Alçaltılmış Yaşamlar

Alçaltılmış Yaşamlar

Alçaltılmış yaşamların ve karanlık dillerin

Bu sistem, esasen şuurlu bir yaşama iradesinin, yorulmadan çok ciddi çabalar göstermeden ortaya konulabileceği bir yaşam biçimi değildir.

Genel manada bütün insanlık, bıkıp usanmadan hep aynı tecrübeleri yaşasa da; özellikle bugünün insanı, içinde bulunduğu konjonktörde, kapitalizmin özendirici yoğun bir tüketim baskısı, geleneksel anlayışların çok ağır düşen ve kaldırılamayan aldatıcılığı ve her türlü sınır ve ahlâk ihlalini yapan, koyu bir dünyevileşme içinde, hem kendi tarihsel realitesiyle, hem yaratılışından gelen insanî zaaflarıyla; iç estetiğinden ve ihtiyaç duyduğu ruhsal derinliğini sağlayacak olan vahyin getirdikleri ile kendi bütünlüğünü tamamlayacak bir enformasyondan uzak düşürülmüştür.

İnsanlığı yönlendiren, yöneten ve onu yalnızca hükmedilecek kalabalıklar olarak görenler, hiçbir sosyal ayrıntıyı gözden kaçırmadan, yeni yeni toplumsal şemalar çizmeyi bugün de sürdürüyorlar. “Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen bozguncuların emrine uymayın.” (Şuara 151-152)

Onların, tamamen aldatma ve sömürü üzerine kurdukları düzenin zaferi, insanların kendi murakabelerini ortaya koyacak kültürel derinliği bir türlü bulamamış olmaları sebebiyle güvenle sürmektedir. Hâl böyle devam ettikçe, yâni toplumların zayıflıkları sürdükçe, onların duydukları zevkler de artmaktadır. Ama her devirde ayrı ayrı yıkıcı izler bırakarak.

Nitekim bizim atlasımızda da böyle kendi insanını bahtsız ve muratsız görüp, asla onun kültürel diliyle konuşmayan baronlar o kadar sıklıkla geldiler ki.

Üstelik hepsi de, şaşırtıcı bir biçimde aynı iradenin kuvvetinden hareketle kendi insanlarından uzak durdular. O kadar kibirliydiler ki.

Kitlelere yön vermede kendilerini hak sahibi görenlerin, halka yönelik bu küçültme eğilimleri, haklı bir hoşnutsuzluk ve gücenme duygusu oluşturmuştur ama derinlerimizdeki korku ve çekingenlikler, ne yazık ki hep verimsiz neticeler getirmiştir. Ancak bugün hâlâ, yaşamımızın içinde fasılasız cereyan eden ve aldırmazlık edemeyeceğiniz kadar önemli vakalar önündeki suskunluklarımız, büyük kesimlere yön verenler tarafından hâlâ utandırıcı bir eziklik olarak görülmüyorsa, insanlığın duygularını harekete geçiren bütün sebepler içimizde ölüyor demektir. Netice itibariyle bizleri zayıf düşüren bütün toplumsal sızlanmalar, bizleri hayatımızın bütününden endişe duyurmadan ciddî gayelere yöneldiğimizi zannettirerek aldatan ve ruhlarımızı geri gelmesi zorlaşacak kadar hissizleştiren modern yalnızlıklara bırakmıştır.

Zaman zaman sistemin hükmetme iradesini kınayan, çok ciddi eleştiren, onu cesaretle yargılayan, mücadele imtihanını cesaretle veren ama hukuk önünde yenik düşmüş yürekler de gelmiştir. Bu kınayıcı sesler zaman zaman bütün kesimlerden gelmiştir. Onların rüyaları kanun tanımıyordu ama hayatın kaderini yazdıklarına inanan ve tahakkümün en uç sınırlarına varan kibirli güç sahipleri, onlarla bir arada olmanın gerginliğine hiçbir zaman dayanamadılar. Gittikçe büyüyen bir huzursuzluk içinde hem onları susturdular, hem de toplumsal yasamı sürekli zehirlediler. Aslına bakarsanız, cereyan eden vakaların arka plânında uzviyetin bütününe sirayet etmiş derin bir İdeolojinin en zifiri izleri vardır.

Ağır ağır işleyen bu süreç içinde acı çekenlerin büyük bir kısmı, aslında endişelerinin ve kaygılarının tamamen dünyevî olduğunu asla kabullenemediler. Birçok yazar, akademisyen kendilerini bir mücadelenin adamı gibi gördüler ama onların göremedikleri şey; bir kusurun sembolü olmalarıydı. Bunu asla görmediler ve asla kabullenmediler, fakat kendilerine azımsanmayacak taraftarlar da buldular. Bir sürü kötülüğün bizi sımsıkı sıkıştırdığı anlarımızda, daha mücadeleye başlamadan vazgeçenler, eğreti bir hayat üzerinden cemaatlerine fetvalar verenler, ‘kardeşim!’ diyebileceklerini yalnız bırakmaya nasıl da zaman bulabildiler? Ama bir süre sonra, gözlerini açtıklarında nereye doğru yol almış olduklarını ve dünyanın neresinde bulunduklarını görecekler.

Çünkü bütün tahakküm edici güç sahipleri, bizim bir tarafımızı değil hayatımızın tamamını istemektedirler. Enteresandır, benim dünyam üzerinde kendi sitelerini kurmayı düşleyen bu kimseler, çok uzun yıllar boyunca hep benim adıma konuştular. Ve onlar, sürdürdükleri tarihsel yalanları ile benim yeni baştan eğreti bir hayatı sürdürmemi istediler.

Geleceğimizi ve geleceğimize ait her şeyi sezgi yoluyla, vehimlerle, sempatilerle, kanaatlerle ve zayıf özlemlerle yaşayamayacağımızı bilmeliyiz.

Bilmeliyiz ki, dekoru bize ait olmayan mekanlardaki ışık oyunlarıyla daha fazla ilerleyemeyiz. Bilmeliyiz ki, ‘bizimdir’ dediklerimizi sahiplenebilmemiz, kirlerinden arınmış birer mümin olarak göstereceğimiz çabaların samiminiyetine bağlıdır.

Alçaltılmış hayatların ve karanlık dillerin değil, yozlaşmadan arınmış sevinçli ve saadetli bir dünyaya..





Bu yazı için bir yorum yazın

Bir Cevap Yazın

74978e3b3f6e01292b82b4c8b5fff9db
Adres: Trabzon Bulvarı Borsa Caddesi Ticaret Borsası İşhanı altı no: 9/3 Merkez Kahramanmaraş Telefon: 03442212035 Faks: 0344 225 00 50 Cep Telefonu: 0542 233 89 31
Portal Teması : Wptr.Co