“Bir tecdit hareketi olarak Risale-i Nur” konulu panel düzenlendi

“Bir tecdit hareketi olarak Risale-i Nur” konulu panel düzenlendi

Bediüzzaman Said Nursî’nin vefatının yıldönümü münasebetiyle Yeni Asya Kahramanmaraş Temsilciliği tarafından Necip Fazıl Kültür Merkezi’nde “Bir tecdid hareketi olarak Risale-i Nur”  konulu panel düzenlendi.

Necip Fazıl Kültür Merkezi’nde Düzenlenen panele Oprt.Dr.Mehmet Yüzbaşı,Dr.Bayram Ordu, Oprt.Dr.Yusuf Birkan, Mak.Müh.Hasan Yılmaz, Yeni Asya Çanakkale Temsilciliğinden Sadi Karamık, Kahramanmaraş Gazetesi Yazarlarından Selim Orhan Keçe, Müh. Hasan Turnalı, Çağlayan mağazaları sahibi Hilmi Duymaz,  Yeni Asya Adana İl temsilciliğinden Ali Kanıbir, Süleyman Uçar ve birçok davetli katıldı.

Necip Fazıl Kültür Merkezi’nde gerçekleşen panelde Kocaeli Üniversitesi Elkt. Müh. Bölümü Öğr.Üyesi Prof. Dr. Nurettin Abut, Yeni Asya Gazete Yazarı ve Korkut Ata Üniversitesi Öğr. Gör. Halil Akgünler, Egitimci Şair Atilla Yılmaz ve Panelin moderatörlüğünü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Aydın yaptı.

Üstad’ın Kur’an’ı ve bu çağın insanını çok iyi anladığını söyleyen panelistler, Bedîüzzamân “Fenni ilimlerle iman hakikatlerini mezceden bir mantık ortaya koymuştur.

Egitimci Şair Atilla Yılmaz Üstad’ın yaşamını şiirle anlattığı “Afyon Hapishanesi Beşinci Koguş” isimli şiirini okumasının arkasından panel sinevizyon gösterimi ile devam etti.

Bir Tecdit Hareketi Olarak Risale-i Nur (1)

Prof. Dr. Ahmet Hamdi Aydın yönetiminde, Yirmişer dakikalık iki oturumla akademisyenler tarafından “Bir tecdid hareketi olarak Risale-i Nur” dinleyicilerle paylaşıldı.

İlk Bölümde söz verilen Yeni Asya Gazetesi yazarı ve Korkut Ata Üniversitesi Ögr. Görevlisi Halil Akgünler yaptığı konuşmada, “Bir tecdid hareketi olarak Risale-i Nur” dan bahisle; Tecdid zamanın ihtiyaçlarını Kur’anî bir bakış açısı ile yorumlamaktır.Tecdidi, her asrın şartlarına göre, aslına riayet edilerek dinin yeniden yorumlanması olarak tanımladı. Halil Akgünler, İslam’a yönelik hücumların fazla olduğu bir asırda tecdidin öneminin daha da arttığına dikkat çekti. Bediüzzaman Hazretleri’nin Kur’an’ı ve bu çağın insanını çok iyi anladığını söyleyerek çağın sorunlarına izahlar getirdiğini ifade etti. Üstad’ın ‘Medenilere galebe çalmak ikna iledir, icbar ile değildir.’ sözünü hatırlatan Halil Akgünler, “Artık topla tüfekle savaşma geride kalmıştır. Üstad, fikirlerin çarpışacağı bir çağın başladığını belirtmiştir.” dedi. Halil Akgünler: “Üstad, fenni ilimlerle iman hakikatlerini mezceden bir mantık ortaya koymuştur. Medresetüz-zehra, modern ilimlerle din ilimlerinin ortak okutulacağı bir tecdid projesidir. Belki bu haliyle hayata geçmedi ama Risâle-i Nur ile yaşama geçti, risalenin okunduğu her yer Medresetü’z-zehra’dır. Bediüzzaman Said Nursi hukukun üstünlüğünü, hürriyetin önemini, eşitliği, adaleti vurgulayarak Kur’an ve sünnet gibi temel değerler üzerinde tarifler yapmıştır.” dedi.

Kocaeli Üniversitesi Elkt.Müh.Bölümü Öğr.Üyesi Prof. Dr. Nurettin Abut, Bedîüzzamân’ın Medresetüz-zehra projesi ve önemi hakkında yapmış olduğu konuşmasında, Ömrünü insanlığa ve özellikle bu vatandaki insanların mutluluğuna ve gelişmişliğine adayan Bediüzzaman Said Nursi’nin söz konusu Medresetüz-zehra okulu bağlamında eğitim felsefesini müzakere etmek için çalıştığı; Yirminci yüzyılın başlarında eğitim kurumları değişen ve gelişen dünya şartlarını doğru okuyamamakta ve çağın ihtiyaçlarına cevap verememekteydi. Tanzimatla başlayan eğitimde modernleşme hamlesi, mektep-medrese-tekke üçgenindeki karşılıklı yabancılaşmayla bu üç kurumun kutuplaşmasına sebep olmuştu. Medreseliler, mekteplileri dinsizlikle, diğerleri de bunları cahillik ve taassupla suçlamaktaydılar. Üstad Bediüzzaman’ın yaşamında dört büyük hayali olduğunu, hem Risâlelerdeki ifadelerden, hem de birçok canlı hatıradan biliyoruz. Bunlardan Risâle-i Nur’un serbestçe yayılıp, okunup, anlaşılması ve Medresetüz-zehra projesi, şeklinde ifadesini buluyor. Bediüzzaman sarsılmayan çizgisiyle bu millete ve insanlığa gerçek manada birçok konuda rehberlik ve yol göstericilik yapmıştır. İnsan eğitimine bu kadar önem vermenin neticesidir ki, Medresetüz-zehra projesinden hiçbir devirde vazgeçmemiş bu ideali her zaman ve zeminde müdafaa ederek arzusunu dile getirmiştir. Bu sade ve anlaşılır eğitim modelinin sahibi Bediüzzaman Said Nursi’ydi. Mektep merkezli modernleşme anlayışı karşısında, mektebi reddetmeden medreseyi ayağa kaldıran, ikisini de tekkenin irfanıyla buluşturan bu model, aslında yerli bir modernitenin nasıl üretilebileceğinin müşahhas bir beyanıydı. Şöyle diyordu Said Nursi: “Aklın nuru fünun-u medeniye, kalbin ziyası ulum-u diniyedir. Bu ikisi birlikte okutulduğunda hakikat tecelli eder. Ayrıştırıldığında birinden inkar diğerinden taassup çıkar.” Bediüzzaman Said Nursi bu modeli bir deneme okulu olarak “Medresetüz-zehra” adını verdiği ve merkezi Van’da, iki şubesi de Bitlis ve Diyarbakır’da olmak üzere açmak istedi. İlk defa 1907 yılında Sultan II.Abdulhamid’e aktarmak istediği teklifi,  Sultan Reşad döneminde yansıma buldu. Araya giren savaşlar sebebiyle akim kalan mücadelesini bir nimeti olarak, Medresetüz-zehra projesi şekli bir okul olarak değil, 1925’te Burdur’dan başlayarak 1960 yılına değin devam eden sürgün ve hapishane hayatında, bu defa mana ve felsefe olarak Risale-i Nur eserleri olarak somutlaştırdı. Hayat serüvenine baktığımız zaman ateşpâre-i zekâ olan asrın manevî tabibi ve rehberindeki bu müthiş fıtrat ve kabiliyetin; vehbi ilminin yanında, ulvî gayesi, sarsılmaz ideali, derin feraset ve vizyonlu fikir ve düşünceleriyle hayatı doğru okuyup, doğru yorumladığını, müsbet mana ve Kur’ân’a uygun olan değişim ve gelişime taraftar olup fevkalâde bunları müdafaa edip desteklediğini ve hayata tatbik ettiğini görüyoruz.

Günümüzde Üstad Bediüzzaman’ın istediği vasıf ve tarzda henüz resmî bir Medresetüz-zehra’nın tesis edilmiş hali mevcut değildir. Ama istikbalde olabileceğine dair işaretler vardır. Allah’a şükür ki; “Medrese-i Nuriyeler” Medresetüz-zehra’nın manevî ruhu ve aslını yıllardan beri taşımaktadır. “Herbir adam eğer hanesinde dört beş çoluk çocuğu bulunsa kendi hanesini bir küçük medrese-i Nuriyeye çevirsin. Eğer yoksa yalnız ise, çok alâkadar komşularından üç-dört zat birleşsin ve bu heyet bulundukları haneyi küçük bir medrese-i Nuriye ittihaz etsin. Hiç olmazsa işleri ve vazifeleri olmadığı vakitlerde, beş on dakika dahi olsa Risâle-i Nur’u okumak veya dinlemek veya yazmak cihetiyle bir miktar meşgul olsalar, hakikî talebe-i ulûmun sevaplarına ve şereflerine mazhar oldukları gibi, İhlâs Risâlesi’nde yazılan beş nevi ibadete de mazhar olurlar.” dedi.

Necip Fazıl Kültür Merkezi’nde gerçekleşen Programın sonunda Katılımcılara Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Ögr.Üyesi Prof. Dr. Ertan BÜLBÜLOĞLU tarafından birer plaket verildi.





Bu yazı için bir yorum yazın

Bir Cevap Yazın

74978e3b3f6e01292b82b4c8b5fff9db
Adres: Trabzon Bulvarı Borsa Caddesi Ticaret Borsası İşhanı altı no: 9/3 Merkez Kahramanmaraş Telefon: 03442212035 Faks: 0344 225 00 50 Cep Telefonu: 0542 233 89 31
Portal Teması : Wptr.Co