Dünya aşkı üzerine

Dünya aşkı üzerine

Dünya Aşk Üzerine Kurulmuş!

 

Halk arasında “Dünya dua üzerine kurulmuş” diye güzel bir söz vardır. Kuran’da ise, “Duanız olmasaydı neye yarardınız” ayeti vardır, bu iki söz sanki kardeş gibiler. Bu sözleri yan yana getirdiğinizde, duadan kastın, el açmaktan ibaret olmadığını,  yaşamımızda tefekkürün gerekliliğini kavrayıp‘Dünyanın sevgi üzerine kurulduğu kanaatine varıyorsunuz.

Sevginin kaynağının Rabbimiz olduğunu, onun sevgisinden annelerimize, eşlerimize, çocuklarımıza ve bizlere de birer pay verildiğini söyleyebiliriz. Başta peygamberler olmak üzere, Allah dostları, felsefeciler tasavvufçular bu konuya yoğunlaşırken, fikirlerinin temellerine hep sevgiyi koymuşlar.

Bilindiği gibi tasavvufta aşk önemli bir yer tutar hatta tasavvufun temeli aşktır desek, abartmış olmayız. Sokrates aşk konusunda “Aşk insan ruhunun ilahi güzelliğe duyduğu açlıktır. Aşk, yalnız güzelliği bulmayı değil aynı zamanda onu yaratmaya ve devama iştahlıdır. Fani vücutta ebediyetin tohumlarını yetiştirmeye iştahlıdır. Bunun için iki cins birbirini sevmektedir. Kendilerini tekrar yaratmak ve böylece zamanı ebediyete kadar uzatmak isterler. İşte bunun için ebeveyn çocuklarını severler. Sevişen ana babanın ruhları yalnız çocukları vücuda getirmez. Bunlar aynı zamanda ebedi güzellik arzusunun arayıcılarını ve haleflerini de vücuda getirirler…”

TASAVVUF’DA SEVGİLİYE ULAŞMAK VAR

Bir diğer anlamda tasavvuf sevgi ve aşk felsefesidir. Nitekim Hz. Muhammed bir hadisinde

“Allah güzeldir, güzelliği sever, Kibir ise Hakkı kabul etmemek ve insanları hor görmektir(R. Salihin) buyurmuştur. Allah, mutlak cemal ve kemal sahibi olarak her türlü güzelliğin kaynağıdır. İnsan, Allah’ı ne kadar tanırsa(marifeti artarsa) O’na karşı olan sevgi ve aşkı da o oranda artar. Bu nedenledir ki, âşıkları Allah’ı(cc) çok zikredir. Her işlerin başında O vardır.

Yine tasavvuf ehli arasında meşhur olan bir kutsi hadis vardır:” Ben gizli bir hazine idim, bilinmeyi sevdim, beni bilsinler, tanısınlar diye mahlûkatı yarattım.” Buna göre başlangıçta sevgi, Allah’tan çıkmış ve evrenin yaratılmasına sebep olmuştur. Bunun için tasavvufta esas olan ulvi ve ilahi aşktır. Gerçek aşk, insan ruhunun Allah’a karşı özlemidir.

CENNET’TEN KOVULMA MESELESİ

Tasavvufun aslı, insanın yaratılışına dayanmaktadır. İslam inancına göre Âdem ve eşi Havva yaratıldıktan sonra cennete konuldular. Onlara denildi ki: “ Buradaki her türlü meyveden yiyiniz, yalnız şu ağacın meyvesine dokunmayınız. Âdem eşi birlikte yasaklanmış meyveden yediler, bunun üzerine ikisi birlikte dünyaya gönderildiler. Âdem yaptıklarından pişman oldu ve affını diledi. Bunun üzerine affedildi(Bakara:35-37). Daha önce günahkâr iken pişman olup tövbe etmesinden dolayı tekrar peygamberlik mertebesine kadar yükseldi.  Bu konuda dikkat buyurun, ‘Sevgilinin’ yasakları ya da emri,  bir yönü ile maddi sevgilerin gerisine kaldı, sonra pişmanlık duyuldu ve Sevgili yinede affetti. Çünkü O affedicidir, affetmeyi sever. Biz kullarını çok sevdiği için…

Tasavvuf deyince bilirsiniz ki Mevlan’a gelir, bakın o bu konuda diyor; “Tasavvufta en güzel varlık Tanrıdır ve ondan daha güzel bir varlık yoktur. Mevlana bununla ilgili şunları söyler: Bir defa Tanrı’nın güzelliğini görürsen, bir daha başkasının yüzüne bakmazsın.(Eflaki II: 107, 191).

Sonuç olarak, her şey boş her şey yalan, gerçek olan tek şey Yaratan’dır. Bu nedenle yaşamımızın merkezine Rabbimizi koyup, onun için yaşayıp, onun için sevmeli, onun için çalışmalı, onun için okumalıyız…

Allah kimseyi, bu nedenle sevgisiz koymasın.

Yaşamımızın merkezine sevgiyi koyup, yaratılan her kesi Yaratan’dan dolayı sevmeyi bilmeliyiz. Çünkü nefret, nefreti, şiddet şiddeti doğurur. Gelin Yunus’un dediği gibi sevelim, sevilelim, dünya kimseye kalmaz.





Bu yazı için bir yorum yazın

Bir Cevap Yazın

74978e3b3f6e01292b82b4c8b5fff9db
Adres: Trabzon Bulvarı Borsa Caddesi Ticaret Borsası İşhanı altı no: 9/3 Merkez Kahramanmaraş Telefon: 03442212035 Faks: 0344 225 00 50 Cep Telefonu: 0542 233 89 31
Portal Teması : Wptr.Co