Huzursuz toplum olduk

Huzursuz toplum olduk

İçim kaynıyor: bir sıkıntım var. Huzursuzum!..

Huzursuzluğum : her halime yansıyor!..

Huzur arıyorum… Huzur!..

Ense kalın- Göbek şiş, kemer kavuşmuyor, böyle olunca da huzursuz oluyorum, nasıl olmayım ki dünümüz unuttuk, yarından çok şey bekliyorum..! böyle olunca huzur kalmıyor..

Trabzon bulvarında yürüyorum: bir apartman görevlisi sandalyesini kapının önüne koymuş oturmuş, elinde telefon, mesaj yazıyor, gelen cevap veriyor, cevaba kızıyor, sinirleniyor, uzaktan görünüşü :” Filistin- İsrail savaşı yapan Filistinli gibi !..” kızarak yeniden cevap yazıyor..!

Huzursuz ve mutsuz, biraz yürüdüm bir genç iş yerinin kapısına dayanmış Ahirdağına bakıyor, kaçları çatık huzursuz!.. iç dünyası karışık olduğu her halinden yüzüne yansıyor..

Biri telefonda savaş yapıyor huzursuz, diğeri dağa bakıyor huzursuz…

Bir genç kızımız: Telefon kulaklığını takmış konuşarak gidiyor, eskiden olsa deli derlerdi ve kendi kendine konuşuyor derlerdi. Ama karşıdaki ile savaş yapıyor resmen !..

Hakaretler filan oraya girmeyeceğim: kaşları çatık huzursuz..!..

Bir ben miyim ?, yoksa alem mi ? diyerek insanların yüzüne bakıyorum herkes huzursuz herkes kendi kendi ile kavgalı.. huzursuz bir toplum..

Türk toplumu huzursuz ve savaş halinde !..

Nasıl olmasın ki , geçmişi düşünen hiç yok !.. geçmişte huzur vardı..

Çok değil 1980’lerde veya 70’lerde olsun, bir evde bir tek telefon vardı.. Annem üzerine örtü örmüştü.. çocuk gibi sevilirdi.. herkes o telefonun çalmasını , ve onunla konuşmak için tetikte beklerdi.. zil çalar çalmaz ilk duyan ok gibi fırladı telefon da ki kişi ile konuşmak için..sıra  ile konuşurdu ve herkes mutluydu.. herkesin cep telefonu yoktu ,belki bugünkü kadar zengin değildik.. ikinci telefonu alma şansımız yoktu.. Ama herkes mutluydu..

Telefon çaldığında herkes birden yerinden fırladı, önce kim kaparsa telefon onundu..ilk o konuşur sonra aile fertleri konuşurdu.. bu bizleri mutlu ederdi.. telefonla birinin aramasını beklerdik.. bir iki gün arayan olmazsa komşunun telefonu ile bizim evin telefonu çaldırarak çalışıp çalışmadığını kontrol ederdik..

Bugün bizim evde yedi adet cep telefonu var , internet var , herkesde tablet var, bir mesaj çekiyor, biri internette giriyor , biri oyun oynuyor.. evin sabit telefonu çalıyor da kalkıp bakan yok ! telefonun çalmasından mutlu olan yok..

Herkes mutsuz ? .. bir birine: sen kalk diyor diğeri ona sen kalk diyor.. telefon çaldığı için mutlu olan yok..! huzursuz oluyorlar..

İki göz evimiz vardı !.. birinde Annem ve Babam yatardı.. odalarının köşesinde cağ vardı.. orada banyo yaparlardı.. biz 5 kardeş bir yorgan içinde “Ayuşlu-başuşlu” yatardık, bir birimize tekme atardık oysa ne kadar mutluyduk.. bugün herkesin odası ayrı, herkesin ayrı yatağı var ama çocuklar mutlu değiller..

Biz gençliğimizde : Camii çimeceklerinde banyo yapardık.. evde imkan yoktu.. ama olsun mutluyduk.. kış yaz demez camii çimeceklerinde banyomuzu yapardık..!

Ya bugün : Her odada duş var, büyük banyo var, kalorifer var 24 saat sıcak su var ama yinede çocuklar mutlu değiller.. mutlu olamıyorlar..!..

Sabah ezanla anam kalkar çorba “Şora” sobanın üzerine koyar odun ateşi ile pişirir sonra sofrayı serer , çorbayı leğene döker, çal kaşığı kalmasın bulaşığı derlerdi.. Hepimiz huzurlu ve mutluyduk.. o çorbayı içmek bize zevk veridi.. huzur veridi..

Bugün herkes kendi tabağında yiyor.. çorba içende kalmadı ama kahvaltı beğenmiyorlar..

Bugün : Siyah zeytin, yeşil zeytin, tereyağ – bal, en az 3 çeşit reçel, yumurta, kaşar peyniri, tulum peyniri, Maraş Parmak Peyniri, süt, Çay, süzme peynir, salatalık, domates, vs. olmazsa kahvaltı olmaz , çorbanın yüzüne bakan yok ama bizim çocuklar mutlu değiller..

Buzdolabı, yoktu: Anam yemekleri telli dolaba koyar, sebze ve yeşillikleri ise sepete koyarak evin önündeki kuyuya sallandırırdı..

Yemek saatinde kuyudan çekilen soğuk su- ayran bulduğunda en mutlu kişi bizdik.. oysa bugün mutfak da buzdolabı, kilerde derin dondurucu, bağ evinde eski dolabımız var ama yinede mutlu değiliz.. huzur yok !..

Çam kabuğundan yapılan oyuncakla büyümüştük.. mutluyduk, huzurluyduk.. oysa bugün benim oğlanın en az 200 adet oyuncağı var aklınıza ne gelirse ama huzurlu ve mutlu değil !..

Televizyon, internet, cep telefonu, uydu yayınları, sanal alem, herkes yukarı bakıyor hal böyle olunca kimse bulunduğu yerden memun değil..

Adama Kahramanmaraş’ın tapusunu verseniz, Gaziantep ne zaman vereceksin diye soruyor.. teşekkür edip, mutlu olmuyor.. sınırsız bir istek..!

Memurun gözü müdür olmakta, müdürün gözü genel müdür olmakta, genel müdürün gözü milletvekili olmakta, vekilin özü bakan olmakta, bakanlar ise ben niye genel başkan olmayım hesabını yaptığı bugünde nasıl mutlu olacağız!.. nasıl mutlu olacağız..

Cumhurbaşkanlığı köşkü tartışması devam ediyor, sorun bakalım Cumhurbaşkanımıza belki o Beyaz Saray gibi bir köşk hayal ediyordu.. bu yeterli mi ? değil o halde biz elimizdeki ile mutlu olmasını öğrenmemiz gerekiyor..

Mutlu değilim, huzurum yok..!

Bende : İstanbul boğazında bir yalı, içinde bir oda dolusu Euro , bir yat, bir yazlık, bir özel uçak, uşaklar, hizmetkarlar vs. olan bir hayat istiyorum !..

Yoksa mutlu olamam !.. olmamı da beklemeyin !.. huzurum yok !…

İyi günler..





Bu yazı için bir yorum yazın

Bir Cevap Yazın

74978e3b3f6e01292b82b4c8b5fff9db
Adres: Trabzon Bulvarı Borsa Caddesi Ticaret Borsası İşhanı altı no: 9/3 Merkez Kahramanmaraş Telefon: 03442212035 Faks: 0344 225 00 50 Cep Telefonu: 0542 233 89 31
Portal Teması : Wptr.Co