İÇİMİZDEKİ KİRLER

İÇİMİZDEKİ KİRLER

Diyarbakır da iki çocuk, yere düşen bayrağı alıp, alnına koyup, öptükten sonra tekrar yerine takıyorlar. Gazeteciler soruyor, neden böyle yaptınız? “ O bayrak dedelerimizin kanını simgeliyor, yere atılmasına gönlümüz razı olmadı, ağlayarak yerden alıp kaldırdık” diyorlar. Bu çocuklar içlerine işlemiş vatan ve bayrak sevgisinin gereğini yapıyorlar.

Diyarbakır Baro Başkanı, PKK terör örgütü değil dedi, o da içindekini(zihnindekini dillendirdi) ortaya koydu.

Gaziantep’te bir dede öfkesini cinnete dönüştürerek, gelinini ve torununu öldürüp, sonrasında kendisini de vurarak, içindeki kinini öfkeye dönüştürüyor.

Evet, bunlar hepinizin televizyonlarda izlediği haberlerden birer kesit, biz gazetecilerde, aydınlarda, diğer kanaat önderleri, öğretmenler, ustalar, sokaktaki insan her ne ise, onlarda içindekilerini dışına yansıtarak konuşurlar, eylem yaparlar.

Bu nedenle olsa Allah din muameledir buyuruyor.

Yani insanın konuşmasına değil, davranışları önem taşır.

Biz eğitimi tanımlarken çoğu zaman, insanda olumlu davranış değişikliği oluşturmak deriz. Bu perspektiften ülkemizdeki olaylara baktığımızda eğitimli bir toplum olduğumuzu acaba ne kadar söyleyebiliriz.

Yani insanın şu soruyu sorması gerekiyor. Ben namusumu ve paramı ya da kutsallarımı bu gün kime güvenebilirim?

Belki paramızı güveneceğimiz insanlar bulabiliriz! Olmadı bankaya yatırırız.

Peki namusumuzu güveneceğimiz insan bir elin parmaklarını geçebilir mi?

GÜVEN TOPLUMU OLMAMIZ GEREKİYOR

Hep düşünmüşümdür, Peygamberimizin hiç imkanı olmamasına rağmen, yani parası yok, partisi yok, cemaati yok…

Peki, tek başına nasıl çevresinde milyonlarca insan topladı?

Cevabını onun ‘emin insan’ olmasında buluyoruz.

Bugünlerde Aliye İzzet Begaviç’in yazdığı kitapları okuyorum, İslam toplumunun içinde bulunduğu duruma yönelik harika tespitleri var, bunları ilerleyen günlerde okuyucularımla paylaşacağım.

Allah rahmet etsin diyor ki, Kuran’ı güzel okumak olarak değerlendirdik, oysa kuranı anlayıp, yaşamak üzerine yoğunlaşmalıydık…

Konu uzun, dediğim gibi ilerde değineceğim. Bugün yüzlerce hafız yetiştiriyoruz, çok güzel, ayakta alkışlıyorum. Büyük bir hizmet! Ancak, hafızlarımız acaba Kuran’ı hayatlarında ne kadar yaşayabiliyorlar.

Şunu söylemek istiyorum, iç dünyamız çok önemli. Çünkü insan, içindekileri dışarı yansıtır. İçerde iki fikir depomuz var, biri nefis kapısına uzanır, diğeri ruh kapısına( siz buna iman kapısı diyebilirsiniz)

Yediklerimiz, içtiklerimiz, dinlediklerimiz, okuduklarımız yani beslendiğimiz kaynakların bir kısmı nefis kapısını çalar, bir kısmı iman kapısını. Pozitif ve negatif kapılar dersek daha iyi anlaşılır.

Dolayısı ile içimizdeki depolarda ne birikirse, onları dışarı yansıtırız.

Hani şair diyor ya “Oluklar çift akar, birinden nur, birinden kir”

İşte mesele burada, eğer oluğumuzdan nur akarsa, davranışlarımız güven verir. Namus ve para güvenilir insanlardan oluruz.

Kir akarsa, yorumunu siz yapın, inan insan olmaktan çıkıyor ve öldürüyor, kaçırıyor, soygun yapıyor v.s

Bilmem anlatabildim mi meramı mı?

Hadi kalın sağlıcakla.

Selam ve dua ile Allah’a emanet olun.

 

 

 





Bu yazı için bir yorum yazın

Bir Cevap Yazın

74978e3b3f6e01292b82b4c8b5fff9db
Adres: Trabzon Bulvarı Borsa Caddesi Ticaret Borsası İşhanı altı no: 9/3 Merkez Kahramanmaraş Telefon: 03442212035 Faks: 0344 225 00 50 Cep Telefonu: 0542 233 89 31
Portal Teması : Wptr.Co