Darbe, demokrasi ve tavrımız

Darbe, demokrasi ve tavrımız

 Türkiye, 12 Eylül 1980’den yaklaşık 36 yıl sonra 15 Temmuz Cuma akşamı Türk Silahlı Kuvvetleri’nde bir grubun, siyasi iktidara yönelik darbe teşebbüsüyle sarsıldı. İçinden geçtiğimiz bu zorlu ve kritik dönemde, gerekçesi ne olursa olsun hiç kimse kendini halkın iradesi yerine koymamalıdır. Darbe teşebbüsünde bulunanlar kendilerine “Yurtta Sulh Konseyi” adını vermiş bir grup asker tarafından, başlatılan darbe girişimi başarılı olamadı. Son günlerde yaşadığımız süreç bir kez daha bu kavramlara dönüp bakmamıza neden oldu.

Ülkemizde yaşanan kaos politikası 15 temmuz gecesi darbe girişimi ile başka bir evreye dönüşmüştür. Yapısal değişimler siyasi arenada çözümlenemezse emperyalistler Askeri sahneye sürerler. Genç neslin tanımadığı, çok utanç verici darbe duvarları arasında bulduk milletçe kendimizi, tarihi bir travmayı sıcağı sıcağına yaşadık. Ne tür ve hangi zihniyet tarafından yapılırsa yapılsın, darbeler ve cuntalar sadece yıkım getirir ve lanetlenmelidir. En başta sivil iradenin yanında olduğumu ifade ediyor, milletin kendisini korumak için emanet ettiği namluyu, millete doğrultanların emanete ihanet ettiğini görüyorum. Halkın sokaklara inmesi gerçekten büyük bir tarihî hadise, gelişme ve değişimdir. Ön fikirsiz, önyargısız, bu darbe girişimi çok iyi ve doğru tahlil edilip millete doğru bilgiler açıklanmalıdır.

Bu darbe girişimini “tek başına” ülke içindeki güç çekişmeleri ile açıklamak yanıltıcı olacaktır. Ülke tarihinde yaşanan bütün darbelerin iki temel niteliği asla göz ardı edilemez. Sermaye düzeninin devamlılığı ve emperyalizme bağımlılık genel olarak darbelerin ana gerekçeleri olarak değerlendirilmelidir. Yaşanan bu darbe girişiminin de bu iki olgudan muaf tutulması mümkün değildir. Ülkemizin bu karanlık tablodan çıkması için halkın meşru ve örgütlü gücü dışında hiçbir alternatif yoktur. Askeri ve sivil istihbaratın böylesi bir girişimden habersiz olduğuna inanmak da saflık olur.  Ancak her nedense en azından şu ana kadar bu zafiyetin gerekçeleri hiç dile gelmezken, varsa yoksa darbe girişimi engellendi söylemi hep öne çıkmaktadır. Elbette her demokrat, her insan hakkı savunucusu nereden ve kimden gelirse gelsin darbelere karşıdır. Elbette bizler askeri ve sivil darbelere karşı daha çok demokrasi, daha çok özgürlük için mücadelemize devam edeceğiz. Ancak bir görevimiz de oynanan büyük oyunu deşifre etmek ve demokrasi düşmanlarının “demokrasi kahramanı” yapılma girişimlerine müsaade etmemektir. Ülkemizde olağanüstü şeyler yaşanıyor. 15 Temmuz’u 16’ya bağlayan gece gerçekleşen darbe girişimi, bir darbe midir, değil midir tartışmaları bir yana ki, çokça darbe görmüş bir halk olarak darbeden çok bir mizansene benzeyen bir girişim.

Bu darbenin diğer darbelerden farkı, toplum bir tavır sergiledi. Halk, ilk defa Türkiye demokrasi tarihinde bir darbeye sokağa çıkarak karşı çıkıyor. Milletimiz biliyor ki yapılan darbeler hep ülkemizde demokrasi yürüyüşünü engelleyen sonuçlar çıkarmıştır. Özellikle meydanlara çıkan sivil toplumun demokratik tavrını göstermesi ve karşı duruşu çok önemlidir. Halkın sokaklara inmesi gerçekten büyük bir tarihî hadise, gelişme ve değişimdir. Biliyorsunuz emir-komuta zinciri olmadan darbelerin başarı şansı çok azdır. Yapılan darbe girişimi devlet kurumlarındaki derin zafiyeti de açığa vurmuştur. Bu devlet nasıl yönetilmiş de, bu kadar uzun yıllar yetişmesi için üzerinde titrediği kadrolar, gözaltına alınıp yargılanacakları maceraya atılmışlardır? Olgunluk çağına gelen bu kadroları yeminlerine aykırı yollara iten, maceraya sürükleyen nedir?

Demokrasinin olmazsa olmazı serbest seçimlerle iktidara gelenlerin, dışardan müdahalelerle, darbelerle değil, ancak ve ancak yine serbest seçimlerle iktidardan gitmesidir. Ama günlerdir yaşanan kâbusun demokrasinin zaferiyle sonuçlandığını sanıyorsak, demokrasiden ne anladığımızı bir kez daha irdelememiz gerekiyor. Darbeci çetelerin yol açtıkları asker-polis-halk çatışması ve hesaplaşması demokrasi için büyük tehdittir. Henüz ardındaki güçlerin tam açıklığa kavuşmadığı bu çılgın ve caniyane darbe girişiminin hayra vesile tek sonucu, bundan böyle ciddiye alınabilir hiçbir siyasal çevre ve aklı başında kişinin askeri göreve çağırmaya, darbe çığırtkanlığı veya darbe savunuculuğu yapmaya cesaret edemeyecek olmasıdır.

Bunun dışında, bu kanlı girişimin yol açtığı ve açacağı sonuçlar hayra değil şerre vesiledir. Ama elinde silah bulunduran ve o silahı kullanma yetkisine sahip her kurum ve kuruluş bu ölçüde yıprandığında, kendi içinde cuntalara, çetelere ayrıldığında, bu kadar itibarsızlaştırıldığında elindeki silahı ne zaman kime çevireceği belli olmaz, çoğunlukla da o silah önce kendi içine, sonra da barışçılara, demokratlara, muhaliflere, halklara döner. Demokrasi kültürü zayıf ülkelerde, ideolojik rejimlerde demokrasi diye pazarlanan şey çoğunlukla ilkel bir popülizmdir. Kitlelerin inançları, kutsalları, önyargıları, öfkeleri, heyecanları sömürülerek, gereğinde rejimin fedailer ordusu haline getirilerek totaliter rejim pekiştirilir. Devlet adamları, parmağını uzatarak “düşman” göstermek yerine, darbeyle karşılaşmamanın yolunu bulmalıdırlar.

Evet, darbeye karşıyız. Hep karşıydım. Güçlü olan şey, her şeye rağmen gerçeğe sahip olandır.





Bu yazı için bir yorum yazın

Bir Cevap Yazın

74978e3b3f6e01292b82b4c8b5fff9db
Adres: Trabzon Bulvarı Borsa Caddesi Ticaret Borsası İşhanı altı no: 9/3 Merkez Kahramanmaraş Telefon: 03442212035 Faks: 0344 225 00 50 Cep Telefonu: 0542 233 89 31
Portal Teması : Wptr.Co