“Değer Sizseniz, Değer Sizsiniz”

Bu haber 26 Şubat 2019 - 9:28 'de eklendi ve 837 kez görüntülendi.

Dini, milli kültürel bütün değerlerimize küresel güçler tarafından saldırı olduğunun aksini sanırım kimse iddia edemez. Böyle bir aşikâra saldırı varken, biz neden bu değerlerimizin inkişafı için gayret etmiyoruz veya edenlere destek olmuyoruz. Bu suali sık sık sorarım kendime…
Bu değerlerimizi koruyamadığımız da hem dünya, hem de ahiretimizi mahvetme yolun da yürüyüp duruyoruz. Seminer, konferans, panel, TV programları, makale ve kitaplarla, değerlerimize sahip çıkmak zorundayız, mecburuz bu yolda gayret etmeye mahkûmuz. Din, vatan, millet düşmanları, içimizde ki; hainleri de kullanarak kendi emellerine ulaşmak ve fikirlerini ince ince beyinlerimize zerk ederek bizi esir almak istiyorlar, bunda da başarısız sayılmazlar. Bu zehirlere panzehir’ imiz değerlerimize sahip çıkmakla mümkündür. İşte bu manada ki eserlere sahip çıkmak gerekmez mi?
Doç. Dr. Mustafa Şeker yazımızın da başlığı olan “Değer Sizseniz, Değer Sizsiniz” ismiyle kaleme aldığı kitabın da değerler eğitimine farklı bir yaklaşımla güzel bir eser meydana gelmiş 174 sayfalık sıkılmadan ve merakla okuyacağınız bir eser… Bendenizde sıkılmadan ve merakla okudum.
Babıali Kültür Yayıncılığı tarafından çıkan eser de Eğitim yazılarıyla da Türkiye Gazetesin de yazıları neşredilen Doç. Dr. Mustafa Şeker eğitim sisteminde ki; meselelere akademik bir bakışla dikkat çekiyor. Orta Çağda ki; İslam dünyasının eğitim durumundan, Finlandiya eğitim sistemine, bilim dünyasında ki; pedagojik çalkantılardan, çocuk eğitiminden değerler eğitimine dikkat çekici bir bakışla ele alınmış bir eser… Kitabın her sayfası önemli içeriklerle dolu… Kitaptan bir bölümü sizlerle paylaşmak istiyorum. Doç. Dr. Mustafa Şeker diyor ki;
“ Yüzyıllarca bu topraklarda farklı düşünen insanların kavgasına hiçbir zaman rastlanmamışken “Sağ- sol, Alevi- Sünni, Türk – Kürt” diyerek ayrışan aynı vatanın evlatları nasıl birbirine düşman edilmiştir? Eğitimin en temel vazifelerinden biride insanlara, toplumların birbirini anlamasına ve tahammül edebilmesine hizmet edecek nitelikleri kazandırmakken son yüz yıldır niçin sürekli kavgalara ve şiddet ortamlarına sahne oluyoruz? Şimdiye kadar rasyonel, pozitivist, akılcı ve çağdaşlığıyla övünülen eğitim sistemi niçin bu problemleri çözmeye yetememiştir? Bir devlet, çocuklarını eğitim sürecinden ve hangi amaçla geçirir? Birbirlerinin farklılıklarının anlamamalarına fırsat veremeyen, çareyi konuşmakta değil kavgada gören insanların yetişmesine engel olamayan, kendi insanlarına sahip oldukları bireysel değerler kadar ortak değerlerin de olduğu mesajını etkili biçimde veremeyen bir eğitim sistemi ne işe yarar? Yapılan yanlışların yine kendine döndüğü gerçeğini yerleştiremeyen bir eğitim sisteminin felsefesi ilk olarak nasıl dizayn edilmiştir ki hiç kimse bırakın sistemi değiştirmeyi, sistem hakkında konuşmaya bile cesaret edemesin!
Bir eğitim sistemi düşünün ki bir asırdır ülkemizde her kesimin şikâyetçi olduğu, birbirini anlayamayan, çareyi sürekli kavgada gören bir toplum yapısının oluşumunu engelleyemesin! Kalıcı ve tesirli tedbirlerin alınamaması sebebiyle toplumdan hiçbir kesimin onlarca yıldır “benim” diyemediği bir eğitim sistemi nasıl kurgulanmıştır?
Kitabın devamında hissedilen ancak yüksek sesle ifade edilemeyenleri ibretlik gerçeklerle ele alınıyor.
Değer yargılarımızın bütünüyle hemhal olmadan eğitim sistemimizde arzu ettiğimiz hedefe ulaşamayacağımızın gerçeği unutulmamalıdır…
Muhabbetlerimle…

İbrahim İnal
İbrahim İnalibrahiminal@kahramanmarasgazetesi.com.tr