ay) kullanabilmeniz için düzenlemeler yapıyoruz. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın kişisel kullanıma mahsus yabancı plakalı araçlarının Türkiye’de kullanım sürelerini 2 yıla uzatacağız. İhtiyaç duyulan bölgelerde yeni başkonsoloslukların açılması ve yetersiz kalan başkonsolosluklarımızın binalarının yenilenmesi ve genişletilmesi için gerekli adımları atacağız. Üniversitelerin yurt dışında yerleşke/kampüs açabilmesi için yasal düzenlemeleri gerçekleştireceğiz. Üniversiteler bünyesinde Diaspora Araştırma Enstitülerinin kurulması ve geliştirilmesini destekleyeceğiz”

 

Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının Türkiye’ye yerleşmesi durumunda olası entegrasyon sorunlarına karşı programların da teşvik edileceği belirtilen beyannamede, yeni nesillerin Türkçe ve kültürü korumaları noktasında adımlar atılacağı,  aile değerlerinin yaşatılması için ilgili ülkeler nezdinde girişimlerde bulunulacağı ifade edildi.

 

“Danimarka ve Avusturya gibi ülkelerle kültür anlaşmaları yapılacak”

 

“Türkiye kökenli nüfusu barındıran tüm Batı Avrupa ülkelerinde kültür anlaşmalarının güncelleştirilmesini; Danimarka ve Avusturya gibi anlaşma olmayan ülkelerle anlaşma yapılmasını sağlayacağız” ifadesine yer verilen beyannamede, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarına yönelik faaliyet gösteren kurumların çeşitli projelerle faaliyetlerini zenginleştirecekleri ifade edildi.

 

“Kültürel coğrafyamızla işbirliği ve etkileşimin artırılması amacıyla Türkiye’nin merkezinde yer aldığı Orta Doğu, Orta Asya, Kafkasya, Balkanlar ve Afrika ile çok yönlü ilişkilerin kurulaca” belirtilen beyannamede, şu ifadelere yer verildi:

 

“Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımızın yurt dışında oluşturduğumuz temsilcilikleri aracılığıyla ilgili ülkelerde yaşayan vatandaşlarımızın, o ülkelerdeki sosyal haklarının daha etkin bir şekilde kullanımını destekleyeceğiz. Son dönemlerde açıkladığımız doğum hediyesi, çeyiz hesabı, konut destek hesabı gibi uygulamalardan yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız da istifade edecektir.”

 

AK Parti’nin milletvekili seçimlerine ilişkin seçim beyannamesinde, Kalkınma Bankasının ekonominin ihtiyaç duyduğu nitelikli projeleri daha fazla destekleyecek bir anlayış içinde yeniden yapılandırılacağı bildirildi.

 

AK Parti’nin 1 Kasım’da düzenlenecek genel seçime ilişkin açıkladığı seçim beyannamesinde, yeni dönemde de büyük çaplı ve yatırım niteliğindeki kamu alımlarında, alıcı kurumların yerli sanayiyi geliştirecek yönde kamu alım sürecini yönetme kapasitesinin geliştirileceği, kapasitenin ve iyi uygulamaların yaygınlaştırılmasına odaklanılacağı belirtildi.

 

Kentsel Dönüşüm Programının, kentleşmeyle ilişkili alanlarda imalat sanayisini yeniliğe yönlendirme ve küresel pazarlarda rekabet gücü sağlama perspektifiyle yönetileceği ifade edilen beyannamede, kamunun raylı ulaşım sistemi ihtiyaçlarının yurt içinden karşılanma oranının artırılacağı bildirildi.

 

Küresel rekabet gücünün artırılabilmesi için sektörel ve sektörler arası entegrasyonun güçlendirileceği kaydedilen beyannamede, “Bu kapsamda, tekstil, deri, mobilya sektörlerinin tarım sektörüyle, makine, tıbbi cihaz ve elektronik sektörlerinin hizmetler sektörüyle, makine, tıbbi cihaz, otomotiv sektörlerinin elektronik sektörüyle aralarındaki entegrasyonu güçlendireceğiz. Sanayi girdilerinin ülke içinden karşılanma oranının artırılmasını teminen, yüksek yatırım gerektiren ara malı ve sanayi hammaddelerinin üretimine öncelik vereceğiz. Bu kapsamda, bu tesisler için nitelikli ve büyük çaplı mekan hazırlıkları yapacak, yerli ve yabancı yatırımların özendirilmesi amacıyla mekanizmalar oluşturacak ve bu yatırımların kamu desteklerinden öncelikli olarak yararlanmasını sağlayacağız” taahhüdünde bulunuldu.

 

Beyannamede, “Yatırım mallarının ve ara malların vadeli ithalatında KKDF oranını yüzde 6’dan yüzde sıfıra indirerek sanayicinin girdi maliyetini azaltıyoruz. Yüksek teknolojili yatırımlara daha fazla destek vereceğiz. İleri teknoloji sınıfında yer alan yatırımları, öncelikli yatırımlar kapsamına aldık ve 5. bölge desteklerinden yararlandıracağız. Ar-Ge’ye dayalı sanayi yatırımlarına yönelik projeler için finansman sağlayacağız” denildi.

 

TÜBİTAK tarafından başta enerji, ulaştırma ve sağlık sektörleri olmak üzere imalat sanayisinde özel sektör tarafından hayat geçirilecek projelerin Türkiye Kalkınma Bankası aracılığıyla destekleneceği ve yüzde 50’ye kadar uygun koşullu finansman sağlanacağının bildirildiği beyannamede, “Kalkınma Bankamızı, ekonomimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli projeleri daha fazla destekleyecek bir anlayış içinde yeniden yapılandıracağız” sözü verildi.

 

“Yurt içi ilaç ihtiyacının yüzde 60’ı yurt içi üretimle karşılanacak”

 

Global klinik araştırma yatırımlarından Türkiye’nin aldığı payın ve yürütülen klinik araştırma sayısının yıl bazında yüzde 25 artırılması hedeflenen beyannamede, şunlar kaydedildi:

 

“Sağlıkta ulaştığımız kalitenin finansal olarak sürdürülebilmesi ile ilaç ve tıbbi cihaz alanında yerli üretimin artırılması temel amaçlarımızdandır. Bu çerçevede, önemli bir reform alanımız ‘Sağlık Endüstrilerinde Yapısal Dönüşüm Programı’dır. Program kapsamında, ilaç ve tıbbi cihazda yüksek katma değerli ürün üretebilen, küresel pazarlara ürün ve hizmet sunabilen ve yurt içi ilaç ve tıbbi cihaz ihtiyacının daha büyük bir kısmını karşılayabilen bir üretim yapısına geçeceğiz. Programımızın hedefi, yurt içi ilaç ihtiyacının değer olarak yüzde 60’ını yurt içi üretimle karşılamaktır. Uzun vadede ise araştırma altyapısını geliştirmek ve yeni ürünlerin keşfi yoluyla küresel değer zincirlerinde etkinliğimizi artırmayı hedeflemekteyiz.”

 

Sağlık Endüstrileri Yönlendirme Komitesinin oluşturulacağı, yerli Ar-Ge’nin ve üretimi destekleyecek şekilde “Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı”nın kurulacağı belirtilen beyannameye şöyle devam edildi:

 

“İlaç ve tıbbi cihaz alımlarında, yerli üretimi özendirici ve geliştirici tedbirler alacağız. Geri ödeme ve fiyatlandırma politikaları ile ruhsat süreçlerinde yerli üretim ilaç ve tıbbi cihazlara öncelik vereceğiz. Biyoteknolojik ilaç, biyomalzemeler, biyomedikal ekipman alanlarında araştırma altyapılarımızı geliştireceğiz. Plazma ürünleri ve aşıların yurt içi üretimini gerçekleştireceğiz. Sağlık endüstrisi alanında üretim yapacak KOBİ’lere yönelik finansal destek mekanizmaları geliştireceğiz. Buralarda üniversite-sanayi işbirliğini artıracak ve şirket kümelenmelerini özendireceğiz. Ülkemizin ihtiyacına göre planlanarak gerçekleştirilen Ar-Ge’nin faaliyetleri sonucunda üretilen ürünleri, fiyat ve geri ödeme uygulamaları açısından destekleyeceğiz.”

 

“Yerli marka otomobil üretimi çalışmalarını hızlandıracağız”

 

Otomotiv sektörüyle ilgili taahhütlere de yer verilen beyannamede, “Otomotiv sektöründe, tedarik zincirini kapsayan, tasarım, Ar-Ge’nin, üretim ve satış-pazarlama süreçleri bütününün yurt içinde geliştirilmesi, katma değerin artırılması, çevreye duyarlı yeni teknolojilerin geliştirilmesini sağlayacağız. Otomotiv sektöründe, küresel pazarların ihtiyaçlarına yönelik özgün tasarım araçlarla markalaşmayı teşvik edecek ve bu kapsamda yerli marka otomobil üretimi çalışmalarını hızlandıracağız” denildi.

 

Elektronik sektöründe çift amaçlı teknolojilerin uygulama imkanlarının dikkate alınacağını, sektörün ulaştırma, otomotiv, makine başta olmak üzere diğer sektörlerle entegrasyonunun artırılacağı belirtilen beyannamede, “Elektronik haberleşme alanında yeni nesil telsiz teknolojisine geçiş sürecinde baz istasyonu ve kontrol birimleri ürünlerinin geliştirilmesi ve üretimine önem vereceğiz” sözü verildi.

 

Bilgi ve iletişim teknolojileri destekli yenilikçi çözümlerin yaygınlaşmasında elektronik sektörünün üretici olarak yer almasının destekleneceği ifade edilen beyannamede, elektronik sektöründe rekabet öncesi Ar-Ge’nin teşvik edileceği, laboratuvar kapasitesiyle aydınlatma ve görüntü teknolojileri konusunda araştırma altyapısının geliştirileceği kaydedildi.

 

Beyannamede, “Yerli cep telefonu üretilmesini sağlayacağız. Bu kapsamda, TÜBİTAK akıllı telefon ve bileşenleri üretecek kuruluşlara destek için çağrıya çıkmış ve 8 şirket bu konuda çalışmalara başlamıştır” denildi.

 

Savunma sanayisinde de yerli Ar-Ge’nin ve üretimin destekleneceği sözü verilen beyannamede, bir taraftan savunma sanayisinde ülke yeterliliğini artırırken, diğer taraftan savunma sanayisinin diğer sanayi alanlarıyla entegre edileceği kaydedildi.

 

Beyannamede, 2019’a kadar 15 uçak yapılacağı, Türkiye’nin artık gündüz-gece ve her türlü hava koşulunda uzaydan görüntü alınabilmesini sağlayan uydu sistemi (Göktürk-3) projesinin hayata geçirileceği belirtildi.

 

Yeni Türkiye’nin ekonomi anlayışının temellerinden birisinin girişimcilik olduğu ifade edilen beyannamede, Türkiye’yi yenilik alanında bir üst lige taşıyacak Bilişim Vadisinin kurulacağı bildirildi.

 

Artvin ve Hakkari’de de Organize Sanayi Bölgesi kurulmasıyla Türkiye’de sanayi bölgesi olmayan il kalmayacağı vurgulanan beyannamede, KOBİ’lerin finansmana erişiminin artırılması amacıyla taşınırların teminat olarak kullanılmasının önündeki engelleri kaldıracak düzenlemeler yapılacağının altı çizildi.

 

Esnafa düşük faizli kredi uygulamasının devam ettiği, 30 bin liraya kadar faizsiz kredi desteği de verileceği ifade edilen beyannamede, basit usulde vergilendirilen esnafın yıllık 8 bin liraya kadar kazançlarından hesaplanan vergisinin alınmayacağı kaydedildi.

 

Beyannamede, kadın girişimciliğinin önündeki engellerin kaldırılması ve kadınların ekonomik hayattaki rollerinin geliştirilmesine yönelik yeni destek mekanizmalarının geliştirileceği, şirketlerin endüstriyel tasarım, üretime hazırlık, üretim süreci, pazara sunum ve satış sonrası hizmetlerine yönelik faaliyetlerinin destekleneceği belirtildi.

 

Beyannamede, Türk malı markası ve imajının iyileştirilmesi için faaliyetler yürütüleceği, dış pazarlardaki dağıtım kanallarına doğrudan erişim amacıyla özellikle yüksek teknolojili sektörlerde faaliyet gösteren yabancı şirket ve markaların satın alınmasının destekleneceği kaydedildi.

 

“4,5 G mobil elektronik haberleşme hizmetleri yaygınlaştırılacak”

 

Beyannamede, 2015-2018 dönemini kapsayan yeni Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı’nın hayata geçirileceği vurgulanarak şöyle devam edildi:

 

“4,5 G mobil elektronik haberleşme hizmetlerinin yaygınlaştırılmasını sağlayacağız. 4,5 G mobil elektronik haberleşme altyapısına yönelik Ar-Ge çalışmalarını ve ekipmanlarının yurt içinde üretilmesini teşvik edeceğiz. 5G mobil elektronik haberleşme altyapısına ilişkin Ar-Ge çalışmalarını başlatacağız. Elektronik haberleşme sektöründe, düzenleyici çerçeveyi gözden geçirecek ve bölgesel bazda düzenleme yaklaşımına geçeceğiz. Kişisel verilerin korunması ve siber güvenliğe ilişkin yasal düzenlemeleri hayata geçireceğiz. Siber Suçla Mücadele Stratejisi ve Eylem Planı hazırlayacağız. Yoksul ailelere belirli ölçütlerle internet erişimi imkanı sağlayacağız.

 

FATİH projesi kapsamında dağıtılan tablet bilgisayarlardan alan çocukların bulunduğu aileler öncelikli olarak değerlendirilecek, bu ailelere belirli bir kotada internet erişim hizmeti sunumu kamu kaynakları kullanılarak sağlanacaktır. Görme ve ortopedik engelliler başta olmak üzere ihtiyaç sahipleri için gerekli yazılım ve donanımı teşvik edeceğiz. Yaklaşık 350 bin engelli vatandaşımızın bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanımını sağlayacağız. İnternet kafelerin şartlarını, başta fiziksel koşullar olmak üzere, tüm bireylere hizmet verilebilmelerini teminen iyileştirecek, bu kafeleri sınıflandıracak, sağlıklı ve güvenli bir şekilde hizmet vermelerini sağlayacağız.”

 

Beyannamenin son bölümünde, eğitim, sağlık, savunma, teknoloji, enerji gibi alanlarda hazırlanan 100 projenin adına da yer verildi.

 

Bu dava Türkiye davasıdır

 





Bu yazı için bir yorum yazın

Bir Cevap Yazın

74978e3b3f6e01292b82b4c8b5fff9db
Adres: Trabzon Bulvarı Borsa Caddesi Ticaret Borsası İşhanı altı no: 9/3 Merkez Kahramanmaraş Telefon: 03442212035 Faks: 0344 225 00 50 Cep Telefonu: 0542 233 89 31
Portal Teması : Wptr.Co