Hüseyin ÖZTÜRK

Bu haber 16 Temmuz 2018 - 10:19 'de eklendi ve 1.048 kez görüntülendi.

ALİYA İZZETBEGOVİÇ’DE DOĞU BATI
Hüseyin ÖZTÜRK

Doğu ve Batı kavramları, coğrafi bir yer ve yön olmasının ötesinde; kendine özgü değeri, zihniyeti, bakış açısı, kısaca bir dünya görüşüne sahiptir. Batı, Greko-Latin kökenlidir. Batının ruhunu Hıristiyanlık oluşturur. Doğuda; Çin, Hind ve İslâm medeniyetleri mevcuttur. Genelde; Batılı, akılcı, Doğulu gönül ehlidir. Batılı bireyci, Doğulu toplumcudur. Aliya İzzetbegoviç’e göre; bugün dünyada kabaca üç temel dünya görüşü bulunmaktadır. Bunlar; Hıristiyanlık, materyalizm ve Müslümanlıktır. Hıristiyanlığın odağında ruh, materyalizmin temelinde madde, İslâm’ın merkezinde ise; insan bulunmaktadır.

Bilge Kral’a göre; felsefi düşüncenin temeli akıldır. İnsanlık tecrübesinin bize gösterdiği şudur. Sadece aklın sınırları içerisinde kalarak; tutarlı ve sistematik bir düşünce üretmek mümkün değildir. Bu anlamda Hıristiyanlık ve materyalizm katı ve bencil olan kendi düşünce temellerini terk etmedikçe; insanlık için bir çıkış yolu mümkün değildir. İslâmiyet, Hıristiyanlık ve materyalizm arasında; insanlığa kurtuluş reçetesi sunan üçüncü bir yoldur. Çünkü İslâm, beden ve ruh, dünya ve âhiret arasında denge kuran bir zemin üzerine oturmaktadır. İnsan, biyopsişik bir varlıktır. Onun bir bedeni, bir de ruhu vardır. Beden, ruhun mekânıdır. Beden bilimin, ruh ise; din, ahlâk ve sanatın işidir. Aliya, insanın bu iki yönünü ele alarak; değerlendirmeye çalışır. Bilim ve tekniğin medeniyete, din ve sanatın kültüre ait değerler olduğunu söyler. Medeniyet, yerin; din, göklerin hâkimiyeti içindir.

Şimdi kendi hayatımıza bir göz atalım ve en sevdiğimiz planlarımızdan, gençliğimizin hayallerinden geriye ne kaldığını bir düşünelim. Kişiliğimizle, yüksek ya da düşük seviyeli zihnimizle, cüce ya da atletik boyumuzla, kralın sarayında veya fakirin kulübesinde, gürültülü patırtılı bir hayata gelmedik mi? Bütün bunlarda irademizle oluşan şeyler ne kadar sınırlı. Dünya ve âhîret mutluluğumuzu sağlayacak şekilde İslam’ın bütün emirlerini yerine getirebilir, ayrıca bütün diğer sağlık, sosyal ve ahlâki kurallara uyabiliriz. Fakat buna rağmen irademizin dışında gerçekleşen olaylarla; ruhen ve bedenen çile çekmemiz mümkündür!
Allah’a teslimiyet ve isyan, aynı ikileme; birbirine zıt iki cevaptır. Teslimiyet, insan kaderinin hikâyesidir. Dolayasıyla kaçınılmaz olarak karamsarlık havasını estirmektedir. Çünkü her kader, trajik ve dramatiktir, şayet mahiyetine inilebilirse. Bu noktada İslâm, Batı felsefesinin sığ iyimserliğinden ve dünyayı “mümkün olan dünyaların en iyisi” olarak gören safdilane hikâyesinden esaslı bir şekilde ayrılmaktadır. Teslimiyet, kötümserliğin ötesinden gelen bir nurdur. Allah’ın iradesine teslimiyet, insanların iradesine karşı özgür olmaktır. Çünkü Allah’a itaat, insana itaatı meneder. Bize düşen, gayret etmek, uğraşmaktır, sonuç Allah’ın takdirindedir. Ey teslimiyet, senin adın İslam’dır.
İslam, mükemmel bir din, ama biz Müslümanlar mükemmel değiliz, diyor Aliya İzzetbegoviç. Ona göre; Müslümanların yeniden uyanışına vesile olmak için; İslam Deklarasyonu isimli kitabında belirttiği gibi; Müslümanların yeniden uyanış ve dirilişin öncüleri olabilmesi için bilinçlenmesi eksikliklerini gidermesi ve içine düştüğü rehaveti önlemesi temel hedefi olmalıdır.
İzzetbegoviç’e göre; Doğu ve Batı arasında; geçmişte köprü vazifesi görmüş olan Müslümanlar, Kendi esas görevinin bilincine yeniden kavuşmalıdır. Tarihte; eski uygarlıklarla Batı uygarlığı arasındaki ilişkiyi kurabilmiş olan Müslümanlar, bugün dünyanın içinde bulunduğu dramatik çıkmazda; tekrar eski rolüne yeniden dönebilmelidir. Bunun yolu da İslam’ı doğru olarak anlamak, uygulamak ve çok çalışmaktan geçmektedir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.