28 Şubat’ın berbat hali hafızalardan silinmiyor

Bu haber 06 Mart 2019 - 14:47 'de eklendi ve 780 kez görüntülendi.

28 Şubat toplumun ekseriyetinin ruh dünyasında derin yaralar bırakılan bir tarih… Bu tarih yalnız darbe çığırtkanlığı yapıldığı gün değil her an hafızalardan silinmeyen kara bir gün lakin 28 Şubat tarihi geldiğinde ruh dünyamızda kabuk bağlayan yaraların acısı tekrar katmerleşerek karşımıza çıkıyor. Katmerleştiği içinde kalemim 28 Şubat mezalimini, berbat halini, beynim zonklayarak yazmaya başladı.
28 Şubat postmodern darbe ihaneti cuntacı zihniyetin bir eseridir. Bazı generallerin halkın hür iradesiyle seçilmiş olan hükümeti tehdit etme ve baskı altına alma operasyonudur. Cuntacı generallerin yanında olan kendini aydın zanneden bazı akademisyenler, yargı mensubu, medyanın çoğunluğu ve sivil toplum kuruluşlarından da bazı şakşakçılar olunca yaptıkları hareketi daha da haklı görmeye başlamışlar, yüzbinlerce aileye zulüm etmişlerdir.
Yargı, medya YÖK hür iradenin yanında olmak yerine cuntacı Generallerin ağzına bakıyor robot gibi söylenilenleri yapıyorlardı. Satılmış cuntacı Generaller de ABD’den aldığı emirleri harfiyen uyguluyorlardı. Tabii perde arkasında İsrail ve İngiltere’yi unutmamak gerek.
28 Şubat 1997 aziz milletin bağrına saplanan zehirli bir hançerdir. Bu zehirli hançerin acısı bin yıl sürer diyerek alçakça sırıtanlar ekranlarda boy gösteriyor muhafazakâr kesimle alay ediliyordu. Cuntacı zihniyet övülüyor, hür irade ayaklar altına alınıyor, seçimle işbaşına gelmiş bir hükümete utanmadan hakaretler ediliyordu.
Postmedern küresel güçlerin sistemli bir şekilde çalışarak ülkemiz üzerine kurguladığı bir savaş stratejisi olduğu unutulmamalıdır. Postmodern savaşının ana gayesi İslam’ın yükselişini hedef almaktı. Bunun içinde İslam’i değerlere sahip çıkan oluşum ve kuruluşları hedef alarak bu yükselişin önüne geçmekti. İslamiyet düşmanı küresel güçler kendi adına çalışan terör örgütlerini de kullanarak İslamiyet’le, terörü bir potada olduğu imajı vererek, İslam’ın güzelliklerini yok etmek böylelikle de 28 Şubat hareketiyle de bin yıllık bir planı uygulamaya koymaktı. Çok şükür hesapları tutmadı. Öyle ya! Din düşmanlarının bir hesabı varsa, dinin sahibi Allahü teâlânın da bir hesabı var.
Şair Sezai Karakoç ne güzel söylemiş;
“Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır “
Din düşmanları nasıl karar alırlarsa alsınlar. Nasıl oyun kurarlarsa kursunlar, nasıl içimizde ki; hainleri kullanırlarsa kullansınlar büyük karar Rabbimizin kararıdır.
28 Şubat Postmodern in karanlık halinden 22 yıl geçmesine rağmen akıllarda hiç bitmeyen bir nefreti hâlâ canlı bir şekilde duruyor. Faşist cuntacı zihniyetin eline fırsat geçse 28 Şubat’tan daha fazlasını necip milletimize reva göreceklerdir. 28 Şubat zulmü için bin yıl sürer diyenler, bu zihniyeti sırıtarak seyredenler sükûtu hayale uğradılar. Bin yıl sürmedi de, bin yıl unutulmayacak.
Unutulmayacak hür iradeye tahammülsüzlüğünüz, unutulmayacak ülkenin seçilmiş Başbakanına yaptığınız hakaretler, unutulmayacak kararttığınız istikballer, unutulmayacak akıttığınız gözyaşları, unutulmayacak İslam’a karşı saldırılarınız, daha neler neler hangisini sayayım.
Unutulmayanlar, kâbusunuz olacak…
Muhabbetlerimle…

İbrahim İnal
İbrahim İnalibrahiminal@kahramanmarasgazetesi.com.tr